Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 143: Tadı Nasıldır Acaba?


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigollum


Kung Lao'nun suratı adeta kaya kadar sert hale gelmişti. Derin bir nefes alan Kung Lao etrafındaki tüm kokuları beynine depolamaya başlamıştı.

Yanan tahta, kan, ter, rüzgarın kendisine gönderdiği taze karın kokusu, kaynak canavarların ağzından çıkan salya, kendisine çarpan güneşin kokusu...

Kokular beyninin her köşesine ilerlemişti ve koku hafızasına tek tek kazınmıştı. Artık bu civardaki hiç bir şey Kung Lao'nun dikkatinden çıkamazdı.

[Cennet Koklayan Burun] tekniğini oluşturduğunda istemiş olduğu her şey şuan tıkırında işliyordu. Havadan kendisine doğru alçalan bir akbabanın saldırısını çoktan fark etmişti bile Kung Lao, geriye ise sadece doğru anda kaçınması kalmıştı.

Kung Lao'nun elinde hiçbir yerden bir anda bir kılıç belirmişti. Beliren kılıç ise Döneyan'dan başkası değildi. Kung Lao'nun elinde beliren kılıç sanki herkesin kendisine bakmasını istiyor gibi ışıl ışıl bir görüntü almıştı. Bu uzun kılıcın kendisine geldiği andan beridir yapmış olduğu minik katliama bu gün bir katliam daha eklenecekti.

"Cebimden çıkta yardım et bana sensiz zor olacak bu."

Gungu bu sesten sonra kafasını Kung Lao'nun cebinden dışarıya doğru çıkardı.

En sonunda kendisini gösterip Kung Lao'nun omzuna çıktığında ise bütün kaynak canavarları acı ile feryat ettiler.

Kung Lao bunu duyduğu anda Gungu'nun anlatmadığı şeyleri anlamıştı. Gungu aslında sadece bir gecede tüm ormanın yaşam popülasyonunu neredeyse mahvetmişti!

Bu durum Kung Lao'nun elbette ki korkmasına neden oldu. Hatta bu öyle bir durumdu ki, Kung Lao artık istemsizce güldü.

Hemen ardından kendisine doğru dalışa geçen akbabanın saldırısını savuşturan Kung Lao kendisine doğru gelen bir başka saldırının da kendisine gelmesini savuşturarak önledi.

"Bedenin son derece dayanıklı üstelik artık kürkünde çıktı bana gelen darbeleri engellemek senin görevin! Sen kalkansın bende silah!"

Gungu nedensizce bu kelimelerle birlikte gaza geldi ve aslanın yapmış olduğu saldırıyı kuyruğu sayesinde daha Kung Lao'ya gelmeden engelledi. Hemen ardından Kung Lao son derece zarif bir dönüş yaptı, yapmış olduğu dönüş o kadar zarifti ki orada bulunan ve saklanmayı seçmiş olan tüm genç kızların yeni kahramanı olmayı başarmıştı. Erkeklerin ise yeni hedefi Kung Lao gibi olabilmekti.

Tabii ki Kung Lao bundan bihaberdi, dönüşünü yaptığı andan itibaren kılıcını savurmayı amaçlamış ve onuda son zerresine kadar güçle dolu bir şekilde savurmuştu.

Döneyan elbette ki uzun kılıç şeklindeydi ve son derece keskindi. Hatta kaynak canavarının o eşsiz kürkü bir saniye bile dayanamamış ve tıpkı bir bez parçasına benzer bir şekilde ortadan ikiye ayrılmıştı.

Bunu civarda gören insanların ağzı bir karış açık kalmış bir vaziyette izlemişlerdi. Hua Tung daha öncesinde kaba davrandığı adamın şuan yapmış olduğu şeyleri gördüğü anda bunları yaptığı için defalarca olduğu gibi tekrardan pişman olmuştu.

Kalabalık ise Kung Lao'nun bu ani hareketiyle birlikte gaza gelmişti ve kimisinin içinde bulunan ölüm korkusu bir anda ortadan kaybolmuştu.

"Yürü be!"

"Kim tutar lan seni!"

"Parçala onları şampiyon!"

Kung Lao'nun bu kesimiyle birlikte insanlar gaza gelmişti ve genci, yaşlısı, yaralısı, sağlıklısı tezahürat etmeye başlamıştı.

Hatta kimi korkudan saklanan insanlar bile bu tek seferde öldürmenin verdiğini gaz ile birlikte saklandıkları yerden çıkmış ve ellerindeki silahlara sarılarak, çatışmanın içine dalmışlardı.

Bu esnada Kung Lao'da boş durmamış ve kendisine doğru gelen bir başka saldırıyı da Gungu sayesinde engelleyip hemen ardından da saldırısını gerçekleştirmişti. Elbette kaynak canavarının kısmeti ikiye bölünmek olumuştu. Döneyan ise kendisine yapışan kan ile birlikte daha da parlak bir görünüm elde eder hale gelmişti.

Kung Lao'nun aklına hemen başka bir fikir gelmişti ve ikiye bölüdüğü canavarların hepsini istisnasız yüzüğünde depolamaya başladı.

"Bunlar sayesinde Gungu'nun yemek ihtiyacını karşılarım, paranın Gungu için gitmemesi ne güzel şey!"

Karşılarına gelen bir başka aslanıda tek seferde öldüren Kung Lao bir anda bir şarkı ile mırıldanmaya başlamıştı.

"Ne güzel şeysin sen hep rengin sapsarı"
"Gel yanıma sar beni!"
"Bu gün var yarın yoksun..."

İnsanlar bu şarkıyı az da olsa duyuyorlardı ancak elbette ki anlayışları farklı olmuştu. Onların duyduğu şarkı şu şekildeydi;

"Ne güzel şeysin sen hep rengin kırmızı"
"Gel yanıma sar beni"
"Neden gidiyorsun?"

Kendilerine gelen bu şarkıyı insanlar öncesinde mantra sanmış ardından da bunun bir şarkı olduğunu anlamış ve hep birlikte söylemeye başlamışlardı.

"NE GÜZEL ŞEYSİN SEN HEP RENGİN KIRMIZI"
"GEL YANIMA SAR BENİ"
"NEDEN GİDİYORSUN?"

Kung Lao şarkısının birazcık da olsa değiştirildiğini fark etmiş olsa da sesini çıkarmadı ve bu şarkının keyfini çıkardı. Bu sırada öldürmeye de devam etti ve kendisine büyük bir et yığını toplamıştı.

Gaza gelen insanlardan da yaralananlar olmaya devam ediyordu. Kung Lao bir miktar ikilem içinde kalsa da Gungu'nun pis boğazlığından ötürü et toplamasının daha iyi bir şey olduğunda karar kılmış ve öldürmeye devam etmişti.

Kung Lao'nun her biçtiği canavarla birlikte canavarların cesareti kırılmaya devam etmişti. Taaki sadece beş canavar kalana kadar bu şekilde de devam etti. Kung Lao tek hamlede hepsini biçip ortadan kaybolmalarını sağlamıştı.

İki canavar hızla kaçmaya başladı. Onlar için canları daha önemliydi, yaşarlarsa yemek bulacakları başka bir yeri her zaman bulabilirlerdi.

Kung Lao savaşmakla meşgul olduğu için bu konuda bir şey yapamamıştı. Geriye kalan iki kaynak canavarıda Kung Lao'ya doğru bakıyorlardı, gözlerini titrek bir vaziyette bakıyordu ve bacakları da yapıları el verdikçe titriyordu. Kung Lao'nun suratında ise bir tebessüm oluşmuştu. Yavaş adımlarla karşısındaki iki kaynak canavarına doğru ilerledi.

"Gelin, ben size saldırmadan siz bana saldırının ki onurlu bir ölüm sizi karşılasın!"

Kung Lao yürüyüşüne devam etti. Bununla birlikte kaynak canavarları da adım adım geriliyorlardı. Bu esnada aralarındaki mesafede kapanıyordu ve her adımla Kung Lao'nun sırıtışı daha da derinleşiyordu.

Aralarında en fazla 10 adımlık mesafe kalmıştı. Kung Lao daha fazla beklemesinin anlamı olmadığını düşündü ve hızla ileriye doğru atıldı.

Tamda bu sırada Kung Lao'nun bulunduğu alan titremeye başladı. Kung Lao daha ne olduğunu anlayamadan kaynak canavarlarıyla arasına devasa bir solucan geçmişti.

"Sadece kendisini gösterdiği yer 5 insan boyunda!" istemeden de olsa haykıran Kung Lao bir anda eli ve ayağının dolandığını hissetti.

Solucanın kafası olduğunu düşündüğü bir parçası doğruca Kung Lao'ya bakıyordu. Kung Lao istemeden de olsa yutkundu.

"Sanırım senin bile yiyemeyeceğin bir yaratığa bulaştın Gungu..."

Gungu, Kung Lao'nun sırtından yukarıya doğru baktı. Önce bir yutkundu ve "Fazla da büyükmüş abi..." diye mırıldandı. Ardından bir anda surat ifadesi değişti, bu değişim o kadar hızlıydı ki anlatması son derece zor bir düzeydeydi.

Gungu, Kung Lao'ya doğru döndüğünde suratında o kadar aç bir görüntü vardı ki Kung Lao ne olduğunu hemen anlamıştı. "Acaba tadı nasıl?" diye iştahlı bir şekilde sordu.

Kung Lao da sırıttı. Hemen ardından da Gungu'yu eline aldı ve hiç bekletmeden solucana doğru fırlattı. Gungu havada uçmaya başladığında da gülümsemesi kahkahaya dönüştü ve "Gitte ye bakalım, tadı nasılmış öğren!" diye bağırdı.

"SQUİİİCKK"

Gungu bir anda çığlığı basmış ardından da dili dışarıda bir şekilde uçuşun keyfini çıkarmıştı. Solucanın derisine ulaştığında ise önce dengesini kaybedip kaymış ardından da minik pençeleri ile sabit durmuştu.

İnsanların görmüş olduğu devasa solucan ile kimisi çoktan bayılmıştı. Kimisi "Yüce Boynuzlu Kaya Solucanı!!" diye bağırmıştı, kimisinin ise paçasından aşağıya idrarı salınıyordu.

"Çocuk öldü!" diye bağırdı birisi.
Diğeride onu tastikleyecek biçimde "Bu kaya solucanlarının gidemeyeceği bir yer yoktur kurtulmak için ya gökyüzünde uçmak yada buhar olup bir anda kaybolmak gereklidir aksi takdirde hedeflediği bir canlıyı gece gündüz dinlemeden kovalar ve öldürene kadar da bırakmaz!"

"Üstelik şifacıydı da çok yazık oldu çok..."

"Gebersin it! Paragözün tekiydi zaten! Hey madem öleceksin bana paramı geri ver!"

Kung Lao son söyleneni duyduğu anda suratında üç dalga titreme oluştu. Bacaklarından bile gözle görülür biçimde titreme görülebiliyordu. "Ben Kung Lao, size o kadar iyi niyetle davrandım ve size o kadar şifa sundum ve sen paranı geri mi istiyorsun! Neden ölmeyi düşünmüyorsun!"

Bu sırada devasa solucan bir anda normalden de hareketli hale geldi. Kimse ne olduğunu bile anlayamamıştı. Kung Lao ve Gungu dışında tabii ki...

Kung Lao planının işe yaradığını fark ettiği anda harekete geçti. [Sismik Adımlar] sayesinde gözlerden bir anda kayboldu. İnsanların bir kısmı gözlerini iki kez kaşımıştı bile.

Tekrar göründüğünde Kung Lao elinde bulunan uzun kılıcını son gücüyle savurmuştu.

"BOMM!"

Devasa bir gürültü ortalığı doldurdu. Kung Lao darbenin şiddetiyle bir anda bulunduğu yerden 100 adım geriye doğru fırladı.

Kollarında o kadar fazla basınç oluşmuştu ki titremelere daha fazla dayanamayan kollarında ufak çaplı çatlaklar ortaya çıkmıştı. Dufaklarının arasından önce bir damla kan sızmış hemen ardından da iki avuç dolusu kan onu takip etmişti.

"Bu nasıl bir deri!" diye mırıldandı Kung Lao.

Önüne çıkan rakibin bu kadar güçlü olacağını hiç ama hiç tahmin edememişti.

Daha kendisini anca toparlayabilmişti ki bir anda karanlık bir figür Kung Lao'ya doğru çarptı.

Kung Lao çarpmanın etkisiyle birlikte başka bir alana doğru savruldu. Kendisini durdurabilmek için yapabileceği en ufak bir şey dahi yoktu en sonunda bir kayanın yardımıyla durmayı başaran Kung Lao'nun ağzından ise neredeyse beş avuç kan fırlamıştı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr