"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Angoria - Angoria Bölüm 90: Şarkı 


 

Yazan: Aydehan


Kung Lao gözlerini kapı deliğine doğru yaklaştırmıştı. Çenesi hayal gücünün vermiş olduğu zevk ile birlikte kasılmış ve yer yer titrer bir haldeydi.
Bu esnada ise Seo Yeon iştahlı bir şekilde kendisine fırlatılan yemeği yemekteydi. Yemek son derece güzeldi, belkide kendisine öyle geliyordu bilmiyordu Seo Yeon. En son yemeğini yediğinden bu yana kaç gün geçmişti ki?

Bu hücrede geçirdiği zamanı hesaplamasının imkanı yoktu...

Bir tane bile penceresi bile olmayan bu bölümde sadece hiç bitmeyecekmiş gibi duran mumlar vardı. Aslında doğru görüyordu Seo Yeon mumlar bizzat bir Kuzey Yeli Domuzunun yağından yapılmıştı. Olduça yağlı olan bu domuzun yaşı öylesine güçlüydü ki bir efsane en azından bir yüzyıl dayadığını dile getirmekteydi.

Seo Yeon yemeği yedikçe kendisine çöken ağırlığa aldırmamış ve yemeği sonuna kadar yemişti. Büyük ihtimal yemiş olduğu yemeğin etkisiydi. Günlerdir adam akıllı yemek yememişti. En son yemiş olduğu yemeğin adını bile hatırlayamıyordu. Çenesinin her oynayışında tamamen yenilendiğini hisseden Seo Yeon damarlarında akan asil kanının tekrar şahlandığını ve güzelliğinin tıpkı egosu gibi kendisine geldiğini hissetmişti.

Bu sırada ise kapının önünde duran Kung Lao bütün bu yemek süresi boyunca bekleyişini sürdürmüştü. Daha şimdiden eğlenen Kung Lao hayalinin gerçek olacağı o minik anın gelmesi için yapmayacağı şey yoktu.

Seo Yeon yemeğinin sonuna geldiğinde gözlerinin ağırlığının bir dağ ile yarışabilecek kıvama geldiğini hissetmişti. Tıpkı bir ayının kış uykusuna yatması gibi Seo Yeon'da daha fazla kendisini tutamamış ve kafasını geriye yasladığı anda uykuya dalmıştı.

Tamda bu anda Kung Lao hızla içeriye girmiş ve uyuyakalmış olan Seo Yeon'un o ağzı açık haline tiksinti ile bakmıştı. Saçları bakımsızlıktan tıpkı çalıya benziyordu. Dudakları parçalara ayrılmıştı. Yer yer kanamış ve bu kan morarmış bir halde kurumuştu. Suratı kirlilikten son derece berbat bir haldeydi.

Kokusu öylesine iğrençti ki Kung Lao bir anlık bile olsa burnunu tıkama ihtiyacı hissetmiş ancak hemen sonrasında bundan vaz geçmişti. Çünkü kullaması gereken ellerin sayısı iki değil tam olarak dörttü! (Burada siz değerli okuyucularımın anladığını düşünüyorum ancak yinede yazayım. Acelesi var ondan ötürü Dört elle işe sarılması gerekiyor) Bundan ötürü bu tür basit işlere kafasını yoramazdı.

Kung Lao ustasının kitaplarından öğrenmiş olduğu Phialam mühürleme tekniğini karşısında duran Seo Yeon a karşı uygulamıştı. Yeni yemek yemiş olan karnının şişkinliğine dokunan Kung Lao basit bir kaynak enerjisi gönderimi ile kapatmıştı.

Phialam ne kadar güçlü olursa olsun bilinç kapalıyken son derece narin bir yapıdadır. Bundan ötürü en ufa hasar bile senin ölümünle sonuçlanabilir...

Kung Lao, Phialamı ümhürlenmiş olan Seo Yeon'a bir kez bakmış ve aşağılayıcı surat ifadesini göstermişti. Sonunda kendisine acı çektiren kişiye acısını fazlasıyla geri verebilecekti.

Lao mühürleme işlemi bittiğinde hemen ardından da Seo Yeon'un ellerindeki ve ayaklarındaki metal kelepçeleri çözmeye başlamıştı. Dökme demirden yapılan bu kelepçeler normal bir insanın ne kadar kendisini geliştirirse geliştirsin dağı yerinden oynatmasıyla aynı görülecek sertlikte bir demirdi.

Kung Lao bile bu kadar gücüne karşın demirleri yerinden oynatırken zorlanıyordu. Bir zamanlar kullanmış olduğu ağır kılıcı bile bundan daha hafifti. Normal bir insan nasıl olurdu da bunu kaldırabilirdi ki?

Kelepçeleri çözme işi bittiğinde Kung Lao, Seo Yeon'u adeta bir çuval gibi omzuna almış ve doğrudan pislik dolu odadan ayrılmıştı. Omzunda oturan Gungu abisinin yapmış olduğu bu hareketi az çok sonunda anlamıştı. Bu taşıdığı diğer insan abisine zarar vermişti ve bunun intikamını alacaktı. Bu tutum bile abisine olan saygısını bir tutam daha arttırmıştı.

Karnı acıksa da yemek yiyemeyeceğini bilen Gungu bundan ötürü sessizliğini korumuş ve midesinden çıkan gürültüleri bastırmaya çalışmıştı. Bu esnada Kung Lao ise omzunda duran iki farklı beden ile birlikte babasının tahtanın arkasında bulunan odadan dışarıya çıkmış ve doğrudan kapıdan dışarıya çıkarak ilerleyişini sürdürmüştü.

İlerleyişi sırasında malikane içerisinde bir hizmetçi ile karşılaşan Kung Lao hizmetçinin garip bakışlarına aldırmayarak “Tüm insanları köle yemekhanesinin önüne gelmesi için toparla... Ne kadar hızlı olursan o kadar iyi olur.” Diyerek hızını korumuş ve ilerlemeye devam etmişti.

Hizmetçi ise Kung Lao'nun arkasından sadece bakmış ve omzunda duran kadına ne olduğunu merak etmişti. Ancak kendisinde bunu sorabilecek cesareti bulamamıştı. Genç efendinin suratında bulunan tebessüm ve gözlerindeki ışıltı ona tıpkı Klan Liderinin gözlerindeki patlamaları anımsatmıştı.

Kung Lao omzunda duran ve adeta bir pislik parçasının vücut bulmuş haline benzeyen Seo Yeon'u bir torba bırakır gibi yere bırakmıştı. Hemen yanında bulunan tahtadan eşek adını verdiği alete bakan Kung Lao daha sonrasında, hızlıca bir yerden ip bulması gerektiğini fark etmiş ve sismik adımlar ile doğrudan koşturmaya başlamıştı.

Bir halat bulması çok da uzun sürmeyen Kung Lao daha sonrasında baygın bir halde yatan Seo Yeon'u kucaklamış ve eşeğin üstüne doğru narin bırakmıştı.

Daha sonrasında sert urganı önce ayaklarına dolayan Kung Lao ardından ise halatı eşeğin bacaklarına dolamıştı. İki bacağa da uygulaması bittiğinde Lao kollarını nasıl dolaşması gerektiğini düşünmüş ve iki tütsü süresi sonrasında da aklına bir fikir gelerek uygulamaya koymuştu. Bunun için öncelikle ellerini arkadan bağlayan Lao daha sonrasında halatı eşeğin gövdesinden dolaştırmış ve sert bir düğüm atarak garantilemişti.

Şimdi yapması gereken tek şey insanların bu bölgeye toplanması ve Seo Yeon’u uyandırmak kalmıştı. Kung Lao bu esnada ise beklemeye başlamış ve kendisine ağırlık olarak kullanabileceği cisimler aramıştı.

Bunlardan bir kaçı son derece büyük bir taş topluluğuydu. Lao tahmini olarak bu taşların 60 kilo kadar olduğunu düşünmüştü.

Bir diğer ağırlık olarak düşündüğü şey ise kendi kılıcı olmuştu. Onu bulması en fazla bir tütsü süresinin yarısı kadar sürmüş ve kolayca sırtına asmıştı.

Bu esnada aklına gelen bir başka ağırlık ise dökme demirden yapılma kelepçeler olmuştu ancak bunları yerinden sökerse babasının kızabileceğini düşünerek almaktan vaz geçmişti.

Bu kadar ağırlık ona yeterde artardı bile...

Bunları yaptığı sırada kalabalığın gittikçe çoğaldığını gören Kung Lao meraklı topluluğun ne olacağını kestiremediğini fark etmiş ve bundan ötürü açıklama gereksinimi duymuştu.

Karşısında bulunan 400 kadar insan sürekli olarak artmaya devam ediyordu ve Kung Lao sustukça fısıldaşmalar daha da artıyordu.

Lao daha fazla durmasının anlamı olmadığını düşünmüş ve ses tellerine kaynak enerjisinin bir kısmını gönderdikten sonra “Ehm! Sessizlik!” diye konuşmuştu.

Tüm alanda yankılanan bu ses ile birlikte insanlar Kung Lao'ya doğru dönmüş ve ne diyeceğini merak eden bir Geomchi Kurbağasının surat ifadesi ile bakmışlardı.

“Bu gün sizleri işinizden ayırıp buraya topladığım için üzgünüm. Kimisinin oyunlar oynuyor kiminiz ise klanımızın hayatını idame ettirebilmesi için çalışıyorsunuz...

Direkt olarak konuya geçiyorum. Sizlerin bir sonraki Klan lideri olacağımdan ötürü sorumluluklarım gün geçtikçe artmakta ve yakın zamanda yapılacak bir düğün ile birlikte aynı zamanda bir koca da olacağım.

Bu görmüş olduğunuz kadın çok değil sadece 1 aya yakın bir süre öncesinde beni kaçırmış ve bana işkence yapmıştı. Bir sonraki varisi büyük ölçüde yaralamış ve neredeyse öldürme noktasına getirmişti. Klan lideri olan Babamın arkadaşları gelmemiş olsa beni neredeyse öldürecekti de...

Bunu planlayan hain amcam olsa da bunu uygulayan kadın şu an görmüş olduğunuz kadının tam kendisidir...”

Daha sonrasında topluluğu ikna etmesi gerektiğini düşünen Kung Lao üzerindeki kıyafetin üst kısmını çıkarmış ve kaslı vücudunu dönerek omzunda bulunan izleri halka göstermişti.

Göstermiş olduğu yara izleri öylesine derindi ki gören kişinin anında içi acımış ve kendilerini intikam hırsıyla kaplı bulmuşlardı.

İçlerinden birisi bu durumda gaza gelerek “ Göze göz, dişe diş!!” diye bağırmış ve ardından ise diğer insanlardan da aynı şekilde bir bağırtı korosu yükselmişti.

Bu durum Kung Lao fark etmese de kendisinin ilk halka seslenişiydi ve ilk halka seslenişinden son derece etkili bir sonuç almıştı.

“Bunu sizlerin istediği kadar emin olun bende çok ama çok istemekteyim! Gelin hep birlikte bu intikamı alalım!” diye bağıran Kung Lao insanları daha da gaza getirmiş ve içlerindeki kan arzusunu körüklemişti.

Angoria'da ki insanların tek ortak noktası kan arzusuydu. Bunu onlara verebildiğin sürece hepsi en iyi insanlara dönüşürdü. Kung Lao bunu bildiği için daha önceden hazırlamış olduğu bir kova suyu Seo Yeon’un suratına boca etmişti.

Buz gibi soğuk suyu suratına yediği anda irkilen Seo Yeon etrafına baktığında yüzlerce vahşi gözün ona baktığını fark etmişti. Bu sırada cinsel bölgesinin sivri bir bölge ile rahatsız ettiğini fark etmiş ve kafasını aşağıya doğru indirmişti.

Sivri bir ağaç kütüğüne oturtulmuş bir halde duran Seo Yeon tekrardan etrafına baktığında ise bir çift tıpkı bir elmas gibi parıldayan göz ile karşılaşmıştı. Bu bir çift parlayan göz son derece uzun olan ve tüm dişlerin çıkmasını sağlayan bir gülüş ile birleşmiş ve ürpertici bir hava oluşmasını sağlamıştı.

“Açıkçası son derece canın acıyacak... Anca bu son derece eğlenceli değil mi?” diyip kıkırdamıştı Lao.

“Sen mi benim canımı acıtacaksın ahahaha hemde bu incecik kürdan parçasıyla mı? Bu kadar insanı neden topladın ki buraya bana şarkılar mı söyleyeceksin ahahahaha! “

Özgüveni tavam yapmış olan Seo Yeon bunları söylediğinde Kung Lao'nun yüzündeki gülümseme bir an bile bozulmadı. Ancak topluluğun surat ifadesi bir nebze değişmişti. Eskiden intikam için hırslı olan insanlar şimdi, ölmesi için can atıyordu.

“Eğer bana şarkı söyleyeceksen söyleyeyim ben şarkı olarak sadece çığlığı severim!  “ diyen Seo Yeon tekrar gülmeye başlamıştı.

“Ben değil... Sen bunu yapacaksın Yeon teyze o en sevdiğin şarkıyı birde senden duymak isteriz.”

Bunu diyen Kung Lao daha sonrasında ise topluluğa döndü ve “Değil mi? Böylesine eşsiz bir sesin nasıl olurda çığlık atmasını duymak istemeyiz ki?” Diyerek daha da gaza getirmişti.

“Evet!!”

“Çığlık at seni adi!”

...

Bu tür çığlıklardan sonra Kung Lao insanları susturmuş ve toplamış olduğu taşların yarısını Seo Yeon’un bacaklarına bağlamıştı.

Ardından ise sadece beklemek kalmıştı...

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr