Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Angoria - Angoria Bölüm 98: Dört Kanatlı Tiran Mamutu


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen:Ichigo


Tüm insanlar kendilerine doğru gelen muazzam şiddetli kükreme ile irkilmişti. Bu kesinlikle bir canavarın kükremesiydi, başka türlüsü zaten nasıl olabilirdi ki?

Kung Lao kendi kulaklarında yükselen ses ile birlikte irkilmişti. Aslında herkes irkilmişti, kim böylesi bir günde kaynak canavarının kükremesini duymak isterdi ki?

‘’Bunu duydunuz değil mi?’’

Bunu diyen kişi son derece korkak olan İlahi Vuruş klanının lideri Du Doan’dı. Kendisinin zaten bir korkak olduğu bilinirdi, son derece sinsi olması tüm klana yayılmıştı. Bu öyle bir durumdu ki bir arada yaşamaları bile mucizeydi. Adeta bir casus klanı gibiydiler, onlar arasında bile en kötü şehir bir mükemmelliyet abidesi olarak görülebilirdi.

Böylesi bir adamın sorusu elbette ki yüreğinin ağzına geldiğini gösterirdi. Hemen ardından ayağa doğru kalkışı da bunu belli ediyordu. ‘’İzninizle klan içerisinde işlerimin olduğunu fark ettim. Bunları bitirmek için erkenden ayrılmalıyım!’’ diyerek hızlıca ortadan kaybolmak üzere yola koyuldu.

Kung Lao’da korkuyordu. Böylesi bir kükremeyi ilk kez duymuştu. Hemen ayağa kalktı ve kendisine ait olan görevleri yerine getirmesi gerektiğinin bilincine vardı. Şuan klan bir saldırı altındaydı ve onu koruyacak askerlerin bir komutana ihtiyaçları vardı. Bunu babasından beklemiyordu çünkü Kung Liu ve karşısındaki Emily tıpkı hiçbir şey olmamış gibi çaylarına devam ediyorlardı ve günlük muhabbetlerini bir saniye bile eksik etmiyorlardı.

‘’Rooar!’’

Birden fazla çığlık klanın büyük avlusundan yükseldi. Dört Yonca Krallığının ve Kung Klanının askerleri derhal hazır bir vaziyete geçmişlerdi. Amaçları gelen kim olursa olsun sivilleri korumaktı.

Elbette ki korkuyorlardı ve bunu göstermemek için ne kadar fazla çabalasalar da yine de gösteriyorlardı. Bu onlar için kaçınılmazdı.

Bir anda gökyüzünde büyük bir karartı meydana geldi. Yere indiği anda büyük bir gürülü ile birlikte geniş bir toprağın havalanmasına yol açmıştı. İnsanlar böylesine büyük bir canavarı gördükleri anda daha fazla çığlıklar atmaya başlamıştı.

Görmüş oldukları şey ise: Dört Kanatlı Tiran Mamutundan başkası değildi. Bu mamut en azından gökyüzü kaynak alemindeydi ve tüm ihtişamıyla insanların önünde durarak tek bir başka harekette bulunmamıştı.

Kung Lao avludan dışarıya çıktığında görmüş olduğu canavar ile birlikte şoke olmuştu. Böylesine bir canavarı daha öncesinde ne görmüş nede duyuştu, bu canavar nasıl bir mahlukattı ki?

Canavar bir adım atmış ve adımıyla birlikte yer sarsıntıya uğramıştı. Adımı o kadar kuvvetliydi ki etrafındaki şok dalgalarıyla birlikte evler titreşmeye başlamış ve kısa süreli titreşmeyle birlikte dayanıksız evlerde çatlaklar meydana gelmişti.

‘’Züüü!!’’

Hortumundan çıkan ses ile birlikte bir anda hızlanmış ve karşısında bulunan insanlara doğru güçlü dişleriyle birlikte saldırmıştı.

Daha vuruşun etkisiyle onlarca insanın omurilikleri kırılmış ve vücutlarından dışarıya doğru fırlamıştı. Yapılan baskı o kadar büyüktü ki! Bir çoğunun iç organları çoktan toz haline gelmişti.

Çalmış olduğu hortumunun sesi ile birlikte sadece kısacık bir sürede bir düzine hayvan daha ortaya çıkmış ve hızlıca insanlara saldırmaya başlamıştı. Yapılan her kesim bir can alıyordu her gagalama mutlak ölümdü! İnsanların bedeni adeta bir tofu gibi hızlıca dağılıyordu.

Kung Lao bu manzarayla birlikte daha fazla olduğu yerde durmasının anlamının olmadığını hissetmiş ve insanların bir böcek gibi ezilmesinin son derece kötü olduğunu düşünerek ‘’Korumalar! Derhal Savaş düzenini alın! Bu bizzat klan liderinin emridir!’’ diye bağırmıştı.

İnsanlar Kung Lao’nun sesini bu kadar sesin arasında bir miktarda olsa algılamıştı ve korumalar ne yapacağını bilemez halden kısa süre içerisinde yakın bir duruma geçmişlerdi.

