Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Angoria - Angoria Bölüm 119: Tekniğin Oluşması


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Kung Lao, Gungu’nun bir şeyi kokladığını gördüğü anda bir fikir onun etrafını sarmış ve hemen meditasyon yapmaya başlamıştı. Kafasında hızla önceki savaşını tekrar etti ve hatalarının farkına vardı, aynı zamanda bu hatalarının açıklarını düşünmeye başladı.

‘’En büyük hatam, hareketlerimi çok ama çok yavaş yapmamdan kaynaklanıyor, önceki dövüşümden şunu direkt olarak söyleyebilirim ki! Zamanlamalarım çok ama çok hantal, önceki dövüşümde bedenimin reflekslerine iki sefer güvenmek zorunda kaldım ve bunun sürekli olarak devam edeceğinin bir garantisi yok!’’

‘’Ancak bu tepki hızımı geliştirmem şuan için imkansız, bunun için düzenli olarak tekrara ve kendimi eğitmeme ihtiyacım var! Eğer bunları şimdi yapabilecek olsam şimdi yapardım ama vaktim yok:..’’

Bu esnada kafasında eksiklerini düşünmeyi bırakmış ve Kung Lao bu sefer başka bir soruna yönelmişti.

‘’Geçen sefer, Ji Youtian’ı izlerken gözlerinin nasıl parıldadığını fark ettim. Bu büyük ihtimalle rakibinin kaynak gücünü görürken oluşan bir şeydi, acaba merak ediyorum da bu sadece gözlerle görülebilen bir şey mi? Yoksa bu çeşitli varyasyonların içine koyulabilir mi?’’

Kung Lao bunları düşünmeye devam ederken, Gungu ise en sonunda tamamen doymuş ve yorgun bir yüzle Quelty’ye bakmıştı. Quelty, en sonunda şiş karınlı ve yorgun bir surata sahip olan Gungu’yu gördüğünde iç çekti. ‘’Nasıl bir mideye sahip bu yavru! Delik mi acaba? Şuan nereden bakarsan bak yaklaşık elli kilogram meyve yedi!’’

Quelty bunları düşünürken, ister istemez korktu. Kendi köklerinden birisini bile yemişti bu canavar ve daha sadece bir bebekti! ‘’Kesinlikle canavarlığının hakkını veriyor!’’ diye düşündü.

Kung Lao kafasındaki soru işaretlerinden nasıl kurtulacağını düşünürken zaman hızla akmaya başladı. Quelty’nin kontrol yeteneği olmadan akan zaman ile birlikte göz açıp kapatıncaya kadar çoktan dört yemek süresi geride kalmıştı. Geride kalan bu iki saat içerisinde ise Kung Lao halen daha sorularının sadece başlangıcındaydı ve en ufak bir ilerleme dahi gösterememişti.

‘’Neden bu kadar zor olmalı ki?’’ diye düşünen Kung Lao en sonunda bundan kurtulamayacağını fark ederek gözlerini açtı. Etrafına bakınarak kendisine yardımcı olabileceği herhangi bir şeyi aradı, ancak gözleri hareketsiz duran topraktan askerleri, Badem Çiçeği Quelty’i ve Gungu’yu görebilmişti sadece, Gungu’nun en sonunda yemek yemediğini fark eden Kung Lao şaşırmıştı. Ancak hemen ardından görmüş olduğu devasa şişlik ile birlikte adeta bir balona dönüşen göbeğini fark ettiğinde normal karşıladı.

‘’Eğer Kaynak Gücünü okuyabilmek sadece gözler ile olabilen bir şey ise, bunun için önce gözleri araştırmak önemli değil mi?’’

Düşünceleri halen daha devam ediyordu ve en sonunda dayanamayan Kung Lao ‘’Milord Quelty, sizlere saygımı sunarım!’’ diye bağırmıştı.

Quelty, çocuğun onunla ilk kez konuşmak istediğini fark etmiş ve meraklanmıştı. Kafasını ona doğru çevirdi ve hemen elindeki piponun fitili ateşlendi. Quelty bir nefes çekti ve dumanı dışarıya doğru üfledi. ‘’Saygıların kabul edildi.’’ diye tekdüze bir sesle konuşan Quelty, Kung Lao’nun ne diyeceğini tahmin etmeye çalıştı.

Kung Lao kendisine söz hakkı verildiğinde, kafasını kaldırdı ve ‘’Milord, size bir soru sormak istiyorum!’’ diye tekrar bağırdı.

Quelty, çocuğun neden tek tek konuştuğunu anlamıyordu, ayrıca her seferinde daha da çok meraklanıyordu. ‘’Sor bakalım…’’ diye konuşan Quelty, piposundan tekrar derin bir nefes çekti ve kafasını o yöne doğru yönlendirdi.

‘’Efendim size hakaret etmek istemiyorum ama; sizin gözünüz olmadığı halde nasıl görüyorsunuz?’’ diye doğrudan sözlerini söyledi. Bunu sormasının sebebi ise, daha Badem Çiçeğine selam durduğu anda kafasının kendisine doğru dönmesinden kaynaklıydı.

Quelty bu soru karşısında şaşırdı, ‘Bu nasıl saçma bir soru böyle!’’ diye düşünen Quelty en sonunda piposundan bir nefes daha çekti ve verdi, daha sonrasında ise ‘’İlahi Alanımla…’’ diye konuştu ve dikkatini başka bir alana doğru yönlendirdi. Bakışları da bu alana doğru eşlik etmişti.

‘’Böylesi bir çocuğun sormuş olduğu şu soruya bak! Çok yazık çok…’’ diye düşünen Quelty daha fazla ilgilenmesinin anlamsız olduğunu düşünüyordu. Ancak Kung Lao, almış olduğu cevap ile birlikte daha da meraklanmıştı hemen kafasını tekrar kaldırmış ve ‘’Milord İlahi Alan nedir?’’ diye sormuştu.

Quelty bunu duyduğunda neredeyse düşüp bayılacaktı. Bu nasıl bir soruydu böyle! ‘’Çocuk sen daha öncesinde dağların altında bir karınca olarak mı yaşıyordun?!’’ diye kükreyerek karşılık verdi. Kung Lao bu soru karşısında ise mahcup ve utanmış hissetmişti.

‘’Özür dilerim Milord, sizleri rahatsız ettim. Bu küçük bir daha soru sormayacak’’ diyerek meditasyon yapmak için bacaklarını tekrar çapraz hale getirdi ve gözlerini kapattı. Quelty ise çocuğun bu davranışının farkına varmış ve bir miktar içi buruk hale gelmişti. ‘’Belli ki çocuğa kimse bir şey öğretmemiş… çok yazık çok!’’ diye düşündü.

Ancak bunu hiç sözlü dile getirmedi, çocuğun meditasyon yapmasına izin verdi.  Kung Lao medtasyonu boyunca kafasında sürekli olarak tilkilerin dönüp durmasına izin verdi. Tilkilerin bir tanesinin bile kuyruğu bir birine değmiyordu. Kafası neredeyse alev alacak durumdaydı, ancak Kung Lao buna dayanması gerektiğini çok iyi biliyordu, ‘’Eğer sadece göz ile görülmesi mümkünse bu benim gözlerimi geliştirmem gerektiği anlamına gelir. Ancak bunun için önce araştırma yapmam lazım ki bu şuan imkansız!’’

‘’Eğer bu kaynak gücünü hissetme problemini burada çözemezsem kesinlikle ölürüm, bir önceki rakibin gücünden biraz daha fazla güçlü birisini seçersem hiç şansım olmaz!’’

Daha sonrasında bir anda aklına bir fikir geldi ve zihnini bütün düşüncelerden arındırmaya başladı, bütün düşüncelerden arındırma işlemine gittiğinde aklında ustası için yaptığını bile unutması gerekmişti.

Meditasyon sürecinde içine giren Qi miktarı son derece azdı, darboğazda olmasından ötürü ne kadar meditasyon yaptığının önemi yokmuş gibiydi. Kung Lao bunu bile takmadı kendisine, şuan aklında olan tek şey bu alandan kurtulmak için kaynak gücünü hissedebilmeydi.

Kung Lao burnu ile sürekli olarak nefes aldı. Tüm zihnini burnuna doğru götürdü, ‘’Kendi kaynak gücümü burnum ile hissedebilmem gerekli değil mi?’’ diye düşündü. Kung Lao fark etmese bile şuan imkansızı zorluyordu. Hatta bu durum o kadar imkansızdı ki, Angoria içinde bambaşka bir evren kurmak ile aynı zorluktaydı. Ancak elbette ki Kung Lao bunun farkında değildi, minicik çocuğun nasıl farkında olması gerekirdi ki?

‘’Şii!’’

‘’Huaa!’’

Nefes alıp vermesi sürekli olarak devam etti, burnundan alıp sürekli olarak ağzından nefesi bırakıyordu. [Derin Nefes] tekniğini sürekli olarak kullanıyordu, buda bedeninin hissizleşmesini ve gelen uyarıların bedeninde etkisiz hale gelmesini sağlıyordu.

‘’ Halen daha kafamı kurcalayan şeyler var.’’ diye düşündü Lao, ardından da zihnindeki babasıyla olan bağlantıları kopardı, ardından kölesi Duan Morphia ile olan bağlantısını kopardı. Zihninde şuan için onlara yer yoktu, ardından ise en çok sevdiği şeylerden birisi olan para ile olan bağını koparmaya başladı.

Bu süreç çok zordu, para onun için son derece değerli bir şeydi ve zihni istemsiz olarak o yöne doğru çekiliyordu. ‘’Parayı çok seviyorum ama, bununla olan bağlantımı da şuan koparmak zorundayım. Yoksa nasıl olurda tekniği geliştirebilirim ki?’’ diye düşündü.

Onun yaşındakilerin bunu yapması neredeyse imkansızdı. Ancak Kung Lao, ikinci bir hayata gözlerini açmıştı ve ondan ötürü de anlama kabiliyeti son derece yüksekti, ancak onun bile bunu yapması son derece zordu. Bağlantılarını kopartarak boş bir zihin elde etmek, onun için bile fazlaydı…

‘’Para sadece bir araç, amacıma ulaşmam için şuan olan şey daha önemli, tüm Angoria’yı elde etmek istiyorum ve şuan öğreneceğim güç beni daha da yaklaştıracak!’’

Kung Lao’nun zihninden paranın kalıntıları yavaş yavaş silinmeye başladı. Gözünün önündeki para havuzları tek tek azalmaya başladı, bu süreç son derece yavaştı. Hatta Kung Lao fark edememiş olsa bile çoktan bir günü geride bırakmıştı.

Kung Lao bu bir günlük süreçte sadece paralarının yarısını boşaltabilmişti, havuz halen daha fazlaydı ve her bir tütsü sürelik zamanda sadece yüz adet para ortadan kayboluyordu. Kung Lao kafasından çıkan her para ile daha da fazla üzülüyordu ancak yapabileceği bir şey yoktu. Şuan bu yapmış olduğu şey daha önemliydi, oda bunun farkındaydı ve her adımını kararlılıkla atıyordu.

Kung Lao ikinci güne girdiğinde Quelty Gungu ile sürekli olarak ilgilendi, hatta ona benzersiz meyveler bile yedirtti. Ancak Gungu’nun açlığı onu her seferinde daha da korkutur hale gelmişti. Gungu yediği yemekler ile birlikte bir santim civarında hem irileşmiş hem de uzamıştı. Daha kaslı ve aynı zamanda güçlü görünüyordu. Ancak bu hiç de iyi bir şey olmamıştı Quelty için, her seferinde yediği meyve miktarı artmıştı. Şuan bir oturuşta 75 kilo meyveyi yiyiyordu!

Bazen Gungu çok aç olurdu ve abisinin söylemiş olduğu öneriyle Quelty’nin köklerinden birisine saldırırdı. Quelty genelde fark edemezdi bile ve fark ettiğinde ise çok geç olurdu. Kökünün yarısı yenmiş bir haldeydi.

Quelty en sonunda o kadar çok korktu ki emrindeki bitkilerin son gaz çalışmasına izin verdi, bir saniye bile boş durmuyordu bu ağaçlar ve bitkiler, buda yaşam sürelerini sürekli olarak azaltıyordu. Ancak önemli değildi, ‘’Bu canavar ne olursa olsun tok kalmalı!’’ diye zihninden haykırıyordu.

Kung Lao kafasındaki para düşüncesini tamamen sildiğinde, çoktan üçüncü güne geçmişti. Para düşüncesi silindiği anda çok hafif bir nefes aldı ve kendi kaynak kokusu hızla ona doğru ilerledi.

Kung Lao bunu fark ettiği anda gözlerinden ateş fırladı. Daha da fazla nefes aldı ve her nefesinde kaynak gücünün kokusunu zihnine yerleştirdi. Son derece benzersiz bir kokuya sahip olsa da aslında bu sadece beyninin uydurmuş olduğu bir yanılsamaydı. Kung Lao bunu çoktan fark etmişti.

Hızla ayaklanan Kung Lao gözlerini açtı ve tekrar derin bir nefes aldı. Nefesiyle birlikte kaynak kokusu da zihnine doğru ilerledi. ‘’BAŞARDIM!’’ diye bağıran Kung Lao en sonunda daha fazla dayanamadı ve havaya doğru zıpladı, sevinç nidaları tüm benliğini sardı.

Yere indiği anda, Kung Lao hemen tekrar derin bir nefes aldı ve yanındakilerin kaynak gücünü hissetmeye çalıştı. Ancak bunu başaramadı ve buda hemen moralini bozdu.

Birkaç adım ileriye doğru yürüdü, sürekli olarak nefes aldı ve verdi. Kung Lao’nun bu durumu Quelty’i şaşırtmıştı ama Gungu’dan ötürü de fazla dikkat edemedi, canlı halen daha yemek yiyordu ve yedikleri de anında sindiriliyordu. Böylesine delice bir boğazı daha önce hiç görmemiş olan Quelty son derece korku dolu günler geçiriyordu.

Kung Lao sonunda adım atmayı kestiğinde derin bir nefes aldı ve karşısından belli belirsiz güç hissedebildiği için çok memnun oldu.

‘’Anlayabildiğim kadarıyla, bu önümdeki asker çoktan kök kaynak aleminin zirvesinde hatta biraz daha zorlamış olsa bilge kaynak alemine geçiş yapacak, çok korkutucu!’’ demiş ve hızla askerin yanından ayrılarak başkalarının yanına doğru ilerlemeye başlamıştı.

‘’Koku alma mesafem toplamda sadece on beş adım mesafelik bir süreçte işliyor. O zaman benim de on beş adım mesafeden tüm kokuları almam gerekiyor… ‘’ diyerek en sonunda dayanamadı ve askerlerin arasına daldı.

Kung Lao askerlerin arasında bir o yana bir bu yana doğru sürekli ilerledi, en sonunda bir şey bulduğunda gözleri neredeyse fırlayacaktı. ‘’Önümde bulunan devasa asker sadece temel kaynak aleminin başlarında mı?!’’ diye haykırdı. Hemen ne harekete geçti ve Kung Lao önündeki topraktan askeri seçerek, ‘’Bunu seçtim’’ dedi.

Hızla askerlerin arasından çıktı ve Kung Lao en sonunda eski yerine geldi, devasa topraktan asker ise yavaş adımlar ile ilerledi ve Kung Lao’nun önüne çıktığında ise devasa yumruğunu hızla Kung Lao’ya doğru savurdu.

Kung Lao bu yumruğu zaten [Cennet Koklayan Burun]’un radar özelliği sayesinde fark etmişti ve yılan gibi kıvrılarak saldırıyı atlattı. Elideki ağır kılıcını askerin bacaklarından birisine doğru savurdu ve hemen geri çekildi.

Savrulma ile birlikte dayanamayan askerin bacağı hemen toza dönüştü. Asker bu darbe ile direkt olarak dengesini kaybetti ve yere yüz üstü kapaklandı. Kung Lao bunu hemen fırsat olarak gördü ve kendisini askerin üstüne doğru fırlattı. Askerin kafasının üstüne doğru ilerledi ve boynuna ard arda darbeler vurmaya başladı. Bu dövüş çok kısa sürmüştü en fazla atmış nefes kadardı ve Kung Lao rakibini öldürmüştü.

‘’Li Youtian’ın tek hatası ilk gördüklerine saldırmasıydı…’’ diye düşündü Lao ancak kendisi bunu yapmamıştı, ondan ötürü de son derece kolay bir dövüş olmuştu.

‘’Tekniğimi geliştirmem için harika bir yer!’’ diye düşündü Kung Lao ve hemen bir başka topraktan asker aramak için ilerledi.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21064 Bölüm Sayısı


creator
manga tr