"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Angoria - Angoria Bölüm 128: Ne Değişimi?


 

 Yazan: Aydehan

Düzenyen: Ichigo


Koşarak gelen bir adam hızlıca şanlı kraliyet muhafızlarının önüne gelerek selam durdu. ‘’İzin verirseniz kral ile konuşmak isterim!’’ diye seslendi.

Kraliyet muhafızları bu konuda çoktan bilgilendirilmişti, üç kişi sırayla birbirine baktı en güçsüzünün bile çoktan kök kaynak aleminin sonlarında olduğu bu muhafızlardan birisi kafasını salladı ve ‘’Geç içeri kral zaten seni görmek istiyordu.’’ diye duygusuz bir ses ile konuştu.

Adam son derece sevinçli bir şekilde yerinden kalktı ve hızlıca kraliyet muhafızlarının önünden içeriye doğru girdi.

Girmiş olduğu kapı iç sarayın kapısından başkası değildi. Kralın sarayı üç farklı bölmeden oluşuyordu. Bunlar; Bahçe, Dış Saray ve İç Saraydı, bu bütün bölümler farklı alanlara hizmet etmek için kurulmuştu. Bahçe denilen bölge sadece önemsiz memurların durduğu bölümdü, bu bölümün memurları krallık içindeki yasa ve kanunları yazılı belgelere döker, dilek ve şikayetleri listeler, birde şu sıralarda yapılacak olan turnuvanın girişlerini onaylardılar.

Elbette ki bu tür işlerden ötürü basit bir sınıf oldukları su götürmez bir gerçekti, kim böylesine basit bir sınıfa bakardı ki?

Adam hızlıca iç saraya doğru ilerledi ve kapısını açtı. Kapısını açar açmaz içeriden dışarıya doğru mis gibi gül kokuları yayılmıştı. İlk kez iç saraya giren adam için bu gül kokuları büyüleyiciydi. Adam bu gül kokularının nereden yayıldığını da çok iyi biliyordu, bu gül kokuları çoktan harem dairesinde hazırlanan kadınların sıktıkları parfümlerin kokusundan başkası değildi.

Kralın bizzat hizmetkarı olan bu kadınların, bir nevi kralın kadınları olduğu da söylenebilirdi. Yeri geldiğinde bizzat kralı korumak için görevlendirilen bu kadınlar aynı zamanda kralın canı sıkıldığında oynayabilmesi için oyuncaklar olarak da iş yaparlardı.

Kraliyet muhafızları içerisinde kim olursa olsun bu kadınlara asla dokunamazdı, dokunan kişilerin sonu zaten çoktan ölüme doğru gitmiş olurdu. Bunu bilen muhafızlar ise normalde girmelerinde hiçbir problem olmayan iç saraya asla girmemeyi tercih etmişler ve iç sarayı tamamen kadınlara bırakmışlardı.

Adam da bunun farkındaydı, sadece iki adım atmıştı ki, bir kadının karşıdan geçtiğini görmüştü. Kadın daha sadece suratının yarısı görünmesine rağmen büyüleyici görünüyordu. Adam bu kadını gördüğünde istemeden de olsa yutkundu. Evliydi ancak karısı için bir kez bile böyle düşünmemişti, istemeden de olsa iç geçirdiğini fark etti. ‘’Bir on döngü genç olsaydım ne güzel olurdu…’’ diye düşünmeden edememişti.

Hızlıca düşüncelerinden kurtulan adam doğruca kadının yanına gitti, suratı son derece sertti ve kadının suratına bakmayacaktı. Bu sayede cazibesine kapılmayacak ve suçtan kurtulmuş olacaktı.

‘’Kusura bakmayın hanımefendi rahatsız ediyorum sizleri…’’

Bu kelimelerden sonra kadın adama doğru dönmüştü, adam kafasını hemen yere eğdi. Bakmamasının en iyisi olduğunu çoktan biliyordu. Kadında bunu çoktan fark etmişti ve bundan ötürü sesini çıkarmamıştı, normalde birisine bakmadan konuşmak büyük bir kabalık olarak görülmüş olsa da bu tür istisnai durumlarda bu daha doğrusu olurdu.

‘’Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim yaşlı kardeş?’’

Adam kadının sesini duyduğunda bile kalbinin titrediğini hissetti. İç saray içerisinde bulunan çiçekler birden daha da cazibeli kokular salmış gibiydi sanki. Kalbinin beş kez attığını hisseden adam konuşmadan önce bir miktar sustu, en sonunda kendisine geldiğinde ‘’Lütfen… kralımızın odasını bana söyler misiniz? Ona çok önemli bir bilgi sunmam gereklide.’’ diye konuştu.

Kadın bu kelimeleri duyduğunda bu adama karşı bir güvensizlik hissine kapıldı. Kimdi ki bu adam da doğrudan kralla konuşmak istiyordu? Bu adamdan yayılan terli pis kokuda kadının midesini çoktan kaldırmıştı, ‘’Kralımızla bizzat şuan için konuşamazsınız, ancak şanslısınız ki benimle karşılaştınız. Bana bildiğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz ve bende kralımız müsait olduğunda bildiğini her şeyi anlatabilirim…’’ diye fısıltıyla bitirdi cümlesini. Daha fazla konuşması öğürmesini arttıracaktı ondan ötürü susmayı seçmişti.

Adam kadına doğru gözlerini kaldırdı ve ‘’A-ama bu çok önemli bir konu, hanım efendi yanlış anlamayın elbette ki sizinle paylaşırım ancak bu krallığımız içinde bir ilk ve ondan ötürü de kralımızın ilk duyması gerektiğini düşünüyorum.’’ diye konuştu.

Bu arada ise kadının suratını daha da net görmüştü ve kalbi on defa hızlıca çarpmıştı. ‘’Daha genç olmam gerekliydi…’’ diye düşünmüştü bile, ancak yaşlılık yüzünden bu kadınla hiç şansının olmadığını da çok iyi biliyordu.

‘’Kralımızın meditasyonda olması ve son derece meşgul olmasından ötürü kusura bakma ama senin gibi alt sınıf birisiyle görüşeceğini sanmıyorum. O yüzden bana söylemen daha iyi olur senin için, mesajının ne olduğuna bakmadan krala sunacağımdan emin olabilirsin. Bu sayede hem senin işin görülmüş olacak hem de kralımızın huzuru bozulmamış olacak.’’

Kadının son derece sert ithamlarda bulunması adamı rahatsız etmişti ancak adam sesini dahi çıkaramadı, sonuçta karşısındaki kadın her ne kadar basit bir kadın gibi görülse de kraliyet muhafızlarından birisiydi ve adamın rütbesi bir tane yeni katılan kraliyet muhafızına bile söz geçirmeye yetmeyecek düzeydeydi. Ondan ötürü sessizce kafasını salladı ve durumu anlamaya koyuldu.

‘’Hanım Efendi bildiğiniz gibi bahçe bölümü turnuva katılımlarını onaylar ve doğrular, ardından da bunu krala sunar ve kralın onayını vermesini ister.’’ dedi.

Kadın bunu çok iyi biliyordu, sonuçta bir zaman öncesinde oda bu turnuvaya katılmıştı ve kralın iyi niyetiyle birlikte üçüncü dahi olmuş olsa da kraliyet muhafızı olabilmişti. Buda ailesine şan ve şöhret sağlamıştı.

‘’Evet biliyorum. ‘’ diyerek kadın bunları onayladı.

Adam bu kelimelerden sonra devam ederek ‘’Ancak bu sefer çok büyük bir anormallik var. Normalde katılımlarımız maksimum bin kadar olurdu ancak bu döngüde yapılacak olan turnuvaya başvurular anormal derecede fazla!’’

Kadın buna son derece şaşırmıştı. ‘’Nasıl yani ne kadar fazla olabilir ki?’’

‘’Size şöyle söyleyeyim o zaman hanım efendi elinizde bir sürahi var ve bu sürahi normalde yüz yudumluk suyu içinde taşıyabiliyor. Ancak siz bu sürahi içine bin yudumluk su depolamak istiyorsunuz.’’

Kadın bu kelimeleri duyunca ağzı bir karış açıldı. Bu çok absürt bir örnekti ancak bu bile kadının şaşırmasına neden olmuştu. ‘’Net bir başvuru sayısı var mı elinizde?’’

Adam kafasını salladı, bu esnada yanlarından geçen kadınlar meraklı gözlerle bir nefeslik süre içinde bakıyor ve işlerine geri dönüyordu. Adamın gözleri istemsiz o kadınlara kaydı ve daha sonrasında kendisini toparladı. ‘’Bu döngüde ki başvurumuz şuan çoktan yirmi bin kişiyi geçti ve ekibimiz halen daha bu konuda onaylamalarını yapmakta. Tahminimize göre bu sayı çok rahat bir şekilde otuz bine ulaşacaktır. Bu turnuvanın son derece büyük olduğunu biliyorum ancak bu kadar büyük bir turnuvayı normalde kullanılan alanın alması imkansız!’’

Kadın bu sözler ile birlikte alt çenesinin kopmak üzere olduğunu fark etti, hemen kendisini toparladı ve ‘’Bu büyük bir olay en kısa sürede bunu krala ileteceğim!’’ diye adama net bir sesle yanıt verdi.

Adam ise sadece kafasını sallayabilmişti. ‘’Bana yardımcı olursanız çok ama çok teşekkür ederim hanım efendi, o zaman şimdi izninizle gidiyorum kendinize çok iyi bakınız…’’ dedi ve bir kez bile ikilemeden hızlıca iç saraydan çıkmak için kapıya doğru ilerledi.

Bu esnada ise kadın da boş durmadı ve kendisini hızlıca kralın huzuruna sundu. Kral son derece rahattı ve odasında bulunan yatak odasında çıplak bir şekilde duruyordu. Kapısının tıklandığını fark ettiğinde ‘’Gir.’’ diye komutunu gönderdi ve gelen kadına baktı.

Orta yaşlı adamın karşısına gelen kadın son derece büyüleyici bir güzelliğe sahip bir kadındı, adamın daha önce konuştuğu kadından başkası değildi elbette.

‘’Ah Sun Xiao demek gelen sendin…’’

Kadın kafasını salladı ve ‘’Efendim size çok önemli bir mesajı iletmem gerekli.’’ diye arzulu bir ses tonuyla konuştu. Kral bu ses ile birlikte sadece kafasını salladı ve daha sonrasında ise hiç istifini bozmadan ‘’Konuş bakalım.’’ diye yanıtladı.

Kadın bir adım ileriye atarak terlemiş ellerini arkasında sakladı ve ‘’Efendim turnuvaya katılımlar çok aşırı fazla! Şuan için gelen kişi sayısı yirmi binmiş ve daha da artıyormuş!’’

Kral bu sayıyı duyduğunda sadece kafasını salladı ve daha sonrasında ise bir el hareketiyle kadını yanına doğru çağırdı, kadın ise sanki dünden razıymış gibi hızlıca ilerledi. Kralın bacak arasına ulaştığında ise derhal görevine koyuldu.

Kral ise bu sürede düşünmeye devam etti…

***

Kung Lao ustasını gördüğü anda bütün bedeninin sinirlendiğini fark etti. Sebebi ise basitti, ustası çoktan iyileşmişti.

Şimdi karşısında görmüş olduğu kişi, babasının ve bir kölenin sallamış olduğu ipin üstünde atlayan ustasından başkası değildi. Babası bir elinde ip bir diğer elinde ise çiçek ilgisiz görünüyordu. Çiçeğe doğru birkaç şey söylediği ise dudaklarından kolaylıkla okunuyordu.

‘’Hey Liu! Biraz daha hızlandır bu basit bir düzey!’’ diye bağırdı Mirza Bo.

Kung Liu ise hiç istifini bozmadı ve elindeki ipi daha da hızlandırdı. Bu esnada ise kölenin ona uymasından başka çaresi yoktu. Kung Lao köleye baktığında ise  kölenin kadın olduğunu ve kendi kölesi olan Duan Morhpia’dan başkası olmadığını keşfetmişti.

Kung Lao daha da sinirlendi ve ‘’BUDA NEY LAN BÖYLE!’’ diye bağırdı. Bağırması ile birlikte hepsinin kafası kendisine doğru döndü ancak bu hareketlerini durdurmalarına yetmemişti.

‘’Ah demek geldin çırağım! Bende seni bekliyordum neredeyse geç kalıyordun bok kafalı!’’

‘’Hoş geldin evlat…’’

‘’Hoş geldiniz efendim…’’

Kung Lao’ya doğru gelen bu minik ve önemsiz bir sesle söylenmiş hoş geldinler, Lao'yu daha da sinirlendirmişti. Damarlarının hepsi dışarıya doğru fışkırmıştı. Anlında bulunan damar o kadar belirgin hale gelmişti ki, Kung Lao birazcık daha sinirlenirse patlayacak gibiydi.

‘’BEN GİDEYİM USTAM YAŞASIN DİYE BADEM ÇİÇEĞİ DENİLEN İLLETİ ARAYAYIM! BUNU YAPARKEN DE BİR ÇOK ÖLÜM TEHLİKESİYLE BURUN BURUNA GELEYİM! SEN USTA, GİDİP BURADA BABAM VE KÖLEM İLE BİRLİKTE OYUNLAR OYNA!!!’’

Kung Lao’nun bu bağırması daha etkili olmuştu ve hepsi durmuştu. Özellikle bağırması Duan Morphia’da daha etkili olmuştu, arkasından gelen keçi bile bu çığlıkları duymuştu ve korkmuştu.

Önünde bulunan iki yetişkin erkek ise hiç umursamadı bu bağırtıyı, Mirza Bo’nun suratında bir bıkkınlık var gibiydi. Kafasını salladı ve ‘’Buldun demek… Tam da çırağımdan bekleneceği gibi…’’ diye mırıldandı. Ardından da gülümsedi ve ‘’Demek sana gökyüzü kaynak aleminde oluşan değişimleri kimse söylemedi…’’ diye mırıldandı.

Kung Lao ise kafasını salladı ve halen daha sinirle ‘’Ne değişimleri lan! Burada ip atlayacak kadar nasıl önemli bir değişim olmuş olabilir(!)’’

Mirza Bo güldü, ardından da ipin dışına çıktı ve Kung Lao’ya doğru baktı. ‘’Neden gelip bu değişimleri benim üstümde kendin test etmiyorsun? Hem bu sayede bende senin ne kadar geliştiğini anlamış olurum!’’


 Aydehan Notu: Bu bölümde bulunan minik detaya fazla takılmayınız. Kadınlar her zaman çiçektir ve bunları yazarken kadınları aşağılama dürtüsünü hiç yaşamadığımı da belirtmek isterim.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17770 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24173 Bölüm Sayısı


creator
manga tr