"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Angoria - Angoria Bölüm 93: Ölümsüzlük Mü?


 

Yazan: Aydehan


Kung Lao ustasını gördüğü anda gözlerinin dolduğunu hissetmişti. Ancak bunu yapamadan ustasının yapmış olduğu hareket ile birlikte ağzı bir karış açık kalmıştı. Bunun sebebi ise basitti çünkü; ustası Mirza Bo gökyüzünde uçuyordu!!

Kung Lao nasıl olurdu da bundan etkilenmezdi ki?

‘’Usta sen…!”

“Ahahah!! Evet bok parçası ustan havada uçuyor!’’

“Bunca zaman demek gökyüzü kaynak alemindeydin…’’

Bunu duyduktan sonra göğsünde biriken bir gurur ve aynı zamanda bir sancı ile birlikte Kung Lao ne diyeceğini bilememişti. Ustasının bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordu ve bu durum onu ölesiye şaşırtmıştı. Ancak aynı zamanda sevindirmişti de, nasıl olurda böylesi güçlü birisinin ustası olduğunu gizleyebilirdi ki?

Mirza Bo’nun yüzünde ise çırağının yapmış olduğu işkence çeşidinden ötürü bir gurur vardı, en son karşılaşmalarında neredeyse ölecekti ancak şimdi kalkmış bir başkasının ölümüne neden oluyordu. Bu çocuk her seferinde kendisini şaşırtmayı çok ama çok iyi biliyordu. Usta ve çırak iyice sarılıp kucaklaştıktan sonra Kung Lao hemen omzunda duran ve meraklı gözler ile çevresine bakınan Gungu’yu gösterdi.

“ Usta tanıştırmama izin ver bu benim yol arkadaşım Gungu, Kendisi ile Demir Su şehrinin yakınlarındaki devasa şelale civarında karşılaştım. O sırada neredeyse ölümün eşiğindeydim ve bu minik nasıl olduysa beni buldu ve çok eşsiz bir olay gerçekleşti. Usta! Gungu’nun düşüncelerini ve hislerini duyabiliyorum!’’

Mirza Bo bu konuşma karşısında bozuntuya vermedi ve sadece gülümsedi. O gün kendisi olmamamış olsa gerçekten de bu çocuğun öleceği aşikardı. Aynı zamanda bu minik sincabında öleceği netti. O gün yapmış olduğu mühür gerçekten de etkisini göstermişti ve bu durum Mirza Bo’yu son derece memnun etmişti.

‘’Son derece şanslısın evlat! Ruhlarınız birbirine son derece benzermiş demek ki, aksi takdirde ikinizde ölecektiniz. Bunu hayatınızın her anında kutlamanız gerekli... Böylesine özel bir olayın yaşanma şansı son derece düşüktür…’’

Kung Lao merakına yenik düşmüştü. ‘’Tam olarak ne kadar düşük usta?’’

‘’On milyon kişinin içerisinde sadece bir kişide görülecek kadar az bir miktar.’’

Bu kelimelerden sonra Kung Lao’nun gözleri fırlamıştı. On milyon kişinin içerisinde sadece bir kişide görünmesi? Böylesine eşsiz bir hediye gökteki tanrılar tarafından kendisine verilmişti. Yukarıda ki azize nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu. O olmasaydı kim bilir kendisine şimdiye kadar neler olmuştu.

‘’Ancak minik Lao şunu unutma ki bu olayı bilen kişinin sayısı son yüz döngüde son derece azaldı. Senin klanının bile bu kadar eski bir yöntemi hatırlamasına ihtimal veremiyorum.’’

Bu konuşmanın direkt olarak sonunu getiren Mirza Bo karnını tutarak ‘’Ustanı bu şekilde mi karşılayacaksın bok parçası?! Ben ki sana kendi evimde yemedim yedirdim, içmedim içirdim…’’

İç çekişleri daha da süren Mirza Bo daha sonrasında Kung Lao’nun kulağını tutmuş ve ‘’Bana yemek ver seni kuduz enik!’’ diye bağırmıştı.

Kung Lao ise ustasının gelişi ile o kadar çok sevinmişti ki, kulağını çekmesini bile umursamamış ve ‘’Usta gel hadi! Sana ailemizin zengin mutfağından bir tur ayarlayayım!’’ diyerek önde zıplayarak ilerleyişini sürdürmüştü. Arkasından gelen Mirza Bo ise, gülümsemekle yetinmiş ve çırağını takip etmişti.

Üçlü son derece güzel bir yemek sofrasına oturmuş ve karınlarını tıka basa doyuracak kadar yemeye koyulmuştu. Minik Gungu da ziyafeti tadını her saniyesiyle çıkarıyordu. Eskisi gibi asla tıka basa yiyemiyordu ve bu durum onun son derece moralini bozuyordu. Ancak; bu yemek masasında bir tek Gökyüzü ateş aslanının sütü eksikti ve onunda bulunmadığı konusunda şüpheleri vardı.

Üçlü yemeklerini yerken bir anda kapı açılmış ve Kung Lao’nun babası Kung Liu’da salonun içerisine girmişti. Oğlunun minik arkadaşı ile yemek yediğini görmüştü ancak yanlarında bulunan orta yaşlarında saçları kır ve uzun surata sahip kişi kimdi?

Görünüşünü bir yerden çıkarıyordu ancak bu kim olduğunu hatırlamasına izin vermiyordu.

‘’Baba!! Hoş geldin!! Gel sende otur, eşsiz yemeğimize sende katıl!’’ diyerek sevincini tüm ortama bağırarak yansıtmış ve herkesin bir an da olsa gülümsemesini sağlamıştı.

‘’Ohoo… Demek yemek yiyorsunuz. Sormamda kusur yoktur umarım ancak sizi bir türlü çıkaramıyorum? İsminizi söylermisiniz bana lütfen?’’

Mirza Bo bu esnada yemeğini yiyordu ve istifinide bozmamıştı. Kaşları direkt olarak Kung Lao’yu işaret etmiş ve bu durumda anında ayaklanan Kung Lao ‘’Baba bu benim ustam Mirza Bo, Ustam tanıştırmama izin verin bu kişi babam Kung Klanının lideri Kung Liu…’’ demiş ve ardından da ne diyeceğini bulamadığı için tekrar yerine oturmuştu.

İkili kısa bir bakışma yapmış ve ardından ise Kung Lao ikisinin arasında büyük bir soğukluğun yayıldığını hissetmişti.

‘’Ah şimdi hatırladım! Siz oğlumun ustasınız, nasıl unutabilirim ki?! Benim kabahatimi mazur görün,’’

Mirza Bo da aynı zamanda kendisinin alçak gönüllü olması gerektiğinin farkına varmış ve ‘’Ne demek asıl ben özür dilerim kendimi tanıtmadım ve çırağımın tanıtmasına izin verdim. Sizinle daha önce karşılaşmıştık değil mi?’’

Kafasını sallayan Kung Liu ‘’Sanırım gerçekten de karşılaşmıştık, o zaman sizin önemli bir şifacı olduğunuzu bilmiyordum. Oğlum gerçekten de çok şanslı, Kasabalar bölgesinde sizinle karşılaştığımda oğlumun ustası olduğunuzu anlamıştım ve derin bir nefes çekmiştim. Gerçekten de artık gözüm asla arkada kalmayacak! Çünkü sizin gibi harika bir ustaya sahip!’’

Mirza Bo’nun bu sözler karşısında gururunun okşanması nasıl olurdu da imkansız olurdu ki? Bunun için kocaman taştan bir kalbe sahip olmak gerekirdi. ‘’Sizin bu kadar güçlü olduğunuzu gördükten sonra oğlunuzun bir çöp parçası olduğu fikrinden okyanus ile dağ arasındaki uçurumdan geçmiş kadar oldum. İyi bir evlada sahipsiniz, bundan asla şüpheniz olmasın.’’ Demiş ve bu sefer gururu okşanan kişinin Kung Lao olmasına izin vermişti.

Lao ise bu sözlerden sonra anlamsız bir sırıtışa girmiş ve yemek yemeği dahi kesmişti. Ancak bu sırıtması çok kısa süreli olmuştu. Babası daha yemeğe dahi oturmamıştı ve ustasının başında beklemekle meşguldü. İkili düzenli olarak gülümsüyordu ancak soğul havadan bir saniye bile eksilmiyordu.

‘’Baba ayakta neden kaldın? Lütfen sende gel ve bizimle ye, yemekler şahane.’’ Diyerek araya giren Kung Lao ikilinin bakışlarını üstüne çekmişti.

İkili kısa bir irkilmeden sonra gülümsemelerini devam ettirmiş ve ardından ise Kung Liu ‘’Haklısın, yemek varken burada durmam zaten başlı başına saçmalık haydi güzelce karnımızı doyuralım.’’

‘’Kesinlikle aç bir karınla konuşmak bile ıstırap verici…’’

Dörtlü bu sözler ile birlikte bir daha asla konuşmamış ve önlerinde bulunan yemekleri midelerine indirmek ile meşgul olmuşlardı.

Yemek sonuna gelmeden Kung Liu hızlıca yerinden kalkmış ve odalarını terk etmişti. Tekrar üçlü hale gelen grupları ile birlikte Kung Lao’nun kafasında bir soru işareti direk olarak kendisini belli etmiş ve ‘’usta gökyüzü kaynak aleminde insan nasıl hissediyor?’’ diye sormuştu.

Mirza Bo her zaman olduğu gibi yine pürüzsüz suratını okşamış ve ardından ise ‘’Nasıl hissettiği her zaman aynıdır. Eşsiz… Ancak aynı zamanda bu eşsizlik kendine daha da fazla yük bindiriyor…’’

Kung Lao ustasına öyle bir bakmıştı ki, Mirza Bo istemsiz sözlerine devam etmek zorunda kalmıştı. Böylesine devasa bir soru işareti nasıl olurdu da çırağından başkasın da görülebilirdi ki?

‘’Daha öncesinde asla hissetmediğin varlıkların farkına varıyorsun, bunlar sana öyle ağır geliyor ki… Kendine mecbur bir taraf seçmen gerekiyor… ‘’

Meraklanan Kung Lao kafasını hızla sallamıştı, ancak daha sonrasında kendisine gelen bir tokat ile birlikte kafasını hemen arkasında bulunan duvara vurması bir olmuştu.

‘’Ustanı bu kadar fazla kıstıramazsın seni bok çuvalı!’’ diye çıkışan Mirza Bo bu sefer aynı soru soran surat ifadesini kendisinde uygulamış ve ‘’Duyduğuma göre çırağım evleniyormuş? Kim bu şanssız bedevi?’’

Kung Lao bu sorudan sonra bir miktar kızarmış ve mermer gibi bembeyaz suratının renk almasını sağlamıştı.

‘’Tengri klanından… Mei usta…’’

Bunun üzerinde derin bir kahkaha patlatan Mirza Bo’nun sesi tüm odalarda yankılanmış ve herkesin ne oluyor diye bir surat ifadesiyle çevresine bakınmasına neden olmuştu.

‘’Seni çapkın hergele!! Demek genç neslin en güzel kızını kaptın ha! Gençlerin hepsi seni öldürmek isteyecek biliyorsun değil mi?’’

Kung Lao hınzır bir gülümseme ortaya koymuş ve ‘’Nasıl olurda bilmem, evlilikten sonra bir ay dışarıya çıkmayı düşünmüyorum usta…’’ diye mırıldanmıştı.

Bunun üzerine daha da fazla kahkaha atan Mirza Bo çırağını yanına çekmiş ve kolunu omzuna asmıştı.

‘’Dikkatli olmayı unutma. Dışarıdan korunurken içerideki yılan seni yok etmesin…’’ demiş ve ardından ‘’Ölümsüzlüğün hiç var olabileceğini düşündün mü?’’ diye bir anda konuyu değiştirmişti.

Kung Lao bir anda gelen bu soru karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. Ölümsüzlük mü? Bunu nasıl olurdu da düşünebilirdi ki? En yaşlı insan bile en fazla 100 döngü sonra hayata gözlerini yumardı.

‘’Bence ölümsüzlük imkansız usta, sonuçta sende görüyorsun. En güçlü insanlar bile en fazla 100 döngü kadar yaşıyor ve sonrasında ise ölümleri ile tanışıyor… Bu yüzden nasıl olurdu da ölümsüzlüğün gerçek olduğuna inanabilirdim ki? Bu tıpkı yıldızların avucumda olmasına eşdeğer bir düşünce…’’

Kafasını sallayan Mirza Bo bir iki saniye düşünmüş ve “söylediklerin son derece doğru şeyler ancak bunu sadece senin yaşından dört döngü büyükler söylese kabullenebilirim. Söylesene daha öncesinde hiç benim gibi gökyüzü kaynak aleminden birisi ile karşılaştın mı?’’

Kung Lao bir an daha öncesine karşılaştığı iki gökyüzü kaynak alemindeki insanı söylemek istemişti ancak tam o anda vazgeçmiş ve kafasını sallamak ile yetinmişti.

‘’Eğer bir başka gökyüzü kaynak aleminden birisiyle karşılaşsaydın ve ona bu soruyu sormuş olsaydın cevabı kesinlikle evet olurdu.’’

Kung Lao bir an kafasının yandığını hissetmişti, ‘’Nasıl yani usta? Gerçekten de ölümsüzlük mümkün mü?’’

Mirza Bo kafasını sallamış ve ‘’Bir saattir sana bunu anlatmaya çalışıyorum bok kafalı çırağım…’’ demiş ve derin bir nefes vermişti.

‘’Evet Ölümsüz olmak mümkün!’’

Bu sözlerden sonra minik Lao ne diyeceğini bilememişti.

***

Evet gençler bu bölümü size nispet olarak yazıyorum. Hepi topu 15 yorum atacakken atamamanız beni deli etti ve size gelecek olan bu bölüm diğer bölümün normalden daha da geç gelmesine sebebiyet verecek.

Düşürüyorum yorum barını, en az 12 yorum geldiğinde bir sonraki bölümü yazmaya başlayacağım bunu dışında bir yorum geldiğinde bu sefer ciddi olarak yazmayı düşünmüyorum.

İyi geceler dilerim…

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr