"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Angoria - Angoria Bölüm 88: Hatırladın mı Teyze?


 

Bölüm 88: Hatırladın mı Teyze?

Kung Lao kendisine verilen izin ile birlikte son derece mutlu bir şekilde sesin gelmiş olduğu noktaya doğru ilerlemiş ve hemen omzunda bulunan minik Gungu ne yapılacağını merak ederek pür dikkat etrafı izlemeye devam etmişti.

Gungu bu ortamın son derece kasvetli olduğunu az çok öğrenmişti. Zihninde beliren belli başlı imgeler, doğuştan kazanmış olduğu bilgilerin ne kadar etkili olduğunu gösterecek nitelikteydi.

Kung Lao bu bilgilerin parça parça olmasından büyük sinir duyuyordu ancak yapabileceği bir şey yoktu. Ortağı halen bebekti ve bu bebeklik süreci ne kadar sürecek ikisi de emin değildi. En sonunda ikili sesin geldiği noktaya geldiklerinde bir kaç hırıldama, ve bol bol küfrün duyulduğu odanın girişine doğru ilerlemiş ve kapının önüne vardıkları zaman Lao durmuştu.

Lao'nun durması ile birlikte her zamanki yerinde duran Gungu da istemsiz olarak durmuştu.

''Gu...''

Bu iki harf ile şaşkınlığını belli eden Gungu ne yapacaklarından habersiz bir şekilde nerede olduklarını kestirmeye çalışıyordu. Abisinin kafasındaki düşünceleri az çok anlıyordu fakat, bunlardan ne anlam çıkarması gerektiğini kestiremiyordu. Bu düşünceler bazen sevecen bir düşünce yapısıyken, bazen ise görmüş olabileceği en karanlık duyguları besliyordu. Gungu'nun bu durumda sürekli olarak kafası karışıyordu.

Kung Lao bile kendisinin ne yapacağını kestiremiyordu. Bazen kafasında yaklaşan düğününü düşünüyor ve bundan son derece mutlu oluyordu. Kim güzel bir eş ile evlenmek istemezdi ki? Büyük hedeflerinden birisi sadece babası sayesinde çözülmüş olacaktı. Haliyle bu durumda babasına olan saygısı daha da artmıştı

Diğer hedefi daha büyüktü ancak bunu yapabileceği hiç bir şey yoktu. Bu hedefine ne babası yardımcı olabilirdi nede bir başkası bu yolda sadece kendisi vardı.

Kung Lao daha fazla beklemenin son derece anlamsız olduğunu düşünmüş ve kapıyı hızla açmıştı. Açtığında karşısında duran tanıdık kadın ile karşılaşmış ve gözleri bu durumdan ötürü ışıl ışıl parlamıştı.

''Beni tekrar uyutmak için geldiysen bu boşa, artık sana ne yapabilirim ki?'' diye çatallaşmış bir ses ortaya çıkmıştı.

Kung Lao kadının çatallı sesi ile birlikte siyah saçlarının keçeleşmiş olduğunu ve üstündeki kıyafetlerin ise son derece pislikler ile kaplı olduğunu fark etmişti. Ayakları çıplaktı ve çıplak ayaklarında bir takım yara izi vardı. Daha öncesinde en azından dövüldüğünü düşünen Kung Lao içini çekmiş ve sıfırdan süründüremeyeceği için son derece üzülmüştü.

İçindeki bu üzgün tavrı bir köşeye bırakan Kung Lao ''Teyze Seo Yeon hatırladınmı bu küçüğü... Hadi sen bana...'' demiş ve Kung Lao, karşısındaki Seo Yeon'un dikkatini kendi üstüne toplanmasını beklemişti.

Bu sırada ise ellerinden birisini boşluğa sallayan Kung Lao kendisine yapılan şeyin halen daha devam ettiğini göstermeye çalışmıştı.

Seo Yeon kafasını havaya kaldırdığında tanıdık o sesi tekrar duyduğunu fark etmişti. Zihninde sürekli olarak çığlıkların attığı o ses... En son işkence yapmış olduğu kişi...

''Ah... Demek sendin çocuk... Seni en son gördüğümde, nasıldı o... Zevkten uçuyordun! Ha-ha-ha!''

Seo Yeon'un kahkahası hücresinin her yanına yayılmıştı. Sadecu burası ile yetinmeyen kahkaha hücre dışına da çıkmış ve ortalıkta dolanmaya devam etmişti. Kung Lao da bu kahkahaya eşlik etme isteği duymuş ve oda kahkaha atmaya başlamıştı.

Kendisine zarar verirken ne kadar da eğlenmişti kim bilir?

İkilinin kahkahası sürekli olarak artmış ve en sonunda kesildiğinde ikisi de karınlarının ağrıdığını hissetmişti. Kung Lao en son bu kadar fazla ne zaman gülmüştü ki?

''Kader yine bizi bir araya getirdi Seo Yeon teyze... Söylesene bana her seferinde işkence yapmış ve insanları zorla mahkum etmiş olan sen, şimdi nasıl hissediyorsun?''

Yere tüküren Seo Yeon küçük düşürücü gözler ile Lao'ya bakmış ve ardından ise ''Sana yaptığım o işkenceden ve senin bağırtılarından sonra önemli bile değil.''

Kung Lao kendisini kışkırtıcak bu kelimeleri hızla yutmuş ve suratında oluşturduğu yalandan gülümsemesine devam etmişti. Elinde beliren Döneyanı hızlıca boşluğa doğru savurmuş ve kendisine bakan Seo Yeon a göz kısarak ''Senin silahına benzer bir silah bulamadık maalesef... Son derece iyi bir silaha sahipmişsin doğrusu... Ancak, bu silah da iş görür ha?'' demiş ve çıplak ayaklarından birisine Döneyan'nın ucunu dokundurmuştu.

Tıpkı Rüzgarın suyu parçalayarak dağılması gibi Kung Lao'nun dokundurmuş olduğu ayak bir anda derinlemesine seilmiş ve derinin altında bulunan kemik net bir şekilde Kung Lao ya selam vermişti.

İlk kez Kung Lao kılıcının bu kadar keskin olmasına lanetler okumuştu. Nasıl bu kadar keskin olabilirdi ki?

Kendisi kılıcına kızsa da aynı zamanda gözleri Seo Yeon'daydı. Kadın dudaklarını hızlıca sıkmış ancak tek bir kelime dahi etmemişti.

Ellerinin zincirli olması da Kung Lao'nun işine geliyordu. Ancak kadının bağırmaması... Bu işe hiç zevk katmıyordu ki? Acıya son derece bağışıklığını anlayan Kung Lao dişlerini sıkmış ve kendisinin daha iyi bir yöntem bulması gerektiğini düşünmüştü.

Hızlıca odadan çıkan Kung Lao arkasından kapıyı hızlıca kapatmış ve geriden gelen kahkahanın sesini duymamazlıktan gelmişti. Kafasında sürekli olarak dolanan ''nasıl acı çektiririm'' sorusu ile birlikte dışarıya doğru çıkmıştı.

Şuan kendisine yardım edecek birisine son derece ihtiyacı vardı. Ancak bu kişinin kim olacağını kendisi bile bilmiyordu. Nasıl bir yöntem uygulaması gerekliydi ki?

Dışarıya çıktığında babasının tahtında oturduğunu fark etmişti. Kung Liu son derece düşünceli bir yapıya sahipti, Lao babasının bu halini gördüğünde üstelememesinin en iyisi olacağını düşünmüş ve kısacık bir selam vererek hızlıca odadan uzaklaşmıştı.

Kung Liu ise oğlunun yapmış olduğu referansı bile göremeyecek kadar derin düşüncelere sahipti...

Kung Lao odadan çıktığında ilk işinin odasına gitmek olduğunu düşünmüş ve hızlıca odasına doğru yönelmişti. İçinde biriken yıva hasretinden olsa gerek görmek istediği ilk yer odası olmuştu.

Odasına girdiği anda derin bir nefes çeken Kung Lao hemen ardından karşısında bulduğu Duan Morphia ya bakmış ve sırıtmıştı. Kimin geldiğinden habersiz bir biçimde uyumaya devam eden Duan Morphia hafif mora çalan saçları esmer ancak koyu olmayan teni ile birlikte eşsiz bir güzelliğe neden olmaktaydı.

Lao kendisini rahatsız etmemesi gerektiğini düşünerek geldiği gibi Duan Morphia'nın yanından ayrılmıştı. Uyku insan için en önemli ihtiyaçlardan birisiydi ve Kung Lao'nun bunu bölmeye hiç mi hiç bölmeye niyeti yoktu. Aynısı kendisine yapılmış olsa kesinlikle sinirlenirdi neden başkasına yapmalıydı ki?

Odasından geldiği gibi dışarıya çıkan Kung Lao bu seferde bahçeye gitmesi gerektiğini düşünmüş ve adımlarını o yöne doğru yönlendirmişti. Bahçenin tanıdık olan yüzü ile karşılaştığında Lao istemsiz olarak sırıtmış ve ilk kez kaçışıyla birlikte yaşamış olduğu maceraları aklına getirmişti.

Gungu bütün gün Lao'nun omzundan etrafı incelemişti. Yer yer canı sıkılmış ve ağabeyi Lao'nun kafasına çıkmış ve kestirmişti. Genel olarak etrafa bakıyor ve minicik zihninden beğendiğini yada beğenmediğini belli ediyordu. Kung Lao bu minik uykucunun yer yer beğenip beğenmediği ile ilgili düşüncelerini hissettiğinde ise ister istemez gülümsemeden edemiyordu.

Daha yavru olmasına rağmen şimdiden kendi standartlarını oluşturuyordu... Bu Kung Lao'nun son derece hoşuna giden bir şeydi.

Bahçede dolaşırken Kung Lao aynı zamanda etrafta koşturan ve oyun oynayan minik çocuklara da bakmıyor değildi. İçlerinden birisi büyük ihtimalle babası olacak kişinin sırtına binmiş ve tıpkı ata biner gibi sürmeye çalışıyordu.

"Hadi baba dehh!!"

Bu kelimeleri son derece komik bulan Lao kıkırdamış ve baba ile oğlun arasındaki bu ilginç oyunun keyfini çıkarmaya karar vermişti. Oyun boyunca baba kimi zaman suratını burkmuş kimi zaman ise oğluyla birlikte eğlenmişti. Minik prens babasının üstüne her seferinde elindeki tahta kılıcı ileriye uzatmış ve baba da o yöne doğru ilerleyişini sürdürmüştü.

En sonunda takati kalmayan baba kendisini bırakmış ve oğlunu kollarından birisine alarak çimenlere uzanmıştı. Son derece eğlenceli oyunlarının sonuna geldiğini anlayan Kung Lao ise oturduğu yerden kalkmış ve yürümeye devam etmişti. Baba ile minik oğul enfes bir fikir vermiş ve onu uygulaması gerektiğini anlamıştı.

Kung Lao daha fazla yerinde durmaması gerektiğini anladığından ilk hedefi bahçenin dış tarafına çıkmak ve kendisine uygun olduğunu düşündüğü bir ağacı kesmek olacaktı.

Hızla bu fikri doğrultusunda ilerleyen Kung Lao daha görevlilerin kendisine bir laf demesine izin bile vermeyerek zorla kapıları açtırmış ve korumaların o ürkek bakışları içerisinde bahçenin bir kez daha iç kesimlerine doğru ilerlemişti.

Burada daha öncesinde kaçmak için gitmişse de bunun üzerinden neredeyse yarım döngü zaman geçmişti. O zamana kadar tonla gelişim göstermiş ve kendisini koruyabilecek düzeye çoktan gelmişti.

Sonuçta gelişim ustalığında bir alemin farkı dağlar kadar fazlaydı...

Kung Lao elinde almış olduğu Döneyan'ı tıpkı bir çomak gibi sallıyordu. Kılıcını eğitim dışında sürekli olarak ''uzun kılıç modu'' adı verdiği türde tutan Kung Lao kılıcın hafifliğinden son derece memnun gözüküyordu. Uygun bir ağaç bulması gerektiğini düşünen Kung Lao ne kadar bakarsa baksın kendisine uygun bir ağaç maalesef bulamamıştı. Bundan ötürü canı sıkılan Kung Lao neredeyse pes edecek hale gelmişti.

İçindeki intikamcı ruhu bedenindeki yorgunluğun bile üstesinden gelebilecek kadar çok kuvvetliydi. Damarlarındaki intikam arzusu o kadar hızlı artıyordu ki nasıl dinlenmeyi göze alabilirdi ki?

Kung Lao aralıksız olarak altı yemek süresi boyunca istediği türde ağacı bulabilmek için ortalığı araştırdı. O kadar süre boyunca istediği kalınlıkta bir tek ağaç bulamadığı için kendisine sinirlenen Kung Lao daha fazla dayanamamış ve içindeki öfkeyi kılıcını savurarak dışarıya çıkarmıştı.

Lao'nun yapmış olduğu bu durum ile birlikte bir ağaç ortadan ikiye ayrılmış ve hızla yere gümbürtüyle düşmüştü. Bu durum öylesine büyük bir gürültü ortaya çıkarmıştı ki? Etrafta yaşayan minik canlılar bu gürültü ile birlikte çaresizce kaçıştılar.

Bu olay ile birlikte aynı anda bir başka olay daha meydana gelmişti. Ağacı kesmesiyle birlikte Lao sonunda istediği ağacın aslında gözlerinin önünde olduğunu ancak bir türlü bunu göremediğini keşfetmişti.

Ağacın yanına geldiğinde Lao ağacın kabuklarının bile son derece güzel olduğunu fark etmiş ve Döneyan'ı ilk kez titizlikle kullanmaya hazırlanmıştı. Ağacın toplam boyu en fazla dört metre kadardı ve genişliği ise ancak yarım metreyi bulacak kadar genişti. Kung Lao bu ağacı iyice hesap ettikten sonra üç parçaya bölmesi gerektiğini fark etmişti. Bu üç parçadan ikisi bir metre olacakken birisi ise iki metrelik bir sütun olacaktı.

Lao'nun bu planı ile birlikte işaretini koymuş olduğu bölgeden kılıcı ile hızlı bir kesiş yapmış ve Döneyan tıpkı tereyağını keser gibi sert ağacı hızla kesmişti. Bundan sonrasında ise sadece kafasındaki şekli ortaya koymak kalmıştı...

 


Nasılsınız gençler iyisinizdir umarım? Ben iyiyim ancak son derece yorgun bir dönemdeyim. Bazen sıkılsam da oynadığımız oyunlar ve yazdığımız bölümler ile birlikte rahatlama imkanı bulabiliyorum.

Bir noktaya değinmek istiyorum. Üye olan veyahut olmak isteyen arkadaşların karşısına çıkan ''Aktivasyon Kodu'' mevzusu bizim daha beta aşamasında olan olayımızdan ibarettir sadece... yani sizlerin sizin mail adresinize gönderilen maile tıkladıktan sonra herhangi bir ekstra bir şey uygulamasına gerek yoktur. Gönül rahatlığıyla yan tarafta bulunan üye girişi sisteminden girebilirsiniz.

Ayrıca bir sorum var!

Kung Lao'nun yapacağı şey ne olacak?

Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin :D

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1107

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16573 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22354 Bölüm Sayısı


creator
manga tr