"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Angoria - Angoria Bölüm 142: Gungu'nun Hikayesi


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigollum


Kung Lao tanıdık sesin kime ait olduğunu daha duyduğu anda biliyordu. Sesin sahibi elbette ki Gungu'dan başkası değildi.

"Sorun ne?" diye soramadan edemedi Kung Lao, Gungu'nun ilk kez bu kadar çaresiz bir şekilde kendisine seslenmiş olduğunu bildiğinden kesinlikle bir olay olmuştu.

"Abi, bu canavarlar beni gördü ve benim son derece eşsiz olduğumu düşündüler. Soyumuz falan baya azmış ondan sanırım, her neyse bana yemek verdiler ve bende çok mutlu oldum tabii..."

Kung Lao hemen araya girerek "Daha sonra ne oldu peki dayanamayıp tüm hepsini yediğini söyleme bana."

Gungu bunun üstüne sessiz kalmayı seçmişti. Hemen ardından da bir koruma hızla yaklaşan karanlık figürü işaret ederek " Hazırlıklı olun! İçlerinden bir tanesi önden geliyor!" diye bağırmıştı.

Kung Lao bu bağırmayla birlikte öne doğru ilerlemesi gerektiğini hissetti. Gelenin kim olduğunu çoktan biliyordu ve korumaların ona saldırmasını istemiyordu. Gungu'nun hasar almasından korkmuyordu elbette ki, içlerinden en güçlüsünün bile sadece temel kaynak aleminde olduğu korumaların zarar görmesinden korkuyordu.

"Durun!"

Bu söz üzerine herkes sesin gelmiş olduğu noktaya doğru gözlerini çevirdi. Hepsi halen hazır bir vaziyette bekliyordu. İçlerinden kimisi çoktan terlemeye başlamıştı, ağızlarından çıkan daha yoğun buharda bunu kanıtlar nitelikteydi.

"Neden duruyoruz? Bize doğru gelen kaynak canavarı daha hızlı öldürsün diye mi?!"

Bu söz kendisini korumaların lideri olarak gören kişiden çıkmıştı. Kung Lao ona doğru döndü ve "Hayır, durmanızı istiyorum çünkü buraya doğru gelen canavar benim evcil hayvanım. Ona zarar vermenizi istemiyorum."

Gungu bu sözleri duymuş ve bir miktar rahatsızlık hissetmişti. "Evcil hayvan mı?! Seni sahtekar hani kardeştik!"

"İnsanlara seni tanıtırken artık daha dikkatli olmalıyım. Sonuçta herkes bu ruh bağını bilmiyor. Çoğu kişi çoktan unuttu bile bu tekniği, ondan ötürü de idare edeceksin!"

Kung Lao'nun yapmış olduğu açıklamayla birlikte Gungu istemeden de olsa sustu. Askerler gelenin minik bir sincap olduğunu fark ettiklerinde bir miktar da olsa rahatlamıştılar. Ancak silahları halen daha ellerindeydi ve gözleri de Gungu'dan ayrılmıyordu.

Gungu geldiği anda Kung Lao'nun bacaklarından tırmanıp en sevdiği bölgeye doğru ilerledi, burası bebekken dahi kullandığı Kung Lao'nun omzundan başka bir yer değildi.

"Şimdi olan biten her şeyi en başından anlatmaya başla bakalım."

Gungu Kung Lao'dan aldığı talimatla birlikte derhal konuşmaya başlamıştı. "Senden ayrıldıktan sonra, avlanmak için ormanın içinde doşalmaya karar verdim. Nitekim son derece iyi de yapmışım ki enfes avlar bulup karnımı doyurdum." bu esnada Gungu karnını okşamayı da ihmal etmemişti.

Göbeğini okşayarak " Avlanmam sonucunda o kadar fazla ilerlemiştim ki, kendimi bir anda dört bir yanı taşlarla çevrili sulak bir arazide buldum. Orasını görmen lazım abi çok harikaydı, üstelik son derece de eşsiz bir suyu vardı..."

"Lafı geveleyip konuyu değiştirmede anlatmaya devam et!"

Kung Lao'nun bu sözleriyle birlikte Gungu'nun surat ifadesi kısacık bir süre çirleşti ardından da "Tamam abi tamam, neyse işte o bölgeye geldiğimde iki tane aslan beni karşıladı, ikisi de dişiydi ve hımm bir sincap olmamış olsam hemen ikisine de atlardım hani... Bu iki aslan yakut dişli aslanmış dişlerinin yeşil olmasından geliyormuş isimleri, bana son derece ilginç olduğumu ve burada ne aradığımı sordular ki, bende cevaplayı verdim."

"Onlara dedim ki, "Ben buraya avlanırken rastgele bir şekilde geldim. Burasının neresi olduğunu bilmiyorum bana yardımcı olun." Onlar sanırım çok hoşnut oldular ki bu durumdan gülerek yardımcı olabileceklerini söylediler ve bana karnımın aç olup olmadığını sordular eh... Bende aç dedim."

Kung Lao, Gungu'nun zaten çoktan böyle bir cevap verdiğini biliyordu. Ondan ötürü sadece gülümsedi ve devam etmesini bekledi.

"Bana gerçekten de başlangıçta çok iyi davrandılar, ancak daha sonrasında bir miktar suratlarını asmaya başladılar. Hatta bu durum ilerleyen zamanlarda kovma noktasına geldi. Çok kabalardı, bende iyi bir misafir olup fazla durmadan ayrıldım yanlarından. Yemek aramaya tekrar başladım. Karnımda acıkmıştı hani..."

Kung Lao hemen kovduklarını da anlamıştı. Gungu'nun devasa midesinden ötürü büyük ihtimalle yemekleri tükenme noktasına gelmişti.

"Ardından bir kaç küçük canlı avladım ve yedim. Şey etleri çok güzeldi ve birazcık da olsa bu aslanlara benziyordu ancak çok azdı benzerlikleri..."

Bu esnada Kung Lao'da gözünü ön tarafa doğru dikmişti. Gelen fırtınanın farkındaydı ve gelenin kaynak canavarları olduğunun farkındaydı.

"Ardından avlanmaya devam ettim. Biliyorsun abi ben çok az yemek yiyen bir sincabım ve kendimi nasıl tutacağımı da çok iyi bilirim. Ancak nasıl olduysa birden tüm orman sessizleşti ve bir altmış nefes süresi sonrasında da tüm orman çığlıklar içinde kaldı. O zaman çok korktum bende geri dönmeye karar verdim. Ancak ben geri dönerken birden hepsi üstüme doğru çullandı ve beni öldürmeye bile kalktılar. Tabii Ben Gungu'nun çok üstün bir kürkü ve çok üstün bir derisi olduğu için saldırıları beni fazla etkilemedi..."

"Ancak çok korktum ve en sonunda senden yardım istemem gerektiğine karar verdim abi..."

Kung Lao tüm hikayeyi dinledikten sonra sadece kafasını salladı. Cidden de Gungu'nun muazzam iştahı kendisine bela açmıştı. Ancak bir anda kafasına parlak bir fikir geldi ve Kung Lao bu fikri uygulaması gerektiğini hissetti. Fikri düşünürken istemeden de olsa suratında masum bir tebessüm oluşmuştu. Bunun gören ve ardından neler yaptığını bilen Hua Tung ise istemeden de olsa ürperdi.

"Evcil hayvanımın dediğine göre onların göre bölgelerine girmişiz. Bundan ötürü de bize saldırıyorlar. Nöbetçiler hazırlıklı olun!"

Bunu dediği anda insanlar, Kung Lao'ya doğru baktı. İçlerinden birisi çıktı ve "Söylesene bana o hayvan nasıl oluyorda konuşabiliyor? Ben neden duymadım konuştuğunu?!" diye bağırarak sordu.

Kung Lao ise kendisinden emin bir şekilde " Gördüğün canlı normal bir hayvan değil halen fark edemedin değil mi?"

"Kaynak canavarları son derece zeki canlılardır. Kendi aralarında konuşabilirler hatta senden bile daha zeki olabilirler, ancak elbette ki biz onların dilinden çoğu zaman anlamayız. Bu yüzden de düşünemez zannederiz... Ancak ben Gungu'mun dilinden anlıyorum ve bu sayede de size uyarı verebiliyorum. Bu şansı iyi kullanmamız gerekli!"

Kung Lao'nun vermiş olduğu cevapla birlikte insanların kafasında ekilmiş olan kuşku tohumu da erimiş oldu. Bu esnada da kaynak canavarları yaklaşmaya başlamıştı. Kung Lao ise sadece gülümsedi ve tekrar bağırdı.

"Ölmediğiniz ve kolunuz bacağınız kopmadığı sürece rahat olun sizi ne gerekiyorsa gereksin turp gibi yapacağım, elbette ki çok cüzi bir miktara." bunu söylediği anda insanların bir kısmına güven gelmişti, diğer yarısı ise cüzi miktarın ne kadar absürd olduğunu bildiğinden sesini çıkarmadan sadece dinlemişti.

"Abi! Geldiler geldiler!" diyerek Gungu paniklemiş ve hemen ardından da kendisini Kung Lao'nun cebine doğru atmıştı. Güvende olacağını bildiği bir diğer kısımda buydu. Kaynak canavarları geldiği anda bir iki nefes süresince durmuş ardından da devasa çığlıklar ile birlikte dört bir taraftan saldırmaya başlamışlardı. Kung Lao bu kadar hızlı olabileceklerini düşünmemişti bile, üç yakut dişli aslan hemen bir korumanın üstüne atlamış boynunu ve diğer uzuvlarını kopartarak çoktan birisinin ölmesine neden olmuştu. Kung Lao kendisinden uçup giden elli beyaz kaynak altınını fark ettiğinde neredeyse düşüp bayılacak gibi olmuştu.

Kanın gövdesinden çekildiğini ve dışarıya nehir gibi aktığını bile hissetmişti. Elli beyaz kaynak altını çok az bir para değildi sonuçta!

Bu sırada korumalarda ilk zaferini kazanmıştı. Arkasından vurdukları halatlı bir okla devasa kuşu çekmişler ve hemen ardından da boğazını kesmişlerdi. Ancak bunu yaptıkları andan hemen sonrasında iki kişi yer sallayan buffalonun tireşimli boynuzları tarafından vurulmuş ve kan revan içinde kalmıştı.

Kung Lao kendisine gelen bir sarı kaynak altınını gördüğünde morali birazcık da olsa yerine gelmişti ve hemen harekete geçmişti. Doğruca yaralılara doğru koşan Kung Lao hızla yaralıları enselerinden kavradı ve kavganın olmadığı güvenli bir bölgeye götürdü.

"Tamam tamam öncelikle korkmanıza gerek kalmadı önce yaralarınızı tedavi edip ağrınızı azaltıcam ardından da sizin dinlenmenizi sağlayacağım. Sahi yüzüklerinizden önce elli beyaz kaynak altınınızı çıkartın da kendi motivasyonumu tamamlayıp sizin tedavinizi daha iyi bir şekilde yapabileyim."

Adamların mecali dahi kalmamıştı, yüzüklerinden hemen çıkardılar bu sırada da Kung Lao tedavi için hazırlıklara başladı, ustasının vermiş olduğu kitaplar sayesinde bilmediği neredeyse hiç bir şey yoktu ve Kung Lao bundan ötürü çok hızlıydı. Hatta o kadar hızlıydı ki tedavilerini yaparken almış olduğu parayı kendisi ve iki yaralıdan başka kimse görmemişti.

Tedavilerini bitirdiği anda hemen bulunduğu alana geri döndü ve yaralıları tekrardan aramaya koyuldu. Bu seferde beş kişi yaralanmıştı ve bunu Kung Lao neşeyle karşılamıştı. Beş kişiyide insan üstü bir hızla taşımış ve yine insan üstü bir hızla paralarını alıp tedavilerini yapmıştı. Mümkün mertebe insanların ölmemesini sağlıyordu ki para kazanabilsin.

Mevcut tüm yaralıları tedavi ettiğinde çoktan elinde 10 sarı kaynak altını oluşmuştu bile...

Canavarların sayısı azalmıştı ancak insanların da sayısı hayli azalmıştı. Kung Lao bunu bilse insan tarafından verilen minimum can sayesinde dengeler eşit olmaktan bir tırnak kadar uzaktı.

Kung Lao birisini tedavi etmeye devam ederken bir anda kendisine doğru gelen "Dikkat et!" çığlığını duymuştu, tam kafasını çeviriyordu ki devasa bir şahinin Zeng Log tarafından saldırısının durdurulduğunu fark etti. Zeng Log'un sağ omzunda açılan derin bir yarıkla birlikte çığlık atarak yere düşmesi bir olmuştu.

Kung Lao'nun görmüş olduğu bu manzara ile birlikte karşısında bulunan minneti daha da fazla olmuş ve karşısındaki çocuğa karşı kalbinde devasa bir sevgi boy göstermişti. Hızla Zeng Log'un yanına doğru gitti ve yarılmış olan omzunu tedavi etmeye ve dikmeye başladı. Kanayan vücudu içinde kan donduran haplardan vermeyi ihmal etmedi.

"Neredeyse ölüyordun! Bir daha böyle aptalca hareketlerde bulunmamanı öneririm."

" Eh şifacının isteği buysa..."

İkili aynı anda ufak bir tebessüm gösterdi ve hemen ardından Kung Lao kemik kadar sert bir surat ifadesine büründü. Dövüşme sırası çoktan ona gelmişti...

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr