“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Angoria - Angoria Bölüm 53: Bok Kafalı Öğrencim!



Kung Lao adım adım tabutların ve kopmuş kafaların olmuş olduğu uzaklaşıyor ve esirlerin bulunduğu alana doğru ilerliyordu. Kendisini her adımı ile birlikte içinden yük azalmış gibi hissediyordu, üstündeki kaftan bütün kanı emmiş ve ağır ağır ağır kuruyarak üstüne yapışıyordu. Kung Lao çok iyi biliyordu ki kuruduğunda kumaşın özelliği tamamen yok olacak ve tıpkı bir kağıt gibi sert bir şekle bürünecekti.


Adımları sıklaştığında bir baş ağrısı hisseden Kung Lao başlangıçta önemsememişti. Ancak her adımı ile birlikte başındaki baş ağrısı da artmaya devam etmiş ve en sonunda ise Kung Lao'nun hareket dahi edemeyecek hale gelmesini sağlamıştı. O kadar şiddetli bir baş ağırıydı ki Kung Lao kendisini durdurmak zorunda kalmış ve artan baş ağrısından ötürü ellerini kafasına götürmeye başlamıştı. Kung Lao kafasının tıpkı biraz önceki lider gibi patlayacağını düşünmeye başlamıştı.


Acı o kadar dayanılmaz bir hale gelmişti ki Kung Lao sadece titreyip, göz yaşlarını sert zemine damlatabiliyordu. Beyninin içeriden dışarıya doğru aktığına yemin edecek kadar canı yanan Kung Lao en sonunda daha fazla dayanamamış ve ''UWAAAAAAA!!!'' diye bağırarak çığlığını tüm ormanın içinde yankılanması için bırakmıştı. Bu sırada ise Duan Morphia uzun süren kılıç arama görevinden sonra sonunda bulabilmiş ve eline alarak taşımaya çalışmıştı.


Ancak daha elini attığı anda kılıcın bir santim bile havaya kalkmaması ona çok ters gelmiş ve korkutmuştu. Bu kılıç nasıl bir kılıçtı ki tek bir milim bile kalkmıyordu. Bu kılıcın durumunu fark eden Duan Morphia, Kung Lao denen çocuktan bir miktar daha korkmuştu. Duan Morphia'nın kafasında dönüp dolaşan tek bir soru vardı ''Kung Lao gerçekten insan mıydı?'' Hangi insan bu kadar ağır bir kılıcı taşır ve onunla birlikte yürürdü ki delirmiş olduğunu düşünmüştü çocuğun. Hatta kendisinin de delirmiş olduğunu düşünmüştü neden onun için kılıcı arıyor ve geri götürmeye çalışıyordu ki? Kılıç ile bir anda uğraşmayı bırakan kadın kendisini irili ufaklı bir kayalıkların arasına doğru itmiş ve daha sonrasında ise hızını azaltarak kayalıkları geçmeye başlamıştı. En sonunda kayalıkları aşmayı bitirmiş ve kendisini boş ve uzun bir göle doğru bakarken bulmuştu. Tamamen kurtulduğunu düşündüğü için ağırlaştırmış ve on bir adım daha atarak ciğerlerine temiz bir hava çekmişti. Elbet bir gün suratına yaptığını ödetecekti ancak şuan için böyle bir zamanı bulunmuyordu.


Bir sonraki adımını attığında Duan Morphia vücudunda bir gariplik fark etmişti. Vücudu neredeyse hareket edemeyecek kadar üstüne ağır geliyordu ve adeta vücüdu taştan bir tapıya dönüşüyordu. Neler olduğunu anlayamayan Duan Morpia zar zor bir adım daha atmak istemiş ve bunu on nefesin sonunda yapmıştı. Ancak on üçüncü adımı yere dokunduğu anda Duan Morphia şiddetli bir baş ağrısı hissetmiş ve vücudunun istemsiz bir biçimde ters yöne döndüğünü ve kayalıklara doğru ilerleyip tırmanmaya başladığını görmüştü. Daha kendisine ne olduğunu bile anlayamayan Duan Morphia ise çok kısa bir sürede kendisini tekrar kılıcın yanında bulmuş ve en sonunda bedeni durmuştu.


Yaşanan bu olaydan sonra Duan Morphia kendisine lanetler etmiş ve ettiği küfürleri tanrı duyabilsin diye sesli bir şekilde söylemişti. Bu sırada ise etrafta bir çığlık silsilesi akın etmiş ve ne olduğunu bilmediği bir şekilde bütün ortalığı bu sesler ile doldurmuştu. Duan Morphia ise bu vahşet dolu çığlıkları duyduğunda hemen bir panik ile içinde bulunduğu çadırın dışına doğru çıkmış ve gördüğü manzara karşısında şoke olmuştu.


Etrafta sürekli bağıran erkeklerin kafaları vardı... Bu bağırış o kadar farklıydı ki Duan Morphia daha önce bir kez bile ağladığını ve acı içinde bağırdığını görmediği erkeklerin bile bağırdığını hissetmişti. Duan Morphia daha sonrasında kendisini yenen çocuğun oynaya hoplaya zıpladığını görmüş ve en sonunda ise küvetlerin birisine geldiğinde yere eğilerek kendisinden almış olduğu bıçak ile oynamaya başlamasına şahit olmuştu.


Çok değil sadece birkaç zaman sonrasında ise Kung Lao'nun önündeki Ahmo Hanheng'in gözüne bıçağı sokmasıyla birlikte midesi kalkmış ve arkasını dönerek yediği yemeklerin hepsini biriken mide asiti ile birlikte ne var ne yok çıkarmaya başlamıştı.


Öğürmeleri en sonunda bittiğinde Duan Morphia ancak kendisine gelebilmişti ve bu süre içerisinde halen çığlıklar yükselmeye devam ediyordu. Çocuğun yerinin değiştiğini fark eden Duan Morphia ise bir başka arkadaşının canlı canlı kulağının kesilmesini ve daha sonrasında ise dudaklarının kesilerek ön dişlerinin kırıldığını görmüş ve ardından ise arkadaşının kendi kulağını çiğneyişini fark ettiğinde neredeyse bayılacak gibi olmuştu. Daha fazla dayanamayan Duan Morphia kendisini koşarak çadırın içine geri atmış ve daha sonrasında sesler kesilene kadar ise dışarıya çıkmamıştı. Seslerin kesilmesi ise iki yemek süresinden fazla sürmüştü. Duan Morphia kendisini öyle bir ortamın içinde bulmuştu ki defalarca yumruklayarak rüyada olduğunu kanıtlamaya çalışmış, kafasındaki saçları çekiştirerek bunun bir cehennem olduğunu söylemişti.

Ta ki kesilene kadar...


Seslerin kesildiğini anladığı anda Duan Morphia bütün arkadaşlarının can verdiğini çok iyi öğrenmişti. Daha fazlası için bir umudu bile olmayan Duan Morphia en sonunda pes eder bir şekilde dışarıya çıkmaya hazırlanmış ve neden elinde olduğunu dahi bilmediği kılıcı sürükleyerek dışarıya çıkmıştı.


Duan Morphia dışarıya çıktığı anda tekrar bir şiddetli mide bulantısı geçirmiş ve ağzını açarak sürekli öğürmeye başlamıştı. Ancak tamamen boş midesi sadece öğürmüş ancak daha fazlasını yapamamıştı. Dudaklarının üstündeki salyayı sildiğinde Duan Morphia tam arkasını dönmüştü ki kulaklarına yayılan bir başka çığlık ile birlikte yerinden hoplamış ve korkudan neredeyse altına yapacak bir hale gelmişti. En sonunda korktuğu için kapattığı gözlerini açan kadın ise onca vücutsuz başın hemen ilerisinde çocuğun yere çökmüş ve ellerini kafasına koyarak ağladığını görmüştü.


Bu tam fırsatı diye düşünen Duan Morphia ise arkadaşlarının intikamı için elindeki kılıcı bırakarak hızla ileriye atılmış ve Kung Lao'nun olduğu bölgeye vardığında ise bacağını gerdirerek sert bir tekme atmak için hazırlanmıştı. Hazırlamış olduğu tekmeyi bıraktığı anda Kung Lao'ya doğru fırlayan bacak tüm gücü ile vurmuş ve Kung Lao'nun savrularak uçmasına neden olmuştu. Tüm gücünü kullandığı için Duan Morphia böyle bir sonuç olacağını biliyordu ve uçan çocuğa baktığında içindeki kinin rahatladığını hissetmişti. Sanki tüm kinini bu tekmenin içine doldurmuştu. Tekmeyi vurduğunda ise tıpkı yaydan fırlayan ok ile birlikte yayın ipinin eski halien dönüp düzenli bir hale gelmesi gibi hisseden Duan Morphia derin bir nefes almış ve bir sonraki tekmesi için Kung Lao'nun yanına doğru ilerlemeye başlamıştı.


Ancak bunu yaptığı sırada ise bedenindeki sinirlerin hepsinin teker teker yandığını hissetmiş ve sonrasında ise bedenine bir anda yıldırım düşmüş gibi hissetmesine neden olmuştu. Bütün vücudu kaskatı kesilmiş ve kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başlamıştı. Bu öylesine bir acı vermişti ki sanki kalbi bir başkası tarafından sıkılıyormuş gibi hissetmişti. Göğsünü tutarak geçirmiş olduğu on nefeslik sürenin ardından Duan Morphia yine kontrolün kendisinde olmadığını hissetmiş ve bedeni kendi kendine hareket ederek Kung Lao'ya doğru koşmuştu.


Bedeni koşarken kendisi daha ne olduğunu bile anlamadan Kung Lao'nun yanına gelmiş ve tek bir hamlede kucaklayarak nedendir bilmediği bir şekilde esirlerin olduğu bölgeye doğru götürmeye başlamıştı. Esirlerin olduğu bölgeye yaklaştıkça kollarındaki çocuk daha iyi bir hale gelmiş ve en sonunda ise gözlerini açmıştı. Duan Morphia ise gözlerini gördüğü anda ufak bir şaşkınlık geçirmişti. Hangi insanın gözleri kan kadar koyu bir kırmızı olabilirdi ki?


Ancak görmüş olduğu gözler çok kısa bir sürede ortadan kaybolmuş ve sonrasında ise çocuğun ilk görmüş olduğu soluk kahverengi haline geri dönmüştü. Kung Lao derin nefesler almış ve sonrasında ise kadına dönerek ''Yere indirebilirsin... Teşekkür ederim.'' Demişti. Bundan sonrasında ise bir anda gözden kaybolmuştu.


Kadın hangisine şaşırsa bilemiyordu. Kung Lao'nun kendisini kölesi yapmasına mı, bütün arkadaşlarını tek tek işkence yaparak öldürmesine mi, önündeki çocuğa zarar veremeyip yanından dahi uzaklaşamıyor oluşuna mı, kılıcın muazzam ağırlığına mı, yoksa çocuğun sanki hiçbir şey olmamış gibi kendisine bakarak teşekkür ederim diyip gözden kaybolmasına mı? Bütün bunlar bir araya geldiğinde büyük bir şaşkınlığında kendisine gelmesini engelleyemeyen Duan Morphia en sonunda öylece kitlenmişti. Diğerleri gibi değildi bu kitlenmesi kendisine özgüydü ve kafa karışıklığından ötürü bunu yapmaya çok ama çok fazla ihtiyacı vardı.
Bu sırada Kung Lao esirlerin bulunmuş olduğu alana girdiğinde esirlerin korku ile birbirine sarıldığını fark etmişti. Derin bir nefes alan Kung Lao sesini nazik tutmaya çalışarak ''Beni hatırladığınızı umuyorum...

Mirza Bo adlı şifacının çırağı Kung Lao öncelikle lütfen sakin olun!'' demiş ve ellerini havaya kaldırarak ihtiyatlı davranmalarını istemişti. Kung Lao bu hareketinden sonra tekrar nefesini düzenlemiş ve ''Şuandan itibaren gitmekte özgürsünüz size hiç kimse zarar vermeyecek...'' demiş ve sonrasında ise susarak insanların söylediklerini sindirmesini beklemişti. Bu sırada ise insanlar bir anda ayaklanmış ve Kung Lao'nun çevresine gelerek sayısızca teşekkür kelimesini kullanmış ve bir gün mutlaka minnettarlıklarını göstereceklerini söylemişlerdi. Kung Lao ise sadece tebessüm etmiş ve gerekli olmadığını dile getirmişti.


Duan Morphia karşısında duran çocuğun bu ani değişiminden sonra neredeyse sinirden, ortadan ikiye bölünecekti. Ayaklarından birisini yere basmıştı ve ''Sen sen!!!! Senin hiç utanman yok mu?!'' diye bağırmıştı. Kung Lao ise bu bağırmadan sonra kafasını çevirmiş ve Duan Morphia'ya doğru bakmıştı. Dudaklarını açmış ve ''Ne gibi?'' demişti.


Duan Morphia kendisine sanki hiçbir şey olmamış gibi bakan Kung Lao'nun kelimelerinden sonra daha da sinirlenmiş ve yürüyerek ''Bunca yolu bu sefil köylüleri kurtarmak için geldin öylemi!!! Peki ya benim arkadaşlarımın kanına ne olacak!! Bir hiç uğruna ölümlerini mi seyretmem gerekiyordu seni lanet piç!!! '' diye bağırmış ve tek elini havaya kaldırdığı gibi tekrar yere indirmeye çalışmıştı. Ancak elini sayede yarısına kadar indirebilmişti ki bir başka el tarafından tokatı durdurulmuş ve havada bırakılmıştı. Kung Lao çelik kadar sert gözler ile Duan Morphia'ya bakmış ve ''Sen senin sefil grubun benim olana dokundu. Ne yapmamı beklerdin? Ağlamamı mı? Sizin bu gün içerisinde yapmış olduğunuz şey neydi peki?

Öldürdüğünüz insanlar?! ONLAR ÇOK MU SUÇLUYDU HA!?'' diye bağırmış ve sonrasında ise sesini alçaltarak ''Kim benim olana kötü niyetle dokunursa yaptıklarının cezasını on misli ile öder!! Kim benim olana iyi niyetle dokunursa yaptıklarının on misli ile öderim!!'' demiş ve sonrasında ise doğrudan Duan Morphia'nın gözlerinin içine bakarak ''Efendine el kaldırmanın cezasının ölüm olduğunu çok iyi biliyorsun değil mi köle?!'' diye çıkışmıştı.


Duan Morphia kendisine doğru direkt olarak bakılan gözler ve söylenen sözlerden sonra içinde ürperti hissetmişti. ''Cevap ver!!'' diye ince sesi duyduğunda ise içinde tutamamış olduğu bir şekilde ''Evet efendim...'' diye fısıldamıştı. Kendisi bile bunu bu kadar çabuk niye kabullendiğini bilmiyordu. Karşısındaki sese karşı ne yaparsa yapsın direnemiyordu. Kung Lao derin bir nefes almış ve sonrasında ise ''Bu ilk ve son kez affedişim olacak. Bir sonraki yanlış hareketinde cezanı misli ile almanı emin ol ki sağlayacağım!! Şimdi git ve o köylü dediklerine yardım et onlar sizin tarafından yıkılmış olan kasabalarına dönene kadar yanlarında dur sonrasında ise etraftan bulacağın herhangi yiyecek parçası ile geri dön!'' demiş ve arkasını dönerek adım adım ilerlemeye koyulmuştu.


Duan Morphia, çocuğun emirlerinin kocasının emirlerinden bile daha katı olduğunu düşünmüş ve sonrasında ise ağır adımlar ile kasabalılara yardım etmeye koyulmuştu...


Bu sırada ise Kung Lao üstündeki kan kaplı elbiseleri çabucak yırtarcasına çıkarmış ve daha sonrasında ise getirilen büyük testilerdeki sulardan birisini kullanarak elini yıkamıştı. Ellerinin ardından ise yüzünü ve kanın sıçramış olduğu her yeri yıkayan Kung Lao en sonunda temiz hissettiğinde yüzüğünü tokatlamış ve çıkarmış olduğu yeni bir kaftanı giyerek Siyah tavşanın yanına doğru ilerleyişini başlatmıştı.


Kung Lao, Siyah Tavşan'ın yanına geldiğinde suratı bir miktar daha normale dönmüştü ve en sonunda Siyah tavşanı gördüğünde ise içine bir burukluk oturmuştu. Siyah Tavşanın gözleri kapalıydı ve uyuyordu. Vücudundan yayılan ısı o kadar şiddetliydi ki Kung Lao üç adım uzaklıktan hissedebiliyordu. Sanki her an patlamaya hazır bir yanardağ gibi görünüyordu, en büyük değişim ise görmediği kısacık sürenin içerisinde vücudunda bulunan yağ ve kasların tıpkı bir suyun akması gibi eriyip gitmesiydi. Şuan neredeyse dokunduğu anda ölecekmiş gibi duran Siyah Tavşana Kung Lao daha fazla yaklaşma cesaretini gösteremedi ve hızlıca yüzüğündeki eşyaları aradı.


Aramış olduğu eşyalardan birisi Azure Qi Düzenleyicisi, diğeri ise ustasının kendisine nasıl kullanması gerektiğini anlatan bir kitap yada ufacık bir nottu. Azure Qi düzenleyicisini anında bulan Kung Lao daha sonrasında ise zihninde bütün kitapları ufak ufak karıştırmaya başlamıştı. Tam bu sırada ise bir parşömenin varlığına erişmiş ve gülümsemişti. Parşömenin daha aşılmadan üstüne ''Kazanacağın ilaç için!'' diye bir yazı yazılmıştı.


Bir kez daha ustasını anımsayan Kung Lao ise kendisine bu kadar yardımda bulunan bir adama karşı nasıl olurda minnettar olamazdı ki? Parşömeni hızlıca açan Kung Lao içindeki notu okumaya koyulmuştu...
''Sevgili bok kafalı öğrencim Kung Lao... Bu notu okuduğunda turnuvayı kazandığını düşünüyorum. Eğer kazanamadıysan çok kötü döverim seni ona göre!!! Bu notun daha açılmadan belli olduğu gibi sana Azure Qi Düzenleyicisinin nasıl yapılması ve neye göre kullanılmasını gerektiğini anlatacağım...


Azure Qi Düzenleyicisi yapmak isten bir insan öncelikle o kaynak alemindeki gelişimini gözden çıkarmış olmalıdır. Bunu yaptıktan sonra ise son derece nadir bulunan ve senin sanki kıtlıktan çıkmış gibi yediğin taş bitkisinin dış kabuğu, üzüm çekirdeği, iki parça mısır püskülü ve yarım parça muzun birleştirilmesi gereklidir. Birleştirilme esnasında önce kaynatılır ve sonrasında ise dövülerek hepsinin bir püre halini alması sağlanır. Bunun ardından ise en önemli nokta olan kaynak enerjisi ilacın içine empoze edilir...


İlaç kaynak enerjisinin saflığına göre mavinin farklı tonlarına sahip olacaktır. Bu tonlardan ilacın ne kadar parlak ve kuvvetli bir maviyse kaliteli ne kadar sönük ise o kadar kalitesiz olduğu ortaya çıkar!! İlerisi için ne olur ne olmaz diye kesinlikle en az üç tane bu ilaçtan yapmayı unutma hem zaten daha gerçek kaynak alemine yeni geçtin iyice düşün ve ondan sonra icraata koyul!!


Gelelim diğer bir soru olan nasıl kullanmalıyım konusuna... Çok basit be salak öğrencim oluşturulan pirinç tanesi kadar hapı kolayca yutmasını sağlamak ve sonrasında ise bol su tüketmek!! ''
 

Ustasının yazdığı mektuptan sonra neredeyse kahkahalar ile güldüğünü kulaklarında hisseden Kung Lao ufak bir tebessümde bulunmuş ve sonrasında ise elinde bulunan ufacık hapı ağzına doğru götürmüştü.

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21063 Bölüm Sayısı


creator
manga tr