Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 87: Kung Klanı


 

Angoria Bölüm 87:

Kung Lao girmiş oldukları odanın manzarası karşısında şaşkınlıktan küçük dilini neredeyse yutacaktı. Odanın her yanı kırmızı ve tonlarında devasa kuş tüyleri ile kaplıydı. Bu devasa kuş tüyleri öylesine eşsiz bir ışıltı saçıyordu ki Kung Lao bu tüylerin hepsinin bir mücevher olduğunu düşünmüştü.

‘’Burası neresi baba?’’

Kung Liu oğlunun sorusunu yanıtlamadan önce kısa bir selam sunmuştu. Bu boşluğa sunmuş olduğu selamdan sonra oğluna dönmüş ve ‘’Burası atalarımızın ilk Kung Klanı kurucusundan bu yana gelen klan liderlerinin anıtı, burada bulunan herkes bir zamanlar tıpkı benim ve gelecekte senin gibi klan lideri olmuş ve bunu ölene kadar devam ettirmişlerdir. Klanımızın kuruluşunun ne zaman olduğunu hatırlıyorsun değil mi Lao?’’

Kung Lao geçmişte yaşayan Lao sayesinde çok net hatırlıyordu. Klanlarını kuruluşu, Beş bin yıl öncesine dayanıyordu ve o sıralarda yaşamış olan Edward Kung Dearwood tarafından kurulmuştu.

Hızlıca kafasını sallayan Kung Lao ‘’Evet biliyorum baba, ilk klan liderimizin Edward Kung Dearwood adlı dedemizle birlikte kurulduğunu ve günümüze kadar geldiğini çok iyi biliyorum.’’

Kung Liu kafasını sallamış ve ‘’İlk klan liderimizin ismini taşıyan herkes bir nebi ona şükranlarını sunmak için ismini kullanmaktadır. Soy ismimizin asıl sahibi olan Edward Kung Dearwood’un kanının eşsizliği sayesinde en uzun süre ayakta kalan klan olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır…’’

Kung Lao kafasını sallıyordu. Omzunda bulunan Gungu meraklı bir ifade ile kırmızının tüm renk tonlarında ki tüylere bakmış ve hayran kalmıştı. Hemen ardından ise zihninde hiçbir zaman anlayamayacağı minik bir imge belirmişti.

Kung Lao Gungu’nun zorla kafasına doğru göndermiş olduğu imgeyi gördüğü anda kendi kafasında oluşan soru işaretleri ile uğraşmaya başlamıştı.

‘’Baba… Bizim atalarımızın ankalar ile ilişkisi neydi?’’

Kung Liu bu soru üzerine ilk etapta gözlerini elmaslar gibi açmış, ardından ise ‘’Bu kadar hızlı anlayacağını tahmin edememiştim…’’ diye kısık sesli konuşmuştu. Arından boğazını temizleyen Kung Liu etrafına iyice göz gezdirmiş ve yaşadığı döngüler boyunca görmüş ve her görüşünce büyülendiği gibi yine büyülenmişti. Atalarına saygısını sunmak için tekrar selam duran Kung Liu oğluna dönmüş ve ‘’Sormuş olduğun soru çok güzel bir soru… Atalarımızın ankalar ile ilişkisinin ne olduğunu sorman, senin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor evladım. Gel hadi ayakta durmayalım burada anlatılmayacak şeyler bunlar…’’ demiş ve tekrar bir başka odadan ilerleyişlerine devam etmişlerdi. Kung Lao daha ne kadar oda değiştiriceklerini bilmiyordu ve bundan ötürü önüne nasıl bir oda çıkacağını merak ile beliyordu.

Yanındaki Gungu ise karnının acıkmasından ötürü minicik parmakları ile midesini tutuyordu ve etrafı bile inceleyemiyordu. Zihninden Lao’ya doğru gönderdiği açlık duygusu Lao’yu etkilemeye bile başlamıştı.

En sonunda bir başka odaya girdiklerinde burada da parlak tüylerin bulunduğunu fark etmiş olan Kung Lao ancak çevresinde oturmaları için koltuklar yemek yiyebilmeleri için bir masa ve hatta içecek bir şeyler içebilmeleri için tıpkı hanlarda bulunan bir ünite bile yer verilmişti.

Burası tıpkı minik bir hanı andırıyordu ve bu durum Lao’nun son derece hoşuna gitmişti. Ne tam olarak sadeydi nede tam olarak lüks, her şey tam yerine oturmuştu ve sanki bir parçası ayrılmış olsa bütün detay alt üst olacak bir haldeydi.

Kung Liu oğlunu koltuklara yönlendirmiş ve daha sonrasında ise kendisine içecek bir şey alarak geri dönmüştü. Bu sırada ise Gungu’dan ötürü açlıktan delirme noktasına gelen Kung Lao daha fazla dayanamamış ve mekânsal yüzüğünden çıkarmış olduğu yemekleri masanın üstüne koymuştu.

Gungu daha yiyecekleri görür görmek Kung Lao’nun omzundan aşağıya atlamış ve doğruca yemeklerin olduğu yere doğru dönmüştü. Böylesi eşsiz bir abisi olduğu için şanslıydı, yoksa nasıl olurdu da böylesi güzel yemekleri her öğün yiyebilirdi ki?

Hızla yemek yemesi ile birlikte rahatlayan Gungu ve onun rahatlığından ötürü içindeki açlık hissinin geçmesi ile birlikte rahatlayan Lao ikilisi kendilerini geri doğru yaslamış ve sanki dünyayı taşımışçasına derin bir oh çekmişlerdi.

Kung Liu bu durumu gördüğünde ise ister istemez gülümsemişti. Nasıl olmuştu bilmiyordu ancak kaynak canavarı tıpkı oğlu Lao gibiydi, gerçi onu mu taklit ediyordu bilmiyordu ancak eşsiz yemek yeme becerisi kendisini bile şaşırtmıştı. Bu düzeyde bir açlık nasıl mümkün olabilirdi ki?

Lao’nun bu rahat tavırlarını kuru bir öksürük ile ortadan kaldıran Liu kendisine dikkatini verdiğini düşündükten sonra ‘’Evet şimdi soruna karşılık olarak bildiğim kadarı ile sana cevap vereceğim, bu hem eksik hem de yanlış olabileceği gibi aynı zamanda doğruda olabilir bundan tam olarak emin değilim. Beş milenyum öncesinde neler olduğunu kim bilebilir ki? ‘’

Kung Lao kafasını salladı, babası son derece haklıydı kim nasıl olurdu da 5 milenyum öncesinden bilgi verebilirdi ki?

‘’Atalarımız ilk kez bu diyarlara ayak bastığında kendileri dışında kimse yokmuş, bu durum onlar için büyük bir sıkıntı çıkarsa da bir şekilde başlarının çaresine bakmaları gerekiyordu,

Bu dönemde sadece sayılı kişi olduğu için ve aynı zamanda çoğalmaları gerektiği için akrabalar arası ilişkiler son derece normal görünmüştür. Hatta şuan bizim ten rengimizin siyah olması bile bundan ötürü olduğu kabul edilir. Senin ise… Nasıl olduğunu bile bilmediğim bir şekilde ten rengin bir anda değişti. Ancak bu ten değişikliği sende en ufak bir soruna yaratmadı değil mi?’’

Kung Lao bu soruya karşı ne diyeceğini bilmediği için sadece kafasını salladı.

‘’Kendilerini yeteri kadar çoğalmış olarak gördüklerinde ise kendilerini ayrı bir ırkmış gibi görmeye başlayan türler sayesinde sözde akraba evliliği ortadan kalkmış ve sadece 50 döngü son derece minik bir şehri doldurabilecek kadar insana sahip olmuşlardı.

İşte tam bu esna da kaynak canavarları yeni yeni oluşmaya başlamış ve kendi bölgelerine girmiş olan insanları bir tehdit olarak görmüş ve başta aralıklı olarak saldırmaya başlamışlardı. Ancak bu aralıklar zaman ile son derece kısalmış ve kaynak canavarlarının her saldırıda daha da artması ile birlikte insanlar bunu engelleyemez hale gelmişti.

Klan liderimiz Edward Kung Dearwood bu işin daha fazla bu şekilde devam edemeyeceğini hissettiği için bir gün ortadan kaybolmuş ve kaynak canavarlarının en tehlikelerinden birisi olan bir canlı aramaya gitmişti ve o canlıda senin bildiğin gibi bir ankaydı.

Çetin ve zorlu geçen bu savaşları sonucunda Edward Kung Dearwood ankanın bir damla da olsa kanını akıtmayı başarmış ve en sonunda anka bu savaşın bittiğini hissederek ayrılırken düşen bir damla kanı minik bir şişeye yerleştirmişti.

Nasıl olduğunu bilmediğim bir çeşit malzemeler ile birlikte bir iksir hazırlayan Edward Kung Dearwood bunu içtiğinde kendisini daha güçlü hissetmiş ve ardından ise saldıran bu kaynak canavarlarına karşılık vermişti.

Bir gün kendi kabilesine gelen bir başka saldırı sırasında ailesinin büyük çoğunluğunun katledildiğini gören Edward Kung Deerwood o kadar çok sinirlenmişti ki, bu siniri içinde tutabileceği bir şey değildi. İçinde kan dökme ve intikam alma arzusunun öfkesi ve aynı zamanda yakınlarını kaybetmenin kendisine vermiş olduğu acı ile birlikte insan vücudu bunu daha fazla kaldıramamış ve çöküntüye uğramıştı. Yaşamış olduğu büyük çöküntü, içmiş olduğu anka kanı iksirini daha da etkilemiş ve iksirin içindeki anka kanı kendisini son sürat ortaya çıkarmıştı.

Söylenenlere göre sırtından bir anda kanatlar çıkmış ve bu koyu kırmızı kanatlar tıpkı kanla yıkanmış bir güneş gibi parıldamıştı. Kollarının dış bölümü sivri tüylerle kaplanmış olan Edward Kung Deerwood'un aynı zamanda kolları tıpkı bir ankanın eşsiz pençelerine dönüşmüştü. Bedeninin hızı o kadar yüksekmiş ki! Şuan gökyüzü kaynak aleminde olan insanlar bile ona kafa tutmaya cesaret edemez halde bir hıza sahipmiş.''

Kung Lao bu kadar efsanevi bir güce sahip bir ataya sahip olduğu için ister istemez gururlanmıştı. Yeni hayatının eski hayatından kat ve kat daha iyi olması onu o kadar sevindirmişti ki, atalarının şanı ile artık gurur duymaya başlamıştı.

Hızlıca kafasını sallayan Gungu ve Kung Lao ikilisi Kung Liu'nun dahasını anlatması için dört gözle ve dört kulakla dinlemeye koyulmuşlardı.

Kung Liu oğlunun ve arkadaşının bu kadar meraklı olmasına sevinmiş ve hikayenin devamını anlatması gerektiğini düşünmüştü.

''Klan liderimiz neredeyse bir Ankaya dönüşmüştü ve kırmızı bir ankanın tüm özelliklerini gösterir derecedeydi. Ateş üstündeki hakimiyeti gözle görülür nitelikteydi. Ateş adeta onun için yaratılmış gibiydi.

Kullanmış olduğu ateş ile birlikte çabucak yaratıkların yarısını katleden Edward Kung Deerwood daha sonrasında liderleri olduğunu düşündüğü bir ejderha ile yaklaşık olarak 15 gün boyunca çarpışmıştı. Bu esnada ise kabilenin büyük kısmı ölmüş ve kalanlar ise yaratık istilasını başarı ile tamamlamıştı.

Edward Kung Deerwood kendisi ile dövüşen ejderhayı yendiğinde içine bir rahatlama gelmiş ve kasabasına geri dönmüştü. Ailesi ve etrafındakiler tarafından kahraman edilen Edward Kung Deerwood, bu gün bizim de içinde bulunduğumuz Kung Klanını kurmuştu.

Kurmuş olduğu klanın ilk nesilleri son derece normal insanlardı, ancak ikinci nesiller ve özellikle Edward Kung Deerwood'un çocukları son derece güçlüydü ve aynı zamanda Ankaya dönüşebiliyorlardı!!

Zamanla her nesile sıçrayan bu durum inginçtir ki bir zaman sonrasında kendi kendine kısır noktaya girmişti. Bu esnada Kung Klanı Angoria'nın yarısını elinde tutuyordu. Eşsiz hızları ve güçleri ile birlikte Kung Klanının karşısına kimse çıkamıyor ve yerle bir oluyorlardı.

Bu eşsiz kısırlık ilk olarak son nesilde görülmeye başlamıştı. Bu zamana kadar bir kişinin bile Ankaya dönüşmediği görülmemişti ancak yeni neslin yarısı ankaya dönüşemez haldeydi. Nitekim bu durum uzun süre devam etmiş ve daha sonrasında ise daha da seyrelmişti. Hem ankaya dönme oranı düşmüş hemde Kung Klanının çocuk yapma oranı düşmüştü. Adeta kesin ölüm gibiydi...

Bu durum en son 3000 yıllarında son ankanın da ölmesiyle birlikte devam etmişti. Kung Klanı en güçlü zamanlarını geride bırakmış ve düşmanları onları yavaş yavaş ezmeye başlamıştı.

Görmüş olduğunuz bu durum yavaş yavaş ilerlemeye devam etmişti. Taaki Kung Klanının 126. Liderinin evinin bulunduğu yere kadar... ''

''Burası...''

''Evet evlat, burası Kung Klanının 126. Lideri olan Kung Fenshu'nun evi. yaklaşık olarak bin yıldır burada bulunan bu evde 120 klan lideri doğdu ve yaşamını yitirdi... Ben bu klanın 257. Lideriyim ve sen ise oğlum... 258. Lideri olacaksın...''

Kung Lao babasının son sözlerinin kederli olmasına bir anlam yükleyememiş ancak senini çıkarmayada cesaret edememişti. Babasının üzgün görünümünden ne olduğunu merak ediyordu ancak bir yandan da korkuyordu. Sadece sessiz kalmayı uygun gören Kung Lao babasının konuşmasına izin vermişti.

''Sana düğünün için verebileceğim çok bir şey yok evladım. Gönül ister ki elimde ilk klan liderimizin içmiş olduğu şişe olsun ancak bunu bulmak imkansıza yakın...'' diyerek elini tokatlamış ve mekansal yüzüğünden çıkan bir parşömen tomarını Kung Lao'nun önüne uzatmıştı.

Kan kırmızısı bir mühre sahip olan bu tomar o kadar kan hırsı ile doluymuş gibi görünüyordu ki Kung Lao parşömenden korkmuştu. Bir cismin bu kadar ağır bir kan açlığı duyması nasıl mümkün olabilirdi ki?

Kafasını kaldıran Kung Lao klanının içinde bulunduğu vahşi durumu çok ama çok iyi biliyordu. Düşmanları ile evlenerek kendilerini korumaya almak isteyecek kadar küçülmeleri buna en bariz örnekti...

İçinde klanına minnet duyması gerektiğine dair bir his oluşan Kung Lao kafasını gurur ile havaya kaldırmış ve ''Ben baba! Ben! Kung Klanının o eski güçlü zamanlarına döndüreceğim!'' diye kendisinden emin bir ses tonuyla bağırmıştı.

Bu anlık bağırmadan Gungu ürkmüş ancak bağıran kişinin abisi olduğunu fark edince kendisini yine o yumuşak omzu boyun bölgesine kıvrılmıştı.

Kung Liu oğlunun bu derece emin bir ses tonuyla konuşmasından ötürü gururlanmış ve aynı zamanda kendisinin gurur ile çocukken söyledikleri aklına gelmişti.

Tıpkı oğlu Lao gibi 6.5 Döngülük yaşındayken oda tıpkı buna benzer sözler söylemişti...

Zihnen Kung Liu ''Ne kadar da hızlı geçti...'' diye düşünmüş ve bir yandan da kendisine küfürler etmişti.

''Keşke Gökyüzü Kaynak Alemine çıkabilseydim...'' diye iç çeken Kung Liu hemen ardından yüzünde belli belirsiz bir gülümseme ortaya çıkarmış ve kaşları düşerken iç kısımları yukarıya çıktı. Dudaklarındaki belirsizlik ile birlikte ayağa kalktı ve oğlunun kafasını okşadıktan sonra ''Haydi gidelim artık...'' diyerek oğlunun dikkatini bir başka yöne çekmeye çalıştı.

Kung Lao buradan ayrılacaklarını öğrendiği anda sırasının geldiğini hissetmiş ve ''Baba senden bir şey istiyorum.''

''Söyle bakalım.''

''Biraz öncesinde yanından geçtiğimiz ve içeride duyulan seslerin sahibi ile özel olarak ilgilenmek istiyorum.'' diyerek niyetini belli etmişti. Anlatılan onca tarihten sonra daha fazla sabit durmasının bir anlamı olmadığını düşünen Lao biraz da eğlence yaşaması gerektiğini hissetmiş ve buna doğru hareket etmişti.

Kung Liu'nun dudaklarından çıkan ''Olur, ancak hemen öldürme.'' sözlerinden sonra Kung Lao daha da sevinmiş ve babasına sarıldığı gibi kendisini oraya götürmesini istemişti. Kafasında oluşan plan ile birlikte çok ama çok eğleneceği kesindi.

***

Selam gençler naber nasıl gidiyor? Benim yorucu vallahi, sebebi ise belli! Sizlere daha iyi bir site sunmak için çalışıyoruz ve bu çalışmadan son derece zevk alıyoruz :D Yeni tema çok çok daha iyi oldu demi nasıl okuyabiliyomusunuz daha rahat bölümleri?

Umarım okuyorsunuzdur. Çünkü okumalısınız! Bu Aydehan kaç saat harcadı biliyormusunuz siz!

Neyse görüşmek üzere

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr