Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 48: Yükselen Dumanlar



''Çabuk olun ve elinizdekilerin hepsini taşımaya başlayın beyler! Liderimizi bunun ile sinirlendirmek istemeyiz!'' demiş ve sonrasında ise omzuna atmış olduğu bir kız ile birlikte yürüyüşe başlamıştı. Yaklaşık yüz kişilik bir grup ellerindeki ve sırtlarındaki canlı veyahut cansız ne tür malzeme olduğunu bile ayırmadan hepsini yüklenmiş ve sıra halinde ilerlemeye koyulmuştu. Omuzlarında kimisinin iki insan vardı ve ellerinden birisinde ise bir çuval taşıyordu. Dışarıdan gören insanların topluca göç ettiğini zannettirecek kadar çok insan bir arada duruyordu.


Omuzlarında tuttukları kişilerin bir kısmı debeleniyor ve kaçmaya çalışıyordu. Hatta kaçmayı başarabilecek kadar uzaklaşanlar bile olmuştu. Ancak hepsinin sonu uzaktan gönderilen bir ok ile son bulmuştu.


Gönderilen ok o kadar iyi nişan alınmış bir şekilde gönderiliyordu ki hepsi istisnasız kaçanların boğazına iniyor ve oracıkta elleri boğazlarında ölmelerine sebep oluyordu. Kanları içinde boğularak ölmek ise görenleri korkutuyor ve kaderlerine mahkum olmalarına sebep oluyordu.


''Patron bu kız yanıyor!!'' diye bağıran bir adam doğruca patronun yanına doğru hızlıca yürümüş ve omzundaki kızı görsün diye bir miktar önüne geçmişti. Patron kızı gördüğü anda neredeyse kızın tutkunu olacaktı. Ağızından akan suları kimse görmesin diye hemen hızlıca koluna silmiş ve sonrasında ise elini kızın suratına koymuştu. ''Gerçekten yanıyor kampımıza gittiğimizde bir şifacı bulmamız gerekecek. Sırana geri dön ve taşımaya devam et ormanın içerisinde girdiğimizde ilk molamızı verceğiz!'' demiş ve sonrasında ise kararlı bir şekilde yürümeye devam etmişti.


Önünde bulunan adam ise hiç sesini çıkarmadan yerine dönmüş ve tek sıra halinde ilerleyişlerini sürdürmüşlerdi. Aralarında bulunan iri yarı bir kadın patrona doğru seslenmiş ve ''Yakışıklı patronum benim üstümdeki ağırlığı biraz hafifletsen malum her ne kadar ben güçlü olsam da halen bir kadınım...''diyerek sızlanmıştı.


Patron kısa bir kahkaha atmış ve ''Kandıramazsın beni!! Buradaki herkes senin çoğu erkekten bile daha güçlü olduğunu biliyor!! İstersen biraz daha ağırlık yükleyeyim sana ha ne dersin?'' demiş ve tekrar gülmüştü. Bu sırada ise kadın somurtmuş ve yanağının iç kısmını kemirmeye başlamıştı. Neden konuştuğunu kendisi de bilmiyordu ve o aptal çenesine hakaretler ediyordu. Uzun kafile ağır adımlar ile ilerleyişini sürdürmeye devam ediyordu. Atların kişnemesi ve insanların ağlamaları sessizliğin içinde ufak bir melodi oluşturuyordu.


Haydutlar kendilerini ormanın içine attıklarında hepsi sanki güvenli bölgedeymiş gibi rahatlamış ve sırtlarında bulunan yüklerini yere fırlatmışlardı. İçlerinden bir kısmı ağzı sulanarak esir almış olduğu kızlara bakıyordu en sonunda dayanamayan iri yarı bir adam ''Patron birisinin tadına baksak nasıl olur ha?!'' demiş ve daha patronunun emrini dinlemeden hızlıca kızın göğüs gölgesinden çekiştirdiği gibi kızın kıyafetlerini yırtmıştı.


