“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Angoria - Angoria Bölüm 97: Tengri Mei'nin Yemeği


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen:Ichigo


Neredeyse bütün gün süren karşılama sonucunda ikili derin nefesler içerisinde kalmıştı, baba ve oğul ikisi de yan yana duran sandalyelere kendisini atmış ve ellerinde tuttukları bal üzümü şarabını içmekteydiler.

Her nefeslerinde kendilerine bir miktar daha gelen ikili daha sonrasında birbirlerine bakmışlardı ve iki kısa kafa sallamasıyla birlikte ayaklanmışlardı. Bundan sonra kimsenin geleceğini düşünmeyen ikili, klanın derin avlusu içerisinde birincil yemek salonuna doğru ilerlemişlerdi.

Bu yemek salonu sadece önemli kişiler içindi, nasıl olurdu da konuklarını normal tahtadan sandalyeler üstünde ağırlayabilirlerdi ki? Salonun içerisi son derece değerli eşyalar ile döşeliydi. Bu onların ne kadar gösterişe alıştıklarının kanıtıydı. Geçmişte bu salon gibi düzinelerce salonları bulunuyordu. Hepside en kaliteli ve en değerli parçalardan meydana geliyordu. Bu durum öylesine garipti ki, sadece bir salon, krallığın hazinesi işe eş değer görünürdü.

Güçten düşmüş olan mevcut Kung Klanının bile yemek salonu öylesine ihtişamlıydı ki, Üç Dalga Krallığının kraliyet salonundan daha ihtişamlıydı.

Bu bile klanın eskiden ne kadar kudretli olduğunu göstermeye yeterliydi.

‘’ Oh-ho! Şu salonun güzelliğine bakın bir!’’

Bunu diyen kişi Dört Yonca Krallığının kralından başkası değildi. Bunun üstüne Üç Dalga Krallığının kralı olan Shogun Tian elini çenesine koymuş ve kafasını sallamıştı. Genelde fazla konuşmazdı Shogun Tian, sessizce dinlerdi. Sadece en önemli konularda konuştuğu görülürdü. İlginç bir kraldı kendisi…

‘’Kesinlikle, Kung Klanının köklerinin ne kadar eşsiz olduğu görülmektedir. Böylesine bir salonun olduğunu görmek… Kung Klanınına olan saygımı büyüttü.’’ Xiao Fei hızlıca kafasını sallamış ve bu sözleri söylerken gözleri yıldırımlar ile süslenmişti.

Kung Liu en sonunda kafasını hafifçe sallamış ve ‘’Övgüleriniz için teşekkürler, gerçekten de doğrudur. Atalarımın yemek salonları eskiden çok daha müthişti. Şimdi bu görmüş olduğunuz salon ise… Bunu görmüş olsalardı sanırım beni kulaklarımdan çivilerlerdi. ‘’

Bu söz üzerine herkes gülmeye başlamıştı. Kung Liu’nun yanında bulunan üç yaşlı ise sadece onaylar bir ifade kullanmışlardı.

‘’Açıkçası son derece pahalı görünüyor, böylesi bir salonu yaptırmak size kaça mal oldu?’’ Bu sözlerin sahibine doğru insanlar döndüğünde konuşan kişinin Emily olduğunu fark etmişler ve sadece sabit durmuşlardı.

Başka kimin aklına ilk etapta para gelebilirdi ki?

‘’Oh…’’ Kung Liu sadece bunları söyleyebilmişti. Bu kadar eşyanın ve ihtişamın parasını nasıl olurdu da söyleyebilirdi ki? Bunlar bizzat dedesi tarafından yaptırılmıştı. Bu olduğunda kendisi küçücüktü ve o zaman aklı maalesef paranın ‘’p’’ sine basmıyordu.

‘’Bunlar benim tarafımdan değil, dedem Kung Also tarafından yapılmıştır. Kendisi zevkine son derece düşkündür, ancak size ne kadara yaptırdığını söyleyemem, çünkü bunları yaptırdığında ben daha Kung Lao kadar bile değildim.’’

Masada bulunan bir düzine göz bunun üzerine direkt olarak Kung Lao’ya doğru çevrilmişti. Yaşı küçük olmasına karşın bedeni son derece atletikti ve bu giymiş olduğu kıyafetlere bile yansımıştı. Suratı tıpkı bir mermere benziyordu ve eşsiz gülüşü ile özgüveni kendisini belli ediyordu.

‘’Son derece özgüvenli görünüyorsun çocuk, sanırım yetişimin son derece fazla. Bize neden yetişiminden bahsetmiyorsun?’’

Tüm herkesin kafası bunu onaylar şekildeydi. Lao bir anda konunun kendisine dönmesine şaşırmıştı ancak bunu da normal olarak karşılamıştı. Üstelik bunu soran kişinin Tengri Bo olduğunu da gördüğünde niyetini anlamıştı. Ancak bunun üstüne ne yapabilirdi ki?

Boğazını temizleyen Kung Lao daha sonrasından direkt olarak Tengri Bo’ya bakmış ve ‘’Bu gencin yetişimi o kadar da abartılı değildir. Kesinlikle sizin durumunuza gelmem için bir değil iki ömür uğraşmam gerekecektir. Şu an bu küçük sadece Başlangıç Kaynak Aleminin 9. Seviyesindedir. Şuan da bir darboğaza batmış ve ne olduğunu anlayamadığı bir şekilde bir türlü çıkamamaktadır.’’

Bunun üstüne herkes bir miktar fısıldaşma eğilimine gitmişti. Kung Lao gücünü bilerek saklamıştı. Önünde duran devasa bir turnuva vardı ve rakiplerinden birisi bizzat Tengri Klanına aitti. Nasıl olurdu da bunu gidip onlara anlatırdı ki?

Gungu Lao’nun cebinde hafifçe karnını ovuşturmaya başlamıştı. Bu minik arkadaş yine acıkmıştı. Kung Lao her seferinde şaşırmadan edemiyordu, bu minik arkadaşının iştahı nasıl olurdu da bu kadar fazla olabilirdi? Lookness ile eşdeğermiydi? Üstelik yemiş olduğu yiyeceklerin hepsi nereye gitmekteydi.

Bunların cevabını alamayacağını düşünüyordu. Ne düşünürse düşünsün bu minik sadece yemek yemekle ilgileniyordu. Midesi adeta delikti ve asla dolmuyordu…

‘’Oh… Demek sadece Başlangıç Kaynak Alemindesin küçüğüm. Bu ablanın sana birkaç şey öğretmesini ister misin? Sadece birkaç döngüde eminim ki temel kaynak aleminin ilk beş seviyesini geçebilirsin.’’

Emily’nin bunu söylesini duyan herkes gülmeden edememişlerdi. Her alem atladıklarında gelişim hızları daha da düşerdi. Bu da harcamış oldukları yetişim topları ve yapraklarının sayılarını arttırırdı. Üstelik ne kadar tüketirse tüketsin bu neredeyse imkansızdı. Yetişim hızı ancak bu kadar olan kişinin sadece birkaç yılda bir başka aleme atlaması nasıl olurda mümkün olurdu ki?

Kung Lao sadece hafifçe gülümsemiş ve ‘’Kraliçe Emily’nin son derece düşünceli olması beni derinden mutlu etti. Sizlere teşekkürlerimi sunmalıyım, ancak böylesine zayıf bir bedenin eğitilmesi son derece zordur ve bundan ötürü size yük olmaktan korkarım. Belki ileride kök kaynak alemine geçersem bunu düşünmemizin çok daha iyi olacağını düşünüyorum. ‘’

Bunun üstüne herkes istemeden de olsa kıkırdamıştı. Daha sadece başlangıç kaynak aleminde olan birisinin hayalindeki Kök Kaynak Alemine ulaşması ne kadar sürerdi ki? Belki bir ömür? Kesinlikle imkansızdı. Sırf bundan ötürü yanlarında bulunan ve tüm konuşmaları dinleyen diğer klan üyeleri planlar yapmaya başlamışlardı.

Kabul ediyorlardı, Kung Liu son derece güçlüydü. Ancak Lao? Daha yetişimi başlangıç kaynak alemindeydi ve gelişmemişti bile böylesine eşsiz bir fırsatı nasıl olurdu da harcarlardı.

‘’Ah… Ne demek yük, bunu sana babana karşı ödemediğim borcumu ödüyorum şeklinde düşün. Ancak haklısın… Gerçekten de birisinin gelişimi bu kadar yavaş olursa son derece zayıf olacağını tanrılar tarafından belirlenmiş olacaktır. Pekala! Eğer bir gün kök kaynak alemine adım atarsan kesinlikle sarayıma gelmelisin. Belki ihtişamlı değildir, ancak gördüğün diğer saraylardan son derece farklı olacağına eminim.’’

Bu teklif son derece özel bir durumdu. Kung Lao’nun kök kaynak alemine adım atması neredeyse yakındı ve böylesine bir yolculuğu kendisi de isterdi. Yanında Tengri Mei ile neresi olursa zaten giderdi.

Böylesi konuşmalar devam ederken en sonunda kapı açılmış ve içeriye hizmetliler girmişti. Tengri Mei de hemen arkalarından gelmişti, kimse fark etmemişti belki ancak Kung Lao anında fark etmişti. Eteğinin hemen altında minik bir yemek lekesi bulunuyordu. Buda Tengri Mei’nin gerçekten yemek yaptığını gösteriyordu.

‘’Oh! Gelinim sanırım sonunda yemeğini tamamladı!’’

Tengri Mei kibar bir şekilde eğilmiş ve nezaketini sunmuştu. Gerçekten de son derece fazla uğraşmıştı. Yemeği yaparken sürekli olarak nedensizce Lao zihninde canlanmıştı ve bundan ötürü sakarlığa bile karışmıştı. Gelinliğindeki minicik leke de bundan ötürüydü. Gerçi kimse görmemişti. Umurlarında olan tek şey dumanı tüten yemekler olmuştu. Hepsi açtı ve bundan ötürü yemeklerin kokusu konukları kendisine çekiyordu.

‘’Gelinim lütfen sizde oturun, ellerinize sağlık şimdiden harika görünmekte.’’ Diyerek Kung Liu Tengri Mei’yi, oğlunun yanındaki sandalyeye doğru göndermişti. Tengri Mei ise yanakları haşlanmış bir şekilde kafasını öne eğmiş ve direkt olarak verilen talimatları izlemişti.

D.n:hocam brokoli mi bu da haşlanmış

Herkes masaya oturup yemekler servis edildiğinde bütün herkesin gözü Kung Liu’ya dönmüştü. Ev sahibinin yemeği açması bir gelenekti, ancak buna dayanamayan tek bir kişi vardı. Oda şüphesiz Emilydi. Anında yemeğe başlamış ve Kung Liu’nun açılışı yapmasını beklememişti.

Bunun ardından ise Kung Liu uzun konuşmasına elveda demiş ve ‘’Lütfen buyurun…’’ diyerek yemeğe başlamalarını işaret etmişti. Minik Gungu bile yemeğin kokusunu aldığı anda ayağa kalkmıştı ve tembel yürüyüşü ile masanın tepesine çıkarak Kung Lao’nun tabağını koklamaya başlamıştı.

‘’Ne yaptığını sanıyorsun! Çabuk geri dön herkes seni görecek! O zaman nasıl bunu açıklayacağım!’’ diye zihin yoluyla Gungu’ya bağıran Lao Gungu’nun umursamadığını ve yavaşça yemeğini yemeye devam ettiğini fark etmiş ve daha da sinirlenmişti.

Ancak ilginç olarak Gungu’nun yemeğini minik ağzıyla yemesinden kimse rahatsız olmamış veyahut onu görmemişlerdi bile, yemeklerinin lezzeti onlar için daha ön planda olsa gerekti. Daha fazla dayanamayan Kung Lao bile yemeğe başlamış ve daha ilk götürdüğü kaşık ile birlikte neredeyse büyülenme aşamasına gelmişti. Bu nasıl bir el lezzetiydi ki? Kung Lao neredeyse bayılacağını düşünmüştü.

Ölmüş olsa kesinlikle yemeğin bir kaşığıyla tekrar hayata dönerdi.

‘’Yemek yapmaktaki maharetini daha önce neden göstermedin bana? Bütün seferlerde bana yaptırdın…’’ diye Tengri Mei’ye doğru fısıldamış olan Kung Lao, karşılığında sadece minik bir kıkırtı almış ve tek bir kelime fazlasını duyamamıştı.

İnsanlar yemekleri yerken bir yandan da Kung Lao’nun yemeğini anında bitirdiğini fark etmişti. Bu nasıl muhteşem bir hızdı? Yemek gerçekten güzeldi ancak bu çocuk daha öncesinde hiç mi yemek yememişti?

Ancak tek bir kaşık alabilmişti ki, Kung Lao anında yemek tabağının boşaldığını fark etmişti. Gungu minicik ağzıyla bütün tabağı sömürmeyi elbette ki ihmal etmemişti. İnsanların yemeklerini bitirmesi bir yemek süresini bir miktar aşmıştı. Daha sonrasında karnı yumuşatsın diye getirilen çaylar içilmeye başlanmış ve herkesin gözü Tengri Mei’ye doğru dönmüştü.

‘’Böylesi muhteşem yemek yapan birisi… Şüphesiz harika bir gelin olacaksın.’’ Elindeki peçeteyi indiren Dört Yonca Kralı bunları söylemişti. Herkes Tengri Mei’den övgülerle bahsetmişti. Kim böylesine yemek yapan birisinin kötü bir eş olacağını düşünürdü ki?

Dışarıdaki kalabalık bile yedikleri yemekler ile mest olmuştu. Klanın mutfağı halen daha çalışmalara devam etmekteydi. Sonuçta yaklaşık olarak üç bin kişinin karnını doyurmak kolay değildi.

Üç krallıkta en büyük düğün olmuştu değil mi? Gerçekten de en büyüğüydü. Kimse yemeklerin güzelliğinden ötürü sesini dahi çıkaramıyordu, etrafta sadece yemek yerken duyulan çiğneme sesleri yükseliyordu.

‘’Biri- birisi yardım etsin!!’’ diye bir çığlık herkes tarafından duyulmuştu. Dışarıda yemek yiyen üç bine yakın insan bu çığlık ile birlikte gözlerini o tarafa doğru döndürmüş ve kendilerine doğru sürünerek gelen insana ne olduğunu merak etmişti.

Hemen bir çok kişi ayağa kalmış ve sürünerek gelen insana doğru koşmuştu. Neler olduğunu insanlar gerçekten merak ediyordu. Ayağa kalkan insanlar direkt olarak sürünen kişinin kollarından kavramış ve sürükleyerek iyi bir noktaya taşımışlardı. Çalılığın içinden çıkardıklarında ise sadece gövdenin üst kısmının ellerinde kaldığını fark etmişler ve bu küçükler ile kadınların çığlık atmasına yol açmıştı.

‘’Çabuk!! Birisi yardım etsin!!’’

‘’Şifacı! Birisi şifacıyı çağırsın!!’’

‘’ Sakın bakma!’’ diyen bir annenin çığlığı da duyulmuştu. Çocuğunun gözlerini kapatmaya çalışıyordu.

Bütün herkesin yedikleri ağızlarına gelmişti. Kimin gelmezdi ki?

Hemen ardından duyulan bir kükreme ile birlikte insanların gözleri korku içerisinde kalmıştı. Bu düşündükleri şey olamazdı!

Bunu ihtişamlı yemek salonunda bulunan herkes hissetmişti. Güçlü bir aura kendilerine doğru gelmekteydi.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr