Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 56: Işık Sütunu



Duan Morphia kendisini kulübeye benzeyen yapının içerisine soktuğu anda karşısında çocuğun yaşlarında bir kız evladını gördüğü anda şaşkınlık ile bir adım geriye çekilmişti. Kimdi bu kız? Siyah saçlara, pembe elmacık kemiklerine sahipti, kalbe benzer bir suratı vardı, gözleri bir ceylanın gözleri gibi iri ve ışıltılıydı.

Duan Morphia kızın gayet güzel olduğunu fark etmişti. Kızın suratında ki soru sorar ifadenin oluşmaya başladığını görmüş ve hemen ardından ise kızın dudaklarından ''Merhaba siz kimsiniz?'' sorusu dökülmüştü.


Duan Morphia kendisine yöneltilen soru üzerine ''İsmim Duan Morphia, buradaki çocuğun arkadaşı sayılırım. Sana bakmam için beni gönderdi kendisinin şuan ufak bir işi varmış. Söyle bakalım güzel kız sen kimsin ? ''


Siyah Tavşan karşısındaki insanın kelimelerini dinlemiş ve ''Ben Chi İcidebzec, çocuk dediğin kişinin yani Kung Lao'nun...'' demiş ve yanaklarından fışkıran alevler karşısında dilinin tutulduğunu fark etmişti.
Duan Morphia kızın bir anda susup utanmasına fazla anlam yormak istememişti. Kendisinin bu tür durumlar karşısında ne yapacağını bilmemesinden ötürü kafasındaki soruyu iyice tartmış ve ''Siyah bir tavşan varmış burada nerede bu tavşan?''


Sorusu üzerine Siyah Tavşanın suratındaki anlık utanç duygusu bir anda yok olmuştu. Bunun yerini ise dişlerinin aralanması ve daha sonrasında ise dudaklarının kıvrılması izlemişti. ''Demek siyah bir tavşan arıyorsun abla... Bence bir etrafa bak buralarda olması gerekli'' diye yanıt vermiş ve sonrasında ise hemen gülüşünü bastırmış ve tekrar suskun haline gelmişti. Duan Morphia ise bu sözlerden sonra hemen gözlerini dört açmış ve etrafı aramaya koyulmuştu. Tahtadan duvara dayanmış olan kılıcı gördüğünde ister istemez sırtında bir ürperti hissetmişti. Bu kadar ağır bir kılıcın varlığının bile olması başlı başına imkansızken birde bunu küçücük bir çocuğun taşıması daha imkansız bir hal alıyordu.


Kadın kılıcın ufacık gölgesinde hareket etmiş olan bir canlının varlığını fark etmişti. Hemen apar topar kılıca doğru hareket eden Duan Morphia kılıcı iki eli ile birlikte dik bir pozisyona getirmiş ve sonrasında ise arkasındaki varlığın ne olduğunu fark etmeye çalışmıştı. Ancak ilk gördüğü zaman ki hareketlenmenin sahibi orada değildi ve çoktan arkasında yeller estirmişti.


Tam bu sırada ise Kung Lao etleri parçalara ayırma işlemini bitirmiş ve kanlı ellerinin tersi ile birlikte altına düşen saçları ittirmişti. Gayet güzel bir görünüme kavuşan etleri Kung Lao hemen yüzüğünü el verdiği kadarını depolamış ve kalan kısmını iste nasıl taşıyacağını düşünmeye koyulmuştu. Bunu yaparken ise etrafına bakınmış ve zihninin her kırıntısını sonuna kadar açarak düşünmeye çalışmıştı.


En sonunda ise aklına sadece ek bir fikir yatmış ve bunu yapabilmek için yumuşak ancak geniş ağaçların bulunduğu alana doğru ilerlemişti. Burada daha önceki haydut grubunun kesmiş olduğu ağaçları fark etmiş ve kesilen bir ağaç kütüğünün yanına gelerek iyice bir kontrol etmişti.


En sonunda ise Kung Lao olur onayını kafasından vermiş ve ellerini tıpkı bir oyma bıçağı gibi kullanarak kütüğün ortasından oymaya başlamıştı. Kütük Kung Lao'nun kaynak enerjisni göndermiş olduğu eli karşısında tıpkı bir sünger gibi şekil alıyordu ve Kung Lao kaşla göz arasında istedii şekli elde etmiş ve daha sonrasında ise kütüğün bir kısmını keserek elinde bir kase oluşmasını sağlamıştı.


Yeni yapmış olduğu kase ile birlikte tekrar etlerin olmuş olduğu alana gelen Kung Loa etleri güzelce içine doldurmuş ve hemen ardından ise kulübenin içine doğru yola koyulmuştu.


Kulübe içerisinde girdiği vakit Duan Morphia'nın sürekli etrafta dolandığını ve bir şeyleri aradığını fark eden Kung Lao ''Ne arıyorsun?'' Duan Morphia bu sözcükler ile olduğu yerde zıplamış ve arkasında çocuğun elinde bir ilkel kase ile durduğunu fark etmişti. Kendisine yöneltilen soru üzerine ''Siyah Tavşanı arıyorum ne yaptığımı zannediyorsun.'' Demişti.


Bu sözler ile birlikte Siyah Tavşan daha fazla dayanamamış ve ağzından fışkırırcasına çıkan kahkaha ile kulübeye benzer yapının içini doldurmuştu. Kung Lao kulağına gelen sesin bir müzik mi yoksa ilahi bir şarkımı olduğunu karar vermekte güçlük çekmiş ve tüm içtenliği ile kahkaha bitene kadar beklemişti. Bu sırada ise ''Siyah Tavşan benim Duan Morphia özür dilerim.'' Diye duyulan ses ile birlikte Duan Morphia afallamış ve ''Sen mi?!'' diyerek Siyah Tavşana doğru bakmaya devam etmişti.


Kung Lao ve Siyah Tavşan aynı anda kafalarını sallamış ve ''Evet Siyah Tavşan bu kişi, ismi çok uzun olduğu için ben ona vermiştim bu lakabı.'' Syah Tavşan da aynı şekilde kafası ile onay vermiş ve ''Evet Kung Lao vermişti.'' Diyerek sonuna kadar tastiklemişti.


Duan Morphia, Siyah Tavşanın varlığını öğrendiği anda bir şeylerin rayına oturduğuna şahit olmuş ve ''Demek başından beri Siyah Tavşan sendin...'' diyerek suratında ki pişmanlığı silmeye çalışmıştı. Bir hafta boyunca ormanda siyah tavşanı aramıştı hatta şimdi bile onu arıyordu ve Siyah Tavşan denen kişi başından beri bir insandı. Bu durum Duan Morphia'ya bir şok etkisi yaratmış ve istemeden de olsa bacaklarının kulübeden dışarıya doğru sürünmesine izin vermişti.


Yaşanan bu durum Kung Lao'da soru sorma isteğini uyandırmıştı ''Nereye gidiyorsun?'' diye sormuş olduğu soru ile birlikte Duan Morphia, Kung Lao'ya doğru dönmüş ve ''Uyumak istiyorum...'' diyerek geçiştirmişti. Kung Lao bu kelimeler üzerine ''Burada uyuyabilirsin'' diye hemen atlamış ve Duan Morphia'nın anlık olarak tek düşünebildiği planını da yerle bir etmişti.


Duan Morphia istemsiz olarak kafasını eğmiş ve kulübenin en ücra köşesine çekilerek dizlerini bükmüş ve kafasını koyarak uyumaya çalışmıştı. Kung Lao ise bu durum karşısında son derece rahatsız olmuş ve dışarıya çıkarak daha önce yüzülmüş olan geyiğin postuna bakmaya gitmişti. Niyeti kurumuş ise onu alarak en azından Duan Morphia için uygun bir yatma ortamı oluşturmaktı.


Kung Lao postun harika bir şekilde dışarıya çıkarıldığını hatta kısa uyruğunun bile zarar görmemiş olduğunu fark ettiğinde büyülenmeden edememişti. El becerisinin bu kadar iyi olduğunu beklemeyen Kung Lao daha sonrasında ona güzel sözler söylemesi gerektiğini düşünmüş ve postun kuruluğuna bakmıştı.


Post yeni yüzüldüğü için elbette ki halen ıslaktı ve kuruması için en az bir hafta daha bu şekilde durması gerekiyordu. Kung Lao düşündüğü gibi çıkmayan planından moralinin bozulduğunu hissetmiş ve sonrasında ise üşüyeceklerini düşünerek yerden çalı ve kurumuş dalları toplamaya koyulmuştu.


***


Siyah Tavşan bir köşeye büzülmüş bir halde duran Duan Morphia'ya bakmış ve içinin acıma duygusu ile dolduğunu hissetmişti. Bir şekilde yardım etmek istiyordu ve ne yapabileceğini kestirmeye çalışıyordu. Bu sırada ise kafasında Kung Lao'nun neden sürekli dışarıya çıktığı ile ilgili bir soru vardı ve bu onun düşünme hızını büyük ölçüde azaltıyordu. En sonunda aklına gelen tek fikri icraata koymuş ve kendisini uzanmış olduğu ince şiltenin kenarına doğru kaydırmıştı. Hemen ardından ise ''Biliyor musun kız kıza yatmanın uzun zamandır özlemini duyuyorum'' diye Duan Morphia'ya söylenmişti.


''Çocuk ile yat işte.''


Gelen bu ani cevap ile birlikte yanakları yanardağın patlaması sırasında çıkan lav parçaları gibi ışıldayan Siyah Tavşan hemen öksürür gibi yapmış ve ''Onunla niye uyumak isteyeyim ki!'' demişti. Hemen adından ise sesini alçaltarak ''Biliyormusun Morphia abla ben kendimi bildiğimden beri yetimim hiçbir kadın tarafından sıkıca sarılan olmadı veyahut derdimi anlatabileceğim birisi...'' demiş ve duygulu sesine bir miktarda hıçkırık eklemişti.


Siyah Tavşan son yapmış olduğu şeye karşı şaşırmıştı, daha öncesinde asla bunu yapamazdı ancak şimdi sanki çocuk oyuncağı gibi yapmıştı. Kendisinin içine Kung Lao'dan ufak bir parçanın kaçtığını, kısacık bir zamanda olsa düşünmesine sebep olmuştu.


Duan Morphia kızın sesi ile birlikte bir ikilem içerisinde kalmıştı. Zemin soğuktu ve son derece rahatsızdı, kızın yalan söylediğini fark etmişti ancak kendisinin de çıkarı bariz bir şekilde ortadaydı. Bunu iyice düşünen Duan Morphia en sonunda bu hareketin kendisine daha iyi bir karşılığının olduğunu fark etmiş ve ''Peki tamam kay bakalım yana...'' diye homurdanmıştı.


Ayağa kalkıp hareket etmeye başladığı anda Duan Morphia bir anda bir hareketlilik sezmiş sonrasında ise son derece gizemli kıpkırmızı gözlere sahip kambur neredeyse kemikleri sayılacak bir yaratığın varlığını fark etmişti.


''Çabuk kaç!!!''


Duan Morphia her ne kadar bağırırsa bağırsın iş işten geçmiş ve varlığını fark etmiş olduğu garip yaratık Chi İcidebzec'in boğazına doğru atılmıştı. Daha Siyah Tavşan ne olduğunu bile anlamadan ense kökünden gelen bir yanma hissi ile birlikte boynunun çok acıdığını hissetmiş ve sadece elini boynuna doğru indirebilmişti.


Duan Morphia acıklı bir çığlık koy vermiş ve hemen Siyah Tavşanın yanına doğru koşmuştu. Yaratık Siyah Tavşanın boğazına saldırdığı anda ortadan kaybolmuş ve Siyah Tavşanı kanlar içerisinde içi boş bir kabuk gibi yatağa yığılı bir halde bırakmıştı.


''Hey!! Sakın kapatma gözlerini bana bak!! İyi olacaksın tamam mı?!! Söz veriyorum iyi olacaksın!!'' ellerini parçalanmış boynuna doğru bastıran Duan Morphia'nın dudaklarından dökülen kelimelerin hepsi bir başka acı dolu bağırıştan ibaretti. Bu sırada ise Kung Lao kendisine doğru gelen çığlık sesi ile birlikte irkilmiş ve bu irkilme elindeki dal parçalarının yere dökülmesine sebep olmuştu. Hemen geriye doğru sismik adımları kullanarak koşmaya başlayan Kung Lao ne olduğunu anlayamıyor ve kötü bir şey olmaması için dua ediyordu.


Kulübenin önüne gelmesi sadece on nefesini alan Kung Lao geldiği anda ise gözlerine inanamamıştı. Siyah Tavşan boynun yarısı yok bir şekilde yığılı yatıyordu ve üstünde yarasına baskı yapan Dua Morphia görülüyordu. Kadın bir yandan ağlıyor diğer yandan ise ''Hey!! Sakın gözlerini kapatma Sakın!!!'' diye bağırıyordu.


Kung Lao bu sahneyi gördüğü anda yüreğinin dışarıya çıkarıldığını ve üstüne basılarak ezildiğini fark etmişti. Ağzı halen açık bir haldeydi ve içgüdüsel olarak ayakları hareket ediyordu. Kulübenin içerisine girdiğinde Kung Lao'yu fark eden Duan Morphia ''Hey!! Çabuk onu iyileştir!! Görmüyormusun??! O ölüyor!!! '' diye Kung Lao'ya dönmüş ve yakasından yapışarak bağırmaya koyulmuştu. Kung Lao karşısındaki kadını tamamen görmezden gelmişti ve tüm dikkatini Siyah Tavşana vererek kadını tek hamlede elinin tersi ile iteklemişti.


Kung Lao kadını iteklediği anda kısa süreli gözden kaybolup Siyah Tavşanın yanına gelmiş ve bir eli ile kafasını ve sırtına destek olarak tıpkı bir bebeği kucaklar gibi Siyah Tavşanı kucaklamıştı. Gözlerindeki yaş pınarları sonuna kadar açılmış ve suratını bir şelaleye benzeterek suratından aşağıya doğru akıtmıştı. Siyah Tavşan, bedenini zar zor hissedebiliyordu ve burnuna dolan koku ile birlikte gelen kişinin Kung Lao olduğunu anlamıştı. Bedeninin çok soğuk olduğunu hisseden Siyah Tavşan ''Üşüyorum...'' diye mırıldanmış ve hemen ardından ise ''Ölüyorum değil mi? Sanırım... Bu son sözlerim olacak sana... B-ben... seni sevi...'' demiş ve hemen ardından ise gözlerini kapatmıştı.


Kung Lao söylenen son sözler ile birlikte içinden de bir şeyin koparıldığını hissetmiş ve gözlerini yakan tüm göz yaşlarına rağmen sonuna kadar açık tutarak ''Sakın ölme!! Daha çok erken hayır!!! Hey beni duyuyormusun!! Hayır!!!!'' diye haykırarak tek kolunda bulunan Siyah Tavşanın yanağını okşamaya koyulmuştu. Yanağını sürekli dürtmeye başlamış ve ''Bu bir şaka değil biliyorsun değil mi? Hadi uyan! Hey daha reşitliğimi kazanmadım bile !!! Hadi uyan ne olur!! Aç gözlerini daha seni babam ile bile tanıştırmadım!! Hey!! Haydi niye uyuyorsun!! AÇSANA GÖZLERİNİ!!!'' diye haykırmaya başlamıştı.


Her kelimesi ile birlikte organlarının eridiğini hisseden Kung Lao adeta kızgın bir demir yutmuş gibi hissediyordu ve kalbide bu kızgın demirden ilk nasibini alan organıydı. Gözleri bu anlık olarak yaşamış olduğu acıyla birlikte o kadar üzülmüştü ki en sonunda göz yaşlarını bir kenara bırakmış ve bizzat kan ağlamaya koyulmuştu.


''UWAAAAAAAA!!!!'''


Haykıran Kung Lao ellerinde bulunan Siyah Tavşanı sıkıca kendisine çekmiş ve bütün benliği ile sarmalamıştı. Zihninde oluşan görüntüler anılar sadece birkaç saat öncesinde görmüş olduğu ışıldama... Hepsinin şuan kendi ellerinden teker teker alındığını hissediyordu.


Ciğerlerindeki nefes bitene kadar haykırmıştı. Daha sonra tekrar nefes almış ve tekrar haykırmaya başlamıştı. Ses telleri kısılana kadar haykırışı, isyanını temsil etmişti. Kung Lao en sonunda sesi çıkamayacak konuma gelene kadar haykırmaya devam etmişti. Zihninde ise bir anda biten bir intikam fısıltısı dolaşıp duruyordu. Zihni içerisinde sürekli olarak dönen ''İntikam... İntikam... İntikam...'' fısıltısı o kadar şiddetliydi ki Kung Lao buna daha fazla dayanamaz hale gelmişti.


''Kalp çarpmaya başladığında önümdeydin...


Kalp çarpıntısı şiddetlendiğinde yanımdaydın...


Gülerek ve eğlenerek dolaşıyorduk asma bahçelerin içinde...


Kalp çarpıntısı eridiğinde peki? O zaman neredeydin?'

'
Diye mırıldanan Kung Lao kendi sormuş olduğu soruya kendisini cevap vererek ''Yoktun...'' diye mırıldanmış ve etraf bir anda en karanlık odadan bile karanlık bir hal almıştı. Kısa süreli bu karanlığın ardından ise Duan Morphia, Kung Lao'nun kaybolduğunu fark etmişti.


Ağır adımlar ile Siyah Tavşanın yanına giden Duan Morphia her adımı ile birlikte yüzündeki yaranın adeta alev aldığını hissediyor ve suratını buruşturuyordu. En sonunda Siyah Tavşanın yanına geldiğinde on beş nefes süresi geçmişti ve ellerini küçük kızın elleri ile birleştirerek ağlamaya başlamıştı. Sessiz bir ağıttı onunkisi bütün yoldaşlarının da içinde bulunduğu bir ağıt...


İşte tam bu sırada ise yer ile gökyüzünün adeta bembeyaz bir renge bürünmesini sağlayan bir ışık sütunu ortaya çıkmıştı. Duan Morphia gelen ışık sütunu karşısında kör olduğunu hissetmişti.


***


Kung Rai önündeki yaratık ile birlikte kendisinin de kör olduğunu fark etmiş ve bundan istifade ederek kaçmaya niyetlenmişti. Ancak ne kadar debelenirse debelensin gücü o kadar azdı ki kendsini sadece tek bir bacağından kurtarabildiğinde yaratığın gözleri iyileşmiş ve tekrar Kung Rai'ye bakmaya başlamıştı Kung Rai bundan sonrasında ne olacağını çok iyi biliyordu ve bundan ötürü sadece çığlık atabilmişti.


Attığı tiz çığlık ile birlikte yaratığın geniş ve büyük kafası Kung Rai'nin şişkin ve yağlı boynuna doğru yola koyulmuştu. Kung Rai öleceğini düşündüğü için gözlerini kapatmış ve ölmeyi beklerken bir anda üzerindeki ağırlığın kalktığını hissetmiş ve bundan ötürü de gözlerini açmıştı.


Gözlerini açtığı anda önündeki yaratığın bir toz bulutuna dönüştüğüne ve sonradan ancak fark edebildiği kapkara bir kişinin içine doğru aktığına şahit olmuştu. Siyahlara bürünmüş kişi içine doğru akan toz bulutunun bitiminde kafasını sola doğru döndürmüş ve ''O sendin!!'' diyerek Kung Rai'nin üstüne atlamıştı. Kung Rai daha çığlık atacak bir fırsat bile bulamamıştı ki ölmüş ve bütün vücudu toza dönerek siyahlar içindeki kişinin içine doğru gömülmüştü.


Bu sırada ise daha fazla dayanamamış ve dizlerinin üstüne çökmüş olan siyahlar içerisindeki adam zihninin berraklığının yok olduğunu fark etmiş ve sonrasında ise dengesini kaybederek yere düşmüştü.
 

Etraftaki çalıların içinden çıkan başka birisi ise ''Sonunda...'' diye mırıldanmış ve elinde tutmuş olduğu armudu yemeye koyulmuştu.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr