“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Angoria - Angoria Bölüm 91: Şarkı(2)


 

Yazan: Aydehan


Kung Lao kadının ayağına bağlamış olduğu hafif ağır kayalardan bir çiftini bağlandığında suratının oluşturduğu ifadeyi gördüğünde daha da fazla gülümsedi.

 

Hoşuna gitmiş olan bu tuhaf ifadeyi daha da görmek isteyen Kung Lao “Bu ipler senin gücün karşısında neredeyse bir kağıt parçası olmalı... Neden halen daha koparmadın bakalım?!”
“hahaha bu ince iplikleri koparmak istesem gerçekten koparırdım ancak merak ediyorum. Bana senin sadece bir hizmetkar olacağını nasıl göstereceksin?”
Kung Lao kafasını sallamış ve iki çift minik kaya parçası daha Seo Yeon'un ayaklarına bağlamıştı. Bu bağlar ile birlikte bedeni bir miktar daha aşağıya doğru çekilmiş ve bacakları eşeğin yarısına kadar gelmişti.
Seo Yeon bu ani ağırlık değişimi ile şaşkınlık geçirse de gücünü korumuştu. Boşa bilge kaynak aleminin 5. Seviyesine gelmemişti. Değil mi?

 

 

Ancak eski gücünün nasıl olup da yanında olmadığını gerçekten bilmiyordu. Bütün gücünün adeta bedeninden çekildiğini hisseden Seo Yeon hemen Phialam'ına bakmış ve ardından ise suratında devasa bir hiddet ile birlikte korku dolu bir ifade ile “ Se-sen! Benim Phialamıma ne yaptın?!” diye çığlık ile dolu bir şekilde bağırmıştı.
Çığlığı tüm halk tarafından duyulmuş ve hafif kıkırdamalar ile karşılanmıştı. Daha bir saniye bile dayanamayan bu kadının hali nasıl olurda insanların hoşuna gitmezdi ki?
Kung Lao'nun suratında sinsi bir gülümseme bulunuyordu. Dudakları hafifçe kalkmış ve burnu havaya doğru yükselmişti. Minik bedeni bu duruşu ile birlikte tıpkı mermerden bir heykele benzemişti.
“Önüne koyduğum yemek ile birlikte sana hizmet yaptığım ile ilgili gülmen ne kadar da hoştu değil mi? Şöyle diyelim, senin bu incecik işlerden kurtulmanın istemiyorum bu yüzden senin Phialam'ını mühürledim...”
Bu konuşmanın ardından suratında oluşan yapmacık üzgün surat ile birlikte sayısı neredeyse bini bulan kişiyi güldürmüştü.
Seo Yeon kendisini mühürlediğini söyleyen bu garip çocuğa başta inanmak istememişti. Ancak gücünü kullanamaması ve neredeyse kendi Phialam’ını hissedemeyecek düzeydeydi. Buna nasıl olurda inanmazdı ki?
Seo Yeon tam ağzını açacaktı ki. Kung Lao tekrar ayaklarına bir taş parçası daha bağlamış ve Seo Yeon'un bacaklarının gerilmesini sağlamıştı. Kısacık bir nefes alan Seo Yeon cinsel organının içine doğru ilerleyen sivri uçlu çivisini vermiş olduğu rahatsızlıktan ötürü sesini kesmek zorunda kalmıştı.
Dudaklarından çıkan minik bir iniltide bu işkencenin asıl başlangıcını oluşturmuştu. Bacaklarına bağlı olan taşları bacak kuvveti ile bir miktar havaya kaldırmış ve rahatlamayı ummuştu. Gerçekten de bacaklarındaki ağırlığı kaldırdığında bir miktar rahatlayan Seo Yeon kendisini daha iyi hissetmişti.
Ancak Kung Lao'nun sadece bunlar ile kalmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Hemen bir başka taşı daha koyan Kung Lao seyretmeye başlamıştı. Tüm halk ise direnerek canını kurtarmaya çalışan Seo Yeon'u izlemesini sürdürmüştü. Her yeni gelen bu kadının neden işkence gördüğünü merak ediyor ve çevresine soruyordu.
Gelen cevaplar her seferinde farklı olmuştu. Hatta en son dönen dedikoduda “Kumasıymış genç efendinin ve başkasıyla ilişkiye girmiş...” gibi kelimeler bile duyulmuştu.
Kung Lao bu işkenceye başladığından bu yana neredeyse 8 yemek süresi ortadan kaybolmuş ve gün kendisini karartmaya başlamıştı. Gelen insanlar ise bu işkenceyi anlayamadığı için sessizliklerini korumuş ve ne olacağını merak etmeye koyulmuştu.
Ancak elbette ki bu kadar kısa sürede Seo Yeon'un pes etmeye niyeti yoktu. Kendisini yıllarca geliştirmiş olduğu kas gücüne bırakmış ve ağırlıkları kaldırarak sivri tahtanın üstünde durmaya devam etmişti. Tahta canını yakmış olsa bile tek bir ses bile çıkmamış ve tüm benliğini bu işkenceden kurtulduktan sonra yapacağı eşsiz işkence planına odaklanmış. Tüm bu olaylar içerisinde bile bunu düşünebilecek iradeyi yıllar önce annesinin yapmış olduğu günlük işkencelerle çoktan geliştirmişti.
Annesinden almış olduğu ilk bıçak yarasında çoktan delirme noktasına gelene kadar ağlamasını sürdürmüştü. Ancak annesi sadece bunlarla yetinmemişti. Doğuştan bir işkenceci olarak doğmuştu. Babası sırf eğlencesine insanları öldürüyordu ve bundan öylesine zevk alıyordu ki en sonunda sadece görerek bu zevkini kızına da aşılamıştı.
Bu zamana kadar sürekli olarak avcı olan bu kadının nasıl olurdu da bir anda av olması beklenirdi ki?
Avcı olmasının başlangıcı ise ilk kez babasının eline vermiş olduğu kırbaç ile başlamıştı. Köşelerine uygulamış olduğu kırbaç işkencesi ve bağırtılarından o kadar fazla zevk almıştı ki; öldürmemesi gereken kölesi sadece kırbaçlayarak öldürmüş ve öldükten sonra bile kırbaçlamaya devam etmişti. Tâki canı aşırı derecede sıkılana kadar...
Kung Lao'nun işkencesi gece boyu sürmüş ve Seo Yeon tek bir kelime dahi etmemişti. Söylemek ve dalga geçmek istediği o kadar fazla insan vardı ancak; bunu yapabilecek bir cesareti yoktu.
Ne zaman nefesini konuşmak için kullanmaya çalışsa Kung Lao her seferinde ayaklarına bir başka ağırlık takmış ve bunu sürekli olarak sürdürmüştü. Sabahın ilk vakitlerinde tüm bu acılardan ötürü hem susayan ve hem de acıkan Seo Yeon’un dayanmak için takati bile kalmamıştı.
“Kaynak gücümün sadece birazını kullanabilmiş olsam şuan...” diye düşünen Seo Yeon elinde bir kova ile birlikte gelen çocuğu gördüğünde omuzlarını dikleştirmiş ve kendisine bakan Kung Lao'nun suratına aşağılayıcı bir gülümseme bırakmıştı. Çocuk yine kendisine bir şey getiriyordu ve bunu neden yaptığını bir türlü anlamıyordu.
“Doğuştan hizmetçi olmak için doğmuş olsa gerek...” diye düşünen Seo Yeon gelen çocuğun elindeki kovanın sıvı ile dolu olduğunu görmüş ve içinden sevinmişti. Susayan boğazı en sonunda birkaç yudum su ile serinleyebilecekti. Böylesi bir durumda şarap getirilmeyeceğini bildiği için elbette ki sadece su ile yetinmek tek temennisiydi. Nasıl olurdu da birisi işkence ettiği kişiye şarap sunabilirdi ki?
“Susamış olmalısın teyze.”
Kung Lao’nun bu sorusuna karşılık Seo Yeon gözlerini aşağılayıcı bir surat ifadesi ile desteklemiş ve tıpkı dağın tepesinden yer yüzüne bakan bir kartal edasıyla Kung Lao’ya bakmayı sürdürmüştü. Minik bir kafa hareketi ile birlikte susamış olduğunu dile getirmiş ve üstün olduğunu belirtmeye çalışmıştı.
Kung Lao'da bu cevabı bekliyordu. Hınzır bir gülümseme ortaya koymuş ve “Biliyordum susadığını... Ben iyi bir işkenceciyim al bakalım buyur iç.” Diyerek elindeki kepçe ile Seo Yeon'a doğru su tutmuştu.
Seo Yeon heyecanlanmış ve kafasını aşağıya doğru indirmişti. Bu çocuğu kandırırsa önce evine gidecek ve ardından ise geri dönüp burayı yok edecekti. Nasıl mutlu olmazdı ki?
Elindeki kepçe dudaklarına doğru ilerlerken bir anda devrilmiş ve su önce tahtadan eşeğin üstüne ardından ise yere doğru dökülmüştü.
Masum bir gülümseme sunan Kung Lao elini arkasına götürmüş ve “acemilik işte... Ben kim, kepçe kullanmak kim...” Diyerek tekrar kepçeyi su ile doldurmuştu. Seo Yeon’un bu duruma verebileceği cevap yoktu bundan ötürü tekrar kafasını uzatmış ve suyun verilmesini beklemişti. Zaten başka ne yapabilirdi ki?
Ancak yine tam dudaklarına ulaşmak üzereydi ki kepçe devrilmiş ve tekrar su yere doğru dökülmüştü. Bu sefer tekrar gülümseyen Kung Lao’nun gülümsemesinde masumluktan eser yoktu.
“Günde sadece iki kez sana su vereceğim ama şansa bak ki ikisi de döküldü... Ertesi gün şansın daha iyi olur ha?” Diyerek tekrar klasik yerine dönmüş ve ayaklarına bir parça daha taş bağlayarak gerilmesini arttırmıştı.
Seo Yeon kendisine yapılan oyunun hışmına öyle bir kapılmıştı ki sinirinden dişlerini birbirine vurmuş ve gözleri ile Kung Lao'yu delip geçmişti.
Ancak bunu bir kez bile önemsemeyen Kung Lao gerilimi arttırdıktan sonra tekrar ağacın yanına çökmüş ve Gungu ile oyun oynamaya başlamıştı.
Oyunları ise şuydu ısır ve bırak...
Gungu gün geçtikçe gelişimine devam ediyordu. Düzenli olarak yemek yediği içinde minik postu son sürece büyüleyici bir güzellik ile sıklaşıyordu.
Aynı zamanda zekasıda son derece hızlı gelişiyordu. Artık abisinin söylediklerini anlaması için zihnini kurcalaması gerekmiyordu. Duyması son derece yeterliydi. Bunu ilk fark ettiği an ise son derece belirgin bir biçimde insanların abisi için yapmış olduğu tezahüratlar sırasında fark etmişti.
Şimdilik cümleleri toparlayamıyordu zihninde ancak bununda son derece yakın bir zamanda yapacağından emindi. Sadece beklemeye devam etmesi gerekiyordu...
Kung Lao içinde aynısı geçerliydi. Tüm gece meditasyon yaparak geçirmişti. Ancak bir kez bile darboğazdan çıkmayı başaramamıştı. Gelişim evrelerinde dar boğaz ancak 6. Seviyede kendisini gösterirdi ve Lao bunu geçeli bir seviye olmuştu. Ancak hiç olmayacak bir şey başına gelmiş ve dar boğaza düşmüştü. Bunu engelleyebilecek hiç bir şey bulamamış ve çaresizce bu darboğazı geçmeyi düşlemişti. Onun içinde aynısı geçerliydi. Sadece beklemesi gerekiyordu...
Beklemek civardaki insanlardan sadece bir kişiye yaramıyordu. Oda şüphesiz Seo Yeondu. Bekledikçe zaten bitap düşmüş bedeni daha çok acıyordu. Sivri uçlu çivi genital organına daha fazla baskı yapıyordu ve bu onun canını son derece yakıyordu. Aynı zamanda sivri tahta parçası bacaklarını aşındırmıştı ve kalçasına kadar olan kısımda kısmı yaralar oluşmaya başlamıştı.
Tek bir düşüncesi vardı ki oda buradan kurtulmak ve geri gelip yok etmekti...
“KYAAA!!” diye bir çığlık bırakan Seo Yeon gözlerini Kung Lao’ya dikmiş ve tepkisini ölçmeye başlamıştı.
Kung Lao kafasını çığlık ile birlikte derhal kaldırmış ve gülümsemişti. Yerinden kalkmaya bile tenezzül etmeden “ bana daha çok miyavla bu sayede eşsiz sesini daha çok duyabileyim.”
Seo Yeon bu sözlerden sonra kendisine lanet okumuştu. Oluşan acı doğru düşünmesini bile bastıracak biçimdeydi ve halen daha kandırabileceğine olan inancı içinde bastırmış olduğu çığlığı ortaya çıkarmıştı. Ancak; bunun pek bir yararı olduğu da söylenemezdi...
Özellikle çocuğun gözündeki vahşi bakışları anında tanımıştı. Bu bakışlar nasıl olurdu da bilemezdi ki? Bu bakışlar, tıpatıp kendi bakışlarıydı bir avcının bakışları.
İşte o anda içindeki son umut olan kandırma da yokmuş ve içindeki çaresizliği daha fazla tutamamıştı.
“KYAAA!”
“KAAA!”
İçinde biriken nefret ile birlikte akın eden bu engin çığlık seli öylesine yoğundu ki bu çığlıklar günlük rutini olan çiçekleriyle konuşma işinde olan Kung Liu'ya kadar ulaşmıştı.
Duymuş olduğu çığlıklar ile birlikte yüzündeki bitmişlikte yavaşça yok olmuş ve bunun yerini gülümsemeye bırakmış olan Kung Liu'nun işleri bu gün daha iyiye gidecek gibiydi...
Bu esnada ise Lao ayağa kalmış ve tekrar bir çift taşı Seo Yeon’un ayaklarına bağlamıştı. Bu sayede iyice güçsüzleşmiş bacakları daha gerilmiş ve sivri tahta etini bir miktar daha kesmişti.
Elbette bu durumda hayatı boyunca annesinin yapmış olduğu işkence dışında çaresizliği tatmış olan Seo Yeon nasıl olurdu da çığlık atmazdı ki?

 

***

Öncelikle selamlar gençler bölüm geç geldi ancak olsundu... Bölümlere yorumlarınız neredeyse yok ve bu beni baya sinir etti! Yorum bekliyoruz sizden...
Bölüm için 10 yorum gelmediği sürece bölüm yazmayı düşünmüyorum. Bilginize!!
Esen kalın ayrıca linkler düzeltilmiştir. Beyazlık meselesi ise en yakın zamanda düzeltilecektir.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1303

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1112

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 918

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 685

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 663

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 616

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 535

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 75

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16700 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 22429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr