Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Angoria - Angoria Bölüm 104: Çok Teşekkürler Keçi Hazretleri


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: İchigo


Keçi, Lao’nun suratındaki aç gözlü bakışları fark etmişti. Ancak bu sadece bir nefeslik süre için geçerliydi, hemen ardından ise kendisini utangaç bir gencin ifadesine büründürmüştü. ‘’Siz ki son derece güçlü bir keçi, benim gibi fakir bir insana yardımda bulunursunuz değil mi? Sonuçta kişinin hayatı çok önemlidir ve sizin hayatınız çoktan iki defa kurtarılmıştır.’’

Keçi bunları duydukça korkuyordu, açıkçası çoktan zaten köken kaynak alemine girmişti ve halen daha büyümeye devam ediyordu. Geçirmiş olduğu yirmi döngülük zaman diliminde sayısız insanla karşılaşmıştı ve sayısızını öldürmüştü. Ancak böylesi bir insan ile ilk kez karşılaşmıştı.

Üstelik ondan da güçsüzdü, nasıl olurdu da kendisinin demir gibi kürkünü geçebilecek bir saldırı yapabilirdi? Nasıl?! Böylesine engin bir gücü nasıl elinde tutabilirdi, üstelik sadece bir çocuktu ve Temel Kaynak Aleminden başka bir şey değildi.

‘’Şimdi, sevgili keçi hazretleri, benim gibi çulsuz ve fakir aynı zamanda güçsüz bu çocuğun yapmış olduğu iyiliklerin karşılığını ödeyeceksiniz değil mi?’’

Keçi çocuğun şimdiki halinde bu kadar güçlü olmasının neye bağlı olduğunu bile anlamış değildi. O sadece son derece güçlüydü ve kullanmış olduğu hareket biricik kuyruğunu acımasızca katletmişti. Elinden gelse şuan anında kaçardı ancak çocuğun hemen yanında bulunuyordu nasıl olurdu da kaçabilirdi ki?

İstemsizce kafasını sallamak ile yetindi.

Lao bunları gördüğünde gözleri hemen elmaslar kadar net bir şekilde ışıldadı. ‘’Oh! Bu çocuğu çok sevindirirsiniz o zaman keçi hazretleri! O zaman ilk hayat borcunuzdan başlayalım değil mi?’’

Hemen elinde Döneyan belirdi ve keçiye doğru baktı. Keçi kılıcı gördüğü anda öleceğini anladı ve sadece baktı. Gözleri iki koca mağaranın kapısı gibi açıldı ve Lao’nun hareketlerini izlemeyi sürdürdü.

‘’O halde izin verirseniz, sizin o eşsiz kılınızdan bir parça almak isterim… Çok değil sadece bir parça merak etmeyin.’’

Kung Lao elindeki Döneyan ile ilerledi ve keçinin bir miktar rahatlamış ifadesine bakarak gülümsedi. Gülümsemesi ile adeta ölmüş yıldızları yeniden diriltebilecek gibiydi. Hemen keçinin devasa kürkünden büyük bir parça tuttu ve elindeki Döneyan ile hasada hazır ekinleri biçer gibi biçti.

Kesmiş olduğu bölgede sadece serçe parmağının yarısı kadar kürk kalmıştı.

‘’Oh… bakıyorum da kalitesini mahvettim… Bu çok üzücü, lütfen bir kez daha denememe izin verin keçi hazretleri…’’ diye üzüntülü bir havaya girdi ve daha sonrasında keçinin hareket dahi etmesine izin vermeden, tekrar büyük bir kürkü elinde topladı ve kesti.

‘’Tüh… Gerçekten başarısızım şuna bakar mısın… Bunları alsam bile para kazanamam, para kazanamazsam aç kalırım ve ölürüm… Ölmemi istemezsiniz değil mi keçi hazretleri?’’

‘’Bu çocuk sizden bir kez daha izin istiyor, lütfen izin verin bu sefer başaracağıma inanıyorum…’’

Tekrar Kung Lao bir avuç tutmuş ve derhal kesmişti. Son derece iyi bir tüy kalitesi vardı ve çoğu şifacı bunu almak isterdi. Sonuçta bu kürk son derece özeldi, şifacılar kelliğin ilacını bulduklarında ana maddelerinin en azından kök kaynak alemine ulaşmış ve dört metre boylarında olan bir keçinin kürkü olduğunu yazmışlardı bile…

Kung Lao yeteri kadar topladığını düşünerek gülümsemiş ve ‘’İşte… Size çok teşekkür ederim keçi hazretleri, böylesine eşsiz kürkünüzü bana sunduğunuz için çok çok mutluyum!’’ Kung Lao’nun suratında adeta güneşler açar gibiydi.

Elindeki tüylerin hepsini yüzüğün içine doğru göndermişti. Daha sonrasında elinden bir şişe çıkmıştı ve Kung Lao keçiye doğru bakmaya başlamıştı. Keçi elindeki şişeyi neden çıkardığını merak etmişti ve bu suratına bile yansımıştı. Keçinin bembeyaz tüyleri bile bu anlık çıkan şişe ile birlikte meraklanmıştı.

‘’Oh… Merak ediyorsunuzdur, büyük ihtimalle dişisiniz değil mi? Hım… hım… tamda düşündüğüm gibi dişisiniz. Sizden rica etsem şu şişe kadar sütünüzü alabilir miyim? Bu küçüğünüz çok aç o kadar aç ki ağzı kokma durumunda. Üstelik şu kıyafetlerime bakın paçavraya döndü…’’ suratı öyle bir düşmüştü ki, daha öncesinden şifalı haplarını tüketirken kullanmış olduğu surat ifadesi bunun yanında gülümser gibi kalırdı.

‘’Lütfen sadece bir bardakçık! Ne kabul ediyor musunuz? Çok teşekkürler keçi hazretleri…’’ Keçi daha ne yapacağını bilemeden karnındaki memelerinden birisi hızla tutulmuştu. Ağzından ufacık bir çığlık çıkmış ve bedeni titremişti. Sonuçta o süt çocukları içindi, ama şimdi bu çocuk tarafından alınıyordu.

Keçinin sütü gerçekten de çok azdı. Hatta o kadar seyrek bir eşyaydı ki, pazarlarda son derece yüksek fiyattan satılırdı. Keçinin sütünden yapılan bir peynirin bütün kemik rahatsızlıklarını iki nefeste iyileştireceği bile söylenirdi.

Kung Lao ise keçinin memesine asıldığı gibi sütünü adeta bir sünger ile çekiyormuş gibi hızla çekti, elinde bulunan devasa bardak hızla dolmaya başlamıştı. Bir tütsü süresi kadar zaman içerisinde bardak neredeyse dolmuştu ve Lao bir kez daha memesini sıktığında sütün gelmediğini fark ederek iç geçirdi.

‘’Bu bardağı doldurmuş olsaydım büyük ihtimalle, on sarı kaynak altınına satardım…’’ diye düşünen Kung Lao daha sonrasında derinlemesine eğilmiş ve ‘’Keçi Hazretleri, çok ama çok teşekkür ederim!’’ saygıyla konuşmuştu.

Keçi ise sadece bu çocuğun bir an evvel ondan uzaklaşmasını istiyordu. Ne kadar erken kaybolursa onun için o kadar iyiydi.

Kung Lao sütün ağzını bir madde ile iyice kapadıktan sonra tekrar yüzüğüne koymuş ve gülümsemişti. ‘’Keçi hazretleri bu ilk kez kurtardığım hayatınızın borçlarıydı, çok cömert olduğunuz için kendimi bir miktar tutamamış olabilirim…’’ diyerek pembe bir surat ortaya çıkarmıştı.

‘’Şimdi ise ikinci hayatınızı kurtardığım için ödül vereceksiniz değil mi keçi hazretleri? Oh, korkmayın ben Kung Lao son derece adaletliyimdir, hakkımdan fazlasını kesinlikle zorla almam…’’

Neden bilmiyordu ancak keçi bu konuşma sonrasında bir miktar ürperdiğini hissetmişti. Şuan bir an önce konuşmak isterdi, ancak dilini açtığında çıkacak tek şeyin anlamsız hayvan sesi olacağını çok iyi biliyordu. Ondan ötürü sadece kafasını sallayabilmişti…

‘’Çok teşekkür ederim keçi hazretleri! Siz gerçekten de çok cömert bir keçisiniz. Hatta belkide Kaynak Canavarları arasında en alçak gönüllüsüsünüz, şüphesiz benim sizin gibi olmam için en azından otuz döngü yaşam yamam gerekir…’’

‘’Pekala, fazla bir şey istemeyeceğim, keçi hazretleri sadece sizden iki şey talep edeceğim. Bu çocuğun çok hasta bir ustası var ve ustası için bir bitki almak istiyorum. Ancak çok uzakta ve bir türlü oraya gidemiyorum… Hatta öyle ki şuna bakın ayağım su toplamaya başladı…’’

‘’İlk isteğime geri dönelim… Ehrm! Sizin kanınızdan bir bardakcık almak istiyorum. Sizin yenilenme hızınız çok eşsizdir. Ustama sizin kanınızdan bir yudum bile içirsem o gün son derece enerjik olacağına bahse girerim… Son günlerinde olan yaşlı ustam için alabilir miyim?’’

Kung Lao’nun söylediklerinin bir kısmı doğruydu elbette ki, ancak bir kısmı da yalandı. Bunu yapmayı geçmiş hayatından tecrübelerle öğrenmişti. Her şifacıya gittiklerinde şifacı ona daha iyi olacağını söylemişti ve her seferinde daha kötü olmuştu. Nasıl olurdu da bunu kafasını kazımazdı ki?

Keçinin elleri mahkumdu, bu çocuk çok arsızdı ve aynı zamanda çok aç gözlüydü. Normalde olmuş olsa onu anında öldürmek isterdi ancak bu çocuk aynı zamanda çok da güçlüydü. Kendisini bile sadece bir parça torba tutar gibi atmıştı. Sadece gitmesi için tanrılara dua edebiliyordu.

Kung Lao tekrar Döneyanı ortaya çıkardı ve daha sonrasında ise Döneyanın ucundan tuttu. Kılıcını elini kesmeyecek şekilde tutmaya özen gösteren Kung Lao daha sonrasında tıpkı kalemle yazı yazar gibi bu keçinin kesilmiş olan kürklerinden birisine giderek. İki hızlı kesik yaptı:

‘’Meeeaaa!!’’

Keçi bedeni kesildiği anda inledi ancak bunun dışında bir şey yapamadı. Kung Lao hemen bardağı kanayan yere tuttu ve keçinin kanının akmasını sağladı. Ancak bardan daha çeyreğine bile gelmemişken keçinin inanılmaz yenilenme yeteneğinden ötürü kan akışı durmuştu ve bu kan almasını engellemişti.

‘’Oh! Keçi hazretlerinin bedeni inanılmaz! Şuna bakın anında yara iyileşti. Bu ustamın bir iki gün daha yaşayacağına işaret! Keçi hazretleri siz inanılmazsınız, hatta öyle inanılmazsınız ki bundan sonra görmüş olduğum en inanılmaz Kaynak Canavarı siz olarak kalacaksınız…’’

‘’Ancak lütfen bu bardağı dolduracak kadar kan almama izin verin…’’

Tekrar Kung Lao keçinin bir şey ifade etmesini önemsemeden Döneyanı kalem gibi tuttu ve iki ufak kesik daha attı.

Bardak bu sefer ancak çeyreğine gelebilmişti…

Böyle devam eden konuşmaları ile birlikte Kung Lao bir yemek süresi kadar keçinin kanını akıttı ve bardağa doldurdu. Bardak artık tek bir damla daha alamaz hale geldiğinde ise, Kung Lao saygıyla eğildi ve teşekkürlerini sundu.

‘’Biliyorsunuz, ustam son derece hasta ve badem çiçeğini arıyorum. Lütfen bana bulmamda yardım edin… Bu çocuk çok tecrübesiz ve onu bulamaz… Üstelik bu çocuk son derecede yorgun… ‘’

Keçinin suratından nefret ifadeleri geçiyordu. Artık o kadar çok sinirlenmişti ki, normalde et yemeyi sevmediği halde bu çocuğu yemek istedi! Bakışlarından öldürücü bir soğukluk çıkıyordu.

‘’Lütfen benim bir haftalığıa sırtınızda oturmama ve arayışıma kolaylık katmama yardımcı olun, garanti ederim ki ağır değilimdir. Hatta o kadar hafifim ki varlığımı bile hissetmezsiniz…’’

Keçi artık dayanamaz hale geldi ve derhal Kung Lao’nun üstüne atıldı. Kanını bile almasına izin verebilirdi ancak sırtına oturmasına asla! O ki civardaki eşsiz bir prensesti, onu etkilemeye çalışan yüzlerce keçi vardı ve hiç birini önemsemezdi! Nasıl olurdu da bir insan çocuğunun sırtına çıkmasına izin verirdi? Bu onu öldürmekten daha kötü bir aşağılamaya sürüklerdi.

Kung Lao bu ani hareketi beklemiyordu. Her ne kadar çevik olsa da bu saldırıdan kaçınamadı. ‘’Hey bekleyin keçi hazretleri lütfen durun! Ben size ne yaptım ki? Kötü bir hareketimi görmediniz, üstelik sizin hayatınızı kurtardım. Sizin gibi asil ah!!’’

Çığlığı dağlarda yankılandı ve bütün kaynak canavarları dağa doğru gözlerini diker hale gelmişti.

Keçi en sonunda dayanamamış ve Lao’nun kolunu ısırıp kanatmıştı. Kung Lao’nun canı elbetteki acımıştı. Ancak çığlığı tamamen bir numaraydı, daha öncesinde sayısız defa kemikleri kırılmış ve ölümden dönmüştü bunun acıtması ve çığlık attırması nasıl beklenirdi ki?

Bir iki sefer çırpınmış olan Kung Lao keçinin kolunu çoktan çiğnemeye başladığını fark ettiğine nereyse kalpten gidiyordu.

‘’Lan hayvan beni şimdiden yemeye başladı! Hatta geviş bile getiriyor!’’ diye zihnen haykıran Lao daha sonrasında dayanamadı ve sağ eli ile keçinin kafasına yumruk attı. Keçinin kafasına doğru inen yumruk o kadar şiddetli olmuştu ki, daha bu sinirle düşmanlarına yumruk atmamıştı.

Keçi yumruğun kafasına çarptığı anda beynine doğru bir dağın girdiğini hissetmişti. Hatta o kadar şiddetli bir yumruktu ki, çene kasları bile titremiş ve ağzından kan gelmişti.

‘’Şuna bakın yaptığınız hiç etik mi? Ben sizin iki defa naçizane poponuzu kurtarayım, siz gelin beni ot yer gibi çiğneyin…’’

Suratının ifadesi bile anında değişti, şimdiki ifadesi adeta bir şeytana benziyordu. Keçi Lao’nun suratını gördüğü anda titremenin bacaklarından yukarıya doğru çıktığını hissetti.

‘’Pekala, anladım… Bu küçük sizin bozulan ahlaki değerinizi kesinlikle düzeltecek.’’

Hemen ardından bir yumruk daha atan Kung Lao ayağa kalmış ve keçinin titrek bacaklarına doğru bir tekme atmıştı. Keçi o kadar çaresiz durumdaydı ki, bir şey yapamıyordu bile sadece gelen darbeleri alıyordu.

‘’Başlangıçta sizden sadece borçlarımı alacaktım ancak… Siz bana ihanet ettiniz, üstelik hayatınızı iki defa kurtarmama rağmen… Gerçekten siz çok nankörsünüz…’’

‘’Pekala haydi ticaretimize devam edelim, pardon ticaret değil sizin ödüllerinize!’’

Kung Lao hemen bir kağıt ve kalem çıkardı ve daha sonrasında bir kağıt karalamaya başladı. Sadece on nefeslik sürede kağıdı tamamen karalamayı bitirmiş ve ardından da keçiye doğru uzatmıştı.

‘’Pekala şimdi anlaşmamıza dönelim bir hafta boyunca beni taşıyacaksın. Daha sonrasında geçerli bir tehlike olmuş olsa bile beni bırakıp kaçmayacaksın, ayrıca benim sana ne yaptığım önemli değil hiç tepki göstermeyeceksin!’’

‘’Ne duruyorsun çabuk dilindeki kanın ile bu sözleşmeyi mühürle!’’

Keçi ne olduğunu bile anlayamadan dilini ısırdı ve daha sonrasında ise kağıda doğru kanını tükürdü. Kağıda doğru tükürdüğü anda kağıt ışıldadı ve Kung Lao gülümsedi. Hiç vakit kaybetmeden keçinin üstüne doğru oturdu ve ‘’Hadi gidelim! Hedefimiz öncelikle bu dağı tırmanmak!’’ diye bağırdı.


D.n:artık ne yapmamız gerekiyor bilmiyoruz, demekten ağzımızda tüy bitti bu seri çeviri değil aydehan adlı arkadaşımızın kendisinin yazdığı bir seri

D.n2:illa sınır mı koyalım yorum gelsin diye,bu bölümde yorum sınırı 15 yorumlara gelene kadar bölüm yok

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 705

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 466

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17784 Üye Sayısı
  • 486 Seri Sayısı
  • 24183 Bölüm Sayısı


creator
manga tr