Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Angoria - Angoria Bölüm 107: Hızlıca Yoluma Devam Ettim...


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigo


Nekid Dağlarının kuzey bölgesinde, orta halli bir mağaranın içerisinde yaşayan on bir kişi vardı. Bunlar birbirlerine bir kardeş kadar bağlıydılar, esasen hepsi farklı anne babalardan gelmeydi ancak; yaşamış oldukları bir çok olay ile birlikte kendilerini bir arada bulmuşlar ve birbirlerine kenetlenmişlerdi.

‘’Ha!’’

‘’Ne oldu 3. Kardeş.’’

‘’12. Kardeşin kaynak gücünü artık hissedemiyorum.’’

‘’Nasıl yani?’’

‘’Birisi onu öldürdü mü?’’

‘’Onun gibi güçlü bir Kök Kaynak Alemine sahip birisi nasıl oldu da öldü?’’

‘’Hemen öldü diye sonuç çıkarmayın, belki de görev için son derece uzak bir yere gitti.’’

Geriye kalan on kişi kafasını salladı, bu son derece makuldü. Bu öneriyi sunan kişi Kartopu lakaplı bir erkekti. Son derece kaslı ve uzun boyluydu. Kolundaki damarlar son derece belirgindi ve bu yüzden cübbesinin kollarını yırtmak zorunda kalmıştı.

Bir miktar gösteriş bir miktarda zorunluluktan ötürü yapmıştı. Grubun direkt olarak kafa salladığını gören Kartopu ‘’O halde hemen bir arama grubu oluşturmamız lazım değil mi? Kaplumbağa Gözüne ne olduğunu bilmeliyiz!’’

‘’Kesinlikle katılıyorum!’’

‘’Bence de!’’

‘’Belki de ölmedi ve bizi sattı!’’

‘’Eğer bunu yaptıysa ve onu yakalarsam…’’

Hepsi bir kanaate varmışlar ve bunun için içlerinden üç kişiyi görevlendirmişlerdi. Bu üç kişiyi seçmek son derece zor olmuştu. Esasen kimse gitmek istemiyordu, bunun için çok tembellerdi. Ancak bir anda iletişimi kopan Kaplumbağa Gözü lakaplı kardeşlerinin ortadan kaybolması onları mecburi olarak harekete geçirmişti.

‘’Bir bakalım… Kaplumbağa Gözü’nün en son hissedildiği yer, Dağların güney bölgesinde ilk dağın hemen içindeki bataklıkta, daha sonrasında ne olduğunu bilmiyoruz…’’

‘’Eğer öldüyse kesinlikle intikam alacağız!’’

‘’Kaçtıysa da onu öldüreceğiz!’’

Üçüncü Kardeş hızlıca kafasını salladı ve ‘’Tamam o halde şimdi gidin, bize iyi haberlerle dönün.’’

Hua!

Üçü hızlıca atlamış ve mağaradan dışarıya doğru koşmaya başlamıştı. Bu üçlü içerisinden birisi kadındı, bakımsız bir yüzü vardı ve üstelik son derece kirliydi, ancak doğuştan son derece güzeldi ve oda bunu çok iyi biliyordu. Siyah saçları her zaman açık dolaşırdı.

Yanında ise iki erkek vardı birisi son derece sıskaydı, elinde tutmuş olduğu bir yay ve omzunda sallanan minik atma mızrakları vardı. Grubun uzaktan desteğini sağlayacaktı. Onun dışında ilginç bir yüzü yoktu.

Diğeri son derece iriydi, kaslı da denilebilirdi; şişko da denilebilirdi. Kimi zaman kaslı olarak görünürken kimi zaman ise son dere kilolu görünürdü. İlginç bir kişilikti, yanında ise tutmuş olduğu bir mızrak vardı, ikinci bir silah olarak ise kendisine bir hançer seçmişti.

‘’Hadi gidelim ve ne olduğunu bulalım!’’

Hepsi kısa sürede hızlanmış ve ortalıktan hızla kaybolmuştu.

--

Kung Lao, toplamış olduğu Kombulo Ejderinin etini güzelce pişirmiş ve doğrudan Gungu’nun midesine ısmarlamıştı. Gungu ilk parçayı yemiş daha sonra ise ikinci parçanın yarsını yemişti. Lao’ya diğer parçayı göstermiş ve ‘’Daha sonra yiyeceğim.’’ diye konuşmuştu.

‘’Onu şimdi yemezsen ileride bozulur ve hasta olursun, devam et ve şimdi bitir onu, bir daha da yarım bırakma.’’ demiş ve gülmüştü. Gungu yemeğini yerken kafasını başka bir yere doğru çevirmiş ve hemen gülümsemişti.

‘’Bakalım, bakalım! Bu soyguncunun kesinlikle bir şeyleri vardır. Neler varmış bakayım!’’ diyerek kafası patlamış olan soyguncunun yanına doğru ilerlemiş ve elinde bulunan yüzüğe doğru bir bakış atmıştı.

‘’Seni adi yalancı! Üstelik bana yok demiştin!’’

Yüzüğün içinde direkt olarak gözüne çarpan 12 Sarı Kaynak Altını görünüyordu, etrafında bir miktar gümüşte vardı ancak bunlar o asıl altınlar kadar önemli değildi. Kung Lao bu hareketi gördüğünde sinirlendi ve ‘’Bana ölmüşken bile yalan söylüyorsun!’’ diye bağırıp ölü cesedin karnına doğru bir başka tekme savurmuştu.

Darbe ile birlikte gücü bile bulunmayan ceset hemen fırlamış ve civardaki bir ağaca doğru ilerlemiş ve sonrasında ağacın bir dalına doğru mıhlanmıştı. Sırtından giren dal göğüs kafesinden çıkmıştı.

‘’Tamam dur bakalım, yüzüğün içinde başka neler var, hım şu yayın okları görünüyor… Evet yedek bir parça kıyafeti var, ah bir hançer de taşıyorsun demek. Harika! Ve de…’’

Kung Lao’nun gözlerinden yaşlar akıyordu, üzüldüğünden değil sevindiğinden ötürü böyleydi. Sadece 2 tane kalmış olan şifa hapları bir anda 12’ye yükselmişti. Nasıl olurda sevinmezdi ki?

‘’Şans tanrıları beni bu seferlik affetti… Bunlar olmasa benim halim ne olur?!’’

‘’Peki, peki başka ne varmış bakalım… Ah bir tür madalyon var, bu ne olsa gerek?’’

Kung Lao’nun görmüş olduğu madalyon son derece sade bir şeydi, üzerinde koca karakterler ile ‘’12’’ rakamları iliştirilmişti. Ne kadar düşünürse düşünsün Kung Lao bunun bir anlamını çıkaramadı ve bundan sonrada dikkat etmedi, yüzüğü tamamen boşaltan Kung Lao boşalmış yüzüğü de bir kenara doğru fırlattı ve yoluna devam etti.

Yolu elbette ki keçinin yanına dönüyordu, onun tüylü sırtında meditasyon yapmak o kadar iyiydi ki Kung Lao anlaşma yaptıkları bir haftanın her saniyesini değerlendirmesi gerektiğini hissetmişti.

Keçi bir miktar sevinçliydi, hatta son yaşadıklarından sonra çocuğun uzun bir süredir ortadan kaybolmuş olması onu o kadar mutlu etmişti ki, en sonunda dayanamamış ve mutluluk çığlığı koparmıştı. Daha önce hiç böylesine sevindiğini hatırlamıyordu.

‘’Çocuk çoktan ortadan kayboldu, büyük ihtimalle öldü. Kanla yapılan yemini hiçbir şekilde zorlamamak için tek yapmam gereken burada bir hafta boyunca oturmak ve beklemek… B-BU HARİKA!’’

Hızlıca oturan keçi, hemen gözlerini kapattı ve uyumaya başladı, istediği kadar ve istediği süre boyunca uyuyabilirdi. Bu noktada zaten kendisini tehlike içerisine sokacak çok az canlı vardı ve oda bu durumu hemen değerlendirdi.

Rüyasında sayısız erkeğin onun önünde secde ettiğin görüyordu. Hepsi aynı anda ona sevgi sözcüklerini adıyordu, Keçi rüyasında en sonunda insana dönüştüğünü fark etmişti. Elbette bu erkeklerin yarısı da insandı. Büyüleyici güzelliğinden ötürü insanlar bile ona sevgilerini iletiyordu. Bu keçinin elbette ki çok hoşuna gitmişti.

Ancak ansızın içlerinden birisi harekete geçti ve keçinin yanına doğru yürüdü, hemen sonrasında tahtından onu tek seferde fırlattı ve daha sonrasında ise o tahta oturdu. Keçinin gözleri şok olmuştu, görmüş olduğu figür Kung Lao’dan başkası değildi. Kung Lao keçiye doğru baktı ve ‘’Burası için layık değilsin, seni paspas parçası…’’ diye mırıldandı. Daha sonrasında ise rüyası hızla ortadan kayboldu.

Gözlerini açtığı anda ise tekrar Kung Lao ile karşılaştı. Kung Lao’ya baktığı anda daha da sinir oldu ve hemen onu yemek istedi, ağzını ona doğru uzattığı anda kan yemini devreye girdi ve ağzını, bir çeşit güç Kung Lao’nun hemen yanında tuttu.

‘’Demek halen daha bana saldırmak istiyorsun… Gördüğün gibi kan yemini halen devrede keçi hazretleri…’’

Kung Lao bu sözlerden sonra daha fazla keçinin önünde durmadı ve tek bir zıplayışla üstüne doğru uçtu, ondan sonra ise ‘’İlerlemeye başla yönün ise doğuya doğru olsun, şuradan geç.’’ Dedi ve gözlerini kapattı, kafasında iki farklı soru vardı. Bu sorulardan ilki adamdan almış olduğu madalyon, ikincisi ise kimi yerlerde hızının halen daha sorun çıkarmasıydı.

‘’Düz alanda [Sismik Adımlar] son derece etkili, ancak engebeli bir alana doğru ilerlediğimimde bu teknik son derece yararsız olmaya başlıyor, bariz bir şekilde sağladığı hızın ortadan kaybolduğu görülebiliyor…’’

‘’Örneğin bu dağlık arazide son derece zorlu bir dönemde sismik adımlar… Ustamın göstermiş olduğu ikinci versiyon ise son derece güçlü bir teknik olmasına rağmen burada yararsız, rakibimin benden bir tane daha fazla görmesi bir şey ifade etmiyor…’’

Kendisi meditasyon yapmaya devam ederken, keçi ise küfürler ederek kan yemininin gücü sayesinde ilerlemesini sürdürdü. Çok değil sadece yaklaşık olarak 18 yemek süresi kadar ilerledi. Daha sonrasında ise zorla durmak zorunda kaldı, önlerine çıkan üç insan bunu engelledi.

Kung Lao meditasyonu boyunca bir çok fikri düşündü ve irdeledi, bu süreç içerisinde neredeyse bir teknik oluşturmaya hazır gibi bile göründü. Ancak elbette ki bunu yapabilmesi neredeyse imkansızdı, ustasının ayak tekniğinden hızlı olan bir ayak tekniği üretmesi için en azından bir on döngü bu ayak tekniğini incelemiş olması gerekiyordu. Oda bu ayak tekniğini oluşturma işinden vazgeçti.

‘’Dur bakalım yolcu!’’

Bu sesler ile birlikte Kung Lao derhal gözünü açtı ve sesin geldiği noktaya baktı. Üç kişi ona doğru gelmiş ve her noktadan kuşatmıştı. Kung Lao kendisini durduran bu üç kişiyi detaylı olarak incelediğinde, son derece zorlu bir rakip olarak sadece önündeki erkeği düşünmüştü.

‘’Neden rahatsız ediyorsunuz beni, son derece önemli bir yolculuktayım görmüyor musunuz? Derhal yolumdan çekilin ve yoluma devam etmeme izin verin.’’ Kung Lao bu sözlerin nafile olduğunu biliyordu ancak şuan için hiç de savaşmaya istekli değildi, bundan ötürü de bu sözleri söylemişti.

‘’Oh! Elbette ki senin yoluna devam etmeni isteriz küçük hacı, ancak sana birkaç soru sormamız gerekiyor. Bu civarlarda son derece lüks giyimli elinde siyah bir yay tutan birisini gördün mü?’’

Kung Lao hemen olayı anladı, görmüş olduğu kişiler öldürmüş olduğu haydudun arkadaşlarıydı ve bu insanlar o arkadaşlarını aramaktaydılar, Kung Lao’nun yüzü düşünceli bir hal aldı, ‘’Sanırım gördüm gibi, ancak bir türlü hatırlayamıyorum… Ah biraz bana yardımcı olsanız ne güzel olurdu…’’

Bu sözlerden sonra iki erkek ve bir kadının suratı anında değişti, açıkçası bu gördükleri çocuk son derece zekiydi ve aynı zamanda para gözdü de böylesi bir durumda bile para istiyordu onlardan.

‘’Sen çocuk, ölmek istemiyorsan hatırlamalısın!’’

‘’Hey! Bu sözlerden sonra tam aklıma gelen şeyi unuttum. Abi neden beni bu kadar korkutuyorsun!’’ gözlerine bakan insanlar Kung Lao’nun anında korktuğunu fark edebilirdi. Suratı korkudan ötürü hemen titremeye başlamıştı bile, hatta o kadar inandırıcıydı ki Kung Lao’nun altındaki keçi bile kısacık bir süre de olsa inanmıştı. Daha sonrasında fark ettiği için, hemen bu rüyadan uyanmış ve Kung Lao’nun ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha anlamıştı. Kesinlikle karşılaşmak istemiyordu bir daha asla!

‘’Ona bir miktar para verin.’’

Bunu söyleyen grubun son derece kaslı bir insanıydı. Omzunda yatay bir şekilde asılı duran bir mızrağa sahipti, Kung Lao ise tek bir seferde bacağında bulunan hançeri fark etmişti, bununla birlikte son derece hazırlıklı olduğunu düşünmesine neden olmuştu. Kung Lao bu rakibe saldırırsa her şekilde dikkatli olması gerekiyordu.

Süreli olarak diğerlerini izlemiş ve kadının elinde bir tane yelpaze olduğunu görmüştü, yelpaze bir silah olabileceğinden hemen dikkatli olmuş ve üstünde başka ne var diye dikkatle gözlemlemişti. Yeşil bir yüzük takıyordu, buda mekânsal yüzüğünün son derece dolu olduğunu fark ettirmişti.

Yan tarafta bulunan sıska adam ise sırtına yayın ipi ile bağlı geniş bir yay taşıyordu. Yay iki taraftan da belirgin duruyordu. Uzunluğu sayesinde neredeyse toprağa değecekti, ‘’Böylesine uzun bir yayı kontrol etmek son derece zorlu olsa gerek, bu sıska adama dikkat etmeliyim…’’ diye düşünen Kung Lao hemen bakışını önündeki kaslı adama doğru çevirdi.

Kadın bir anda kaslı adamın yanına doğru ilerledi ve bir kese uzattı, adam kesenin ağzını açtı ve Kung Lao’ya doğru bir yeşil kaynak gümüşü fırlattı.

‘’Şimdi konuş.’’

Kung Lao parayı yakaladı ve baktı, kaynak gümüşünü gördüğü anda sinirlendi. ‘’Çok cimriler çok!’’ diye düşündü ve ‘’Hatırlaması gerçekten de çok zor…’’ diye mırıldandı.

‘’Hey hatırlasan iyi edersin! İstediğini zaten aldın, ölmek istemiyorsan hemen konuş yoksa kısacık sürede seni yok ederiz!’’

Kung Lao kadının sözlerini duydu ve sinirlendi, siniri kadının hem bakımsız olmasından hem de bu kadar zehirli bir ağza sahip olmasından ötürüydü. ‘’Bir kadın bu kadar zehirli bir ağza sahip olmamalı diye düşünen Kung Lao’’ suratında iki farklı kırışıklığın oluşmasına izin verdi. Bunlardan birisi alnında diğeri ise ağzının iki yanındaydı. Gören kişiler yaşlı olduğunu bile düşündü.(D.n:3 nokta olmadı mı o)

‘’Kesinlikle hatırlamak isterim ancak, bu abla beni çok korkutuyor… Hatırlamama engel oluyor… Ahh! Hep biraz daha param olsun isterdim… Gördüğünüz gibi ben bir yolcuyum ve son derece fakirim, altımda bulunan güzeller güzeli keçimden başka mal varlığım yok…’’

Kung Lao’nun bu sözleri ve dehşet verici oyunculuk yeteneği ile birlikte adamların ikisi de son derece inanmış bir bakış sergiledi, aslında bu çocuğa acımışlardı. Kaslı adam elini keseye bir kez daha soktu ve bir madeni para daha havaya doğru fırlattı. Kung Lao yakaladığında bunun bir beyaz kaynak altını olduğunu fark etti. Artık konuşması gerektiğini çok iyi biliyordu, konuşmazsa kesinlikle onu öldürürlerdi.

‘’Oh! Çok sağ olun saygı değer abim! Bu çocuk şimdi güzelce karnını doyurup, tek varlığı olan keçisini son derece iyi besleyebilecek!’’

Hemen sesini düzelten Kung Lao elini batıya doğru kaldırdı ve ‘’Bu yönden geçiyordum, burada bir ikiliyle karşılaştım. Bunlardan birisi siyah tenli bir çocuktu, diğeri ise sizin söylemiş olduğunuz insan. Arkadaşınız elinde bir yay ile önündeki çocuğu tehdit ediyordu, nedenini bilmiyorum ama son derece sinirliydi… İkisinin tartışmasını gördüğümde korktum ve hızlıca yoluma devam ettim…’’ dedi.

Adamlar ilk başta ona daha sonrasında ise yola baktılar… Aralarında bir bakışma gerçekleşti ve Kung Lao ne olduğunu anlayamadı daha sonrasında ise üçlü kafasını salladı ve hızlıca ortadan kayboldu.

Kung Lao üçlünün ortadan kayboluşunu izlerken kendisinden son derece memnundu. Yine para kazanmıştı ve hiçbir şey de yapması gerekmemişti.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17769 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24085 Bölüm Sayısı


creator
manga tr