Yırtılan kıyafetlerden sonra bütün erkeklerin bakışları o noktaya dönmüştü... Patron bu durumlarını gördüğünde iç geçirmiş ve ''Sadece bu kız olacak!!'' diye emrini söylemişti. Bunu duyan diğer erkelerde çoktan ayaklanmış ve kızın yanına doğru ilerlemeye başlamışlardı. Kızın gözlerinden akan yaşlar ve çığlıkları haydutlar için önemsizdi. Diğer kurbanlar için ise üzülerek veyahut korkarak izleyecekleri bir vahşet sahnesiydi. Hepsi korkuyordu bunun en temel sebebi ise bir sonraki kişinin kendileri olabileceğiydi.
Haydutların kahkahaları derin bir hal alıyor ve ağlayan çığlık atan kızın sesini bastırıyorlardı. İki yemek süresi boyunca çığlık atan kız en sonunda sesini kesmiş ve tamamen suskun bir hale gelmişti. Bu sırada ise grup işlerini gördükleri için yüzleri gülümser bir şekilde ayaklanmış ve ilerleyişini sürdürmüştü. Tutsaklardan birisi biraz önce tecavüz edilen kızın alınmadığını fark etmiş ve ''Lütfen onu da alın!! O burada hiçbir şey yapamaz!! Ormana hiç girmedi!!'' diye bağırmış ve sonrasında ise debelenerek haydutun tepesinden inip kafasını yere vurmuştu. ''Ne olur onu da alın, ölmesindense köle olması daha iyidir!!'' diye yalvarmıştı.


Lider ona doğru dönmüş ve durumuna bakmıştı. ''Neden bu kadar onu yanımıza almamızı çok istiyorsun? Ah... Sen onu seviyorsun...''demiş ve gülmeye başlamıştı. ''Ancak onu yanımızı almamıza gerek yok! Neden diye soracak olursan liderimiz bizim elimizi sürdüğümüz kızları sevmez... Anlarsın ya onun için kirli bir peçete gibi gelir!!'' demiş ve sonrasında ise kahkahaya boğulmuştu. Adam bu söyledikleri karşısında kendisini de bir peçete gibi görmüş ve sinirlenmişti. Boğazından yukarıya doğru büyük bir gürültü kopmuş ve hemen ardından ise yanında bulunan haydutun kılıcını çekerek lidere doğru koşmuştu.


Ancak evdeki hesabın çarşıya uymadığı bu dünyada tam lidere ölümcül bir darbe atmaya hazırlanıyordu ki iri yarı birisi çıkarak önünü kesmiş ve boğazından tutarak havaya kaldırmıştı. İri yarı adamın yüzünde iri bir gülümseme vardı ve çürük dişlerinin göz önüne gelmesini sağlıyordu. ''Bırak onu Guran! Bir erkeğin savaşma dürtüsü var onda bunu bu şekilde ziyan edemeyiz.'' Diye soğuk bir ses ile lider konuşmuş ve ''Demek bana meydan okuyorsun güzel... Haydi o zaman seninle bir iddia'ya girelim ha istemez misin? '' demiş ve lider gözlerini tutsak adama doğru dikmişti.


Adam kafasını ufak hareketler ile sallamış ve ''Seninle kapışacağım kazanırsam ben ve o kızı serbest bırakacaksın!'' diye bağırmıştı. Patron dudaklarını büzmüş ve şaşırdığını belirtmişti ''Peki ya ben kazanırsam? O zaman senin sevdiğin kızı senin gözlerinin önünde bir masaya yatıracağım ve sonrasında ise bütün eklemlerini tek tek doğrayacağım!!'' anlaştık mı? Demiş ve gözlerini irice açarak karşısındaki esire bakmıştı.


Karşısındaki adam hiçbir konuşma belirtisi göstermemiş ve elindeki kılıç ile koşmaya başlamıştı. Bir yandan da bağıran adam elindeki kılıcı havaya kaldırmış ve sonrasında ise önündeki patrona doğru savurmuştu. Ancak patron böylesine basit bir kılıç saldırısından etkilenmeyecek kadar ustaydı ve hızlıca yana doğru kayıp daha sonrasında ise sağ bacağını havaya kaldırarak karşısındaki esire bir tekme atmıştı.


Esire attığı tekme o kadar güçlüydü ki vurmuş olduğu ense bölgesine daha değdiği anda adam uçuş ve havada takla atarak en yakınlarındaki ağaca çarpmıştı. Boynu daha darbenin etkisi ile anında kırılmış ve sonrasında ise ağaca çarptığı için omurgası da bu darbeye dayanamamış ve kırılmıştı. Ağzından fışkıran bir kan ile birlikte tutsak adam oracıkta can vermişti. Patron tekmesini indirdiği sırada ağzını şaşırmış gibi açmış ve sonrasında ise eli ile kapatmıştı. ''Ben bu kadar güçsüz olacağını nereden bilebilirdim ki? Tüh... Sevdiğin kızı doğrarken göremeyecek olman ne kadar kötü...'' iye yalandan üzülmüş ve sonrasında ise adamlarından birisinin gözlerine bakarak ''Git kızı sırtına al onunla baya büyük eğlencelerim var.'' Diyerek astına emirler vermişti. Astı patronun emirlerini duyduğu anda ilerlemiş ve bir çuvala benzeyen eli yüzü şişkin kızı sırtına almış ve sonrasında ise tiksindiğini belli eder bir şekilde ''Keşke üzerine fazla yapmasaydık...'' diye mırıldanmıştı. Onun bu şekilde mırıldandığını duyanlar ise kahkahalara boğulmuştu.


Lider daha fazla oturmalarının yersiz olduğunu düşünmüş ve grubunu harekete geçirmişti. Ağaçlık alanları bırakıp en sonunda açılık bir alana geldiklerinde çoktan dört yemek süresi bir vakit geçmiş ve astları tekrar yorulmuştu. Lider bu kadar hızlı yorulmalarında şikayetçiydi ama yapabileceği bir şeyde yoktu onlar olmasa bu günkü hasılatını asla yapamazdı...


Büyük bir kemik kalıntısının yakınında duran grup kemik kalıntılarının bir kaynak canavarına ait olduğunu fark etmiş ve bu kaynak canavarının bir girişte amansızca katledildiğini görmüşlerdi. Lider iki adam görevlendirmiş ve ''Nadir bir canavara benziyor etrafı arayın belki de kaynak çekirdeği halen ortalıktadır!'' diye bağırmış ve astları ise bu görevi yerine getirmeye başlamışlardı.


İnsanlar dinleniyor ve bildikleri ilginç hikayeleri anlatıyorlardı. İçlerinde en büyük hikaye ise Guan Xinyi adlı arkadaşlarının bir çocuk tarafından yenilmiş olmasıydı. Haber kendilerine bir güvercin ile ulaştırılmıştı ancak bu haber ile herkes şoka uğramıştı. Guan Xinyi onların en güçlü savaşçılarının içerisinde yer alan birisiydi nasıl olurdu da öldürülebilirdi ki?...


***


Kung Lao atını dört nala sürmeye devam etmiş ve doğruca kasabaya doğru ilerlemişti. Kasabaya her adımı ile daha da yaklaşıyor ve daha fazla korku içine doluyordu. Meditasyon yaparken içinde hissetmiş olduğu karanlık aura direkt olarak kasabanın yakınlarından geliyordu ve kasabada bulunan Siyah Tavşan'ın tehlikede olduğunu düşünen Kung Lao gerisini önemsiz bulmuş ve hızla ilerlemeye başlamıştı.


Her yüz metrede bir etrafına bakan Kung Lao en sonunda siyah dumanların göğe doğru yükseldiğini görmüş ve endişesi bir kat daha artmıştı. Atının kıçına bir şaplak daha atan Kung Lao ''Dehhh!! Hadi güzelim Dehh!!!'' diye bağırmış ve atının artan hızı ile birlikte ilerlemeye devam etmişti...


Kung Lao en sonunda kasabaya vardığında üç yemek süresi daha geçmiş ve olayın şiddetini gördüğü anda burnundan dumanlar yükselmişti. Ancak içindeki korkuda bir o kadar artıyordu ve bunun önüne geçebilmek için Siyah Tavşanın evinin önüne kadar bütün yakılmamış evleri aramaya koyulmuştu. Evlerin bir çoğunun içleri boşaltılmıştı. Sanki bütün kasaba taşınmış gibiydi. Evlerinin içinde minimum eşya bulunuyordu ve kırılabilecek eşyaların çoğu geride bırakılıyordu.


Kung Lao en sonunda Siyah Tavşanın evinin önüne geldiğinde hiç vakit kaybetmeden kapıyı kırarcasına açmış ve hızlıca evin içinde dolaşmaya başlamıştı. Her odayı didik didik arayan Kung Lao'nun içindeki korku onu ele geçirmeye başlamış ve umutları ağır ağır tükenme noktasına gelmişti. Bir kapıyı daha kırarcasına açan Kung Lao en sonunda burnuna tanıdık gelen kokunun varlığını almış ve ''Siyah Tavşanın odası...'' diye iç geçirmişti. Ancak odanın içerisinde sadece ruhlar dolanıyordu. Siyah Tavşandan hiçbir iz yoktu.


Kung Lao Siyah Tavşanın artık burada olmadığını öğrendiği anda gözlerindeki yaşlara engel olamamış ve avazı çıktığı kadar bağırarak ağlamaya başlamıştı. Ağlaması o kadar ağırdı ki ağlamasının oluşturduğu auradan ötürü camlar titremiş ve masanın üstünde bulunan vazo titreyerek masanın üstünden yere düşmüştü. Yaklaşık olarak bir buçuk tütsü süresi boyunca ağlayan Kung Lao dizlerinin üstüne çökmüş ve gözlerini kapatarak istemsiz zihnini boşalma yoluna gitmişti.


Zihnini boşalttığı anda Kung Lao evin içerisinde tanımadığı iki farklı Qi'nin çok yakın zamanda kullanıldığına şahit olmuş ve sonrasında ise gözlerini açarak ''Tanrılar şahidim olsun ki sizi annenizin doğurduğuna pişman edeceğim sizin ile işim bittiğinde neden doğdum diyeceksiniz!'' diye sert bir tonda konuşarak ayağa kalkmıştı yeni bir hedefi olan Kung Lao hedefini gerçekleştirmek için gerekli olanları almak adına ustasının kulübesine doğru yola koyulmuştu...


***


Kung Lao kulübeye girdiği anda bir yalnızlık duygusu üstüne çökmüştü. Burada ustasını bulacağına o kadar inancı tamdı ki hemen onun yanına gitmiş ve yardım talebinde bulunmak istemişti. Ancak içeriye girdiğinde bunun yerine sessizlik fısıltıları ile dolu bir oda bulmuştu.


Ustasının evde olmadığını gören Kung Lao etrafa bir göz gezdirmiş ve sonrasında ustasının her zaman ilaç ve yemek yapmak için kullandığı tezgahında büyük bir kağıt parçası bulmuştu. Sadece kağıdın yarsından katlanılarak bırakılan not ise Kung Lao okumaya başladığında gözlerinin tekrar dolmasına engel olamamıştı.


''Sevgili Kung Lao, ustan sana o kısacık vedasını yaptıktan sonra daha fazla dayanamadı ve kendisini bu kasabadan uzaklaştırması gerektiğini hissetti. Nerede olduğumu veyahut ne yaptığımı merak bile etme bok kafalı çırağım... Belki ileride tekrar karşılaşırız ve seni tekrar çırağım olarak eğitirim. Bu arada yarışmayı kazandığın tebrik etmek istiyorum. Ustan sana bilerek yalan söylemişti. O yarışmada her katılana dediğim ilaç verilmiyordu... Ancak senin kazanacağını çok iyi bildiğim için önemsiz bir şekilde söylemiştim.


Bak çocuk, son zamanlarda ne kadar güçlendiğinin farkındasın ve sırf bu yüzden de kibrinin de aynı şekilde yükseldiğini iyi anlaman gerekir. Kibir insanı haklı olduğu halde darağacında sallandıran tek özelliktir, onu içinden arındır ve ağırbaşlı olmayı öğren. Kendinden zayıfları koru demeyeceğim ama düşmanlarına da asla ama asla kibirli davranma sürekli alçak gönüllü ol ve bunu devam ettir.


Mektubumun son satırlarında sağda solda gördüğün kitapları senin almanı istiyorum. Zaten benim öğreneceğim hiçbir şey kalmadığı için senin bunları okuyarak öğrenmeni istiyorum ve biliyorum ki en kısa zamanda sende hepsini çok rahat bir şekilde öğrenip uygulayacaksın. Çırağım olduğun için inancım sana tam!!


Ayrıca kulübemin de sana ait olduğunu belirten bir belge hazırladım. Bu belge sayesinde kimse seni o topraklardan alıkoyamaz. Tek yapman gereken o belgenin üstüne kanını damlatman.
Seni seven Ustan Mirza Bo'dan...''


Kung Lao mektubu okumayı bitirdiği anda gözlerindeki yaşı koluna silmiş ve dik bir şekilde durmuştu. Ustası gittiyse ne olmuştu ki? O şuan bile kendisini eğitmekteydi, sadece yanında bulunmuyordu...
 

Kung Lao etrafında bulunan kitap tomarına bakındı ve sonrasında ise hepsini teker teker yüzüğünün içine depolamaya başladı. Yüzüğünün boş kalan ufacık kısmına ise ismini dahi bilmediği bitkileri depolamış ve en sonunda yüzüğünü sonuna kadar doldurup kulübenin içerisinden çıkmıştı...

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 705

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17783 Üye Sayısı
  • 486 Seri Sayısı
  • 24183 Bölüm Sayısı


creator
manga tr