"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Angoria - Angoria Bölüm 132: Kapalı Kapının İçindeki Sır


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Kung Lao, kaçan çocuğun arkasında bırakmış olduğu boş alana doğru baktı, suratında büyük bir hayal kırıklığı vardı. ‘’Bir insan nasıl olurda anlaşmasını bitirmeden kaçar?’’ kafasını sallayarak burnunu okşadı.

‘’Kaçabildiğin kadar kaç bakalım… Nede olsa burnumla seni takip edebiliyorum değil mi?’’

Gerçekten de Kung Lao’nun burnu son derece gelişmişti. O kadar ki havada kaybolmaya yüz tutmuş çocuğun kokusunu bile almaya başlamıştı. İstemeden de olsa kıkırdadı, Gungu’da bu esnada yeni yeni çıkmaya başlamış kürkünü kaşıyordu, her çıkan kıl onda son derece büyük bir kaşıntı ortaya çıkarıyordu.

‘’Tadına bakmak istemez misin?’’ diye Kung Lao ona sordu.

Gungu bir anda kafasını kaldırdı, kıllarından ötürü son derece zorlu bir durumdaydı ancak o an için önemsememişti, ‘’İsterim!’’ diye hevesli bir sesle yanıtladı Kung Lao’nun sorusunu.

‘’O zaman yola çıkma vakti geldi…’’

İkili bu kelimeden sonra gerekli hazırlıklarını yaptı ve Kung Lao’nun [Sismik Adımlar]ı sayesinde yola koyuldu. Sırtında normalden de ağır bir kılıç olduğu için Kung Lao’nun hızı bir miktar yavaştı. Ancak bu normal bir insan hızından yine de son derece fazlaydı. Kung Lao’nun içindeki borcu tahsil etme duygusu bile son derece artmıştı. Hatta bu durum öyle bir durumdu ki, Kung Lao kendisine engel dahi olamıyordu. Ne yapıp edip o borcunu alacaktı!

İkilinin gittiği ilk durak bir kulübe olmuştu. Kung Lao bu kulübeye minik elleriyle iki defa tıklattı. Tıklattığı anda kapının açılmasıyla birlikte Kung Lao burada kimsenin yaşamadığını zaten anlamıştı.

‘’Ahh! Nereye gitti bu çocuk? Yoksa yeri yarıp içine mi saklandı!’’

Bunu demiş olsa bile bu neredeyse imkansız bir durumdu, bunu kendisi de çok iyi biliyordu. Sırf merakından ötürü bir içeriye bakma gereksinimi hissetti. Bu durum içinde kendisini fazla tutmamıştı, hızlıca bir adım ileriye attı ve daha sonrasında ise içeriye girdi.

İçerisi başlangıçta boş gibi görünüyordu. Ev iki farklı odadan oluşuyordu, içlerinden ise bu odaları ayıracak bir koridor geçiyordu. Kung Lao bu evin yapısını son derece uygun bulmuştu ve beğenmişti. Koridor içinde birkaç şamdan ve halı bulunuyordu. Kung Lao bu halıların son derece eski olduğunu düşünmüştü. Yer yer halılar parçalanmıştı, ilmekleri kimi yerden kopartılmıştı.

Kimi halının tam ortasında bir delik bulunuyor ve altında bulunan tahtadan zemini ortaya döküyordu. Kung Lao bu halıların nasıl olurda bu kadar eski olup halen daha hayatta kalabildiğine şaşırmıştı.

‘’Eğer bunlar birazcık daha iyi durumda olmuş olsa bunları yüzüğüme depolar ve satmak için götürürdüm" diye düşündü.

Yüzüğünün içi sınırsız depolama alanı sunuyordu kendisine, ondan ötürü de depolamasının bitmesi gibi bir düşüncesi hiçbir zaman olmuyordu. Öyle ki bu yüzüğün içine bir ejderha saklamış olsa kimse bu yüzüğün dolduğunu dahi söyleyemezdi.

‘’Gungu bir şey dikkatini çekti mi hiç?’’

Gungu sürekli olarak havayı kokluyordu, kafasını hayır anlamında sallamıştı ancak garip bir şeyler olduğunu da düşünmeden edemiyordu. ‘’Bir şey yok gibi ancak abi bilmiyorum çok ilginç bir şey olduğunu düşünüyorum. Buda bende soru bırakıyor burada tam olarak ne var?’’

İkisinin de kendi kendine mırıldanması, bir şey bulamamış olmaları minik bir sinir krizine sebep olmuştu. Kung Lao en sonunda dayanamadı ve solda bulunan odanın kapısına doğru bir tekme attı.

Atmış olduğu tekme ile birlikte kapı sonuna kadar açıldı ve bir anda ‘’TUİK!’’ diye bir ses duyuldu.

Bu son derece ince bir sesti, neredeyse kapının gıcırtısında kaybolacaktı. Kung Lao son anda seçebilmişti ve kendisini hazırlamıştı. Ancak ne kadar hazırlamış olsa da bir şey elbette ki olmamıştı. Bu durum da kendisine bir başka sinir krizi olarak dönmüştü.

‘’Bu ne lan! Tuzak varmış gibi ses çıkıyor ancak en ufak bir şeyin olduğu da yok!’’

Sinir krizi geçirmesine karşın bir miktarda korkmuştu, bu onun gibi küçük bir çocuk için son derece normaldi. Sonuçta son derece meraklıydı ve ürkütücü bir ortamda gerilmesi onun için aşırı normal olarak karşılanırdı.

Kung Lao odanın içine baktığında, son derece normal olduğunu düşündü bir yatak vardı ve yatağın hemen üstünde ise kitap rafı vardı. Kitap rafında çok az kitap vardı ve Kung Lao kitaplara bakma dürtüsünü içinde çoktan bulmuştu.

Yatağa doğru yürüyen Kung Lao kitapları kontrol etmek için yatağın tepesine çıktı ve hızlıca hepsine göz gezdirdi. Kitaplar pek de ilgisini çekecek düzeyde değildi, son anda birisi gözüne çarptı ve Kung Lao hızlıca elini ona uzattı.

‘’Fuskan’ın destanı huh? Kim bilir nasıl bir destanı vardır…’’

Hızlıca yüzüğüne depolayan Kung Lao daha sonrasında ise yataktan aşağıya atladı ve kendisi ile birlikte bir toz bulutunun da havaya yükselmesine neden oldu. Hatta zıplaması o kadar etkili olmuştu ki, yatağın altında yaşayan bir fare ürkmüş ve hızlıca dışarıya çıkmıştı.

Gungu çıkan fareyi fark ettiği anda yere atladı ve büyük bir hızla ürkmüş fareyi yakaladı. Her zaman aç olan Gungu fareyi yakaladığı gibi boynunu kırdı ve daha sonrasında ise minik jilet gibi dişleriyle derisini parçalamaya başladı.

Bu sırada ise Kung Lao etrafı incelemeye devam ediyordu. Gözüne takılan bir kutu olmuştu, etrafın eskimişliği karşısında son derece yeni gibi görünüyordu. Kutunun üzerine işlenmiş olan minik işlemelerde gün ışığıyla aydınlanıyordu. Aydınlanması Kung Lao’nun gözlerine de yansımıştı, Kung Lao’nun gözleri de tıpkı kutu gibi aydınlanmış ve kasvetli eski ortamda bir güneş gibi yanmaya başlamıştı.

Hemen kutunun bulunduğu yere doğru ilerleyen Kung Lao bu yeni nesnenin neden burada yer aldığını dahi umursamadan eline aldı ve daha sonrasında ise içini açtı. Kung Lao içini açtığında büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. İçinde sadece büyük bir tahta tuş bulunuyordu ve bu tuş son derece normal bir tahtadan yapılmıştı. Hatta tuşun yan taraflarında minik çatlaklarda vardı.

‘’Bu nasıl bir aldatmaca olabilir ki?’’ diye düşündü Kung Lao hatta bu onun için son derece hüzünlü bir durumdu da ‘’Bir an için zengin olabileceğimi dahi düşünmüştüm…’’ diye mırıldandı. Hemen ardından da kalbinden aşağıya bir damla kan düştü. Bu onu son derece kırmıştı.

Gungu çoktan yemek yemeyi bitirmiş ve pençelerine yapışan kanı temizlemekle uğraşıyordu. Tadının kötü olduğunu biliyordu ancak yemek yemek onun için son derece önemliydi. Bundan ötürü tadını da fazla önemsemiyordu.

Kung Lao odada bulunan her şeyi incelediğinde dolapların dahi tertemiz olduğunu düşünmüştü. Bu onun için son derece zorlu bir durumdu, ‘’Burada hiç mi güzel bir şey olmaz ‘’ diye düşündü.

En sonunda aklına sağ tarafta bulunan oda gelmişti. ‘’Orada kesinlikle bir şey olmalı!’’ diye mırıldanan Kung Lao hızlıca odadan çıktı ve koridorun sağında bulunan odaya doğru ilerledi. Hızlıca kapıya bir tekme attı, ancak kapıya atmış olduğu tekme kapının üstüne hiçbir etkiye sahip olmamıştı.

Bunlar gerçekleştiği sırada ise Gungu karnını sıvazlıyor ve ne kadar çok yediğini düşünüyordu. Tabi bunu düşünürken bile midesi fareyi çoktan sindirmeye başlamıştı, son derece hızlı bir şekilde bu duygu ortadan kaybolurken Gungu yine aç olduğunu hissetmeye başlamıştı bile…

Bir başka tekme darbesi atan Kung Lao kapıya en ufak bir darbenin işe yaramadığını fark etmiş ve yüzüğünden ağır kılıcını çıkarmıştı. Çıkan ağır kılıcı hızlıca kapıya doğru savurmuş ve tok bir gürültüyle birlikte kılıcın sırtına doğru geri yansıtıldığını fark etmişti.

Elbette ki bu durum Kung Lao’nun üstünde son derece büyük bir etkiye sahip olmuştu.

‘’Bu nasıl bir kapı olabilir ki, her darbeye karşı dayanıklı!’’ diye mırıldanmadan edemedi. Bu sırada Gungu’da odada dolanıyorken kutuyla karşılaştı ve merak etti, içinde bulunan tuşu da son derece merak etmişti.

Hızlıca tahtadan tuşa bastı ve kısa bir ‘’klik!’’ sesi duyuldu ve daha sonrasında ise sessizce bir ortam oluştu. Kung Lao’nun da duymuş olduğu bu ses ile birlikte kapı da aynı anda açılmış ve bu sayede Kung Lao’da odayı görebilmişti.

Kung Lao’nun beklentilerinin aksine bu alan tamamen bomboş görünüyordu. Kung Lao’nun görmediği bir kısım da vardı elbette ki ancak buna nazaran Kung Lao’nun hayal ettiği hazinelerle dolu oda elbette ki olmamıştı.

‘’AHHH!! Burasıda mı bom boş! Hayır anlamıyorum bu çocuk buraya girmiş ve daha sonrasında çıkmamış, bu çocuk buranın içerisinde nasıl oluyor da saklanabiliyor!’’

Bir anda aklına gelen Kung Lao hızlıca odanın içerisine adımı attı ve hemen ardından da Gungu ilerledi, ikili içeriye girdiği anda ise kendileri fark etmemiş olsa  da çoktan ortadan kaybolmuşlardı. Açık kapıda kısacık sürede üstlerine kapanmıştı.

Kung Lao bir anda boş odanın kararmaya başladığını fark etti. Ne yapacağını dahi bilemiyordu, kısacık sürede simsiyah olan odanın içinde Gungu ve kendisinden başka hiçbir şey yoktu. Gungu korkudan hızlıca Kung Lao’nun cebine girmişti ve kafasını hafifçe dışarıya çıkarmıştı.

Karanlık ortam bir süre daha devam etmişti. Kung Lao ne kadar zamanın geçtiğinden dahi emin değildi, ayakta sürekli olarak duruyordu ve etrafta volta atıyordu. Elbette ki bu durum ne olursa olsun hiçbir şey bulamıyordu, taa ki ilk bulunduğu ortamda bir ışık fark edene kadar…

Kung Lao ışığı fark ettiği anda hızlıca o alana doğru döndü, kendisini neyle karşı karşıya olduğuna bakmaksızın hazırladı. Hatta bu öylesi bir durum olarak görülmüştü ki sırtında bulunan kılıcı dahi çıkarmıştı ve ağırlığını düşürmüştü.

Ancak ışık kısacık bir sürede kaybolduğunda Kung Lao’nun ilk görmüş olduğu şey bir komodin olmuştu. Üstünde hafifçe önemsiz işlemeler vardı ve onun dışında son derece normaldi.

Görüş daha da genişlediğinde Kung Lao bir yatağın varlığını keşfetti, hemen ardından da bir insanın sureti yavaşça ortaya çıkmıştı…

İnsan yerdeydi ve bebek pozisyonunda duruyordu insanın hemen yanında ise elinde tutmuş olduğu sepet vardı, yan yatmıştı ve elindeki mısırlarda yere doğru dağılmıştı. Zemin son derece temiz bulunuyordu. Ancak zeminin üstüne önündeki çocuktan akan kırmızı kan çok net bir şekilde görülebiliyordu.

Kung Lao daha fazla dayanamadı ve hızlıca gördüğü görüntülere doğru ilerledi. Işığa doğru adımını attığı anda ise bir anda bütün her şey değişti ve kendisini bir odanın içinde buldu. Kung Lao’nun bu durumu şaşkınlıkla karşılaması son derece normaldi. Ancak bu şaşkınlığı çok az sürmüştü, daha öncesinde de böyle bir durumda kaldığını fark etmiş ve hemen durumu anlamıştı.

Açıkça kendisini başka bir yerde bulmuştu… Tıpkı daha öncesinde göle düştüğünde farklı bir gölde kendisini bulduğu gibi…

‘’Bana yardım et…’’ diye bir mırıltı da duymadan edemedi. Bu sesin sahibi daha öncesinde duymuş olduğu çocuktan başkası değildi. Kung Lao çocuğa baktı ve ‘’Bu çocuğun kaderi öylesine kötü ki önce dayak yemekten kurtuldu, şimdi de ölmekten kurtulacak… Bu kaderin nasıl bu kadar kötülükle dolduğunu kim bilebilir ki?’’ diye düşündü ve çocuğun yanına doğru ilerledi.

Çocuğu sırt üstü çevirdiğinde ise karnına saplanmış olan iki farklı bıçağın varlığını hissetti. Bu durumdan nasıl kurtarabileceğini düşünürken Kung Lao bir süre sessiz kalmıştı. Son anda aklına bir fikir gelmiş ve uygulamaya koyulmuştu…


Aydehan Notu: Bu gün nedense bölüme biraz ilginçlik katayım istedim ve bu ilginçlikte Gungu'ya nasip oldu. Gungu'nun sürekli yemek yemesi çok iyi bir durum ancak daha neresine yiyecek ben merak ediyorum peki ya siz?


 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr