“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Angoria - Angoria Bölüm 118: Oda Mı Kullanabiliyor?


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Kung Lao gözlerinden adeta ışık şeritleri fırlatıyordu, gözlerini ikinci kez açtığında görmüş olduğu dövüş onda çok ama çok daha iyi bir izlenim bırakmıştı. Ölmüş olan Ji Youtian’ı son anlarında bile izlemeyi sürdürmüştü ve gözlerinin sürekli olarak farklı şekillerde ışıldadığına tanık olmuştu.

Her ışıldadığında, Ji Youtian’ın suratı daha farklı bir şekle giriyordu. Kung Lao bunu fark ettiğinde, derin bir anlayış kazanmıştı ve hemen meditasyona oturmuştu. Düşüncelerini hemen meditasyona doğru yönlendirmişti ve aynı zamanda kafasının bir kısmından Ji Youtian’nın iki dövüşünü de oynatmaya devam etmişti. ‘’Bu adam ne zaman dövüş başlasa, gözleri ışıldıyor ve daha sonrasında ise başka bir surat ifadesine bürünüyor… Bu çok ilginç bir şey.’’

Kung Lao’nun bu durumu, görenleri resmen ağlatırdı, sırtına bir fil oturmuş gibi hissediyordu. Anlayışı bu kadar yüksekken bile takılıyordu ve halen daha anlayamıyordu. Bu durumun ne kadar süreceğini bile bilemiyordu, ‘’Keçiden [Bulutların Üstünde] isimli tekniği elde ettiğimde bile bu kadar dar boğazda değildim. Buna sebep olan şey ne acaba? Kung Lao bunları düşünürken, Gungu’da yemeğini yemekle meşguldü. Minik obur, ne kadar yemek yerse yesin sürekli olarak yanındaki Quelty tarafından başka meyveler ortaya çıkıyordu. Gungu bu işten çok ama çok mutluydu! Hatta bir anda aklına dâhiyane bir fikir bile gelmişti.

Hemen zihnini Kung Lao’ya doğru yönlendiren Gungu, abisinin çalıştığını fark etse bile umursamadı. Zihnine doğru elinde sancakla içeriye girdi ve Kung Lao’nun meditasyonunun tam merkezi bölgesine kendi bayrağını direkt olarak dikti.

‘’Abi!!’’

Kung Lao, zihninde patlarcasına çıkan abi kelimesi ile irkildi, nedense bu irkilmeden sonra aklında olan ve yavaşça gelişmeye başladığını düşündüğü tohumda anında öldü. Bu onu sinirlendirmeye çoktan yetmişti.

‘’Ne var!’’ diye karşılık veren Kung Lao bununlada yetinmeyip, Gungu’yu çoktan zihninden atmaya koyuldu. Hayalinde canlandırdığı kapıdan dışarıya doğru çoktan Gungu’nun sesini ittiriyordu.

‘’UAAH!! Bir dinlesene abi ya!’’ diye cevap veren Gungu daha sonrasında narin bir ses tonuna geçerek söyledi ‘’Ağabeyciğim, aklıma çok ama çok müthiş bir plan geldi! Şimdi sen benim yemek yememden ötürü fakir kalıyorsun ve güç kaybediyorsun ya…’’

Kung Lao para konusu açıldığı anda gözlerini açtı ve ışıl ışıl parıldattı. Parayı severdi, hemde her bir mor kaynak bakırına kadar! Zihninde Gungu’nun planının her ne kadar zayıf olacağını bilse de dayanamadı ve meraklı gözler ile ona bakmaya başladı.

‘’Anlat bakalım ne gelmiş bu minik Gungu’mun aklına…’’ pamuk kadar yumuşak bir sesle konuştu. Kung Lao’nun aklında delicesine para getirecek her şey mümkündü. Hatta işin ucunu abartarak asla yapamayacağını bildiği Quelty’i öldürüp hazinelerini çalmak bile aklından geçmişti.

‘’Ağabeyciğim, şimdi senin gördüğün gibi bu bitki bana sürekli olarak yemek getiriyor. Meyveler de son derece lezzetli bir tanesi bile bozuk değil!’’

Kung Lao bu sözlerden sonra işin ucunun nereye gideceğini kestirmeye çalıştı ancak başaramadı, iştahı daha da kabardı. Hemen aklına muz geldi ve onun ne kadar değerli olduğunu hatırladı. ‘’Bir muz için hayatını adayacak insanlar bile var, üstüne üstlük o kadar pahalı ki sadece son derece elit kısımda bulunan insanlar yiyebiliyor!’’ diye düşündü.

‘’Neyse abi, düşünüyorum da bu bitkiyi alsak ve bir yere kilitlesek, sonrasında da zorla meyve büyüttürsek. Sence nasıl olur? Asla aç kalmam değil mi?’’

Kung Lao bunu duyduğu anda burnundan kan gelecekti, hatta fark etmese bile incecik bir sızıntı olmuş hemen kapanmıştı. Böylesine zekice bir fikir Gungu’nun aklına geldiği için ister istemez takdir bile etmişti, ancak bir sorun olduğunu da biliyordu. ‘’Gungu, çok güzel bir plan ben bile çok iyi para kazanıp güçlenebilirim ama… o çok güçlü be minik Gungu…’’ diye kendisini üzdü.

Gungu bunu duyduğunda ister istemez suratını büzdü, bu o kadar üzüntü vermişti ki kendisine yemekten bile kesilmişti. Elinde tutmuş olduğu elmaya öylece bakakaldı, kendisi hiç böyle düşünmemişti ve şimdi ağabeyi Kung Lao söyleyince fark etti, bu çiçek gerçekten de güçlüydü.

Gungu ne yapacağını bilemez vakitteyken, Kung Lao çoktan hesaplamalarını yapmayı bitirmişti, içinde devasa bir para aşkı ortaya çıktı ve bunu neredeyse engelleyemez hale geldi. Hatta bu durum o kadar artmıştı ki, kendisinin gaza geldiğini bile fark edemedi. Hızlıca ayağa kalkan Kung Lao rasgele bir topraktan askere doğru işaret parmağı ile işaret etmişti.

Para onun için bir çok şeyden daha önemliydi, elbette ki paradan önemli şeyler vardı ama bu Kung Lao için bir elin parmağını geçmezdi. Bunlardan birisi şüphesiz ki ailesiydi, ondan sonra gelen ise… Kung Lao bunun ne kadar doğru olduğunu bilmese de içinden hep sevginin önemli olduğunu ve parayla çoğu zaman alınamayacağını bilirdi.

O bunları düşünürken, farkında olmadan seçmiş olduğu topraktan asker hızla ilerlemiş ve Kung Lao’nun on adım karşısında durmuştu, Kung Lao daha bunu fark edememişti ancak, fark etmesi o kadar da zaman almayacaktı. Çünkü asker hiç vakit dahi kaybetmeden saldırmayı seçmişti bile…

Asker Kung Lao’ya doğru saldırmayı seçtiği anda, yumruğunu hazırlamış ve Kung Lao’ya doğru savurmuştu. Savurmuş olduğu yumruğun gücü o kadar yüksekti ki arkasında bir rüzgar bile çıkarmıştı. Kung Lao ise son derece masum bir şekilde gözleri kapalı hayallerinin arasındaydı.

Topraktan askerin yumruğu Kung Lao’ya doğru yöneldiğinde ve en sonunda bedenine sadece yarım metre kaldığında Kung Lao’nun gelişmiş burnu [Cennet Koklayan Burun] tekniği sayesinde istemsizce düşmanı fark etmiş ve bu sayede Kung Lao’da en sonunda gözlerini açabilmişti.

‘’Huh!’’

Yumruğun kendisine doğru geldiğini gören Kung Lao hemen hızlı bir şekilde onu atlatması gerektiğini biliyordu. Ancak bedenini büyük miktarda hareket ettirebilecek bir zamana sahip değildi.

Kung Lao’nun aklına gelebilen tek şey kaçmaktı ve bu sırada bedeni kendisinin iradesi olmadan istemsizce hareket etmişti. Kung Lao’nun yapmış olduğu hareket ile birlikte, yumruğun hemen yanından tıpkı akan bir nehir gibi yavaşça geçmiş ve yumruğun boşa çıkmasını sağlamıştı.

Kung Lao yumruğun boşa çıktığını fark ettiği anda, hemen sismik adımlarla bir adım geriye çekildi ve eline ağır kılıcını aldı. Döneyan’ı kullanmak ona mantıklı gelmemişti, sonuçta Döneyan keskin bir kılıçtı ve karşısındaki bir topraktan ibaretti, zihnindeki hesaplamalara göre Kung Lao’nın Döneyan’ı ağır kılıçtan daha az hasara sahip olacaktı.

Quelty, Kung Lao’nun yapmış olduğu hareketi gördüğünde istemsiz bir şekilde şaşırdı. Hemen aklından ‘’O da mı kullanabiliyor!’’ diye bir düşünce geçti, ‘’Bu son derece eğlenceli olacak gibi duruyor…’’ diye düşündü Quelty daha sonrasında ise beklemeye koyuldu. Kung Lao’nun savaşı onun için eğlenceli olmaya başlamıştı.

Kung Lao kılıcını çektiği anda savunmasının anlamsız olduğunun çok ama çok farkındaydı, bu daha öncesinden Ji Youtian’nın yaptığı bir şeydi ve bu askerler ne hikmetse aralıksız saldırı gücüne sahipti. Bundan ötürü de savunman en sonunda düşecek bir duruma geliyordu ve en sonunda aldığın hasar büyük miktarlara çıkıyordu. Kung Lao bunun olmasını asla istemezdi.

‘’Sadece bir avuç kan donduran hapa sahibim… Üstelik yenisini alabilecek bir yer de yok! Hasar almaktan her zaman kaçınmalıyım, aksi takdirde ölümüm çok yakındır!’’ diye düşündü ve ‘’Sismik adımlar benim büyük kozum, onun sayesinde taştan askerler bana asla yetişemeyecek, ancak bu demek değil ki onları sadece hızımla alt edebilirim.’’devamını getirdi.

Topraktan Asker hızla doğruldu ve kaçan Kung Lao’ya doğru bir kez daha akın etti. Bu sefer farklı bir teknik kullanarak doğrudan havaya zıpladı ve bacaklarından birisini dümdüz bir pozisyona doğru getirdi.

Kung Lao gelen darbenin önemini son derece iyi biliyordu ve bu yüzden hemen sismik adımlar ile kaçındı, kendisini sola doğru fırlattı.

‘’Gümm!’’

Yere düşen askerin çıkarmış olduğu gürültüyle birlikte zemin çok hafif çatlamıştı ve çatlakların arasından da çok hafif bir toz bulutu yükselmişti. Kung Lao bunun şimdi fırsatı olduğunu düşünmüş ve son hızla ileriye doğru atılarak, toparlanmaya çalışan topraktan askerin üstüne doğru zıplamıştı. Bu esnada ise kılıcını havaya doğru kaldırdı, ancak topraktan asker sanki bunu bekliyor gibiydi, kısacık bir anda zaman donmuş gibi hızlıca kendisini toparladı ve Kung Lao’nun saldırmış olduğu yöne doğru döndü.

Bunların hepsini bir anda anlatmak son derece zor ancak, yüzünü Kung Lao’ya doğru dönen topraktan asker bir anda yumruğunu havaya kaldırdı ve sanki bir yay okunu fırlatmış gibi, yumruğunu Kung Lao’ya doğru fırlatmıştı. Kung Lao’ya doğru fırlayan yumruğa karşı yapabileceği hiçbir şey olmayan Lao, kollarını hemen boyun hizasına doğru çaprazlamış ve bacaklarını da elinden geldiğince geriye çekmeye çalışmıştı.

Yumruk Kung Lao’ya doğru geldiği anda, Kung Lao iç organlarından birisinin çoktan ezildiğini fark etti ve ağzında bile tutamayacağı bir dürtü ile en azından dört avuç kan tükürdü! Vücudu yere değdiği anda üç nefes boyunca yuvarlandı ve en sonunda kendisini durmuş bir vaziyette buldu.

Yumruk o kadar şiddetli gelmişti ki, Kung Lao darbenin şiddetiyle halen daha titriyordu. Br yandan da zihninden ‘’Bu nasıl böyle olabilir! Ji Youtian’da bunlarla karşılaştı, ancak Ji Youtian’ın dövüştüklerinde hiç böylesi gerçekleşmedi!’’ diye bağırıyordu.

Kung Lao’nun fark edemediği şey ise, rakibinin bu anormal değişiminin, tamamen zaman ile iligli olmasıydı. Hemen önlerinde duran Quelty bizzat zamanı kontrol etmiş ve Kung Lao nasıl zamanda geriye dönüp ölümden döndüyse, askerinde zaman durduğu halde toparlanıp kendisine saldırmasıydı. Böylesine eşsiz bir şeyi ise, bizim minik Lao’nun anlaması mümkün dahi değildi.

Kung Lao ne yapacağını şaşırmıştı, ancak sadece tek bir [Derin Nefes] ile birlikte aklındaki bu korkuyu derhal def etti, şuan savaştaydı ve korkması onun için hiç ama hiç yararına değildi. Hele ki karşısında bu kadar güçlü bir düşmana karşı…

‘’Daha sakin olmalı daha net düşünmeliyim!’’ diye kendisine öğütler veren Kung Lao anında tekrar atıldı ve kendisine doğru hiç hız kesmemiş olan bu topraktan askere karşı bir kez daha hamle yapmaya koyuldu.

Sadece bir nefes süresi geçmişti ki, ikili bir kez daha çarpıştı ve Kung Lao ilk isabetli saldırısını da burada gerçekleştirmiş oldu. Kendisini içten içe öven Kung Lao, hemen bir adım geriye çekildi ve bir kez daha saldırdı.

Sürekli olarak yakın bir çarpışmadan ister istemez uzak duruyordu. Buda birbirlerine olan saldırılarını daha seyrek yapmalarına olanak tanıyordu; Kung Lao biliyordu ki, eğer aralıksız yakın temasta bulunursa bir açık verecek ve büyük bir yara alacaktı.

Yaklaşık bir tütsü süresinin yarısından biraz fazla bir zaman geçtiğinde, Kung Lao en sonunda topraktan askerin bir kolunu parçalayabilmiş ve kolun yere düşerek toz haline gelmesini sağlamıştı. Ancak bunu yaptığı zaman zaten çoktan nefes nefese kalmıştı.

Toprak askerin tutumundan en ufak bir değişiklik ortaya çıkmamıştı.  Hatta hızı bir miktar da artmıştı, kopan kolunun vermiş olduğu ağırlık şimdi ortadan kaybolmuştu ve buda Kung Lao’nun [Sismik Adımlar] ile sağlamış olduğu hız avantajını ortadan kaldırmıştı.

Kung Lao daha hareketini tamamlayamadan gelen bu ani yumruk karşısında ne yapacağını şaşırmış ve tekrar o vakitsizlik durumuna düşmüştü, hatta bu durum geçen seferkinden daha da kötü bir durumdaydı ki, buda Kung Lao’nun neredeyse öldüğünü düşünmesine bile yol açmıştı.

Ancak şans tanrıları tekrar Kung Lao’nun yüzüne gülüyordu, bu son derece nadir olan bir durumdu ancak; ne hikmetse bu zamana denk gelmişti. Bedeni adeta akan bir nehir haline tekrar gelmişti ve normalde yapması imkansız olan bir bel kıvraklığıyla yumruğu belinin hemen yanından boşluğa doğru vurmasına yol açmıştı.

Kung Lao’nun yapmış olduğu bu ani bel kıvraklığına karşı şaşırmak için en ufak bir zamanı dahi yoktu. Kılıcını hemen savurmuş ve topraktan askerin sağ bacağına doğru savurmuştu.

Askerin bacağına doğru inen yaklaşık 600 kilogramlık sert metal büyük bir gürültüyle patladı ve topraktan askerin bacağında ilk etapta minik çatlakların oluşmasını sağladı. Ancak çatlaklar sadece o anda oluşan ve devam etmeyen türden olmaya çok uzaktı. Hemen hızlıca tıpkı bir hastalık gibi yayılmaya başladı ve çatlaklar hemen derinleşti.

Ardından gelen ince kıtırtılar ile birlikte, bacak çoktan kopmuş ve topraktan askerin bulunduğu zemine doğru düşmüştü. Düştüğü anda kopan önceki kol gibi hızlıca toz haline gelmişti.

Bu iki farklı uzvun düşmesiyle birlikte de, topraktan asker daha fazla dayanamadı ve dengesini kaybetti. Bu durumda daha fazla dövüşemeyeceğini fark eden Kung Lao ise hemen ilerledi ve topraktan askerin boynuna doğru elinde ağır kılıcıyla bir kez daha vurdu.

İlk denemesinde başaramamış olsa da Kung Lao onuncu denemesinde başarmış ve en sonunda boynunu gövdesinden ayırmıştı. Quelty ise memnundu, uzun zaman sonra böylesi bir savaşı izlemesi çok memnun etmişti onu ve bunun her saniyesinden zevk almıştı. Çocuğun daha dövüşü bittiği anda yanındaki hayvana baktığını fark etmişti ve oda hayvana bakmaya başlamıştı.

Bu esnada ise Gungu, bir meyveyi elinde tutuyordu ve kokluyordu. Gözleri ışıl ışıldı ancak, koklaması sonunda beğenmemiş ve hemen fırlatmıştı. Çocuğun ise bir anda gözleri deniz fenerleri gibi ışıldamış ve hemen meditasyon yapmaya başlamıştı. Quelty bu ani olay karşısında çocuğun ne anladığını merak etmişti ancak bunu öğrenebilmesinin imkansız olduğunun da farkındaydı.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17071 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22917 Bölüm Sayısı


creator
manga tr