Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Angoria - Angoria Bölüm 95: Reşit


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen:Ichigo


Angoria’da üç dalga krallığı içerisinde büyük bir heyecan hakimdi. Bu durum ise bariz bir gerçekti, iki büyük klan tarihleri boyunca ilk kez birbirleri ile akrabalık kuruyordu ve bu durum bütün ülkeyi heyecanlandırmıştı. Ülkenin bir çok farklı bölgesinden klanlar sadece bu anı izlemek için evlerinden ayrılmış ve yanında hediyeler ile düğünlerini kutlamak için gitmişlerdi.

Bu düğün haberini duyan kişilerin büyük çoğunluğu daha kimlerin evlendiğini dahi bilmiyordu, sadece bu haberi duymuş ve aşırı derece merak etmişlerdi. Hatta bir söylem bile yayılmıştı, ünlü şifacı Mirza Bo bile bu düğüne gidecekti.

İnsanların bu düğüne gitmeme gibi bir lüksü nasıl olabilirdi ki?

Hatta bu haber sadece ülke içerisinde kalmamış, çevre krallıklara bile sarkmıştı. Bu haberi duyan ilk krallık elbette ki Dört Yonca krallığı olmuştu. Krallığın içerisinde şansı en yüksek olan kişi olan kral derhal adamlarına hazırlık için haber salmış ve hepsi şanslarına çok kısa sürede sadece bir günde yolculuklarına hazır hale gelmişti.

Daha sonrasında bir başka haberci eline geçen posta kartalıyla bir haber almış ve doğrudan kralının yanına doğru akın edercesine koşmaya başlamıştı. Bu haberi gönderen kişi Üç Dalga Krallığında sarayın içinde bulunan casustan başkası değildi.

Haber geldiği anda Eflatun krallığı kendileri için bir fırsat olarak görmüş ve kraliçeleri sonsuz kan arzusu ile dolu olan soy adı kimse tarafından bilinmeyen Emily doğrudan hazinesine ilerlemiş ve kendisince en uygun olan hediyeyi seçtikten sonra adamlarına yolculuğa hazırlanması emrini vermişti.

Eflatun krallığı bu üç krallık içerisinde en vahşi krallık olarak biliniyordu. Bu krallığın kuzeye doğru yapmış olduğu akınlar diğer iki krallık ile sürekli olarak konuşulurdu ve herkes bu krallığa ve zenginliklerine gıpta ile bakardı. Kraliçeleri olan soysuz Emily ise son derece başına buyruk bir insandı, ne yapacağı asla belli olmazdı. Herkes onun bu durumundan ayrıca korkardı, çünkü duymuş olduğu bir söz için kelle alabileceği gibi aynı zamanda kendinizi son derece şanslı sayabilirdiniz.

Bu üç krallık içerisinde en perişan durumda olan ise şüphesiz Üç Dalga krallığıydı kendileri öylesine köşeye sıkıştırılmış bir haldeydi ki yapabileceği sadece iki şey vardı, toprak elde etmek istiyorsa bu iki krallıktan birisine saldıracaktı. Ki bu durum onun için ölüm anlamına geliyordu. Bundan ötürü Üç Dalga Krallığı sürekli olarak denizcilik ile haşır neşir oluyordu. Krallığın en büyük harcaması ise denizde bulunabilecek yeni yerleşim yerini araştırmaya gidiyordu.

Dört Yonca Krallığı ise adından da anlaşılacağı gibi ticaretle uğraşan krallıktı. Bu krallık aynı zamanda içinde üç parçaya bölünmüş durumdaydı. Bu parçaların en büyüğüne yeni kral olarak sesleniliyordu ve topraklara sahip olmak için yapılan savaş içindeki vatandaşları kötü etkileyeceği için savaşla değil direkt olarak şans oyunları ile belirleniyordu.

D.n:Hocam yoncadan ticareti nasıl tahmin ettik hadi bize biraz bahset

Ülkenin şuan ki kralı ise kendisini en büyük kumarbaz olarak görüyordu. Hayatı için kumar oynayıp hemen ardından kazanmıştı ve bunun sonucunda ise Kral olmuştu. Tabii ki bunlar On döngüden uzun zaman önce yaşanmış bir şeydi. Ölümüne kadar krallığı kendisi yönetecekti ve bundan ötürü son derece rahat bir yaşam kendisini halen daha beklemekteydi. Ancak kızı için aynı şeyi söyleyemezdi, kızını bir kumarbaz olarak yetiştirmesi gerekiyordu ve bundan ötürü en kötü yaşam koşuluna sahip olan civardaki tek krallık olan Üç Dalga Krallığına göndermişti. Bu yolculuğu ona iki sebep veriyordu bunlardan birincisi kızını görmek.

İkincisi ise Üç Dalga tarihinde ilk kez Yedi büyük klandan ikisinin bir biri ile evlilik yolununa gidişini görmekti. Eski kumarbaz kafası bunun bir çeşit oyun olduğunu düşünmeye başlamıştı bile ancak şimdi bunun ne zamanı nede sırasıydı, yapması gereken  uzun bir yolculuğu vardı ve bu süreç içerisinde eşi ile hoş vakitler geçirmekten kendisini alı koymayacaktı.

Dört Yonca Krallığı gibi bir çok krallık içlerinde bölünmüş bir haldeydi, bu duruma en yakın örnek ise şüphesiz Kung Lao’nun içinde bulunduğu Üç Dalga Krallığıydı. Krallık yedi büyük Klan tarafından bölünmüştü. Kral her öldüğünde 7 Klan içerisinde büyük bir harp yaşanırdı ve kim kazanırsa bir sonraki dönem için kral kendisi olurdu gerisi için ise sadece hizmet etmek kalırdı.

Bir zamanlar Üç Dalga Krallığı sürekli olarak Kung Klanı tarafından kontrol edilmişti. Ancak bu kontrolleri soylarında bulunan kısırlık ile birlikte anında bir düşüşe geçmişti. Üç Dalga Krallığının Kung Klanı tarafından kontrol edilirken ismi bile bir başkaydı ancak bunu hatırlayan en son kişi bile 200 Döngü öncesinde çoktan hayatını kaybetmişti.

Eski tarihçiler ise… Bu bilgiyi saklamayı tercih etmişti. Onlar için Kung Klanı yüzsüz bir köpekten başkası değildi. Nasıl olurdu da bunu insanlara öğretirlerdi ki? Zamanında yapmış oldukları kibir o kadar fazlaydı ki, onları kim görmüş olsa boyun eğmek zorundaydı. Hatta kimi zaman tanrı rolüne bile bürünmüşlerdi.

Ancak bir şekilde yaptıklarının cezasını bulan Kung Klanı en büyük özellikleri olan Anka’ya dönüşme özelliğini kaybetmiş ve çok kısa süre içerisinde de gözden düşmeye başlamışlardı. Günümüze kadar da bu kadar küçülmüşlerdi. Yok olmuş olsalar da kimsenin önemseyeceği yoktu…

***

Kung Lao’nun elleri heyecandan ötürü terliyordu. Karşısında görmüş olduğu beyazlar içerisindeki kişi şüphesiz ki Tengri Mei’di ve öylesine güzel gözüküyordu ki ne yapacağını bile bilemiyordu. En sonunda bir yutkunma gereksinimi hisseden Kung Lao alnındaki terin yere düşmesine izin vermiş ve babasının yanına doğru ilerlemişti.

Çevreden gelen insanların sonu asla bitmeyecekmiş gibi görünüyordu. Bu durum öyle bir haldeydi ki; Kung Klanı’nın geniş avlusu şimdiden yarı yarıya dolmuştu. Tabii ki bu doluluğun en büyük payı evliliğin merakındandı ancak minik bir kısmı da Mirza Bo’nun her yere uzanan ünüydü. Herkes illaki bir veyahut iki kelime konuşma ihtiyacı hissediyordu ve Zor zamanlar geçirdiğini düşünmüş olduğu Mirza Bo herkese eşit miktarda davranmaya çalışıyordu.

D.n.Yazar açık uçlu bırakmış elleme dedi ne anladığınız size kalmış artık

Bir kısım ise, ki özellikle genç kesimin erkekleri, Tengri Mei’nin güzelliğine hayran bir şekilde salyalarını akıtarak bakmaktaydı. İlk kez görenler son derece heyecanlıydı, içerisinden bir kaçı baygınlık dahi geçirmişti.

Bir çok kız içinde bu durum geçerliydi, Kung Lao’nun eşsiz mermer gibi beyaz yüzü ve kırmızı dudakları ilk kez görenler için son derece şaşırtıcı ve güzel görünüyordu. Düzenli bir saçı olan Kung Lao’nun gözleri ön plana çıkmıştı. Gözlerinin kahverengi tonları o kadar güzel görünüyordu ki, gün ışığına çıktığında bal rengine çalıyordu. Giymiş olduğu damatlığı ile birlikte son derece çekici bir hale gelmişti.

Bunun farkında olan Kung Lao sürekli olarak boy gösterisi yapıyordu. Bunu fark eden Tengri Mei ise Kung Lao’nun yanına doğru gitmişti. Evliliklerinin arifesinde olduklarından ötürü Tengri Mei, Kung Lao’yu çoktan sahiplenmişti bile.

‘’Biraz daha bunu yapmaya devam edersen ilk günden felçli kalacağını garanti ederim!’’

Bu kelimeler o kadar hızlı gelmişti ki, Kung Lao ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Tengri Mei ise geldiği gibi bir hızla geri gitmiş ve bir anda gözden kaybolmuştu. Kung Lao bu durumdan ötürü ne yapacağını bilemez hale gelmişti ve bu durumda kendisinin de hızlıca gitmesi gerektiğini düşünerek kalabalık içerisinde kendisine yol açmış ve doğrudan o yönde ilerlemesini sürdürmüştü.

Angoria Gezegeni içerisinde evlilikler tek bir kültürden türemişti ve her krallık bu kültürün biraz bozulmuşunu kullanmaya devam ederdi. Bunların içerisinde kimisi gelini tahtın üstünde getirirken kimisi ise atın üstünde getirirdi. Bir diğeri ise geline yemek yaptırıp onun bu konuda yeterliliğini göstermesini isterken kimisi ise sadece bir fincan çay yapmasının yeterli olacağını düşünürdü.

Evlilikler genellikle gece vakti, etrafta bulunan en yaşlı ağacın altında yapılır ve çiftler birbirlerine olan yeminlerini bu ağaçta söylerlerdi. Yeminin içeriği ne kadar uzun ise ona olan aşkın o kadar uzun olacağı düşünülür ve bu şekilde sonsuza kadar süreceği düşünülürdü.

En sonunda ise çiftler birbirlerine iki aile büyüğünün şahitliğinde hediyelerini verirdi ve daha sonrada resmi bir öpücük ile birbirlerine bağlandıklarını insanlara kanıtlamış olurlardı. Aile büyükleri de bu olayı onaylardı ve bu sayede tüm herkes evliliklerini tanımış olurdu.

Kung Lao fark etmemiş olsa bile şans eseri babasının yanına doğru ilerlemişti. Kung Liu oğlunun kendisine doğru geldiğini gördüğünde hemen ayağa kalkmış ve ‘’Evlat! Gel buraya!’’ diye bağırmıştı.

Kung Lao ne olduğunu bilemediği için hızlıca babasının yanına doğru gitmişti ve neler olduğunu öğrenmek için meraklı bir surat ifadesi takınmıştı.

Kung Liu oğlunun omuzlarına elini koymuş ve kendisine doğru döndürmüştü. Ardından ise yanında bulunanlara minik bir özür mırıldanmış ve oğlu ile birlikte hızlıca ilerlemişti.

Kendilerini bir anda babasının taht odasında bulan ikili ne olduğunu elbette ki bilemez halde Kung Lao’nun ‘’Baba bir şey mi oldu?’’ demesiyle birlikte suskunluklarını bozmuşlardı. ‘’Bu gün çok özel bir gün… Senin büyümen ve artık evleniyor olman bana çok büyük bir rahatlık veriyor oğlum ve gelinimin de son derece güzel bir kız olması beni rahatlatıyor. Çirkin bir kız bulmuş olsan ne yapardım ben…’’ diyerek sözlerini bitirmişti. Kung Lao bu konunun nereye gideceğine halen daha emin değildi.

Tekrar derin bir nefes alan Kung Liu ‘’Bu gün evleniyorsun ve aynı zamanda reşit oluyorsun. Bu harika haberden ötürü seni bulmak istiyordum ancak kalabalık o kadar fazlaydı ki bir türlü bulamadım… Klanımızda rüştüsünü ispat eden veyahut reşit olduğu ilan edilen kişilerin atalarından bir miras alması çok normaldir. Bundan ötürü bende sana elimdeki tek şeyi miras ediyorum. Klanın Üç ay sonrasında kontrolü sana ait olacak…’’

Kung Lao duyduğu şey karşısında şaşırmış kalmıştı. ‘’K-Klan kontrolü bana mı ait?!’’

Sadece kafasını sallamakla yetinen Kung Liu daha sonrasında bir yüzük çıkarmış ve Kung Lao’ya doğru uzatmıştı. ‘’Buda sana düğün hediyem evladım… Bu görmüş olduğun yüzük ilk klan liderinden beridir sürekli olarak klan liderlerine miras kalmıştır. Son derece eski ve nadir bir yüzüktür. Ayrıca son derece özeldir de; özel olmasının sebebi ise; gelişimi hızlandırması hem de sınırsız bir boyutsal alana sahip olmasıdır.’’

Kung Lao bunları duyduğunda gözleri su kabağı kadar açılmıştı. Hem gelişime katkısı vardı hem de sınırsız bir alana sahipti. Bu hazine başlı başına bir nimetti onun için! Böylesi bir hazine için verilecek para ile bir çok ülkeyi aynı anda bile satın alabilirdin. Soylu ve şanlı Kung Klanı içinde böylesine bir hazinenin bulunması ise başlı başına bir servetti.

Yüzük eline doğru gelirken Kung Lao ne yapacağını bilememişti. Avucuna düşen yüzüğe bakmış ve daha sonrasından ise babasına gözlerini kilitlemişti. ‘’Baba… Teşekkür ederim…’’

‘’Ahaha… Ne teşekkürü eğer birisine teşekkür edeceksen bu kişi kuşkusuz klan liderimiz Edward Kung Dearwood’a teşekkür et, o bu yüzüğü yapmasaydı kesinlikle şimdiye kadar gelmezdi.’’

Buna hak veren Kung Lao kafasını sallamış ve daha başka bir kelime dahi etmemişti. Klan liderine olan saygısı daha da büyümüş ve eşsiz bir hale gelmişti. Hatta böylesi bir ataya sahip olduğu için kendisiyle gurur bile duyar hale gelmişti.

Tam bu esnada bir anda kafasını döndüren Kung Liu bir saniyeliğine garip bir surat ifadesine sahip olmuş ardından da suratını normale döndürüp ‘’Hadi gelen tüm misafirlerimizi karşılayalım. Bu gün son derece önemli misafirlerin geleceğini düşünüyorum.’’ Diyerek Kung Lao’nun kolundan tuttuğu gibi odadan çıkmıştı.

***

Bir bölümün daha sonuna geldik. Hayırlısıyla bir sonraki bölüme görüşücez bakalım. Bu bölüme en azından 20 yorum atılmazsa diğer bölüm gelmeyecek söyleyeyim :D iyi günler…

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21063 Bölüm Sayısı


creator
manga tr