Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 140: Kötü Kokan Bir Oda


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigollum


Kung Lao, sırtında Zeng Log ile birlikte kervanın bulunmuş olduğu alana doğru ilerlemeye devam etti. Bu esnada da arkasında halen düşünen bir Hua Tung onu takip etmişti.

Kung Lao'nun paçavra kıyafetlerini giyen Hua Tung arkasında bıraktığı yoldaşlarını bir an için bile olsa düşünmedi. Onun için arkadaşları bir aracıdan başkası değildi ve şuan için bu önünde bulunan Kung Lao ona daha fazla yarar sağlamaktaydı.

"Bir miktar saygı gösterdimmi, iplerin onun elinde olduğunu düşürdürürüm ve daha sonrasında da ondan intikamımı alırım." diye düşünüyordu.

Bu esnada Kung Lao ise cebine ne kadar paranın girdiğini düşünüyordu. Kafasındaki hesaplamalara göre en azından bir sarı kaynak altınının cebinde olması gerekiyordu. Bu esnada ise bir yandan da hemen yüzüğünde bulunan dikeni düşündü ve onunda ne kadar para edeceğini merak etmişti.

"Kervana gittiğimde ilk işim bunun fiyatını sormak olacak. Kervan içinde bulunan tüccarlar illaki bana bunun hakkında bilgi verecektir." diye düşündü.

Sırtında bulunan ve kendisi için dayak yiyen çocuğun mırıltılarıyla kendisine gelmeye başladığını fark etti. Bu iyi bir şeydi ve bundan ötürü Kung Lao'da sevinmişti.

Kervanın önüne doğru yaklaştıkça insan sayısı artıyordu. İnsanlar bir deste kadar farklı kamp ateşinin etrafına doluşmuş ve şarkılar söyleyip hikayeler anlatarak yatma vakti gelene kadar zamanlarını öldürüp duruyordu.

Bu elbetteki klasikti. Kervan denen illet şey evet, gerekliydi ancak bir o kadar da gereksizdi. Gerekliydi çünkü birlikten güç dolardı; gereksizdi çünkü aynı zamanda tanımadığın bir çok insan bir aradaydı ve dikkatsiz olursan bir anda soyulma riskin bir o kadar da fazlaydı.

İnsanlarda kendilerini korumak adına uykusuzluktan bayılana kadar içer, şarkı söyler ve hikayeler anlatırdı. Hepsi biliyordu ki bunu yaparlarsa bir nebze de olsa güvende sayılırlardı.

Kervan muhafızları bir anda irkildi, ileriden gelen ayak sesleriyle birlikte kendilerini savunma pozisyonuna soktular.

"Karanlıkta gizlenen kimdir!" diye bağırdı içlerinden birisi, Kung Lao'da kendisine gelen bu soru üstüne "Yaralı birisini taşıyan bir insan..." diye bıkkın bir sesle karşılık verdi.

Kervan muhafızları önce tedirgin olmuştu. Ardından kafalarını kervan başına çevirdiler, kervan başı bir süre sessiz kaldı ve daha sonrasında ise kafasını sallayarak onayını verdi.

"Sen ve yaralı olan bize doğru gelsin. Elinizdeki silahları görebileceğimiz bir noktaya doğru kaldırmış olun. Tek bir yanlış harekette sizi yok edeceğimizi unutmayın!"

Bir başka kervan muhafızının sözleri üstüne Kung Lao kafasını salladı ve elinde bulunan iğneyi yukarıya kaldırdı. Ardından da ilerlemeye başladı, " Saldırganların elinde bulduğum bu iğneden başka bir silahım yok! Buyrun sizde bakın." diyerek haberinide vermiş oldu.

Bu esnada bir kız da bu sesleri dinlemiş ve gözleri bir köpek yavrusunun gözleriyle yarışacak şekilde genişlemiş bir vaziyette olanları izlemeye başlamıştı. Kafasından da kendi dikeni olabileceği ile ilgili hayaller kurmuş ve gelen kişinin ona geri vereceğini düşünüp durmuştu.

Kung Lao adımını atmış ve kendisini ateşle birlikte görünür hale getirmişti. Bu sayede önündeki insanlar kendisini görür hale gelmiş ve karşılarında sadece küçük bir çocuğun olduğunu fark ettiklerinde de gülümsemişlerdi. Bir tehlikenin olmaması her zaman iyiydi...

"Sırtımda bulunan çocuğun kolu son derece kötü durumda bir şifacınız varsa bakmasını isterim. Yarasını diktim ve aynı zamanda kendisine ağrısını dindirecek bir merhem de sürdüm kontrolünü yapması iyi olacaktır ama!"

Bunu söylemesiyle birlikte herkesin gözü dikkatle açıldı. Şifadan anlayan bir insanı bulmak son derece zordu. Üstelik şuan sadece bir çocuktu ve bu daha da zordu. Nice yetişkin insanlar bile Şifadan anlamazdı. Daha şifa kelimesini duyduğu anda bile elleri titreyenler vardı.

"Bir şifacı mı?! Bu nasıl olabilir biz küçük bir kervanız ülkenin batısından geliyoruz. Şifacı kiralayabilmek için en azından on beş Sarı kaynak altınına ihtiyacımız var ve bizim paramızda o kadar fazla yok."

Kung Lao bunun üzerine derin bir düşünceye kapıldı. Daha sonrasında kafasında şimşekler birbiriyle dama oynadı ve beyaz olan kısım kazandı. Bunu anlatması çok güçtü ancak hemen ardından da Kung Lao'nun suratında masumane bir gülüş ortaya çıktı.

"Ben size şifacı olarak yardımcı olurum. Tamam halen daha bir çırak olarak sayılırım ancak az çok da anlarım. Ölmezsiniz emin olabilirsiniz, üstelik çok da ucuza çalışırım. Bu sayede ikimizinde ihtiyacı giderilmiş olur."

Bunu duyan kervan liderinin bakışları derinlemesine değişti, daha öncesinde önemsiz bir çocuk karşısında dikiliyordu, şimdi ise bir anda onunla iş konuşmaya başlamıştı. Suratında bir anda nereden çıktığı belli olmayan bir ciddiyet belirdi. Dudaklarını yaladı ve " Ne kadar istiyorsun?" diye de sordu.

Kung Lao'nun bu soru üstüne elbetteki hemen cevabı hazırdı. Daha fiyatı duyar duymaz kafasında hesap yapmıştı. "Ah çok değil, söylediğim gibi ben bir çırağım daha ve o kadar para elbette ki alamam. Bundan ötürü de sizden sadece? Beş Sarı kaynak altını isteyeceğim. Sizin içinde uygunsa hemen işe de başlayabilirim, çok ölümcül yaralarda eğer üstesinden gelirsem kişi başı elli beyaz kaynak altını almayı da unutmam şimdiden söyleyeyim."

Bu teklifi duyan kervan liderinin bir anda gözleri açıldı. Bu son derece uygun bir teklifti, krallığın baş kentine gittikçe nüfus artardı ve kendi kervanına katılan kişi sayısıda artmış olurdu, aynı zamanda nüfusun artmasıyla birlikte haydut tehlikesi de artardı. Bu çocuğa beş sarı kaynak altını vermek son derece karlıydı üstüne üstlük son vermiş olduğu maddeylede kendisi için başka para çıkmamış oluyordu. Böylesine cazip bir teklifi nasıl olurdu da kabul etmezdi ki!

Ancak elbette ki kervan lideri yoğurdu üfleyerek yiyen bir tipti ve kendisine bir kanıt bulmadan da bir iş vermeyi düşünmüyordu.

" Elbette seni işe almak isterim ancak bu öyle kolay bir şey değil. Senin halen daha bir çırak olduğuna inanmış değilim beni inandırmak için bir şey yapman gerekli..."

Kung Lao bunu diyeceğini biliyordu zaten hemen atılmadı ve bir süre düşünmüş numarası yaptı. Bu esnada da kazanacağı parayı düşündü. Hemen ardından da gülümsedi, gülümsemesi kendisini hiç tanımayan birisi için son derece masumaneydi. Ancak arkasından yetişmiş olan Hua Tung bu gülümsemeyi gördüğü anda irkildi, kafasına bir not düşmüştü bile kesinlikle bu gülümsemeyi gördüğü anda kaçmalıydı.

Oda öyle yaptı hemen kampın en ucuna doğru hızla ilerledi.

" Benden bir şey yapmamı istiyorsunuz peki o halde yapacağım. Kervan lideri ta buradan anlıyorum ki sizin büyük tuvaletinizi yaparken zorlanma gibi bir probleminiz var kan akıyor sanırım birde değil mi?"

Kervan lideri bir anda ne diyeceğini bilemedi. Ağzı bir karış açılmıştı, buda sineklere davetiye açmış gibiydi ağzına dolan iki üç sinek salyasında bozulmuştu bile " Sen bunu nasıl anladın?!" diye sormadan edemedi, bu sırada yanındaki korumalarda gülmemek için kendilerini zor tutmuştu. Bu günden sonra bu kervan lideri akıllarında götü yarık olarak adlandırılacaktı.

" Öncelikle ne kadar saklamaya çalışırsanız çalışın sizden büyük bir dışkı ve kan kokusu yükseliyor, ayrıca parfümünüz de çok adi ve buda kokuyu daha da yoğunlaştırıyor. Ayrıca bacak aranızın açık olmasından hafif ve neredeyse silikleşmiş kan lekesini görebiliyorum. Kan kolay kolay çıkan bir şey değildir maalesef..."

Bunun üstüne adam sesini çıkaramadı ve sessizliği ile birlikte bunu kabul etti. Bir iki nefes sürelik suskunluktan sonrasında da kafasını salladı ve "Peki nasıl iyileştireceksin?" diye sordu.

Kung Lao anlar gibi kafasını salladı, [Cennet Koklayan Burun] sayesinde adamın hastalığını teşhis etmişti ancak nasıl iyileştireceğini elbette bilmiyordu. Pek de ilgisi olmamıştı bu duruma doğrusu ancak nereden bilebilirdi ki bu durumun ona yarar sağlayacağını! "Öncelikle bana özel bir alanın sağlanması ve ilaç yapmam için müsade edilmesi gerekli. Daha sonrasında ilacı yapacağım ve sana vereceğim dediğim gibi uygulayacak ve zamanla iyileşeceksin bu arada da bana iki buçuk Sarı kaynak altını vereceksin ve iyileşmeye başlarsan da geri kalan yarısı dahil toplam üç Sarı kaynak altını daha vereceksin anlaşma konusunda anlaştık mı?"

Adam gelen teklifle birlikte neredeyse yıldırım çarpmış gibi titredi. Sakalından bir iki tüy kendi kendine dans bile etmişti. "Bu çocuğun ticari zekasından korkulur" diye düşünmeden edemedi.

Ancak elden ne gelirdi ki sadece bir bakışta kendi hastalığını fark etmiş olan birisi kesinlikle bir şifacı çırağı olmalıydı değil mi? Hatta belki de kalfaydı...

Kafasını salladı ve bıyığı ile oynadı "Tamam kabul şimdi sana özel bir alan ayarlayacaklar ve sana sabaha kadar süre vereceğiz hemen ardından da ilacı deneyeceğim. Ancak hiç bir etki göstermezse senden beş Sarı kaynak altını alacağım sonuçta sen bir şifacı çırağısın değil mi? Sende para yoksa kimsede yoktur. Ustan kesin para vermiştir sana!"

Bu sözler üstüne Kung Lao kafasını sallamak la yetindi. Bu onun için son derece uygundu, bu sayede hem para kazanacak hemde güvenli bir alanda bekleyebilecekti.

"O halde benim özel alanıma yolu gösterin lütfen."

Bu sözlerin üstüne adam gülümsedi ve "Chu Feng git ona benim yerimi göster." diye talimat verdi. Daha sonrasında ise gözlerini Kung Lao'ya dikti ve "Unutma sabaha kadar vaktin var." diye de tembihlemeyi unutmadı. Kung Lao adamın suratındaki aşağılayıcı gülümsemeye karşılık kendi masumane gülümsemesini gösterdi ve "Oh kıçınız daha önce olmadığı kadar mutlu hissedecek emin olabilirsiniz..." dedi ve daha sonrasında da korumanın peşine takıldı.

Koruma onu kervan liderinin mekanına götürdüğünde Kung Lao burnunu tıkamamak için zor tutuyordu ortalık dışkı ile birlikte kan kokusundan ötürü o kadar kötüydü ki neredeyse kusmak üzereydi. Bu minik mekan içine asılmış olan ıslak kıyafetlerde bu kokuyu daha da ağır yapmakla yetinmişti. Mekanda hiç pencerenin olmaması da ona kötü bir şans tanımıştı. Şimdi ya bu kokuya alışacaktı yada bayılacaktı...

Kung Lao parmaklarını gerdirdi ve kendisine uygun bir cezve aradı. Bulduktan sonra da derhal kitaplarını açtı ve okumaya başladı...

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr