"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Angoria - Angoria Bölüm 49: Bilek Güreşi



Kung Lao yüzüğüne depoladığı kitaplar ve ismini bile bilmediği otların karışımından sonra bir zamanlar evi olmuş olan bu boş oturağa karşı bir özlem hissetmiş ve yorgunluğunu atıp daha sağlıklı düşünebilmek için banyo yapmıştı.


Banyosunu bitirip çıkacağı sırada ayağının altında dolanan taş benzeri bir yapının olduğunu fark etmiş ve fıçının içine elini daldırmıştı. Eline gelen şeyin bir topa benzediğini düşünen Kung Lao sudan çıkardığında ise elinde tutmuş olduğu top benzeri yapının zamanında mağaradan çıkabilmek için delmiş olduğu Kuzey Yeli Domuzunun kaynak çekirdeği olduğunu fark etmiş ve gülümsemişti.


Ardından ise Kung Lao taşı ağzına doğru götürmüş ve banyo boyunca ağzında tutarak kendisini yıkamıştı. Bu sırada ise kaynak çekirdeği ağzında yavaşça erimeye koyulmuş ve her tükürüğünü yutuşu sırasında midesine ufak bir parçası inmeye başlamıştı. Elbette bunu fark etmeye Kung Lao ise banyo bittiği sırada ağzındaki taşı nereye koyduğunu düşünmüş ve ortalığa kısa bir göz gezdirdikten sonra gitme vaktinin geldiğini düşündüğü için hazırlıklarına başlamıştı.


Güzel mavi renkli bir kaftan giyen Kung Lao üstünde bulunan sarı renkli işlemeler ile tıpkı bir şifacı gibi görünüyordu. Bu görüntüsünden hoşnut olan Kung Lao kulübenin içinde bir sazlık bulmuş ve saçını arkadan toparlayarak yan taraftan iki tane bukle bırakmıştı. Bu sayede ya bir şifacı yada bir şifaca yamağı gibi görünmesi gayet doğal bir hale gelmişti.


Kulübeden çıkma vakti geldiğinde ise Kung Lao Phialamında dayanılmaz bir ağrı hissetmiş ve hemen zihnini boşaltarak Phialamına bakmaya başlamıştı. Kesinlikle gördüğü şey karşısında şaşkınlığa uğramıştı. Midesinden gelen bir Qi akışı Phialamına girebilmek için bir savaş vermekteydi. Kendi Phialamı içindeki saf Qi gibi olmasa da saflığı büyük ölçüde fazla olan bu Qi Kung Lao'nun meditasyon pozisyonuna geçerek Phialamına akmasını sağlamasıyla birlikte kalede delik açan düşmanların akın etmesine benzer bir şekilde Phialamının içine girmeye başlamış ve çarçabuk içeriye girerek kendisini geldiği gibi kaybettirmişti.


Kung Lao'nun Phialamından yükselen ufak bir pof sesinden sonra gözlerini açmış ve gülümseyerek ''İkinci aşama Temel Kaynak Alemi...'' diye mırıldanmıştı. Etrafındaki sis dağıldığında Kung Lao kendisini durduracak bir şeyin kalmadığını fark etmiş ve geldiği gibi geri kasabaya dönmüştü.


Sadece bir tütsü vakit sonrasında Kung Lao eskiden kasaba olarak bildiği yıkık dökük yapıların arasında dolaşmaya başlamış ve kasabanın önemli bir bölümünü kaçıran ve evleri yağmalayan insanların izini sürebilmek için ufak çaplı bir arama başlatmış ve en sonunda tamda tahmin ettiği gibi ormana doğru giden birden fazla ayağın irili ufaklı oluşturduğu izlerin farkına varmıştı. Kung Lao kendisinin bu kadar basit bir şeyi bile fark edemeyecek olmasından ötürü kızmış ve sonrasında ise ayak izlerini yavaşça takip etmeye başlamıştı.


İzler kimi zaman daha derin hale geliyor kimi zaman ise durgunlaşarak seyrekleşiyordu. Kung Lao en sonunda ormanın içine kadar izleri takip etmiş ve ormanın içinde işinin daha da fazla zorlaştığını düşünmüştü. Ortalıkta bulunan çimenlerin basılmış bölgelerindeki yassılığı takip eden Kung Lao kafası karışmış bir şekilde etrafına bakınmış ve sonrasında bir ayağa salyangoz gibi yapışmış bulunan meyhanenin aşçı yamağı Sun Ji Wo ile karşılaşmıştı. Sadece bir bakış ile öldüğünü çok bariz bir şekilde gören Kung Lao yere tükürmüş ve ''Demek bu zavallı gelişimi bile olmayan adamı öldürecek kadar düştünüz ha?!'' demiş ve sonrasında ise cesedin yanına giderek ''İntikamını alacağım, hiç merak etme... Yukarıdaki Aziz umarım senin bir sonraki hayatın için adil olur...'' diye fısıldadıktan sonra çimlerin izlerine bakarak yoluna devam etmişti. Yolda ilerlediği her adımlar birlikte içindeki intikam hırsı yükseliyor ve daha da fazla ateşleniyordu.


Kung Lao aralıksız olarak iki yemek süresi kadar boyunca yerde bulunan çimin baskı noktalarını ve çamur izlerini izlemişti. En sonunda gelen kahkaha seslerinin ardından Kung Lao aradığı kişileri bulduğundan çok emin olmuştu. Bunun nedeni ise at arabasındayken hissetmiş olduğu auranın tıpa tıp aynısının şuan karşısında bulunmasıydı.


Kung Lao kendisini gizleyecek bir nokta bulmuş ve iyice insanları izlemeye başlamıştı. Yaklaşık on kişilik gruplar halinde sekiz tane ateş yakılmıştı. Bunların üstünde ise ufak hayvan parçaları pişiriliyor aynı zamanda ise içkiler içilerek şarkılar söyleniyordu. Kung Lao buraya gelirken aklında bulunan şifacı rolüne girmenin en iyisi olacağını düşünmüş ve üstündeki kaftanı düzelttikten sonra ellerini arkadan bağlayarak kampın içine doğru yürümeye başlamıştı.


Sanki kamptaki adamlar hiç ilgisini çekmiyormuş gibi Kung Lao yürüyüşüne devam ederek kampı gelip geçmeye başlamıştı. İnsanlar şaşkın bir biçimde Kung Lao'ya bakıyor ve bu çocuğun neler yaptığını anlamaya çalışıyorlardı. İçlerinden birisi daha fazla dayanamamış ve ayağa kalkarak ''Hey! Sen kimsin neyin nesisin?! Kendini tanıtmadan biz asillerin mekanına gelebilirsin!!'' demiş ve kalkarak iki uzun adımdan Kung Lao'nun kollarından birisini tutmuştu.


Kung Lao kendisine dokunan haydutun dokunmasının sertleştiğini fark etmiş ve sonrasında ise boşta kalan elini kaynak enerjisi ile doldurarak rakibine doğru göndermişti. Göndemiş olduğu kaynak enerjisinden bir miktar bile acıma duygusu yükselmiyordu.


Haydut Kung Lao'nun yumruk attığını gördüğü anda gülümsemiş ve karşısındaki zayıf çocuğun kendisine vurmasına izin vermişti. Ancak bu yaptığı şey onun hayatı boyunca yapabileceği hataların hepsinin toplamından daha fazla olmuştu.


Kung Lao karşısında bulunan adamın Phialamına doğru öyle şiddetli vurmuştu ki adam neye uğradığını şaşırmış ve yumruğun etkisi ile ellerinin hissizleştiğini ve en sonunda koldan ayrıldığını hissetmişti. Ardından ise ağzından bir miktar kan tükürmüş ve dalga dalga gelen kuvvetin etkisi ile daha fazla dayanamayarak havalanmıştı. O kadar güçlü ve hızlı bir şekilde havalanıp uçmuştu ki haydut un arkadaşları bile bu hızı zar zor fark etmişti. Yüksek hızı ile birlikte haydut yanlarında bulunan bir ağaca kafası ile doğrudan bir darbe almış ve ağacın kırılıp devrilmesine neden olmuştu.


Haydutlar oracıkta ölen arkadaşlarına şaşkın bir şekilde bakıyorlardı. Kung Lao ise bu olay hiç yaşanmamış gibi tekrar ellerini arkadan birleştirmiş ve bir kadın ile erkeğin olduğu taşlardan birisine doğru oturmuştu. İnsanların meraklı gözler ile onu izlediğini hissetmiş ve ''Lideriniz kim?'' diye basit bir cümle kurmuştu.
İnsanlar bu basit cümlenin ardından Kung Lao'nun ciddiyetini fark etmiş ve tamamen sessiz kalmışlardı. Yüz otuz kiloluk devasa adamı tıpkı bir yaprak gibi tek yumruk ile uçuran çocuk kendilerine neler yapardı ki? Ancak Kung Lao'nun bilmediği bir şey vardı, sorusunu sormuş olduğu kişi zaten grubun liderinden başkası değildi. Önündeki adam ağzını açmış ve ''Önce dur biraz sakinleş. Kimsin neden buralara geldin.'' Demiş ve sonrasında ise yemeğini yemeye devam etmişti.


Kung Lao'da tıpkı adamın yaptığı gibi yapmış ve önünde bulunan sincap veyahut tavşana benzeyen etten bir parça kopartarak ağzına atmıştı. İyice çiğnedikten sonra yutmuş ve ''Shimao Che derler bana, Bir şifacının çırağıyım. Ortalıkta dolanır ustamın istediklerini yaparım...'' demiş ve sonrasında ise gözlerini karşısındaki adama dikerek ''Şimdi söyle bakalım lideriniz kim?'' demişti.


Adam ağzındaki lokmaları yutmuş ve parmağı ile yanında bulunan kadını göstermişti. ''Kendisi bizim liderimizdir. Biz onun için çalışırız...'' demiş ve sonrasında ise elinde bulunan eti kemirmeye devam etmişti. Kadın kendisi gösterildiği anda ağzındaki yemeği tükürmüş ve ''N-ne!! Hayır ben lider falan değilim!!'' diye sitem etmişti. Elindeki eti düşüren kadın Kung Lao'ya bakmış ve ''Yada... Lider ben olmuş olsam ne olur?'' diye cesaretli gözler ile bakışını sürdürmüştü.


Kung Lao karşındaki hafif kaslı kadına bakmış ve ''Eğer bir lidersen seninle bir oyun oynamak isterim!!'' diyerek gülümsemişti. Ardından ise kafasını kadına doğru yaklaştırmış ve ''Endişelenme çok basit bir oyun olacak...'' diye fısıldamıştı.


Etraflarındaki tüm insanlar Kung Lao'nun yardımcı lider ve aynı zamanda liderin eşi Duan Morpia'ya neler fısıldadığını çok merak ediyorlardı. Aynı zamanda ise kafalarındaki soru işaretleri ile birlikte bir şifacının nasıl bu kadar güçlü olabildiğini kendilerince sorguluyorlardı. Haydutların birisi yere tükürmüş ve ''Kesinlikle zengin bir ailenin şımarık çocuğu şuna bakın suratındaki kendinden emin ifade nasılda gülümsüyor. Birazdan yardımcı lider onun leşini çıkarınca da aynı şekilde gülümseyebilecek mi göreceğiz...'' demiş ve yanındaki insanlar ise hep birlikte kendilerinden ve yardımcı liderleri Duan Morpia'dan emin bir şekilde gülümsemeye ve baş sallamaya başlamışlardı.


Duan Morpia gülümseyerek ''Ah... Demek bir oyun oynayacağız söyle bakalım nasıl bir oyun olacak bu?'' demiş ve sonrasında ise ''Olurda boyundan büyük bir oyun oynama olur mu?'' diye belirtmişti. Kung Lao ise boş bir surat ifadesiyle ona bakmış ve sonrasında ise gülümseyerek ''Bir bilek güreşi yapacağız.'' Demişti. Hemen ardından ise ''Kazanırsam benim kölem olacaksın, kaybedersem bütün ekibinizi hiçbir ücret almadan iyileştirecek ve daha güçlü hale getireceğim... Ancak bu bilek güreşine başlamadan önce bir şartım var! Eğer kaybedersem sözümü tuttuktan sonra tekrar benimle bir bilek güreşi yapacaksın. Eee... Söyle bakalım kabul ediyor musun?'' diye belirtmişti.


Kadın bu sözler karşısında istemeden de olsa kocasına bakmıştı. Sonuçta grubun lideri oydu ve o ne derse onu yapmak zorundaydı. Yoksa üstlerindeki patron hem kendisini hem de kocasını lime lime ederdi. Kocası kadına bakarak gözlerini kırpmış ve sonrasında ise yemeğine devam etmişti. Kadın kocasından gelen göz onayının ardından gülmüş ve ''Tamam kabul ediyorum. Hem şartını hem de isteğini!!'' demiş ve sonrasında ise işaret parmağını yan tarafa çevirerek ''Şuradaki kayada bilek güreşini yapmaya ne dersin çocuk?'' demişti.


Kung Lao karşısındaki rakibinden bir saniye bile gözlerini ayırmadan kafasını sallamış ve sonrasında ise ayağa kalkmıştı. Kadında kendisini takip etmiş ve ikisi de kayanın bir tarafına geçmişlerdi. Kung Lao karşısındaki rakibine elini uzatmıştı.


Önünde bulunan kadın ise elini uzatan Kung Lao'ya karşı elini uzatmış ve rakibinin elini hızlıca kavramıştı. Kung Lao kadının elinin oldukça büyük olduğunu fark etmişti tahminlerine göre kadının diğer eli de aynı şekildeydi ve ufak bir göz attıktan sonra Kung Lao kesinlikle kadının diğer elinin daha büyük olduğunu görmüştü. Kung Lao karşısındaki kadının ellerine yaptığı baskıyı hissetmiş ve dudaklarını yukarıya doğur kaldırarak ''Hadi sene ne duruyorsun?'' diye kışkırtmaya başlamıştı.


Bu sırada ise Kung Lao kadına parmakları ile hafif bir baskı sağlamış ve ''Üç deyince başlayalım olur mu birazdan bana efendi demek için hazır olsan iyi olur.'' Demiş ve ağzını genişçe açmıştı. Kadın ise karşısında bulunan ukala çocuğun davranışlarından sinirlenmiş ve ''Pekala çocuk ancak kaybettiğinde bütün arkaşlarımın yaraları ile ilgilendiğinden emin ol eğer bir tanesi bile iyileşmezse bil ki seni oracıkta yok edeceğim!'' demiş ve sonrasında ise ''ÜÇ!!'' diye bağırarak bütün gücü ile kolunu iteklemeye başlamıştı.


Kung Lao karşısındaki kadının tüm gücü ile baskı kurduğunu fark ettiğinde kolunun bir anda sola doğru yattığını fark etmişti ve içinden 'Gerçekten güçlü' diye geçirmişti. Kung Lao dişlerini sıkmış ve bir miktar direndikten sonra ise kolunu kayanın dış yüzeyine bırakmıştı. Daha sonrasında ise inandırıcı olsun diye acıdan dişlerini sıkmış ve göz kapaklarını kapatmıştı. Kadın ise bu anı beklemiş ve gözlerini kapatmış olduğu Kung Lao'nun suratına iri elleri ile sağlam bir yumruk geçirmişti.


Kung Lao burnuna doğru gelen darbe ile gözlerinin yaşlanmasına engel olamamış ve sonrasında ise dengesini kaybederek yere doğru kendisini bırakmıştı. Daha sonrasında ise baygın bir konuma geçen Kung Lao'nun yanına gelen kadın eğilmiş ve sırıtarak ''Senin gibi bir çocuk benim gibi döngülerdir savaşan birisine ne yapabilir ki? Senin de yolun buraya kadarmış çocuk, belki sen benim kölem olursun ha?'' demiş ve kahkahalar ile gülerek bir elinde Kung Lao ilerlemeye başlamıştı...
 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 705

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17783 Üye Sayısı
  • 486 Seri Sayısı
  • 24183 Bölüm Sayısı


creator
manga tr