“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Angoria - Angoria Bölüm 129: O Piç!


 

Kung Lao, ustasının yapmış olduğu teklifle birlikte gözlerini parıldattı. Onun için çok iyi bir teklifti bu, ‘’Hem ustama olan sinirimi atar, hem de hareketlerimdeki eksikleri kapatmaya çalışırım!’’ diye düşündü. Kung Lao bu teklifi sonuna kadar kesinlikle kullanacaktı.

Mirza Bo hemen sonrasında durdu ve ‘’Dur bakalım, önce bana şu senden istediğim Badem Çiçeğini ver ki bende rahat edeyim değil mi?’’ dedi.

Kung Lao bunu duyduktan sonra yüzüğünü tokatladı ve eline gelen badem çiçeğini ustasına doğru fırlattı. ‘’Buyur Usta!’’ diye sinirli bir surat ifadesiyle seslendi. Mirza Bo ise memnun bir ifadeyle ‘’Haha harika! Hadi ne duruyorsun şimdi başlasana!’’ diye seslendi.

Mirza Bo ise kısacık bir sürede çoktan Badem Çiçeğini yüzüğünün içine atmıştı.

Hiç düşünmeden Kung Lao ileriye doğru bir adım attı ve kısacık sürede ortadan kayboldu. Bu kaybolma anında ise Kung Lao çoktan [Sismik Adımlar]ı kullanmıştı ve ustasına doğru ilerlemişti. Ustası sabit yerinde durmaya devam etti ve elindeki pislikleri çıkarmak ile oyalandı. Bu onun için çok basit bir kavgaydı ve Mirza Bo yapacağı bir hareketle öğrencisini parçalara ayırmak istemiyordu.

Kung Lao son hız ve gücüyle ustasının karnına doğru üç tane yumruk attığında Mirza Bo’nun hiç sesi dahi çıkmamıştı. Ancak buna karşın Kung Lao sanki kayaya vuruyormuş gibi hissetmişti. ‘’Ustamın karnı nasıl bu kadar sert olabilir? Bir kaya bile bundan daha yumuşak!’’ diye düşündü. Mirza Bo bu şaşırmayı gördüğünde ise eline bakmayı bıraktı ve ‘’Bunun sebebi düzenli olarak yapılan spor aptal öğrencim…’’ diyerek iç geçirdi.

Elbette ki Kung Lao bunu çok ama çok iyi biliyordu, bu onun için yeni bir şey değildi zira kendisi de son derece güçlüydü, 550 kiloluk devasa ağır kılıcını taşırken yorulmaması da buna örnekti.

Mirza Bo, Kung Lao’nun yumruk atmasına sürekli olarak izin verdi ve bunda en ufak bir kötülük dahi görmedi. En sonunda yaklaşık bir tütsü süresince yumruk atan Kung Lao’nun elleri morarmaya başlamıştı ve Mirza Bo’da sıkılmaya başlamıştı, bu süreç içerisinde en sonunda öğrencisinin kafasına bir şaplak atan Mirza Bo ‘’Daha yumruk atmayı bile adam akıllı bilmiyorsun!’’ diye bağırdı.

Kung Lao bu söz ile birlikte şaşırdı, nasıl yumruk atmayı bilemezdi ki? Son derece güçlüydü ve yumrukları da bir o kadar da etkiliydi!

‘’Yumruk atarken elini son gücünle sıkınca ne oluyor? Söyle bana!’’

‘’Elbette ki daha kuvvetli bir yumruk atmana yardımcı oluyor, bunun dışında elinin hakimiyetini kolaylaştırıyor.’’ diye yanıtladı Kung Lao.

Bu sözlerden sonra Mirza Bo çırağının kafasına bir tokat daha patlattı ve ‘’Her zaman olduğu gibi yanılıyorsun bok kafalı!’’ diye bağırdı.

‘’Yumruk atmak sadece düşmanı ezip geçmek değildir, yumruk atmak bir gösteriş meselesidir. Tıpkı düşmanına atmış olduğun bir tokadın ona zarar vermeyeceği ancak onu aşağılayacağı gerçeğinde olduğu gibi bu yumruk atmak içinde geçerlidir.’’

Kung Lao’nun kafası karışmıştı. ‘’Nasıl yani yumruk atarak da mı rakibimi aşağılayabilirim.’’

Mirza Bo kafasını salladı ve ‘’Hayır, anlamıyorum senin kafanın içinde ne dolanıyor? Çöl solucanları mı? Gerçi onlar bile senden daha zekidir ya!’’ diye tekrar haykırdı. İdrar gibi ses tüm alanda yankılanınca Kung Lao istemeden de olsa kulaklarını tıkadı.

‘’Bak bok kafalı, şimdi iyi dinle beni yumruk atmak bir spor olarak görülürse, senin atmış olduğun tüm sert yumruklar sadece kendine zarar veren yanlış spor teknikleri olarak görülebilir. Daha yumruk dahi atamayan bir çocuğun eline kılıcı verdik tabi, varsa yoksa kılıcına davransın… gerçi kılıç tutmayı da bilmiyor ama…’’ diye mırıldanarak konuşmasına kısa bir ara verdi.

Kung Lao’da bu süreç içerisinde kafasını bu kelimelere yordu, ‘’Yanlış spor hareketleri mi? Ne yani benim yumruklarımın hepsi bu zamana kadar hatalı mıydı?’’

Kung Lao halen daha buna inanmakta güçlük çekiyordu. Bu kendisine göre son derece saçmalıktı, onun gibi birisi nasıl olurdu da hiç bilemezdi ki?

Mirza Bo tekrar ağzını açtığında ise bir şeyi fark etti ve Kung Lao’yu yanına çekerek ‘’Şimdi bak şuradaki ağacı görüyor musun? Bu senin için antrenman alanı, burada kendine iyi bir ders vereceksin. Çalma kabiliyetin son derece yüksek olduğu için sana sadece bir kez göstereceğim ve bunu daha sonrasında devam ettireceksin!’’

Kung Lao ve Mirza Bo ikilisi ağaca doğru ilerledi ve ‘’Burada antrenman yaparken en ufak bir güç kırıntısı dahi kullanmayacaksın. Taki doğru yumruk atmayı çözebildiğinde ve yumrukların rüzgar ile ses çıkardığında gücünü kullanabilirsin anladın mı?’’

Kung Lao bunu duyduğunda sadece kafasını salladı anlaması basitti, gücünü mühürle ardından çalış ve daha güçlü ol. Bunu zaten öncesinde de yapmıştı değil mi?

‘’Şimdi beni iyi dinle ve iyi izle bu dersin bir başka tekrarı olmayacak ve ustan bunu gösterdikten sonra sen çalışasın diye bir süre yanında olmayacak…’’

Mirza Bo derin bir nefes aldı ve ‘’Yumruk atarken elinde bulunan kemikler harekete geçer ve kıvrılır. Kıvrıldığı yerler son derece korunmasız bölgelerdir. Bu bölgelerle yapılan darbeler evet güçlüdür ancak bu güç kısacık süre sonrasında sana geri döner. Elindeki morluklar da sırf bu yüzden…’’

‘’İnsan evladı son derece kırılgandır ancak bunu iki şekilde aşabiliriz. Bunlardan birisi aklımızdır bir diğeri ise bedenimizin istikrarlı gelişimidir. Ancak bazen bunlar da yeterli olmaz, şuan senin olduğun gibi mesela. Bazen bu istikrarlı bedene birkaç hareket öğretmek de gerekir, yoksa nasıl ham güçle güçlü oldum diyebiliriz ki?’’

‘’Yumruğunun gücü de tıpkı bir su kadar akışkan, rüzgar kadar sert olmalı aynı zamanda ikisinin de biricik dostu olmalıdır. Ancak böyle olan bir yumruk ile hiç güç kullanmasan bile daha güçlü yumruklar atabilirsin.’’

Mirza Bo konuşmasını bitirdikten sonra elini kaldırdı ve hızlıca bir yumruk attı. Yumruğu ağaca çarptığında ‘’Pot!’’ diye bir ses yankılandı ve daha sonrasında ise ağaçta neredeyse görünmeyecek kadar küçük bir el izi bıraktı.

‘’Gördüğün gibi…’’ diye mırıldandı Mirza Bo.

Kung Lao bunu gördüğünde istemeden de olsa şaşırdı. Açıkçası ustasının hiç güç kullanmadığının bilincindeydi ancak bir ağaç gövdesinde izini bırakabilmesi bile başlı başına bir harikaydı.

‘’Bana bunları gösterdiğin için teşekkür ederim usta!’’ diye saygıyla selam veren Kung Lao hemen kollarını sıvadı ve kendisini yumruk atmak için hazırladı.

Mirza Bo ise gülümsedi ve ‘’Sıkı çalış, yakında bir turnuva olacak ve ona katılacaksın kazansan iyi edersin!’’ dedi ve daha sonrasında kafasını Kung Liu’ya doğru çevirerek ‘’Gel dostum hadi seninle bir kez daha satranç oynayalım. Son defasında oynadığımız gibi üç yüz puana ulaşan kazanır senin için uygun mu?’’

Kung Liu kafasını salladı ve gülümsedi, ‘’Gördüğün gibi yapacak bir şeyim yok zaten… Hadi oynayalım, ancak belirtmeliyim ki bu sefer zafer benden yana olacak!’’

‘’Ha-ha göreceğiz…’’

İkili bu sayede yan yana ilerleyerek minik bir odaya doğru girdi. İkisinin uzun satranç müsabakası çoktan başlamıştı bile…

Bu sırada Kung Lao’nun da antrenmanı başlamıştı…

Kung Lao bu süreçte kısacık bir an düşündü, ustasının hareketini tekrar etmeye çalıştı ve bir yumruk attı. Atmış olduğu yumruk ile birlikte ‘’Pat!’’ diye bir ses dışarıya çıktı, ancak hiç de istediği gibi bir sonuç elde edemedi.

‘’Ustam bunu nasıl yapıyor acaba?’’

Kung Lao’nun bu düşünce tarzı çok normaldi, Mirza Bo sadece bir kere göstermişti ancak yumruk hazırlama evresini Kung Lao’ya göstermemişti ki!

‘’O piç! Bana yumruğu nasıl hazırlamam gerektiğini göstermedi ki!’’ diye bağırdı Kung Lao.  Ustasının bu denli adi birisi olduğunu nasıl olurdu da unuturdu ki!

‘’Önce bana ölüyor numarası yaptı ve istediğini aldırttı. Ardından da yumruk hareketi göstericem diyor ancak yumruğumu nasıl hazırlamam gerektiğini bir an bile göstermiyor! Bu nasıl bir usta olabilir ki!’’

Kung Lao iyice öfkelendi ve daha sonrasında ağaca doğru bir başka yumruk attı. Ancak bu yumruk hiç de ustasının söylediği gibi değildi. Daha çok bir toprak kadar sert bir ateş kadar sıcak bir yumruktu. Kung Lao içine aynı zamanda kaynak gücünü de eklemişti.

‘’BOMMM!’’

Büyük bir patlama ile birlikte Kung Lao’nun önünde ağaç çoktan kökünden sökülmüş ve parçalara ayrılmıştı.

Duan Morphia bunu gördüğünde ise ağzı bir karış açık bir vaziyette Kung Lao’yu izlemekle yetinmişti.

‘’Öncesinde sadece benimle aynı güçteydi ancak kısacık sürede beni geride bırakmayı başardı! Bu nasıl bir çocuk böyle! İçine bir Qilin mi kaçtı bunun!’’

Düşüncelerini elbette ki belirtmedi ancak bunları surat ifadesine yansıtmayı da ihmal etmemişti. Suratında oluşan çarpıklık ile bir şeyler düşündüğü belliydi.

Kung Lao, Duan Morphia’nın yanında durduğunu hatırladı ve hızlıca ona doğru döndü. Aklında ona vermeyi planladığı bir hediye vardı. Ancak bunu hemen vermeye de niyetli değildi doğrusunu söylemek gerekirse.

‘’Neden hiç gelişim yapmıyorsun? Sanki seni ilk gördüğüm andan beridir yerinde sayıyor gibisin.’’

Bu soru karşısında Duan Morphia ne diyeceğini bilemedi ve sustu kaldı. Bu zamana kadar gelişim yapmamış olduğu doğruydu ve elinde gelişim yapabilmesi için gerekli olan bitkilerden de kalmamıştı. İnsanlardan istemeyi düşünmüştü başta ancak daha sonrasında bunu yapmamıştı. İnsanlar ona bunu verecek olsa bile kim bilir ondan neler isteyeceklerdi. En son sefer yemek yemeye gittiğinde neredeyse tecavüze uğruyordu üstelik sadece sivrisineğin ağırlığı kadar bile olmayan bir sebepten ötürüydü.

Üstelik hem kendisini bu hale sokan kişi tarafından orada kurtarılmıştı.

‘’Ben… şimdilik mevcut seviyemi korumak istiyorum…’’ diye lafı ağzında geveledi.

Kung Lao bunları duyduğunda alaycı bir gülümseme ortaya koydu ve ‘’Ne? Mevcut seviyeni korumak mı istiyorsun? Bu görülmemiş bir şey! Daha sonrasında benim kölem olduğunu nasıl olurda millete söyleyebilirsin ki? Ben ki bütün Angoria’yı yönetecek adam nasıl kölemin dalga konusu olduğundan bahsedebilirim ki!’’

Şaşalı hareketler ile sözlerini destekleyen Kung Lao, Duan Morphia’nın kendisine garip bakışları ile durumu fark etti ve hemen kendisini düzeltti. Bir kere öksüren Kung Lao ‘’Ehm… Her neyse işte, al bunu kullan ve hızlıca kendini geliştir!’’ diyerek yüzüğünden çıkarmış olduğu Kombulo Ejderinin çekirdeğini Duan Morphia’ya doğru uzattı ve ‘’Bu Kombulo Ejderinin Kaynak Çekirdeğidir. Son derece eşsiz bir kaynak enerjisini içinde barındırmakta, inanıyorum ki en kısa zamanda kendini bununla geliştirecek ve daha iyi hizmet edebileceksin.’’

Duan Morphia bu çekirdeği eline aldığında gözleri yerinden fırlayacak gibiydi. Kaynak çekirdekleri son derece nadir olurdu ve bunların bir tanesi bile yüzlerde beyaz kaynak altını edecek kadar pahalıydı. Ancak Kung Lao denilen çocuk kendisine sanki önemsiz bir şeymişçesine bunu vermişti.

‘’Ben… Teşekkür ederim!’’ diye haykırdı Duan Morphia bu haykırışı son derece içtendi. Bu sayede tekrardan gelişimini yapmaya başlayabilecekti. Üstelik eskisinden daha da güçlü olacağı kesindi!

Kung Lao elini önemli değil manasında salladı ve ‘’Bunu kullanarak gelişmen çok önemli, sonuçta benim ilk kölemsin değil mi?’’ dedi.

‘’Ancak senden bir isteğim olacak, malumun ustam burada benim çalışmamı istiyor ve ben daha nasıl yumruk attığını bile bulamadım. Bu parayı al ve bana bir tüccardan 300 Kan donduran haptan ve Yaklaşık 400 metreyi bulacak dikiş ipinden aynı zamanda on set dikiş iğnesinden al ve gel.’’

Duan Morphia eline sıkıştırılmış olan 80 beyaz kaynak altınını gördüğünde şaşırmıştı. Bu onun ilk kez bu kadar fazla parayı bir arada gördüğü andı.

Hızlıca kafasını sallayan Duan Morphia ‘’Hemen! O halde izninizi istiyorum!’’ dedi ve acele bir selamlama ile birlikte hızla ayrıldı. Onun için şuan zaman nakitti, ne kadar hızlı görevini bitirirse o kadar hızlı gelişim yapabilirdi!

Kung Lao kafasını salladı ve daha sonrasında ise sözde eğitimine geri döndü. Hemen yanında bulunan Gungu ile keçi ise oyunlarına devam etmişti.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr