“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Angoria - Angoria Bölüm 114: Gül Motifi


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Çiçek ikisine de baktı ve sonrasında ise kıkırdadı, ardından ağzındaki piposundan bir nefes daha içine çekti ve tekrar kıkırdadı. ‘’Tamı tamına 500 döngü… uzun zaman değil mi? En son gelen kişiden beridir, tam 500 döngü… Hadi bakalım bu adamın bir eğlenmesi gerek değil mi?’’

Kung Lao kendisine gelen bu ilginç sözler ile birlikte şaştı kaldı, kafasında bir fırtına kopmaya başladı. ‘’Nasıl bir çiçek konuşabilir!’’ diye sözler kafasına akın ediyordu. Neler döndüğünün bile farkında değildi. ‘’Burası neresi?!’’ diye kafasından düşünceleri geçirdi. Çiçeğin dedikleri de ne oluyordu?

‘’Bana kafanızdaki soruları yöneltmeyi bırakın! O şapşal ifadelerinize bakmak hiç de hoş değil!’’

Sözlerini söyleyen çiçek ağzında bulunan pipoyu bir kez daha içine doğru çekti, çıkan dumanı ise hızlıca dışarıya bıraktı. ‘’Benim adım, Querly. Sizler ise bana uzunca bir süre boyunca badem çiçeği dediniz! Hah, beni o acınası bitki ile nasıl olurda karşılaştırabilirsiniz ki?!’’

‘’Badem çiçeği… Badem çiçeği!’’

Bu sözler elbette ki Li Youtian’ın ağzından dışarıya doğru fırlamıştı. Bu eşsiz bitkiyi aramak için kaç döngüsünü heba etmişti? 10 mu? 20 mi? En sonunda bitkiyi bulmuştu. Hem de bu çocuk sayesinde bulmuştu. Daha fazla durmasının bir anlamı bile yoktu. Kafasında hemen plan yapmıştı ve önce bitkiyi alacaktı, ardından da yanındaki çocuğu öldürecekti!

‘’Benim kaç döngümü aldın senin haberin var mı?! Sen artık benimsin!’’

Kelimelerden hemen sonra gözleri açgözlülük ile boyanmış olan Ji Youtian hızlıca ileriye doğru atıldı. Kung Lao’da badem çiçeği sözlerini duyduğunda şaşırmıştı. ‘’Ustamın benim için getir dediği çiçek bu mu? Hem nasıl olurda bir çiçek konuşup insanlar gibi pipo içebilir?!’’ aklındaki soruları sormaya cesaret bile edemedi. Gözleri sadece bir anda hiçlikten ortaya çıkan kilden askerlere dikildi.

Kilden askerler 3.000 civarı kadardı, hepsi irili ufaklı dizilmişlerdi ve hepsi de tek bir harekette bile bulunmamışlardı. Ancak öyle bir görüntüleri vardı ki Kung Lao bu kilden askerlerin sanki canlı olduğunu düşünmüştü. Böylesine bir duyguyu neden yaşıyordu bilmiyordu ancak, kafasındaki ziller dikkatli olmasını söylüyordu.

‘’Sayısız döngüler boyunca yaşamış olan ben senin mi olacağım? Buna gerçekten de inanıyor musun? Haha! Gerçekten güldürdün beni insan çocuk!’’

Li Youtian hızlıca ileriye atılmıştı ve önündeki askerleri yok sayarak ilerlemesini sürdürdü. Askerlerin arasından geçen Li Youtian her adımıyla Badem Çiçeği Querly’ye yaklaşıyordu. Querly piposundan bir nefes daha çekti ve dumanı dışarıya doğru üfledi. ‘’Sana yanıma gelebileceğine dair bir emir vermedim insan çocuk.’’ diye seslenen Badem çiçeği Querly yapraklarından birisini havaya kaldırdı ve bu hareketiyle birlikte kilden askerler adeta hayat bulmuşçasına harekete geçti.

Tüm bunların hepsi bir anda olmuştu ve bunları açıklaması bir miktar zordu ancak, bütün kilden askerler Li Youtian’a doğru ilerledi ve hızlıca ellerinden bacaklarından tutuklarında, tüm vücudu baskı altında kalmıştı bile.

Badem çiçeği Querly tekrar piposundan bir nefes çekti ve ardından ‘’Şimdi çocuk, yerine geri git. Buraya gelmiş olman bana dokunabileceğin anlamına gelmez, senden güçlü birisine ne olursa olsun saygı duyman gerekir!’’

Kilden askerler tuttukları Ji Youtian’ı hızlıca geriye doğru fırlattı, hepsi son derece koordineli bir şekilde çalışmıştı ve güçleri birleştiğinde muazzam bir etkiye neden olmuştu. Ji Youtian geriye doğru fırlatıldığında duvara çarptı ve duvarda bir miktar çatlağa neden oldu. Ağzından bir avuç dolusu kanı yere tükürdü ve elleriyle yere kapaklandı.

‘’Buraya gelmişseniz, bu bir şey değil! Burada benim sözüm emirdir ve sizler burada benim için bir çöpten fazlası değilsiniz!’’

Kung Lao bu muhteşem baskıyı yayan ses karşısında titrediğini hissediyordu. ‘’Böylesine eşsiz bir güç nasıl oluyorda bir bitkide toplanabiliyor!’’ diye düşünmeden edemedi. Hemen dizlerinin üstüne çöken Kung Lao secde etti ve ‘’Bu küçük, Aziz Querly’yi selamlıyor!’’ diye bağırdı.

Kung Lao güçlülere saygılarını her zaman gösterirdi, göstermez ve ukalalık yaparsa anında öleceğini çok iyi biliyordu. Geçmiş hayatında bunu zaten tecrübe etmişti. Querly kafasını Kung Lao’ya doğru yavaşça döndürdü ve ‘’Oh, demek saygının ne demek olduğunu bilen bir çocuk var burada! Ne güzel, senin gibi çocukları severim.’’ diyerek mutlu sözlerini duvarlara doğru yansıttı.

Anlık gelen mutlu sözler anlık olarak ortadan kayboldu ve Ji Youtian’ın nefret ile dolu gözleri Kung Lao’ya doğru döndü, ‘’Bu çocuktan nefret ediyorum! Adamlarımı öldürmekle kalmadı, yıllarımı verdiğim arayışımı mahvetti. Şimdide çiçeğe saygılarını gösteriyor, kesinlikle çok tehlikeli şimdi ölmeli!’’ zihnindeki bu kelimeler yankılandı ve ‘’AHHH!’’ diye bir kükreme boğazından döküldü.

‘’ÖL!’’

Kung Lao’ya doğru atılan Ji Youtian bu sefer kesinlikle öldüreceğinden emindi, onun gibi bir çocuğun onu öldürmesinin imkanı yoktu! Kung Lao kendisine doğru gelen, Ji Youtian’ı fark ettiği anda kendisini hazırladı. Hızlıca toparlanan Kung Lao ağır kılıcını dışarıya çıkardı ve Ji Youtian’dan gelecek darbeyi savuşturmak için kendisini hazırladı.

Ji Youtian ise hızlıca bir kırbaç çıkardı, kırbacın ucunda bir gül motifi vardı. Kenarları ise son derece keskin görünen bir dizi minik dikenler ile çevriliydi. Hızlıca kırbacı savuran Ji Youtian ‘’[Gülün ilk yaprağı batış!]’’ diye bağırdı.

Kung Lao savuruşu gördüğü anda kılıcını o savurmaya doğru çevirdi ve kendisinden bir miktar ileride tuttu. Gelecek darbeye karşı çoktan hazırlıklıydı, ancak şunu unutuyordu, ‘’Evdeki hesap hiçbir zaman çarşıya uymaz…’’ Oda bunun acısını hemen çekmişti.

Kırbaç bir anda yön değiştirdi ve Kung Lao’nun ters yönünde hareket etti, Kung Lao bunu fark etmişti ancak bundan kurtulacak kadar refleksleri kuvvetli değildi. Savurma direkt olarak koluna çarptı.

‘’ŞLAK!’’

Koluna çarptığı anda Kung Lao’nun kolu adeta bir kıymaya çevrilmişti bile, kolundaki kıyafet anında yok olmuştu ve derisi hızlıca bir deste çizik ile çizilmişti. Çizikler başlangıçta son derece hafif gözükse de zaman la daha da derinleşti ve Kung Lao’nun kolunu çoktan durma noktasına getirdi.

Kung Lao kendisine böylesi bir darbenin gelmesine şaşırmıştı. ‘’Bu nasıl bir güç! Ayrıca nasıl oldu da hareket eden kırbacın şeklini değiştirdi? Bu nasıl olabilir?!’’ diye düşünüyordu. Hemen bir şey fark etti, Kung Lao bu savaşı hayatta kazanamadı. Yapması gereken tek şey normalde koz olarak kullandığı Döneyan’ı çıkarmaktı ve ancak o zaman şansı olabilirdi.

Bir nefeslik sürede Kung Lao hemen kılıcını değiştirdi. Kılıç şimdi daha sivri ve keskin hatlara sahip bir kılıç ile değiştirilmişti. Kung Lao’nun elindeki kılıç büyük bir ışıltıyla sarıldı ve Kung Lao’nun bile neredeyse kör olmasına yol açtı.

‘’Keşke uzun bir kılıca sahip olsam…’’ diye düşünen Kung Lao kılıcın ağırlığının düşmeye başladığını fark etti. Bu düşüş ile birlikte kılıç neredeyse yok denecek kadar hafifti.

‘’Kılıç değiştirmek mi? Bu nasıl bir şey! Haha bir kılıç değiştirdin diye suratındaki o küstah ifade de ne demek oluyor?’’

Ji Youtian kahkaha attı ve kırbacını tekrar savurdu. Ancak bilmediği şey vardı ki, Kung Lao aslında kılıcı değiştirdiğinde ölüm kalım savaşı olacağını aklına çoktan kazımıştı. Kung Lao’nun kılıç değiştirmesi sadece bir önlem idi. Onun özgüveni tamamen kendisinden kaynaklıydı.

Kırbaç ne kadar hızlı olursa olsun, Kung Lao’nun bir anda ortadan kaybolmasına karşın boşluğa doğru ‘’Şlak!’’ diye çarptı.

‘’Huh!’’ Ji Youtian ortadan kaybolan çocuğun varlığını hissetmesine rağmen görüntüsünü göremez hale geldiği için başta şaşırmıştı. Ancak bu onda sadece üç nefeslik bir şaşkınlık oluşturabilmişti. Daha sonrasında sıratan Ji Youtian Kung Lao’nun varlığına doğru hızlıca kırbacını savurdu.

‘’Nereye kaçarsan kaç kırbacım seni hep bulacak!’’ diye bağıran Ji Yuotian elindeki kırbacın daha da sert olması için [Gülün ikinci yaprağı kanama]’yı bile kullanmıştı. Bu onun ne kadar ciddi dövüştüğünün de kanıtıydı. Daha öncesinde bu tekniği çok az kullanma fırsatı bulabilmişti. Sadece tek bir kırbaç darbesiyle çoğu rakibi zaten ölmüştü.

Kung Lao bedenindeki çiziklerin bir anda hareketlendiğini fark etti. Koşarken bunu fark etmesi bir miktar zordu ancak, Kung Lao’nun bedeni son derece farklıydı. Anında fark etti ve etinin altından hareket eden nesnenin ne olduğunu merak etti.

Merakı çok kısa sürmüştü gerçi, bedenindeki damarların hızla yaradan dışarıya doğru fırladığını fark etti. Gözleri bu hareket ile birlikte çoktan şişmişti, damaları bir gül tomurcuğuna benzemeye bile başlamıştı. Kung Lao yakında patlayacaklarını fark etmişti.

‘’Şanslısın ki, benim ikinci tekniğimi uygulamam gerekti. Bu teknik için kendinle gurur duymalısın, bunu çok az kullanıyorum ve gerçekten güçlü olan rakipler için kullanmam gerekiyor. Oh evet, sende baya güçlüsün! Kendinden bir alem yüksekte bir orospuyu öldürmekte ne lan!’’

Kung Lao gülse mi ağlasa mı bilemiyordu. Dudaklarının titrediğini hissetti, daha fazla bu şekilde kalmasının bir anlamı olmadığının farkındaydı. Hızlıca [Sismik Adımlar]ın ikinci tekniği olan ‘’Güneşin dokuz dalgası’’ tekniğine geçti. Kendisinden bir tane daha kopya ortaya çıktı ve Kung Lao bu yeni kopya ile birlikte hızla ters yönlerde harekete geçti.

Kendisini kaçıyor gibi göstermişti, kopyası ise sürekli olarak Ji Youtian’a doğru koşuyordu. Ji Youtian rakibinin bir klon yeteneği olduğunun çoktan farkındaydı. Ondan ötürü hiç istifini yormadan ‘’Benden kaçabileceğini mi sanıyorsun korkak!’’ diye bağırdı. Ji Youtian’ın kırbacı çoktan elinden fırlamıştı ve geriye doğru koşan Kung Lao’nun sırtına doğru ateşlenmişti.

Kung Lao zaten bunu yapacağını ön görmüştü. Ondan ötürü pek de önemsemedi, güneşin dokuz dalgası teknik olarak yine kendisinden oluşuyordu. Hızını yükselterek bir ardıl görüntü oluşturmanı sağlıyordu. Buda Kung Lao’nun aslında iki farklı yerde oluşmasına neden oluyordu, ikisinin arasındaki mesafe uzadıkça kontrolü daha da ağır hale geliyordu ve Kung Lao’nun bacakları neredeyse patlama noktasına geliyordu.

Kung Lao bir anda hareket etmeyi bitirdi, elbette ki buda arkasında oluşan klonun ortadan kaybolmasına neden oldu. Li Youtian’nın kırbacı bir anda ortadan kaybolan klona karşı boşluğu şaklattı ve Ji Youtian’nın gözleri genişledi.

‘’Sen! Bu imkansız!’’ diye bağıran Ji Youtian başka bir şey söyleyememişti bile, midesinden giren kılıç direk olarak omurgasını kırmıştı ve dışarıya doğru çıkmıştı. Aynı şekilde Kung Lao’nun damarları da güle benzer bir hal aldı ve yoğun sıkışmadan ötürü daha fazla dayanamadı ve patladı!

İkisi de aynı anda yere çöktü, damarları patlamış olan Kung Lao’nun kolundan şelale fışkırıyordu, aynı şekilde Ji Youtian’nın da midesinden kan ve mide asiti yere dökülüyordu. İkisinin gözleri de çoktan kapanmıştı.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr