Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Angoria - Angoria Bölüm 89: Al Bakalım!


 

Koca bir ağacı sadece üç küçük kesik ile üç parçaya bölmüş olan Kung Lao daha sonrasında ise omzunda 2 metrelik devasa ağaç sutunu ile birlikte Klan girişine doğru gitmiş ve klan kapısının önüne adeta fırlatırcasına koyarak ''Bunları köle yemekhanesi önüne koyun.'' diye net bir talimat vermişti.

Daha sonrasında ise diğer bir metrelik iki parçayı da alan Kung Lao, bir öncekinde yapmış olduğu gibi bunda da Lao emir vermiş ve zavallı korumalar bu ağaçları taşımaya başlamışlardı.

Kung Lao'nun bir sonraki emri ise kendisine testere ve keski vermeleri olmuştu. Bunlar yerine kılıcını da kullanabilirdi ancak; bunu yaptığında kendisini gözetleyen birisi olursa elindeki kozunu kolaylıkla kaybederdi. Bunun olmasını asla istemeyen Kung Lao normal aletler istemiş ve daha sonrasında ise birleştirme işlemi için kendisine çivi getirmelerini söylemişti.

Sırf bir işkence için kendisini gece gündüz demeden çalıştıran Kung Lao ilk etrapta 2 metrelik sütunun üç farklı bölgelerinden eşit payda kesim yapmış ve daha sonrasında ise bunu düzleştirerek üçgen haline gelmesini sağlamıştı. Bu süreç içerisinde Kung Lao kendisini parçalamış ve bir gününü sadece bunu yapmak için harcamıştı. En sonunda ise yorgunluktan bitap düştüğünde dayanamamış ve kendisini soğuk zemine bırakmıştı.

Ardından gungu ile bir miktar(!) yemek yiyen Kung Lao kendisini okumaya vermiş ve eline bulunan bitki kitabında neler olduğunu okumaya koyulmuştu. Kitabın ilk sayfalarında şifalı bitkileri ve nerede bulunduklarını okuyan Kung Lao kendi bölgesine en yakın olan bitkilerin ne işe yaradığını öğrenmeyi amaçlıyordu. Bu bitkilerin içerisinde kimisi karaciğere iyi gelirken kimisi ise akciğere iyi gelmekteydi.

Ciğerlerin açılımını sağlayan Kuruöğk Otu siyah bir yapıya sahip son derece katı bir bitki olmasına karşın sıcak suyun içine atıldığında adeta bir çorbaya dönüşmesiyle ünlü bir bitkiydi. Düzenli olarak içen kişilerin nefes alma kapasitesi son derece büyük bir oranla artmaktaydı...

Böylesi mucizevi bitkiler ise ancak dağ kenarlarında bulunabiliyordu, Kitabın o kısmında bulunan minik bir notta ise ''Bu bitkiyi bulan insanın kendisini minik bir servete sahip olduğunu düşünmesi yeterli'' diye bir not düşülmüştü.

Kung Lao böylesi bir bitkiyi bulmayı ancak hayal edebilmişti. Bunu yazan ustasının sözleri bu yönde ise nasıl olurdu da bulabilirdi ki?

Akşamını da bu şekilde sonlandıran Kung Lao en sonunda  uyumuş ve işlerini bir sonraki güne bırakmıştı. Rüyasında ise kendisini yine o anlamsız kovalamacanın içerisinde bulmuş ve tekrar bir el omzuna dokunduğunda uykusundan kalkmıştı.

Suratı kaskatı olmuş bir biçimde kalkan Kung Lao soğuk bir gecede daha olduğu gibi yattığı için kendisine lanet okumuştu. Üstelik evinin içinde bunu yapması ile kendisini baş aptal ilan etmişti. Nasıl olurdu da bir dahi bunu yapardı ki?

Minik(!) bir yemekten sonra Gungu tekrardan uykusuna dönerken, Kung Lao ise kendisini işine adamış ve üçgenin bir kısmını daha  da sivrileştirirken diğer kısımları da bir o kadar köreltmişti. Daha sonrasında ise Kung Lao birer metrelik kolonları da yatırmış ve bunların kabuklarını oyarak içindeki ıslak odunu açığa çıkarmıştı. Bunlarıda iki çift çita haline getiren Kung Lao üçgen şeklindeki parçaların kopartılmış kısımlarını ise yine aynı şekilde kabuklarından ayırmış ve daha sonra kullanmak üzere bir kenara koymuştu.

Bu esnada ise dün istemiş olduğu çiviler en sonunda eline ulaşmış ve Kung Lao ağırdan yapılarını birleştirmeye başlamıştı. Birleştirme aşamasını kafasında canlandırmaya çalışan Kung Lao direkt olarak iki çift çıtayı üçgensi yapının altına yerleştirmiş ve çivi ile çakmaya çalışmıştı.

Sonuç ise... Elbetteki hüsrandı. Çakmış olduğu çiviler öylesi dengesizdi ki, daha Kung Lao kendisi bıraktığında dengesini kaybetmişti. Böylesi bir yapının nasıl olurdu da en az Dört Yüz kiloyu kaldırmasını bekleyebilirdi ki?

Derin derin düşünen Kung Lao daha öncesinde süslemek için bırakmış olduğu odun parçalarını da kullanması gerektiğini anlamıştı.

Küçük parçalara ayrılmış olan bu, parçaları nerede ve nasıl kullanması gerektiğini düşünen Kung Lao en sonunda bir fikir bulmuş ve bununla birlikte gününü kapatmıştı. Akşam yemeğini yine dışarıda yiyen Kung Lao daha sonra yatağına doğru ilerlemiş ve odada iki çift parlayan göz ile kendisine bakan Duan Morphia ile karşılaşmıştı.

İlk başlarda tedirgin olan suratın daha sonrasında tedirginliğini atması ve sert bir surat ifadesine büründürmesi ile birlikte Kung Lao bir şeylerin ters gittiğinin farkına varmıştı. Tek bir sorun bulunuyordu oda şuydu: '' Duan Morphia'nın sorunu neydi? ''

Duan Morphia sessiz ifadesini korumuş ve ardından ise odadan dışarıya çıkarak ortamın sessiz kalmasını sağlamıştı. Son derece yorgun olan Kung Lao ise sorunun ne olduğunu daha fazla umursamamış ve kafasını yumuşak yastığına koyduğu gibi eşsiz bir uyku deneyimini yaşamıştı.

Öylesine derin ve huzurlu uyumuştu ki, bu sefer rüya onun uykusunu rezil edememişti. Aynı şekilde Gungu da her zaman olduğu gibi son derece huzurlu bir uyku geçirmişti...

Yapıma başladığı üçüncü gününde Kung Lao direkt olarak aklına gelen bir yöntemi uygulamaya koymuştu. Arta kalan parçaları düz bir hale getiren Kung Lao iki çift çitasının yan kısımlarını destekleyecek şekilde kullanmış ve ardından ise iç kısımlarına da aynı şekilde bunu uygulamıştı. Ardından Kung Lao'nun bir anda aklına bir başka fikir gelmiş ve sivri üçgen kısma ucu dışarıya bakacak şekilde bir kaç tane daha çivi çakmıştı. Böylelikle en sonunda dengede durduğunu gören Kung Lao tatmin olmuş bir şekilde yapmış olduğu eşeğini incelemişti.

Şimdi ise sırada işkence yapılacak insan olan Seo Yeon'u uyutup buraya bağlamaktan başka bir işi kalmamıştı..

Kung Lao bunu nasıl yapacağını düşünmüş ancak bir türlü aklına bir fikir gelmemişti,  bunu nasıl yapabilirdi ki?

Aklına gelen ilk fikir bol papatyalı bir şeyler yedirmekti ancak bu onun için direkt olarak çözüm olmaktan çıkmıştı. Çünkü karşısındaki insan aptal değildi.

Bir başka düşüncesi ise uyuşturucu ile kendisinden geçirtmekti ancak bunu yapması diğerinden daha da zor gelmişti. Sonuçta bu son derece riskli bir işlemdi, okuduğu kitaplardan uyuşturucunun az miktarının keyif verdiğini biliyordu ancak daha fazlasının da ölüm olduğunu pekala çok iyi biliyordu.

Bu yüzden bunuda kafasından atan Kung Lao boş boş dolaşmaya başlamıştı. Kitaplarını defalarca kez gözden geçiren Kung Lao kendisine uygun olan bir tane bile alternatif çözüm bulamamıştı.

Kafasının bin bir türlü düşüncesi ile Kung Lao öyle çok dalmıştı ki babasının zıplaya zıplaya yanına gelmesini dahi görememişti. Bu duruma insanlar görmüş olsa ne kadar çok gülerlerdi kim bilir...

Babası yanına geldiğinde oğlunun son derece düşünceli olduğunı fark eden Kung Liu elini oğlunun kafasına koymuş ve kendisine bakmasını sağlamıştı. Kung Lao babasına baktığında yüzündeki karamsarlığı atmak için uğraşmamamıştı bile...

" Senin neyin var evlat? "

Bu soru ile birlikte Kung Lao anlını kırıştırmıştı. Kaşlarının havaya dikmiş ve " Bir insanı uyutmak için nr yapmam gerekir ki? " diye sormuştu.

Kung Liu oğluna bakmış ve gülümseyerek elindeki yüzüğü tokatlamıştı. Tokatlamış olduğu yüzükten çıkan iki renkli tek bir hap Kung Lao'nun avucunun içine düşmüştü.

"Buna Peri Tırnağı Tozu denir evlat, bunu kullanan kişi direkt olarak saatlerce hiç bir şey hissetmeden sadece uyur. Son derece işine yarayacağına inanıyorum.  "

Hızlıca kafasını sallayan Kung Lao " Evet baba, son derece işime yarayacak çok teşekkür ederim!" diye bağırmış ve ardından ise kısa bedeni ile kalkarak babasına sarılmıştı.

Kung Liu ise bunun üzerine kıkırdamış ve çiçeklerine doğru bakarak " iyi bağırdığından emin ol olur mu? Babanın moralinin düzelmeye ihtiyacı var evlat. " diyerek kendisini hüzünlü bir ifadeye sokmuştu. Tek bir kelime dahi etmeden Kung Lao'nun yanından ayrılan Kung Liu kendisini tek rahatlama bölgesi olan çiçeklerine doğru yönlendirmişti.

Kung Lao babasının bu derece mutsuz ve hayattan bezmiş haline neyin sebep olduğunu bilmiyordu. Merak ediyordu ancak elinde en ufak bir ip ucu dahi yoktu. Ayrıca en sonunda istediğine ulaşmış ve işkence yapması için gereken ilk şeyi sonunda bulmuştu. geriye kalan tek şey ise Seo Yeon 'u uyutmak ve daha sonrasında ise adına eşşek adını verdiği bu yapıya oturtması ve onu sabitlemesi gerekliydi. diğer planları son derece basitti.

Kung Lao'nun yüzünde kirli bir gülüş bile ortaya çıkmıştı. İntikamın en tatlı meyvesini yemesine çok ama çok az kalmıştı. Nasıl olurdu da ağzının suyu akmazdı ki?

Hızla yemekhaneye doğru koşturan Kung Lao aşçı ile karşı karşıya geldiğinde göğsünü kabartmış ve "Bana yemek hazırla!  " diye ney bir ses ile konuşmuş ve ardundan ise kokuların iç içe geçmesinden ötürü boğaz yakan odadan kendisini atmıştı.

Çok değil yarım yemek süresi sonrasında ise kendisine Altı farklı yemeğin bulunduğu bir tepsi sunulmuş ve La'nun yemeği yemesi için yalnız bırakılmıştı. Kimse Lao'nun yemek yemesini izlemek istemiyordu, neden bir ucubenin yemek yemesini izlemek istesinlerdi ki?

Yemeklerden birisi çorba, ikisi et yemeği,  ikisi tatlı ve bir tanede elmadan oluşuyordu. Kung Lao adlarını bilmediği yemekleri iyice incelemiş ve ardından ise elinde iki farklı renkte bulunan yumuşak dokulu ilacı et yemeğinin içine doğru bastırarak yerleştirmişti. sıcacık et ile temasa giren ilaç anında erimiş ve ortadan kaybolmuştu. Peri Tırnağı Tozu son derece eşsiz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştı. Elinde tepsi ile birlikte Kung Lao babasının tahtının arkasındaki odadan içeriye doğru girmiş ve omzunda uykudan yeni uyanmış olan Gungu ile birlikte meraklı adımlarla ilerlemişti.

Gungu yemeği gördüğü anda saldırmak istemiş olsada abisinin kafasından geçen düşünceleri anlayabildiği kadarıyla bunu yapmamasının daha iyi olacağını fark etmişti.

İki yoldaş bu sayede ağızlarının suyu akaraktan yemeği taşımışlar ve en sonunda Seo Yeon'un odasına doğru ilerlemişlerdi.

Kapının önüne geldiğinde Lao kırarcasına açmış ve " Yemek getirdim!" diye bağırıp elindeki tepsiyi fırlatırcasına atmış ve ardından yine kapıyı kırarcasına kapatmıştı. Tepsi ise fırlayarak çorbanın dökülmesini sağlamıştı. Aynı zamanda ise etlerde dökülmüş ve parçaları sert ve kirli taş zeminin her yanına yayılmıştı.

'' Bana zaten ancak bunu yapabilirsin küçük hizmetçi!!'' diye bağıran Seo Yeon ise kahkaha atmış ve daha sonrasında ise kendisine gönderilen yemeği yemeye koyulmuştu. Boğazından en son yemek girdiğinden bu yana ne kadar zaman geçtiğini bile bilmeyen Seo Yeon için bu yemekler bile bir veli nimetti. Çiğnediği et parçalarının son derece leziz olduğunu düşünen Seo Yeon çiğnemeyi bile düşünmemişti.

Bu sırada ise kapı deliğinden eğilmiş pür dikkat izleyen Kung Lao ellerini ovuşturuyordu...

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17755 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24023 Bölüm Sayısı


creator
manga tr