Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Angoria - Angoria Bölüm 50: Karışımın Hazırlanışı...



Kung Lao gözlerini açtığında kendisini bağlanmış bir vaziyette bulmuştu. Kafasını iyi yana çevirdiğinde ise etrafında kasabadan tanıdık yüzler ile karşılaşmıştı. O zaman anlamıştı ki Kung Lao kendisi de artık bir kurbandan başka bir şey değildi.


Kung Lao daha iyi görebilmeye başladığında karşısında bilek güreşinde bilerek kaybetmiş olduğu kadını görmüştü. Göğüslerini açık bırakacak transparan bir elbise giyiyordu ve gözleri ile doğrudan Kung Lao'yu delip geçiyordu. Kung Lao kadının suratındaki sırıtışı ilk gördüğü andan itibaren bunu yok etmeye niyetliydi ve nitekim yine aynı şeyi yapacaktı. Gözlerini bir saniye bile ayırmadan Kung Lao'da kadına doğru bakmaya başladı ve kadının rahatsız olup suratındaki gülümsemesini silene kadar da gözlerini bir kez bile kırpmadan bakmayı sürdürdü. Kadın en sonunda suratındaki sırıtışı silmiş ve ''Neye baktığını zannediyorsun seni küçük orospu çocuğu!!'' diye bağırmış ve Kung Lao'nun suratına elinin tersi ile bir tane tokat atmıştı.


Kung Lao tokat geldiği anda suratının sola doğru kaydığını hissetmişti. Tokat dudağının üstüne doğru özellikle atılmıştı ve bu nedenden ötürü Kung Lao dudağının patladığını çok iyi hissetmişti. Dudağından hem dışarıya hem de ağzının içine akan kanı fark eden Kung Lao gülümsemiş ve ''Şimdilik at bakalım tokadını.'' Demişti. Kadın ise bu sözlerden sonra daha da sinirlenmiş ve bir tane daha tokat atarak Kung Lao'nun dudağında ikinci bir yerin daha patlamasını sağlamıştı. Kung Lao ikinci tokat ile birlikte ufak bir sinir dalgasının bedeninde yükseldiğini hissetmiş ama çok geçmeden derin nefes tekniği sayesinde bu etkiden sıyrılıp tekrar gülümsemeye başlamıştı. Kadın ise Kung Lao'nun gülüşü ile daha rahatsız olmuş ve ''Sen hala gülüyormusun!!'' diye bağırarak elini havaya kaldırmıştı. Tam bu sırada ise elini havada bir erkek tutmuş ve ''Onu şimdi hırpalama güzelim, söz verdiği gibi arkadaşlarımızı iyileştirip güçlendirsin sonrasında istediğin gibi davranabilirsin söz veriyorum.'' Demiş ve arkasını döndüğü gibi gitmişti.


Kadın ise bütün dişlerini gösterecek şekilde gülümseyerek ''Duydun oyunumuz ileride devam edecek...'' demiş ve onunla birlikte uzaklaşmaya başlamıştı. Kung Lao tekrar iyice etrafına bakındığında insanların neredeyse yarı baygın konuda olduğunu fark etmişti. O yüzden deminki konuşmada kimse sesini dahi çıkartamamıştı.


Bu sırada Kung Lao oturur pozisyonda olduğu için etrafını iyice araştırmış ve güvenli olduğunu düşündüğü bir zamanda ise gülümseyerek meditasyona oturmuştu. Şimdilik önceliği Siyah Tavşanın nerede olduğunu bulabilmek idi. Kung Lao meditasyona oturduğu anda kafasındaki düşünceleri boşaltmış ve etrafındaki varlıklardan kendisini soyutlamıştı. Aradığı kaynak enerjisine kendisini yönlendirmiş ve en sonunda ise bulmuştu. Herkesin kaynak enerjisi maviye benzer bir renkte gözükürken Siyah Tavşanın kaynak enerjisi kan kırmızısı idi. O kadar çok göze çarpıyordu ki Kung Lao onu bulmasının bu kadar kolay sürmesine neredeyse şükredecekti.


Gözlerini tekrar açan Kung Lao karşısında tekrar o kadını bulmuştu. Kadın gözlerini iricesine açmış ve ağzındaki dişleri göstererek sırıtmıştı. ''Şimdi asıl meseleye gelelim bakalım çocuk! Nasıl iyileştirmeyi düşünüyorsun...'' demiş ve Kung Lao'nun söylediklerini can kulağı ile dinlemeye koyulmuştu. Kung Lao bu sözlerden sonra iyice düşünmüş ve ''Öncelikle bana yüz adet içi oyulmuş ağaç lazım. Bunun için geniş ağaçları kesin ve sonrasında ise ortadan ikiye bölerek bir kısmını kafanız dışarıda kalacak şekilde oyun üst kısmı da kapak olarak kullanacağımız bir şifalı ot banyosu hazırlayacağım size bunun içinde öncelikle beni çözün ve bana en yakın nehirden yaklaşık üç yüz büyük kovalık su getirin bu sırada ben ise bu konu ile ilgili detayları hatırlayacak ve sonrasında ise size bakım yapacağım.'' Demişti.


Kadın Kung Lao'nun sözlerini duyduktan sonra bir anda tekrar kaybolmuş ve sonrasında ise geri dönerek ''Olmaz sen çözemeyiz, kaçma tehlikesine karşı her şekilde bağlı olacaksın!! Adamlarımıza senin dediklerini yapmaları için izin verdik şuan ağaçları kesmeye başladılar.'' Diyerek net bir dille konuşmuş ve Kung Lao'nun bu sayede hareketli kalmasını tamamen engellemişlerdi. Kung Lao önemsizmiş gibi kafasını sallayarak konuşmuş ve ''Mühim değil bağlı kalmam ancak ellerimi kullanmam gerekli bu yüzden en azından ellerimdeki ipleri biraz yukarıya doğru kaldırarak bağlarsanız sevinirim. Yoksa sizin için şifalı otları hazırlayamam'' demişti.


Kadın tekrar gözden kaybolduğunda en sonunda emin olan Kung Lao kadının sadece emir kulu olduğunu anlamıştı. Büyük ihtimalle yanındaki yemek yiyen adam liderdi ve Kung Lao bunu göremediği için kendisine büyük bir lanet okuyordu. Kadın tekrar içeriye geldiğinde hiç konuşmamış ve Kung Lao'nun ellerindeki ipleri kollarının üst tarafına doğru kaldırarak tekrar bağlamaya koyulmuştu. Bunu sıkılaştırmak için ise ipi aynı zamanda boynundan da geçirmiş ve kendisine göre sağlamlaştırmıştı. Kung Lao kendisini bağlamak ile uğraşan kadına bakmış ve ''Bütün bunlar bittiğinde tekrar bir bilek güreşi yapalım kazandığında ki şartı sen belirle olur mu?'' demiş ve güzel bir tebessüm ile bu söylediklerini ödüllendirmişti.


Kadın ise bu sözlerden sonra ''Hah... Bir sonraki bilek güreşini de istiyorsun ha gerçekten doğru bir söz yenilen köpek tekrar saldırırmış sözü hahaha!! Belki ileride lider izin verirse...'' demiş ve sonrasında ise ağzını hızlıca kapatmıştı. Kung Lao söylenen sözlerden sonra gülümsemiş ve ''Başından beri zaten senin lider olmadığını iyi biliyordum.'' Demiş ve tekrar o masum gülümsemesini sunmuştu.


Bu sırada ise bağlama işlemi bitmiş ve kadın tekrar kaybolmuştu. Kung Lao ise bu sırada kendisini nasıl bağladığını hemen test etmiş ve kolunu yarıya kadar kaldırabildiğini fark etmişti. Bu bile en azından şimdilik kendisi için yeterliydi. Kung Lao kollarının testini bitirmişti ki içeriye tekrar kadın girmiş ve ''Ne yapacaksan şimdi yap seni bizzat izlemem gerekli'' demişti. Kung Lao kadının bunu söylemesinin ardından suratını buruşturmuş ve sonrasında ise ''tamam madem izleyeceksin bunda bir sıkıntı yok ancak şunu belirtmeme izin ver bunu hazırlarken bana en azından büyük bir kazan lazım, bana bulabilir misin?'' demişti.


Kadın karşısındaki çocuğun oldukça olgun olan düşünce tarzından ötürü her seferinde şaşırıyordu. Afallamış ve ''Kazan mı?'' demişti. Sonuçta onların yanına hiç kazan yoktu ki? Bunu acilen lidere danışması geretiğini düşünen kadın ''Bir süre bekle!'' demiş ve sonrasında ise doğruca liderin yanına doğru ilerlemişti.
Lider kısa bir düşündükten sonra şunu kullansın diye işaret etmiş ve kadın da güçlü kolları ile kaldırarak Kung Lao'nun bulunduğu alana doğru götürmeye başlamıştı. Bu sırada ise Kung Lao bir bez ile sarılı olan sol elideki yüzüğünden merak ettiği kitaplara göz gezdirmeye başlamış ve en sonunda ise birkaç işe yarayan kitaba denk gelmişti.


Bunlardan birisi kaynak mühürleme hakkında bilgiler vermekteydi. Çoğu şifacı hastasının acı çekmesini engelleyebilmek için kaynak girişlerini kapatır ve sonrasında ise uyutarak iyileştirmeye başlardı. Kung Lao sadece bu kadarını okuyabilmişti ki elindeki büyük siyah bir metal tekne ile gelen kadın tekneyi Kung Lao'nun önünde bir anda bırakıvermişti.


Kung Lao bir anda bırakılan tekneye bakmış ve ''kazan demiştim size ama...'' diye kibar bir dille itiraz etmişti. Kadın ise homurtular eşliğinde ''Bunlar idare et boklu velet!!'' demiş ve sonrasında ise Kung Lao'nun hemen karşısına oturmuştu. Gözleri Kung Lao'dan bir saniye ile ayrılmıyordu. Nasıl bir ilaç hazırlayacağını merak ile bekliyordu.


Bu sırada ise Kung Lao her şekilde yakalanacağını bildiği için hiç çekinmeden yüzüğünden iki tane kitap çıkartmış ve bunları yavaş yavaş okumaya koyulmuştu. İlk kitap kaynak mühürleme ile ilgili olup kişinin karın bölgesine yapılan iki darbe ile kaynak gücünün mühürlenmesine yarıyordu. Karşısındaki insan asla acı hissetmiyor ve bir sonraki mühür açma tekniğine kadar kaynak gücünü kullanamaz hale geliyordu.
Kung Lao kitap içerisinde sadece mühürleme tekniğine bakmış ve kafasında iyice yer edinceye kadar okumuştu bu süre içerisinde ise çoktan iki yemek süresi kadar zaman rüzgar ile birlikte uçan tüy misali gözden kaybolup uçmuştu.


Kung Lao bir sonraki kitaba gözlerini dikip baktığında yanındaki kadında istemsiz olarak meraklanmıştı. Yaklaşık iki yemek süresidir hiç sesi çıkmaya çocuk göz kapaklarını kırpmak dışında tek bir harekette bulunmamış ve sürekli olarak önündeki kitaba gözlerini dikmişti. Kung Lao ikinci kitabı açtığında gözleri sürekli olarak değişik bitkilerin motiflerini tarıyor ve ne gibi özellikleri olduğunu okuyordu. Kitabın yarısına geldiğinde kitap içerisinde ufak bir not buldu. Notun üstünde ise şunlar yazılıydı: ''Bu bölümden sonrası sadece zehirli bitkilere ayrılmıştır...'' Kung Lao bu notu gördüğü anda daha da hızlanmış ve bütün bitkilerin motiflerini teker teker incelemeye koyulmuştu.


Bu süre içerisinde ise yine zaman su gibi akıp gitmiş ve Kung Lao fark etmemiş olsa da dört yemek süresi daha hareketsiz bir şekilde oturarak zamanını geçirmişti. En sonunda kitabın bütün zehirli bitkilerini okuyan Kung Lao kitapları yüzüğüne tekrar tekrar göndermiş ve yüzüğünün içinden üç çeşit bitki çıkartmıştı. Bitkilere bakan Kung Lao bitkilerin: Avrat Otu, Kurt Boğan ve Yeşil Petunya bitkilerinden bir tomar çıkarmış ve sonrasında ise kafasını sallayarak çıkardığı tomarın dörtte üçünü geri yerine koymuştu.


Kafasını yanındaki kadına çevirerek Kung Lao bakmış ve ''Rica etsem bana şu tekneyi dolduracak kadar su bulabilir misin? Ayrıca çok sayıda odun lazım ki elimdeki bitkileri kaynatabileyim... '' demiş ve sonrasında ise doğrularak elindeki bitkileri atmaya koyulmuştu. Bir anda Kung Lao sadece zehir kullanırsa hemen fark edileceğini anlamış ve yüzünden bir yüksek enerji yenileyici bitki çıkarmış ve ardından ise hoş kokulu bir bitki çıkararak karışımını tamamlamıştı.


Şimdi gerekli olan tek şey ise karşısındaki rakiplerin yapacağı ahmaklıklardı.


(Yazardan Not: tekne derken su üstünde duran tekneden bahsetmek istemedim arkadaşlar, Hayvanların su içmek için kullandığı tekneden bahsetmek istedim. Bilmiyorum sizin yörenizde nasıl bir isimle kullanılır ancak bizim yöremizde onun ismi teknedir.)


Kadın tekrar geri gelmiş ve elinde üç devasa kova ile tekneyi su ile beslemeye koyulmuştu. Bu sırada ise Kung Lao odunun lazım olduğunu söylemiş ve kadın ise buna homurdanarak cevap vermişti. Kung Lao kadının süreli olarak söylemiş olduğu talimatlar ile dışarıya çıkmasını fırsat bilerek kararan hava içerisinde insanların halen istemiş olduğu odundan bölgeyi yapıyorlardı. Bir çoğu bitmişti ancak halen bitmeyenler vardı. Kung Lao kabaca saydığında ise en az yetmiş tane olduğunu fark etmişti.


Oyulan Ağaç kütüklerinin iç kısmı doğruca Kung Lao'ya doğru kadın tarafından getiriliyordu. Kung Lao ise bunları ufak bir çalı ile birlikte tutuşturmaya başlamış ve teknenin ağır ağır ısınmasını izlemeye koyulmuştu. Her yeni odun ile birlikte ateşin ısısı yükselmeye devam ederken Kung Lao ise insanların dediği yapıyı yapıp yapmadıklarını kontrol etmişti.


Üç yemek süresi sonunda teknede kaynayan karışım ve insanların kendileri için yapmış olduğu küvete benzer yapı son bulmuş ve kullanılmak için hazır bir hale gelmişti. Bu sırada ise Kung Lao terleyip suratını yapışmış saçları kadının çekmesini istemiş ve ''Arkadaşlarına söylersen sevinirim, şimdi bütün arkadaşların karınlarını tıka basa doyursunlar ondan sonra ise yaptıkları küvetin içerisinde çıplak bir şekilde girsinler'' demiş ve sonrasında ise kadının liderine danışmaya gittiğini fark etmişti.


Kung Lao liderin hafifçe kafa salladığını fark etmiş ve sonrasında ise bağırarak gelen ''HEPİNİZ ŞİMDİ KARNINIZI SONUNA KADAR DOLDURUN ELİNİZDE NE VARSA YİYİN. SONRA ÇIPLAK BİR ŞEKİLDE ODUN KÜVETLERİNİN İÇİNE GİRİN!!'' diye gelen sözcüklerden sonra emin olmuştu.


Kung Lao ise bu süre içerisinde kadının yanına doğru ilerlemiş ve ''Liderinden bir şey konusunda ricada bulunabilir miyim? '' diye soru sormuştu. Kadın ise liderine tekrar bakmış ve sonrasında ise Kung Lao'yu kolundan tutarak liderinin yanına doğru götürmüştü. Lider çocuğa doğru bakış atmış ve sonrasında ise Kung Lao'yu iyice tepeden tırnağa süzmüştü. Daha sonrasında ise düz dudaklarını aralayarak ''Söyle bakalım çocuk'' demiş ve Kung Lao'ya tehdit dolu gözler ile bakmaya devam etmişti.


Kung Lao ise ellerini birbirine sürtmüş ve ''Lider bey sizden istemiş olduğum şey çok basit bir istek lütfen bu şifacıyı mazur görün ama adamlarınızın gelişimini hızlandırabilecek ve iyileştirecek olan bu ilaç birkaç el mührü uygulama gereksinimi duyuyor. Bunu yapabilmek için ise kollarımın tamamen çözülmüş olması gerekli yoksa gidip onlara mührü yapamam ve buda onların gelişimlerini en erken dört ayda bitirmelerini sağlar ve bu süre boyunca onların bu küvette oturmaları gerekir ki buda sağlıkları için başlı başına bir sorun olur...'' demiş ve sonrasında ise iç geçirmişti. ''Ustam şifacıların çok büyük saygınlıkları olduğunu söyleyip dururdu... Ama şuna bakın ki ben esirim... En azından bu şifacının ufak isteğini kabul edin...'' demiş ve suratına masumhane bir gülümseme kondurmuştu.


Kung Lao'nun bu tutumu karşısında lider tek kaşını kaldırmış ve kısa süre suskun bir biçimde boşluğa bakar olmuştu. Kung Lao liderin şuan düşündüğünü tahmin etmiş ve tek kelime bile söylememişti. Lider tekrar Kung Lao'ya baktığında Kung Lao suratına masumane bir tebessüm yerleştirmiş ve bekleyişini tıpkı bir köpek yavrusunun sahibini bekleyişi gibi sürdürmüştü. Adam en sonunda ağzını açmış ve ''Tamam iplerini çözün, çocuk çok haklı bir şifacının ne kadar zor bulunduğu herkes tarafından bilinir bizimde ona iyi bir şekilde davranmamız gereklidir. Sen Duan Morpia şifacının her hareketini izleyeceksin ve ters giden bir hareketini sezersen onu öldüreceksin!'' demiş ve sonrasında ise tekrar bakışlarını Kung Lao'ya çevirerek ''Bu sizin için uygunmudur şifacı?'' diye sormuştu.


Kung Lao kendinden emin ve keyifli bir yüz ifadesi ile karşısındaki adama güven vermek istemiş ve sonrasında ise masum tebessümünü tekrar göstererek ''Uygundur... İzniniz olursa arkadaşlarınızın üzerindeki gelişim serumunu tamamen başlatmak isterim.'' Demiş ve liderin bir söz söylemesine izin vermeden arkasını dönerek ilerlemeye devam etmişti.


Kung Lao için bu kadar özgürlük yeterliydi, arkasından isminin Duan Morpia olduğunu öğrendiği kadın takip ediyordu ve elinde bir bıçak ile Kung Lao'nun yanına doğru hızlı adımlar ile ilerlemişti. ''Biraz rahat durursan yanlışlıkla boğazını kesmek zorunda kalmam şifacı!!'' diye bağırmış ve Kung Lao'nun durmasına sebep olmuştu.


Kung Lao ipler kesildikten sonra hız kesmeden adamların yanına doğru ilerlemiş ve çıplak göbeklerine dokunarak iki defa baskıda bulunmuştu. Adamlar bu baskıdan hiç etkilenmemiş ve yüzlerinde bir gülümseme ile lidere minnettar bir şekilde bakmaya devam etmişti. Kung Lao hepsine aynı hareketi uyguladıktan sonra derin bir nefes almış ve inandırıcılığı artsın diye ellerini havaya kaldırarak ''Eyyy yücelerin yücesi Appo!! Senden bu insanların daha da güçlenmesi için yardım talep ederim!! Lütfen sesimi duy!! '' diye bağırmış ve sonrasında ise ciddi bir surat ifadesi ile birlikte yanındaki Duan Morphia ya bakarak ''Rica etsem teknedeki suyu dökmeme yardım eder misin?'' diyerek tekneye doğru ilerlemişti.
Kung Lao kaftanının uzun kollarını ki kat katlamış ve demirden tekneyi tutmak için iki elini de güzel sarmıştı. Aynı şeyi kadınında yapmasını beklemiş ve sonrasında ise ''Üç dediğimde kaldıralım'' diye talimat vermişti.


Kadın Kung Lao'nun saymasını beklemiş ve sonrasında ise dikkatli bir şekilde kaldırarak arkaaşlarının üstüne doğru ılık şifalı suyu dökmeye başlamışlardı. Tüm hepsine suyu dökmeleri tam bir yemek süresi kadar sürmüştü ve en sonunda tekne boşaldığında ise Kung Lao hiç vakit kaybetmeden oymuş oldukları devasa odunların diğer kısmını alarak üstlerini örtmeye başlamıştı. Kadın ise karşısındaki ufacık çocuğun bir kütüğü kaldırışını izlemiş ve şaşakalmıştı. ''Kung Lao'nun hadi neyi bekliyorsun!!'' diye bağırışından sonra kendine gelmiş ve Kung Lao'yu taklit ederek arkadaşlarının üstünü örtmeye devam etmişti.
 

Yarım yemek süresi kadar sürek bu işlemden sonra Kung Lao aynındaki teri silmiş ve ''İşte bitti şimdi iki yemek süresi kadar beklemeliyiz ki arkadaşlarınızın vücutlarında etkilerini gösterebilsin...'' demiş ve kendisini yere atarak oturmaya başlamıştı. Bu sırada ise aklına sanki bir anda gelmiş gibi ''Bu sırada size bir şey sorsam acaba uygun olur mu?'' demiş ve onayı aldıktan sonra ''Buraya gelirken sırtımda bir kılıç duruyordu. Paçavra gibi göründüğüne eminim ama benim için kendi hayatımdan daha öneli bir yadigar... İzin verirseniz almak isterim.'' Demiş ve kadının liderine söylemeden önce elini tutarak ''Şimdi ben sözümü tuttuğuma göre sende sözünü tutabilir misin? Bir bilek güreşi daha yapmak isterim seninle...'' demiş ve tekrar masum gülünüşü ortaya dökmüştü.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21063 Bölüm Sayısı


creator
manga tr