"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Angoria - Angoria Bölüm 116: Üç Seçim


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


İkili yere yığıldığı anda yer kan ile sırılsıklam olmuştu. Kan birisinin karnından geliyordu, şiddetle akmaya devam ediyordu, diğerinin ise kolundan geliyordu. Karnından gelenin aksine, kolundan gelenin kanının miktarı kat ve kat daha fazlaydı. Hatta o kadar fazlaydı ki bunları karşılaştırmak, gökyüzü ile okyanusun altını karşılaştırmaya benzerdi.

Bu kanayan kişilerden birisi elbetteki Kung Lao’dan başkası değildi. ‘’Ölüyorum…’’ diye düşünen Kung Lao sessizce anlamsız birkaç kelime mırıldandı. Bu esnada Gungu bile Kung Lao’nun acısını hissetmişti. Kalbinin delindiğini hissetti ve ‘’SQUİKK!’’ diye bir çığlık kopardı. Hatta çığlığı daha da derinleşti ve en sonunda ağzından bir avuç dolusu kan tükürdü. Minicik bedeninden çıkan kanın miktarı son derece fazlaydı.

Bunların olduğu anda Badem Çiçeği Quelty sessizce olanları izledi, en sonunda gözleri Gungu ile buluşunca ise bir anda irkildi, ‘’Neden onun varlığını hissedemedim!’’ diye düşündü. Minik hayvanın çığlıkları son derece güçlüydü ve kafasının içinde sürekli olarak yankılanıyordu. Sefil hayvanın çığlıkları kulaklarında yankılanıyordu ve en sonunda dayanamadı ve piposundan derin bir nefes çekti. O kadar kuvvetli çekti ki, piponun içinde bulunan otların hepsi tek seferde yandı ve küle dönüştü.

En sonunda üflediğinde devasa bir duman bulutu ortaya çıktı ve doğruca Kung Lao ile Li Youtian’a doğru yöneldi, hızla ilerledi ve ikilinin bulunduğu alanda durdu. Sanki oraya sabitlenmiş gibiydi. En sonunda duman hareket etmeyi kestiğinde ilginç bir ışık ortaya çıktı ve dumanın içindeki Kung Lao ile Li Youtian’ın yaraları hızla kapanmaya başladı. Ardından ise hareketleri derhal tersine döndü, Kung Lao öncesinde Lİ Youtian’a kılıcını saplamıştı. Daha sonra kılıç kendiliğinden dışarıya çıktı ve yara komple kapandı. Ardından Kung Lao eski yerine döndü ve kolundaki çizikler ortadan kayboldu. Tüm bunların hepsi bir nefeslik sürede ortaya çıktı ve çıktığı gibi de kayboldu. Gungu’nun nefesleri düzeldi ve oda Lao’nun cebine doğru ilerledi.

Devasa bulutun etkileri geçtiğinde Kung Lao kendisine geldi, şaşkınlık içinde demin yaşanan olayları düşündü ve derhal Badem Çiçeği Quelty’ye baktı. Gözlerinde bir miktar hayranlık bir miktarda korku vardı. ‘’Bu çiçeğin gücü nasıl böyle, bu kadar fazla olabilir ki?’’ diye düşündü.

‘’Sizlere söylemiştim, benim bölgemde benden izinsiz tek bir şey bile yapamazsınız! Birbiriniz ile savaşmak mı? Peh!’’ yere tüküren çiçek daha sonra Lao’ya baktı. ‘’Orada titrediğini hissediyorum çocuk, çık ve bana doğru gel!’’ diye net bir emir duyuldu.

Ses doğrudan Lao’ya doğru gitti ve Lao ‘’Nereden çıkayım? ‘’ diye düşündü. Daha sonra Gungu’nun dışarıya doğru çıktığını gördü, önce kafasını çıkardı ve daha sonra Kung Lao’nun bedeninden aşağıya atladı. Paytak ancak bir o kadar da seri adımlar ile ilerledi. Çiçeğin yanına vardığında ise meraklı gözler ile baktı.

Çiçek son derece meraklıydı, neden onu hissedememişti? Şüphesiz onunda bir ruhu vardı ve bunu hissetmesi gerekirdi, ancak bu minik canlı kendisine baktığında bile ruhsal alandan etkilenmemişti. Üstelik meraklı gözler ile bakınmasını da sürdürüyordu. Çiçek daha fazla ruh alanını sıkıştırmasının bir anlamı olmadığını fark etti ve derin bir nefes aldı, ‘’Bu çocuğu tanıyor musun küçük?’’ dedi ve sonra Gungu’ya baktı.

Gungu ilk başta kafasını kaldırdı ve daha sonrasında ise Lao’ya baktı, bu esnada ise ‘’Seçim senin abi, tanıdığımı onaylayayım mı yoksa onaylamayayım mı?’’

Kung Lao bunu duyduğu anda şok oldu. Gungu’nun aklından neler geçtiğini anlamıyordu ancak, Li Youtian’a olanları düşündüğünde istemsizce titredi. Bu olay kalbinin beş defa atmasına neden olmuştu. ‘’Ne demek seni tanıyayım mı? Tanımayacak mısın hayır dersem!’’ diye düşünce yoluyla konuştu.

Gungu yine o kafasına göre büyük gözler ile Lao’ya baktı ve ‘’Tanımamı ve evet anlamında kafamı sallamamı istiyorsan bana… bir kilo, hayır! Bin kilo yemek vereceksin. Anlaşmamız bu yönde…’’

Kung Lao Gungu’nun bu takılmasına baktı ve ‘’Oh, demek senin istediğin buydu minik dostum. Ağabeyin senin için bin kilo yemeği elbetteki bulacak. Oh baksana hatta buldum bile! Sadece birazcık beklemen gerekecek olur mu?’’

Kung Lao’nun aklında oluşan planı kimse fark edememişti, Gungu bile… Onay aldığı için sevinçli olan Gungu gözlerini Quelty’ye çevirdi ve hızlıca kafasını salladı. Artık yemek derdi bile yoktu, nasıl olurdu da sevinçli olmazdı ki?

‘’Eh, demek bu adamı tanıyorsun. O zaman bu adam ile birliktesin değil mi, istek dışında hareket etmiyorsun.’’ Gungu’ya yöneltilen bu soruyla birlikte Gungu kafasını bir kez daha salladı ve olumlu bir işaret verdi, gözlerinde korku yoktu. Ona göre abisi aslında dünyadaki en iyi abiydi, onu daha bebekken beslemeye başlamıştı. Gözleri bile görmezken karnı doyuyordu, ardından ise onunla sürekli ilgilendi, ilk kez onun sesini duydu. Gözlerini açtığında ilk gördüğü kişi oydu, ondan başkası nasıl olurda iyi olabilirdi ki?

Çiçek bu gelen onaylama ile birlikte kafasını salladı ve yapraklarından birisini hızlıca Gungu’ya doğru uzattı, Gungu yaprağa bakarken ‘’Bu yaprağı alnına doğru götürmeni istiyorum çocuk, belki de seni zorla yalan söylemeye teşvik ediyor. Hem sende böyle bir durum varsa onun ölmesini ve rahatça yaşamayı istersin değil mi?’’

Gungu ne yapacağını bilmiyordu, keza Lao’da öyleydi. ‘’Kabul et…’’ diye Gungu’ya mırıldandı ve Gungu’da sadece hafifçe kafasını salladı, ardından da kendi alnına doğru yaprağı uzattı. Yaprak alnına değdiği anda Gungu kaskatı kesildi, hafifçe titredi.

Tüm bu yaşananların hepsi birkaç nefeslik süre sürmüştü. Yaprak alnından çekildiği anda Gungu soğuk terlerle kaplıymış gibi hissetti. Çiçek ise son derece düşünceli görünüyordu, suratında o kadar net olmasa da Quelty’nin kafasında bir savaş vardı; ‘’Ne? Ruh bağı mı, bu imkansız… Ancak bu bir şekilde gerçekleşmiş ve bu minik hayvan çocuğa bağlanmış, hiçbir zorlama da bulunmamış hatta bebekken bile ona iyi bakmış. En sonunda gitmesi gerektiğinde salmak istemiş ancak Gungu ismini alan minik canlı gitmesini istememiş, aralarındaki bağ her gün güçleniyor… Hatta bu durum o kadar ilginç ki şuan bile güçlenmeye devam ediyor, şimdi neden hissedemediğimi anlamaya başladım. Onların ikiside aynı ruhu kullanıyor!’’

Gözleri hayran ve aynı zamanda şaşkın görünen Quelty sadece baktı, bakışları kısacık bir zaman sürmüştü ve daha sonra Gungu’ya doğru ‘’Çocuk şimdilik yanımda durabilirsin, seni bayağı sevdim. Türümden birisi değilsin ancak, türüme en yakın olan birisisin. Gel bu dedenin seninle kalmasına izin ver.’’ diyerek ellerinden birisini bacağına yapıştırdı. Gungu ne demek istediğini anlamadı, ancak Kung Lao çoktan anlamıştı.

‘’Gungu, onun yanına gitmen şimdilik en iyisi olacak, onun bacaklarından birisine doğru git ve üstüne otur.’’ Diyen Lao, Gungu’ya doğru baktı ve bu çiçeğin neden bir anda daha da iyi davrandığını anlamaya çalıştı. Ancak bir türlü bunu başaramadı, ardından da düşünmeyi bırakmaya karar verdi. Gungu ise Quelty’nin yanına doğru ilerledi ve bacaklarından birisine oturdu. Ardından da çiçeğe bakmaya devam etti, Quelty ise hızlıca iki insana baktı ve ‘’İllaki dövüşmek istiyorsanız size izin vereceğim! Neden şu önünüzdeki kil askerlere saldırmıyorsunuz? Oh sizi tatmin edeceklerinden son derece eminim, hatta şuna ne dersiniz. Bu askerlerden herhangi bir üçünü yenerseniz size, daha çok yeni olan yavrularımdan bir tanesini vereceğim!’’ diyerek sesini yükseltti ve daha sonra sesini kıstı.

Kung Lao başta anlayamadı, ‘’Nasıl yani bu toprak parçalarından üçünü yenersem badem çiçeği alabilecek miyim? Ama bu çok kolay!’’ Hızla hangisini seçmesi gerektiğini düşünmeye başladı.

Badem Çiçeği Quelty sadece gülümsedi ve ‘’Hadi! Ne duruyorsunuz, seçin!’’ diye gaz vermeye çalıştı. Aslında tek seferde öleceklerini çok ama çok iyi biliyordu. Bu topraktan askerlerin, her biri bir kaynak alemi geliştiricisinin kaynak gücüne eşdeğer bir güce sahipti. Bedenlerinde kendisine ait bir kaynak gücü dolaşıyordu ve ortalama olarak hepsi Kök Kaynak gücünün ortalarındaydı.

Li Youtian sadece gülümsedi ve hemen orta sıralardan birisini gözüne kestirdi. ‘’ Şu arkadaki, altıncı sırada bulunan askeri seçiyorum.’’ dedi ve hemen ardından ise hareket etti. Askerde hemen hareket etti ve ikili, boş bir alanda karşı karşıya geldi. Li Youtian hemen saldırmayı seçti ve kırbacını salladığı gibi hızla ileriye doğru savurdu.

‘’ŞLAK!’’

Kırbacın sesi tüm odada tekrar yankı buldu, bu esnada Kung Lao ise bir nefes süresi bile gözünü kırpmadan izlemeyi sürdürdü. Kırbacın tek darbesi ile rakibinin son derece ağır yaralanacağını biliyordu. Bizzat kendisi bunu test etmişti, ondan ötürü rakibinin yenildiğini de biliyordu.

Li Youtian da aynısını düşünüyordu, ancak kırbaç rakibine değdiğinde sadece çok ama çok önemsiz bir çizik bıraktığını gördüğünde ağzı neredeyse yere değecek haldeydi, Kung Lao’da çok şaşırmıştı.

‘’İmkansız, en azından bir çatlak ortaya çıkmalı!’’ diye bağıran Li Youtian kendisini bir an geriye çekti ve askerin kendisine doğru ilerlemesi ile birlikte savunma pozisyonunda kalmaya devam etti.

Asker topraktan olduğu için tek bir ses bile çıkarmamıştı, hemen Li Youtian’a doğru bir yumruk savurdu ve yumruk Li Youtian’nın karnına geldiği anda patlayıcı bir güç ortaya çıktı. Çıkan güç ile birlikte Li Youtian ağzından bir avuç kan püskürttü ve üç ayak geriledi. ‘’Bu nasıl bir güç!’’ diye düşünen Li Youtian hemen bir başka şeyi aklına getirdi. Şaşkınlığı ile birlikte ‘’Bu nasıl bir varlık! Kaynak gücünü bile kullanabiliyor.’’ diye düşündü.

Elbette ki düşüncesi olayı heyecanından ötürü aynı zamanda ağzından da dışarıya çıkmıştı. Bunun bir çözümü olduğunun hepten farkındaydı ve bundan ötürü gözlerini çoktan dört açmıştı, ‘’Kök Kaynak Alemine girdikten sonra gözlerim ile kaynak enerjilerini görebilme yeteneğine sahip oldum ancak bunu göremedim bile,’’ diye düşündü. Bu sefer ağzından tek kelime bile çıkmamıştı.

Topraktan orta boylu asker kendisini hızla tekrar ileriye itti ve Li Youtian’a doğru bir başka ezici yumruk atmak için ilerledi, Li Youtian son derece çaresiz bir durumdaydı. Genel olarak kırbaç kullanıcıların en zayıf noktası saldırılara son derece açık olmalarıydı ve bunu uzaktan kaliteli malzemelerle yapılmış kırbaçlarla genelde kapatırlardı. Ancak bu sefer böyle bir şey olmadığı için kendisini bu konuya karşı ne yapacağını bilemez halde hissetmişti.

‘’Rakibim çoktan, Kök Kaynak Aleminin 8. Seviyesinde, bu kadar güçlü olmasını asla beklememiştim!’’ diye düşünen Li Youtian’nın aklında tek bir düşünce kalmıştı. Yeni yeni öğrenmeye başladığı hançer sanatını uygulamalıydı.

Bir anda kırbaç yüzüğüne geri döndü ve ellerinde bir çift hançer dışarıya çıktı. Hançerlerin birisi sarı bir kabzaya sahipti, diğeri ise maviydi. İkisinden de soğuk bir ışık ortaya çıkıyordu. Hançerlerini, gelen yumruğa doğru çapraz bir şekilde tuttu ve saldırıyı engelledi. Li Youtian hemen ardından ise, kendisini bir adım geriye çekti ve saldırısına hazırlandı, tekniğe tam olarak hakim olamadığı için bir miktar hazırlanması gerekiyordu.

[Gölgenin Rahatlığı] tekniği basit gibi görünen son derece gizemli iki çapraz kesiğe sahipti, daha da farklı yöntemleri vardı belki de ancak Li Youtian bunları bilmiyordu. Topraktan askere doğru göndermiş olduğu iki çapraz kesik ile birlikte askerin göğsünde derin iki iz ortaya çıktı.

Asker kendisini savunma gereksinimi görmemişti, bundan ötürü de önemsemeden saldırıyı aldı. Quelty bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğinde ise çok geçti, asker çoktan dört eşit parçaya bölünmüştü bile…

Kung Lao ise yaşananlar karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. Hepsinin bu kadar güçlü olmasını nasıl olurda bekleyebilirdi ki? ‘’Zayıflığımın benim için bu kadar erken geleceğini hiç düşünmemiştim, rakibimi analiz edemezsem ve bundan daha güçlüsüyle karşılaşırsam kesinlikle ölmüş olurum!’’ diye düşündü.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr