"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Angoria - Angoria Bölüm 133: Sıvışma


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Kung Lao çocuğa baktığında yapacağı şeyi çoktan biliyordu. Ancak bunun için bir malzemesi var mı onu hiç bilmiyordu…

‘’Gungu etrafı ara çabuk temiz bir bez parçası bul bana!’’ diye çıkıştı. Kung Lao’nun bu söylediklerinden sonra Gungu hemen kafasını salladı ve oda içerisinde bez aramaya koyuldu.

‘’Ne kadar zamandır böylesin sen!’’ diye bağıran Kung Lao, aynı zamanda hızlıca önündeki çocuğun kaynak damarlarını mühürledi ve onlara zarar vermenin önünü kesti. Ardından da derhal kendisine lazım olacağını düşündüğü ustasının bırakmış olduğu kitaplardan birisini çıkardı ve kan donduran hapın yapılışını aramaya koyuldu.

Bu esnada Gungu çoktan iki tane bez parçası bulmuştu. Kung Lao hızlıca iki bez parçasını da aldı ve bıçağın bulunduğu yaranın etrafını bezle sardı, bu esna da Gungu’ya da ‘’Bana bir iplik ve aynı zamanda iğne bul Gungu. İğne dediğim şey tıpkı bıçağa benzeyen ancak çok çok daha küçük olan sap kısmı boş bulunan bir metal parçası!’’ dedi ve daha sonrasında kitaba bakmaya devam etti. Bu sırada çocuğa bakmaya da devam etti, çocuğun solgun suratını gördüğünde ise nedensizce panikledi.

‘’Nerede kaldın Gungu! Çabuk ol!’’

Kendisi de tarifi aramayı bitirdi ve sonunda buldu, koktuğunun aksine son derece basit bir tarifti. İstediği şeyler netti; Kızıl çam ağacının yapraklarından bir tutam, geveze dikeninden üç parça diken, akçaağaç ağacının kurutulmuş kökünden bir parça ve son olarak da insan kanından üç damla…

Kung Lao hızlıca yüzüğünü araştırmaya başladı. Gungu’da en sonunda bir parça iplik ve iğne getirmeyi başarmıştı. Bu sırada Kung Lao ise kendisine uygun malzemeleri aramaya koyuldu. Çok kısa bir sürede olmuştu bu, hatta o kadar kısaydı ki anlatması bile zordu, Kung Lao malzemeleri bulduğu anda hemen kafasını çevirdi ve malzemeleri kaynatabileceği ve hap haline getirebileceği bir cezve arayışına girmişti bile.

‘’Bana cezve bulmamda yardım et Gungu, bir de bak bakalım etrafta ateş yakabileceğimiz bir yer var mı!’’

Gungu hemen kafasını salladı ve denilenleri yapmaya gitti, bu esnada ise Kung Lao çocuğun karnında bulunan bıçakları çıkarmak için hareketlenmişti.

‘’Şimdi bana bak, bu yaptığım şeyler canını çok ama çok acıtacak ancak şanslıysan yaşayacaksın anladın mı?’’

Çocuğun cevabını bile önemsememişti Kung Lao, hemen elini bıçaklardan birisine doğru tuttu ve içinden üçe kadar saydı, ardından ise hızlıca çekip çıkardı.

‘’AHHHH!!’’

‘’Dedim lan sana acıyacak diye hıyar!’’

Kung Lao’nun bu ani çıkışıyla birlikte çocuk kafasını salladı. Acı en sonunda kendisine gelmesine yardımcı olmuştu. Kung Lao bir kez daha kafasını salladı ve ‘’Hey iyisin iyi, şimdi bak üçe kadar sayacağım ve ardından da diğer bıçağı karnından çekeceğim. Kendini hazırlasan iyi edersin…’’

‘’Bir!’’

‘’İki!’’

‘’Üç!’’

Kung Lao bıçağı tutup anında çıkarmıştı. Çıkardığı gibi de çocuk ‘’AHHHH!’’ diye uzun bir çığlık koy vermişti. Kung Lao çok iyi biliyordu ki bu bıçakları çıkartarak sadece kanamayı hızlandırmıştı. Ancak bunları yapmadan da asla çocuğu tedavi edemezdi, ‘’Şimdi kendini rahatlatmaya çalış ve aynı zamanda şu bezi yaralarına bastır! Kanaman daha da çoğalmasın!’’ dedi.

Çocuk kendisine verilen bezi yakaladığı gibi hızlıca yaralarına bastırdı, içinde ki yaşama arzusu o kadar kuvvetliydi ki bu halde bile kendini kontrol edebiliyordu.

‘’Gungu! Durum ne bulabildin mi?!’’

Gungu halen daha aramayı sürdürüyordu, panikle bir oraya bir buraya bakıyordu ancak nereye bakarsa baksın bir türlü cezveyi bulamamıştı. En sonunda vaz geçti ve ‘’Hayır bulamadım…’’ dedi.

Kung Lao kafasını salladı ve hemen başka bir yol düşünmeye başladı bu sırada ise ‘’Peki ateş için gerekli ortam var mı? Bunu kontrol ettin mi?’’ diye sormayı da ihmal etmedi.

Gungu hızlıca kafasını salladı ve ‘’Bir ocak buldum ancak bunun dışında hiçbir şey yok!’’ dedi.

Kung Lao kafasını salladı, hemen ardından da ayağa kalktı. [Sismik Adımlar] sayesinde hemen Gungu’nun bulunduğu yere doğru ilerledi, ardından da gözüne kestirdiği nesnelere baktı. Hızlıca kafasını salladı ve Difam Bafya bitkisini fark etti. Kafasını hızlıca kullandı ve Difam Bayfa bitkisinin yapraklarından iki yaprağı hızlıca kopardı.

Temiz bir kopartış yapmıştı. Bu beyaz damarlı bitkinin yaprakları son derece genişti ve Kung Lao bunları kullanma niyetindeydi. Hemen yüzüğünü tokatladı ve kendisine birkaç parça çalı ve çakmak taşını çıkardı, yanına ise yanması için birkaç kuru dal eklemeyi unutmamıştı.

‘’Eğer işe yararsa bu çocuk yaşamış olacak yaramazsa çocuk ölecek…’’ diye mırıldandı Kung Lao.

Yaprağın içini hemen birkaç yudumluk suyla doldurdu ve daha sonrasında ise yakmış olduğu ocağın üstüne yerleştirdi, içine gerekli olan malzemeleri de koydu ve daha sonrasında ise hızlıca karıştırmaya başladı.

Kökü ezmesi gerektiğini son anda fark eden Kung Lao hemen kökü yaprağın içinden çıkardı ve ezdi bu sırada diğer yapraklarda çoktan erimeye yüz tutmuştu. Tüm hazırlıklar bittiğinde Kung Lao kendisini süper dahi gibi hissediyordu, yeni ortaya çıkmış olan karışıma baktı ve hiç düşünmeden parmağını kesti, kanının bu yeni karışıma karışmasını izledi, daha sonrasında ise hemen yaprağı ateşten aldı ve düz bir zeminde hap olarak yoğurmaya başladı.

Bu işlemi Kung Lao neredeyse hiç yapmadığı için elbette ki zordu, bu işlemi ne kadar iyi yaparsanız hapın kalitesi de bir o kadar kaliteli olacağından Kung Lao aynı zamanda özende gösteriyordu.

Sadece bir tütsü süresinin yarısı kadar geçen zamanın sonunda Kung Lao’nun kan donduran hapı hazırdı ve kullanıma uygundu. Hemen Kung Lao yaralı çocuğun yanına doğru ilerledi ‘’Ağzını aç ve şu hapı hemen yut!’’ diye çocuğa talimatını da verdikten sonra hapı ağzına zorla tıktı ve yumuşak hapın ağzında dağılmasını izledi, ardından da yanı başında bulunan iğne ve ipliğe bakarak gülümsedi.

İğne ile ipliği hızlıca birbirine geçiren Kung Lao ‘’Buda canını baya yakacak ama senin sağlığına da etkisi son derece büyük olacak.’’ dedi ve daha sonrasında hiç uyarma falan yapmadan kıyafeti yırttı ve kanaması azalmış olan yaranın iki ucundan tutarak kendince dikmeye koyuldu.

İğne her seferinde bir derinin içinden geçiyor diğer deriye doğru ilerliyordu. Tıpkı bir kumaş dikmeye benzeten Kung Lao bunu son derece hoş bile bulmuştu. Kısacık sürede iki yarayı da dikmeyi bitirdiğinde çoktan çocuk acıdan bayılmıştı.

Kung Lao kanaması da durmuş olan çocuğa baktı ve daha sonrasında ise ayağa kalktı, yaralı birisine en iyi gelecek şeyin bir kase sıcak yemek olduğunu çok önceden biliyordu. Yemek olarak ne yapacağını da çok iyi biliyordu. Kombula Ejderinin bir parçasından yapacağı çorba son derece güzel bir yemek olacaktı…

Yemeği yapması fazla sürmedi, sıcacık çorba en sonunda piştiğinde Kung Lao hemen çocuğun yanına yürüdü ve çocuğu uyandırdı. Ardından da sıcacık çorbayı göstererek ‘’İç!’’ dedi.

Çocuğun hasta olduğunu elbette ki o an unutmuştu, daha sonrasında alnını tokatlayan Kung Lao elindeki kaşığı çocuğa göstererek ‘’Ağzını aç.’’ dedi.

Çocuğun ilk yudumu tereddütle içmesinden sonra afiyetle yemesi de gözle görülür bir şeydi, her yudumda daha da hızlı yedi ve kendisini daha da iyi hissetti, bu sırada Kung Lao’da yapmış olduğu kaynak mührünü bozdu, bu sayede daha hızlı iyileşmeye başlamıştı bile… Tüm yemek bittiğinde ise Kung Lao gülümsedi ve ‘’Evet… Şimdi de bakalım burası neresi.’’ diye sordu.

Çocuktan öncesinde ses çıkmamış olsa da minnettar olmaması içten değildi, ‘’Kardeşim burası Longbu ormanı denilen bir orman…’’

‘’Bu bina anneannemin yaşadığı eski bina, bu bina içerisine anneannemin sonradan bulduğu bir mekanizma var, anneannem ilk bulduğunda son derece şaşırmış olsa da kendisi buna ‘’Sıvıştırıcı’’ ismini vermişti. Ne zaman kötü bir şey olsa hemen bunun sayesinde ortadan kaybolurdu. ‘’

‘’Ah neredeyse unutuyordum benim ismim Tian Bing, Kung kardeş beni kurtardığın için sana müteşekkirim! Önce o çocuklardan şimdide bu bıçaklardan…’’

Kung Lao kafasını salladı ve daha sonrasında ‘’Bu Longbu ormanı nereye bağlı? Sanki burası daha önce hiç görmediğim bir yermiş gibi hissettiriyor… Birde benim adım Kung Lao, daha önceki ismi sadece tanınmasın diye uydurmuştum.’’

Çocuk sadece kafasını salladı, kurtarıcısının isminin Lao olduğunu öğrenmek onu daha iyi hissettirmişti. ‘’Burası üç dalga krallığında bulunan bir orman değil burası o yüzden tanımaman çok normal, burası Eşsiz Kanat İmparatorluğundan bir orman.’’

Kung Lao bunu duyduğu anda ağzının bir karış açık kaldığını hissetti ‘’Eşsiz Kanat İmparatorluğu mu?’’ diye mırıldandı. Hemen ardından da ‘’Ama burası ile Üç Dalga Krallığı arasında ki farkın ne kadar olduğunu biliyor musun! Bu devasa lan!’’ diye bağırdı.

Önünde bulunan Tian Bing kafasını salladı ve ‘’Evet biliyorum ama bu harika değil mi? Bir bakmışsın Üç Dalga Krallığındasın bir bakmışsın Eşsiz Kanat İmparatorluğunda seni aramak isteyen kişilerin ne yapacağını düşünsene bir, mükemmel değil mi?’’

Kung Lao içten içe bu sistemi beğenmişti, ‘’İtiraf etmem gerekli ki gerçekten de bu eşsiz bir sistem. Ah neredeyse aklımda çıkıp gidiyor senin anneannen nerede peki?’’

Bu soruyla birlikte Tian Bing kafasını yere doğru indirdi. ‘’O çoktan öldü…’’ diye mırıldandı. ‘’O zaman sana ve diğerlerine yalan söylemem gerekliydi kardeş Lao başka türlü kendimi haklı göstermemin imkanı yoktu…’’ diye mırıldanmasını da devam ettirdi.

Kung Lao sadece kafasını salladı, önemsiz olduğunu belli eden bir ifade takındı ve daha sonrasında ise ‘’Şimdi biraz dinlen’’ dedi. Kendisinin düşünmesi gerek birçok şey vardı.


 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1107

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16573 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22353 Bölüm Sayısı


creator
manga tr