‘’Kalkanlarınızı hazırlayın! Mızraklı olanlar kalkanlıların hemen gerisinde durun ve emrimi bekleyin!’’

Dört Yonca Krallığının askerleri dışında Kung Klanı’nın askerleri derhal söyleneni yapmaya koyulmuşlardı. Toplamda yüz kadar insan vardı ve bunların 25’i kalkanlıydı. Kalkanları son derece büyüktü ve kendilerini aşılmaz bir duvar hale getirmişti.

‘’Kaçın!!’’

‘’Ölümümüz Kaçınılmaz!’’

‘’Anne!!’’

İnsanların çığlıkları her yandan duyulabiliyordu. Böylesi bir günde kimse saldırı olacağını düşünmediği için silahlarını bile alma gereksinimi duymamıştı. Kung Lao yüzüğünden hızlıca Ağır Kılıcını çıkarmış ve insanlara bakmıştı. Kimisi halen daha öylece duruyordu ve sabit bakışları ile kaynak canavarlarına bakmaya devam ediyordu.

‘’Dikkat et!!’’

Kung Lao mamutun önündeki insana doğru bir saldırıya başladığını fark etmiş ve hemen sismik adımları kullanarak adama doğru ilerlemişti. Adamı ittirip mamutun güçlü boynuz darbesini almış ve hızlıca yere düşmüştü.

Tam bu esnada Mirza Bo dışarıya çıkmış ve şiş karnı ile ne olduğunu merak etmişti. Karşısında görmüş olduğu Dört Kanatlı Tiran Mamutu ile neye uğradığını şaşırmış ve ‘’Bu…’’ diyebilmişti.

Hemen ardından Kung Lao’nun bir insan için hızlıca uçtuğunu ve ittirdiğini fark etmişti. Boynuzun gücü ile Kung Lao’nun ağır kılıcı çarpışmış ve kılıç kuvvete direnemeyerek yana doğru kaymıştı. Darbe doğrudan Kung Lao’ya doğru gelmiş ve Kung Lao gelen darbe ile birlikte havada üç saniye kadar durmuş ve ardından ise iki saniye boyunca sürüklenmişti.

Mirza Bo bunu gördüğü anda damarlarının içerisinde bir yanardağın gezindiğini hissetmişti. Bedeni adeta alev almıştı ve ‘’Sen kim oluyorsun da öğrencimi dövebiliyorsun lan!!’’ diye bağırarak Mamuta doğru fırlamıştı.

Mamut kendisine güçlü bir rakibin geldiğini fark etmiş ve ‘’Ah… Bu böcek demek öğrencindi…’’ diye kendi garip sesiyle konuşmuştu.

Mirza Bo sesi duyduğu anda rakibinin en azından gökyüzü kaynak aleminde olduğunu fark etmişti. Hızlıca ikisi de havaya doğru yükselmiş ve içerideki savaş alanından uzaklaşmışlardı. Bu savaş ikisi içinde büyük derecede yıkıcı olacaktı. İkisi de yanındakilere zarar gelmesini istemiyordu.

Bu esna da ise korumalar ne yapacaklarını bilemez bir şekilde bacakları titreyen bir görüntü sergiliyordu. İnsanların kimisi aralarından hızlıca ayrılmış ve çığlıklar eşliğinde kaçmaya başlamışlardı.

‘’Ne duruyorsunuz lan siz! Çabucak çırağıma bakın! Daha sonrasında ise yuvanızı savunun!! Kendinize nasıl erkek diyebiliyorsunuz!’’ diye bağıran Mirza Bo’nun sesi ile birlikte bütün askerler vücutlarında bulunan adrenalinin yükseldiğinin farkına varmış ve ‘’HOA!’’ diye bağırarak hücuma geçmişlerdi.

Bir kaynak canavarı ile savaşırken yapılan en ufak hata ölümle sonuçlanırdı. Daha öncesinde hiç kaynak canavarlarıyla dövüşmemiş olan insanlar cahilce saldırmış ve kaynak canavarlarının son derece zeki olduklarını akıllarından çıkarmışlardı. Elbette ki bunun sonucu mutlak ölümdü. Kendileri daha anlayamadan ya kafaları koparılmış yada kalpleri gagalanarak yaşamları son bulmuştu.

‘’Genç Efendi Lao!!’’

Bir korumanın sesi direkt olarak yükselmiş ve Kung Lao’nun yanında bitmişti. Asker hemen Kung Lao’yu sırt üstü bir vaziyete getirmiş ve Lao’nun ne durumda olduğunu görmek istemişti.

‘’Genç Efendi Lao! Hemen uyanın!’’

İnsanlar büyük bir panik içerisindeydiler nasıl kaçacaklarını bilemiyorlardı ve Klanın tek çıkışında bu durum büyük bir izdiham yaratmıştı. Havada yükselen ses dalgaları ve çarpışma sesleri tüm insanların kulaklarını sağır edecek düzeydeydi.

Tengri Mei dışarıya çıkmış ve hızlıca Kung Lao’nun yanına doğru koşturmuştu. Kung Lao’nun yerde yatan bedeni hiçbir şeyden habersizdi.

‘’Çekil!’’

Asker derhal çekilmiş ve Mei’ye yolu açmıştı. Tengri Mei hızlıca Kung Lao’nun bedenini incelemişti. Kıyafetleri anından yırtılmıştı ve altında hafif bir parlaklık ile birlikte pullu bir yapı ortaya çıkmıştı. İçinden hafifçe kan dışarıya doğru akmaktaydı.

Kung Lao’nun yanaklarına iki defa hızla vuran Tengri Mei nafile olduğunu fark etmiş ve gözleri gözyaşları ile ıslak bir vaziyette hemen bir şişe dışarıya çıkarmıştı. ‘’Hemen uyan seni pislik! Böylece çabucak ölemezsin değil mi?!’’ diye bağırmaya devam etmişti.

‘’Ne kadar inatçı olduğunu ikimizde biliyoruz! Kalk artık numara yapma!!’

Çığlıklar ile birlikte bağırtısını devam ettirmişti. Aynı zamanda titrek elleri pulların arasından sızan kan ile birlikte kanın nereden aktığını arıyordu. Bu esnada kendilerine doğru gelen bir saldırıdan habersizlerdi.

Tengri Mei kendisine gelen saldırıdan habersiz bir şekilde Kung Lao’ya bakmaktaydı. Hemen arkasında bulunan bir kaplan son hamlesini yapmış ve atılmıştı. Geriye sadece bir insanın eli kadar büyük pençelerini Tengri Mei’ye geçirmek kalmıştı.

Tam bu esnada arkasında bir şeyin olduğunu fark eden Tengri Mei kendisini döndürmüş kaplan ile en sonunda göz göze gelmişti. Öleceğini biliyordu, bu yüzden çabuk olaması gerektiğini fark etti ve hızla geriye doğru dönerek Kung Lao’nun bedenine elindeki sıvının yarısını göktü ve daha sonrasında ise sarıldı.

Sevdiğini korumak için ölmeyi bile göze alan bir kız…

Pençeler neredeyse Tengri Mei’ye doğru gelecekken bir anda bir ‘’Çotank’’ sesi ortaya çıkmış ve kaplanın kükremesiyle birlikte geriye doğru savuşturmuştu.

‘’Bu Kung Klanı gerçek misafirperverliğin ne olduğunu harbiden de biliyor lan! Şuna baksanıza şovları bile efsanevi!!’’

Sözleri söyleyen kişi şüphesiz Emily’den başkası değildi. Omzuna doğru götürmüş olduğu uzun kılıcıyla birlikte cüretkar bir poz sergilemekteydi. Kırmızı saçları ışıl ışıldı ve yüzündeki gülümseme ise eşsizdi. Bu gülümsemeyi sadece savaş alanında ortaya koyardı ve bundan sonra kesinlikle bir kan banyosunda yıkanırdı.

Kung Lao’ya doğru dönen Emily ‘’Kalk lan ayağa! Numara yapmayı kes! Geçmişini araştırdım, bundan daha zorlarıyla başa çıktın demi lan! O işkenceden sonra kim hayatta kalırdı! Yada bunun gibi bir dövüşten sonra!’’

Hemen ardından Kung Lao’ya doğru bir tekme atmış ve ‘’Kalkmazsan ayağa seni tekmeleyerek öldürürüm!’’ diye bağırmıştı.

Şans eser tekmesi Kung Lao’nun kalbinin olduğu göğüs kafesine doğru gelmişti. Tekmenin şiddeti o kadar fazlaydı ki oluşan basınç ile birlikte Kung Lao’nun duran kalbi bir anda tekrar atmaya başlamıştı.

‘’Badump!’’

‘’Badump!’’

Derin bir nefes alan Kung Lao hızla ayağa kalmış ve çevresine bakınmıştı. Evlerinin talan olduğunu fark etmiş olan Kung Lao yanında bulunan Mei’ye ve Emliy’e doğru bakmış ve ikisine de ‘’Teşekkür ederim…’’ diye fısıldamıştı.

Daha sonrasında ise hızlıca doğrulmuş ve gözlerini Tengri Mei’ye doğru kilitlemişti. ‘’Eşsiz hazineni benim gibi birisi için tekrar harcamandan dolayı üzgünüm… Bunun karşılığını bir gün mutlaka ödeyeceğim!’’ demiş ve arkasına bile bakmadan ağır kılıcıyla yola koyulmuştu.

Emily kafasını havaya kaldırmış ve iki farklı uçan canlıyı görünce ‘’Şu Bo çok ahlaksız… Her seferinde en iyisini kendisine alıyor… Ne var yani birazda bize bıraksa…’’ diye mırıldanmıştı. Ardından ise kendisine doğru gelen bir mızrak saksağanın saldırısını engellemek için kılıcını savurmuştu.

‘’Böylesi bir savaş gücüyle ne duruyorsun burada çabucak kaybol ortadan!’’ diye bağıran Emily daha sonrasında ise kendisini savaşın eşsiz güzelliğine kaptırdı ve doğruca canavarların arasına doğru ilerledi.

Unutmadan yirmi yorum atın

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr