"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Angoria - Angoria Bölüm 46: Turnuvanın Bitişi



Kung Drof boğazında birikmiş olan salyasını bir çırpıda alt organlarına doğru yutkunmuştu. Alnından şakaklarına oradan da çenesine doğru inen bir damla buz gibi soğuk bir ter vücudu ile tezatlık yaratmış ve heyecandan ısınan vücudunun bir kısmında serinlik sağlamıştı. Abisi Kung Liu'nun aklından neler geçtiğini bilmeyen Kung Drof o kadar çok korkmuştu ki ne söylerse söylesin koşulsuz sualsiz kabul etmiş ve uygulamaya koymuştu. Ancak abisi kendisine yine de güvenmemiş ve bizzat onu takip etmişti.


Arkasında şeytanın ta kendisinin olduğunu insanlar bilmiş olsa kesinlikle korkudan ölürlerdi. Her gün ölüm ile burun buruna yaşadığından ötürü tanrısından af dilemek onun için hiçte anormal bir durum değildi...
Korumalardan birisi kapıyı tekrar açmış ve üzerinde bulunan ve işlemeli kılıcını gurur ile gösterecek şekilde kapıyı sonuna kadar aralamıştı. ''Lütfen böyle buyurun efendi Kung Drof" demiş ve rahatça geçmesini sağlamıştı.


Genelde klanlar arasında yapılan hususi görüşmelerde gelen yabancı klan üyesi iyice aranır ve üzerinde ne var ne yoksa elinden alınırdı. Bu gün böyle bir şeyin yapılmadığını fark eden Kung Drof ise 'Kendilerine olan güvenleri sonsuz... Kimse Tengri Klanına bir suikast düzenleyip oradan sağ kurtulmayı düşünemez.' Diye düşünmüş ve içeri adımını atıp karşısında bulunan Klan Lideri Tengri Bo'ya doğru saygısını gösterip ''Klan Lideri Tengri Bo sizleri saygıyla selamlarım. Aynı şekilde klanının büyük ordusunu yöneten büyük general Tengri Enyum ve yanındaki saygıdeğer eşini saygılarım ile selamlarım'' demiş ve meraklı bir şekilde ayakta dikilmeye başlamıştı.


Tengri Bo, Kung Drof'a bakmış ve ''Lütfen şöyle buyurun Kung Klanının elderi '' diyerek koltuklardan birisini göstermişti. Kung Drof kendisine gösterilen koltuğa doğru gitmiş ve korkusundan ötürü koltuğunun üstüne çiviler varmışçasına kısa bir duraksama yaşamış ve ardından ise ağır bir vaziyette koltuğa oturmuştu. Oturduğu anda bakışların kendisinde olduğunu fark eden Kung Drof ufak bir öksürük nöbetine girmiş ve hemen sonrasında ise derin bir nefes alarak bu öksürük nöbetinden çıkmıştı.


''Geçmiş olmasını en içten dileklerimle dilerim Kung Klanının elderi Kung Drof umarım önemli bir olay değildir...'' diye nazik bir biçimde konuşan Tengri Bo gözleri ile bacağına bakıyordu. Kung Drof, Tengri Klanının lideri bacağına baktığında ''Ah!... Bu mu genelde bahçemizin vahşi bölgelerine giderek avlanmak benim en büyük hobimdir. Bir gün dönüşte güçlü bir kaynak canavarı ile karşılaştım sizlerde kesinlikle Dört Kollu Mızrak Dişli Babun'u duymuşsunuzdur... Onunla olan dövüşüm bayağı bir haşin geçmişti ve sonrasında ufak bir saldırı bacağımda sıyrığa yol açtı ondan ötürü hafif bir topallamam söz konusu... Liderin beni böylesine iyi bir şekilde incelediğini bilmek çok güzel.'' Demiş ve yalandan bir gülümseme ortaya koymuştu. Ortaya çıkan samimi ortam herkesi bir anda rahatlatmış ve daha gelişi güzel bir şekilde oturmalarına yardımcı olmuştu. Kung Drof abisinin ona emrettiği sözleri bir parşömeni okumuş gibi söylediği için ise içinden oldukça memnundu.


Herkes Kung Drof'un güçlü bir savaşçı olduğunu biliyordu ve bu gün bir kez daha bu haline hayranlık duymuşlardı. Dört Kollu Mızrak Dişli Babun kök kaynak aleminde ki insanların bile zorlandığı olduça güçlü bir hayvandı ve o sadece ufacık bir sıyrıkla onun üstesinden gelebilmişti. Söylenenlerden sonra ise Tengri Mei bir kez daha kısık sesli bir iç çekmiş ve gözlerini Kung Drof'un onu fark edebilmesi için ona dikmişti.
Kung Drof, Tengri Klanının küçük güzel Mei'sinin kendisine baktığının pekala farkındaydı ancak tek bir bakış bile atmaya cüret edemiyordu. Şuan ona bakmaktan çok kendisini elderlerin sorularına hazırlıyordu. Tengri Bo yüzünü kaşımış ve ''Bu gün buraya gelmenizin iyi bir sebebe bağlı olduğunu düşünüyorum. Genç Drof lütfen çekinme ve bizlere geliş sebebinizin ne olduğunu söyle'' demişti.


Kung Drof bunlar ile birlikte kafasını onaylamış ve ''Gerçekten de buraya çok iyi bir sebepten ötürü gelmiş bulunuyoruz. Kısa süre öncesinde size bizleri koruduğunuz için vermiş olduğumuz Dört Sarı Kaynak Altınını vermeye geldiğimde gözlerim bir rüyada olduğumu hissettirmişti. Bu kadar kısa süre geçmesine rağmen bu rüyanın, gerçek mi yoksa yalan mı olduğunu teyit edemediğim için buraya gelmiştim ve bu gün görebiliyorum ki bu rüya gerçekmiş!'' demiş ve sonra göz ucu ile Tengri Mei'ye bakarak ''Bende bu rüyanın benim ile birlikte devam etmesini istemekteyim...'' diye sözünü bitirmişti.


Tengri Bo söylenenleri duyduğu anda gerçekten de eğlenmişti. Demek sadece bunun için gelmişler ve bunu bu kadar büyük bir olaya dönüştürmüşlerdi, öylesine büyük bir olaydı ki ülkenin prensini bile buraya getirecek kadar şatafatlı bir duruma sokmuşlardı. ''Ah... Bizim gücüyle ünlü Tengri Enyan'ımızın küçük ve dünyalar güzeli kızı Tengri Mei'nin sizler tarafından beğenilmesi... Bizim için bir onurdur. Sizce de öyle değil mi? General Tengri Enyam.'' Diye topu Enyam'a bırakmış ve arkasına yaslanarak olacakları izlemeye koyulmuştu.


Tengri Enyam ise kısa bir süre düşünmüş ve kafasını yavaşça iki kez sallamıştı. ''Bir zamanlar savaş içerisinde sayısız aile üyemiz ölmüş olabilir ama bu zamanda barış içerisindeyiz ve kızımın güçlü bir kaynak uygulayıcısı ile münasip bir şekilde birlikte olmasını isterim... Ancak sizin de anlayacağınız gibi bu babanın da kızını evlendirmek için belirli birkaç kriteri bulunmakta!'' demiş ve koltuğundan kalkarak üç adım ileriye doğru yürümüştü.


***


Kung Lao karşısındaki güzelliğin ve çekiciliğin neredeyse vücut bulmuş hali olan Xiao Xiulan'nın ağzını açarak konuşmama mührünü bozduğunu ve ''Sen...'' diye büyüleyici sesi ile ona seslendiğini duyduğunda neredeyse istemsiz olarak parmağını kendisine doğrultmuş ve ''Ben mi?'' diye sormuştu.


Ancak sadece tek bir kelimeden sonra saldırısının hızının arttığını ve gözünün sadece milimetrik bir raketi fark ettiğini anladığında Kung Lao bu sohbetin bittiğini ve tekrar dövüşmeleri gerektiğini fark etmişti...
Sismik adımlar ile tekrar gözden kaybolan Kung Lao kendisini ona doğru gelen üç pençenin keskin rüzgarından korumuş ve zıt bir yöne doğru kaymıştı. Bu seferde Kung Lao kendi üretmiş olduğu dört pençeyi Xiao Xiulan'a doğru göndermiş ve tepkisini beklemişti.


Tepkisini beklediği sırada ise Kung Lao vücudunun içerisinde bulunan ve bir pirinç tanesi büyüklüğündeki Phialamının içinden kaynak gücünün çekilmeye başladığını hissetmişti... Kung Lao bunları düşünürken bir anda tekrar bir saldırının ona geldiğini görmüş ve pençeleri ile karşılık vermişti. Uzaktan süren bu savaş sırasında Kung Lao her pençesi ile birlikte Phialamındaki Qi'nin tükendiğini fark ettiği için bir daha kullanmaması gerektiğini anlamıştı. Bunun için tekrar sismik adımları kullanmış ve Xiao Xiulan'a doğru kendisini itmişti.


Xiao Xiulan karşısındaki rakibinin bu kadar hızlı hareketmesinden hoşnutsuzluk duymuş ve en sonunda rahatsız olduğu için yere doğru vurmuştu. Yere kaynak gücü ile vurduğu yumru sayesinde yerdeki titreşimleri tıpkı bir yarasa gibi yaymış ve sonrasında ise kendisine doğru geri çekmişti ve bu sayede Kung Lao'nun nerede olduğunu bulabilmişti. Mavi Kaplan Dövüş Okulunda temel kaynak alemine geçen öğrencilere öğretilen üç ortak hareketten birisi olan bu teknik bizzat okulun kurucusu tarafından ''Kaplanın Kükreyişi'' olarak isimlendirilmişti. Temel prensibi ise ses dalgalarının yumruğundan çıkıp tekrar yumruğuna geri dönmesinden oluşmaktaydı.


Kung Lao'nun nerede olduğunu öğrendiği anda yumruğunu yere sadece iki santim aralıkta tutmuş ve beklemişti. Kung Lao ise bunun bir fırsat olduğunu düşünmüş ve rakibine doğru son hızında koşarak gücünü toparlamış ve bacaklarından güç aldığı gibi zıplamıştı. Xiao Xiulan ise zıplayan rakibinin en zayıf anında olduğunu gördüğü için harekete geçmiş ve bakışlarını o yöne çevirerek kendisine tekme ile saldıran rakibinin diz arkasını hedef alacak şekilde bacağını bir kırbaç gibi savurmuştu.


Seyirciler iki canavarın dövüşünün son derece çetin ve zevkli geçtiğini gördüğü için delirme noktasına gelmişti. Hem uzaktan hem de yakından saldırılar o kadar güzeldi ki genç kızlar Kung Lao diye tezahürat yapıyor erkekler ise büyüleyici güzelliğinden ötürü Xiao Xiulan diye tezahürat yapıyorlardı. Ancak bunu kendi istekleri dışında yaptıklarını pekala herkes çok iyi biliyordu. Bu istemsiz yapılan tezahüratların ise tek bir sebebi vardı oda 'Dövüşün Cazibesi' adını verdikleri esrarengiz cazibeydi...


Seyirciler kapılmış olmasa bile birisi kapılmamış ve üzerinde bulunan kapüşon ile olan biteni izlemeye devam etmişti. Gözlerinden yayılan hafif sarı renkli bir ışık dışında başka hiçbir yeri görünmemekteydi ve dudaklarında tatmin olmuş bir ifade ortaya çıkmıştı.


Havadan saldırısına gelen darbe ile birlikte Kung Lao neye uğradığını şaşırmıştı. Gelen tekmenin gücü ne hiç yok denecek kadar az nede öldürücü denilebilecek kadar çoktu tıpkı bir kamış ile vurulmaya benziyordu yakıyor ancak acıtmıyordu... Gelen tekme bacağının sağlamlığını yitirmesini sağlamış ve bacağının açılmasını sağlamıştı ve darbenin etkisi ile birlikte havada duran Kung Lao'nun düşüş açısı sapmış ve dengesini kaybetmesini sağlamıştı. Kung Lao yere düştüğü anda bacaklarının ayrıklığı yüzünden dengesini kaybetmişti. Toparlanması için kısacık bir süre vardı ve o bunu nasıl değerlendireceğini sadece milisaniyelerini harcayarak karar vermiş ve hızlıca kollarından aldığı güç ile kendisini geriye doğru ittirmişti.


Kollarından aldığı güç ile birlikte ileriye doğru bir takla atan Kung Lao tekrar yere indiğinde eski yerinde büyük bir gürültü ve toz bulutunun oluştuğunu fark etmişti. Bakışlarını o yöne odakladığında ise havadan iniş yapıp bacağını kullanan ve kayada geniş çatlaklara sebep olan Xiao Xiulan'ı görmüştü. Xiao Xiulan çok kısa bir saniyelik hesaplama yapmış ve saldırısını gerçekleştirememişti. Bu onu sinirlendirmiş ve ''Sen... Nasıl olurda değerli kurucu ustamızın sadece öğrencilerine öğrettiği teknikleri çalmaya kalkarsın! Seni şimdi burada öldüreceğim!'' demiş ve gözlerini Kung Lao'ya çevirmişti. Gözlerinin içinde bütün ormanları yakabileceğini iddia edebilecek kadar büyük bir yangın baş göstermekteydi.


Kung Lao bu yangının böylesine vahşi bir kız için son derece uygun olduğunu düşünmüş ve ''Teknikleri çalmak? Kim söylüyor bunu!! Benim tekniğini çalacağım tek kişi sadece ustamdır. Gerisinin tekniklerini umursamam bile!!'' demiş ve tekrar gözden kaybolmuştu. Xiao Xiulan bu tekniği yapacağını bildiği için tekrar Kaplanın Kükreyişini kullanmış ve nerede olduğunu fark etmişti. Bir anda arkasında biten Kung Lao'ya doğru atlamış ve kolundan tuttuğu gibi kaynak enerjisi ile Kung Lao'yu önüne doğru fırlatmıştı.

Kung Lao kendisini nasıl bulduğunu sadece şaşkınlık ile karşılayabilmiş ve daha sonrasında ise yukarıya doğru zıplayan Xiao Xiulan'ın oluşturduğu gölge ile birlikte üstünde olduğunu fark etmiş ve yerde yuvarlanarak kendisini son anda kurtarmıştı. Daha ancak yuvarlanmasını bitirmişti ki Xiao Xiulan dizi ile kayaya doğru sert bir şekilde iniş yapmış ve kayanın üstünde ufak bir çatlak demeti oluşmuş ve sonrasında ise bu çatlaklardan toz parçacıkları havaya yükselmişti...


Bir anda hırçınlaşan ve kendisine agresif bir şekilde saldırmaya başlayan Xiao Xiulan karşısında Kung Lao çaresiz hissetmiş ve yaptıklarını düşünmeye başlamıştı. Kung Lao daha önceki gözlemlediği hareketler doğrultusunda Xiao Xiulan'nın yere vurduğu her yumruğu ile birlikte kendisini görebildiğini fark etmişti.
''Ah... Şimdi anladım demek o yumruğun ile beni göreiliyorsun.'' Demiş ve tekrar gözden kaybolmuştu. Gözden kaybolduğu anda ise Xiao Xiulan tekrar yere yumruğunu vurmuş ve kendisine gelen titreşimler karşısında şoka uğramıştı. Ayı şekilde ise kendisini kapüşonu ile gizleyen kişide şaşkınlığına yenik düşmüş ve ''Bu...'' diye mırıldanmıştı.


Kung Lao karşısında bu yüksek hızına rağmen görebilen kızın hareketi karşısında paniğe düşmüş ve anılarının gün yüzüne çıkmasını sağlamıştı. Ustası sismik adımları resmi olarak ilk gösterdiğinde Kung Lao'nun hiç anlamadığı ancak sürekli yaptığı bir ayak tekniğinin varlığını hatırlamıştı. Ustası Mirza Bo ''Bu hareketlere iyi bak çocuk! Birisini bile atlarsan sonraki aşamasına asla geçemezsin!'' demiş ve ayak hareketlerini gösterdikten sonra bir daha asla göstermemişti...


Bunu hatırlayan Kung Lao daha sonrasında ustasının ''Sismik adımlar sadece başlangıç tekniğidir çocuk!! Bu teknikte ustalaştığında ise başka bir tekniğe kapı açar. O tekniğin ismi ise...'' demiş ve sonrasında ise diğer tekniğin ufak birkaç ayak hareketini göstermiş ve ''Eğer olurda ustalaşırsan sadece sana ilk gösterdiğim hareketleri yapmaya devam et seni hıyar!! Bu tekniği ise kök kaynak alemine ulaşmadan kullanmayı bile asla düşünme!!'' demiş ve kafasına okkalı bir tokat patlatmıştı. Şu an bile Kung Lao ustasından ders aldığı için çok mutluydu...


Xiao Xiulan kendisine doğru gelen titreşimler ile birlikte şaşırmış ve ''Bu... Nasıl olur!! İki kişi mi?!'' demiş ve direkt olarak gardını hazırlamıştı. Bu sırada ise bütün arenanın ağzının bir karış açılmasına imkan verecek bir olay gerçekleşmiş ve Kung Lao hızını kesmiş ve tekrar görünür olmuştu. Ancak bu şaşırmaları için asıl neden değildi. Şaşırmalarının asıl nedeni aynı anda iki tane Kung Lao'nun ortaya çıkması ve sağdan ve soldan koşarak Xiao Xiulan'a koşmalarıydı...


Xiao Xiulan ve tüm arena bu teknik ile birlikte Kung Lao denen çocuğun bir ikiz kardeşi olduğuna hem fikir olmuş ve ''SENİ ADİ!! NASIL OLURDA DÖVÜŞE HİLE KARIŞTIRIRSIN!!'' diye bağırmaya koyulmuştu. Ancak bu bağırışların arasında tek bir kişi sesini çıkarmıyor ve hayretler ile bakıyordu ki bu kişi kapüşonlar ile örtülü hafif sarı renkte parlayan gözlere sahip kişiydi.


Kung Lao ise halinden memnun bir sırıtma ile gülümsemiş ve 'Demek bu yüzden ustam kök kaynak alemine geçmeden bunu kullanmamı istemedi...' diye düşünmüştü. Hızlıca koşmuş ve sağ ve soldan Xiao Xiulan'nın araya almış ve hiç vakit kaybetmeden iki Kung Lao'da Xiao Xiulan'nın üstüne doğru koşmuştu.


Gelen titreşimler sayesinde Xiao Xiulan halen şaşkınlık içerisindeydi ve bir şeyler yapmak zorunda olduğunu çok iyi biliyordu ve iki taraftan gelen Kung Laolardan arkasındaki Kung Lao'ya doğru dönmüş ve bir parmağının ufak bir çıkıntı oluşturacağı şekilde bir yumruk yapıp Kung Lao'ya doğru savurmuştu.
Savurduğu yumruk direkt olarak Kung Lao'nun çenesine doğru isabet etmiş ve sonrasında ise içinden geçerek ilerlemeye devam etmişti. Bir anda Kung Lao'nun görüntüsünün dalgalanması ile şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacak duruma gelen Xiao Xiulan arkasını dönmek istemiş ancak bunu yapabilecek zaman bulamadan sırtında üç adet darbeyi hissetmişti.


Kung Lao karşısındaki kızı öldürmeden veyahut yaralamadan nasıl yenebileceğini bilmiyordu ve karşısındaki kız 'Güneşin Dokuz Dalgası' adlı tekniğine ait kopyasına saldırdığı anda içindeki kaynak gücünün sadece küçük bir kısmını yumuklarına yüklemiş ve kaynak kendisine arkasını dönmüş olan Xiao Xiulan'a bildiği üç kaynak girişine doğru yumruk atmıştı.


Yumrukları ne öldürücü nede şifa verici şekildeydi tıpkı biraz önce tekmesini engelleyebilmek için rakibinin kullandığı teknik gibiydi. Her yumruğu ile birlikte içindeki kaynak gücünü azaltıyor ve tekrar yumruk atıyordu. Yumruklarını bitirdiği sırada ise kendisini yarım adım geriye çekmiş ve neler olacağını izlemek istemişti içinde ise 'lütfen ona büyük bir zarar vermesin diye kendisine yalvarmaya başlamıştı.' Xiao Xiulan sırtını tam döneceği sırada sırtının uyuştuğunu hissetmiş ve hemen ardından ise sırtında üç farklı noktada ufak çaplı sarıya çalan bir sis bulutu oluşmuştu. Bunun ardından ise Xiao Xiulan'nın kaftanının sırt bölgesinde üç farklı delik ortaya çıkmış derisi pembeleşmişti...


Bacaklarında güç bulamayan Xiao Xiulan ise daha fazla dayanamamış ve kendisini yüz üstü bırakmıştı, bariz bir şekilde yenilmişti. Üstelik sadece bununla da kalmamış ve hırsızın karşısında yenildiği okulu tarafından da küçük düşmüştü. Suratının sert taş zemine çarpmasını beklediği sırada bir anda bir çift kolun onu sardığını hissetmişti...


Havada hızlıca döndüğünü hisseden Xiao Xiulan gözlerini açtığında ise Kung Lao'nun suratını görmüştü... Kung Lao suratını Xiao Xiulan'a doğru yaklaştırmış ve kulağına ''Tanrılar şahidim olsun ki sizden hiçbir tekniği çalmadım. Sizin kullandığınız tekniği sadece ustamın bana göstermiş olduğu teknik ile benzer olduğu için kullanabildim... Sana karşı büyük bir şeref borcum olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden de şuan bu borcu ödemeyi kararlaştırıyorum. İleride umarım tekrar karşı karşıya geliriz ve tekrar bu şekilde zevkli bir dövüş sergileriz.'' Demiş ve içten bir tebessüm göstermişti.
 

Hemen ardından ise Xiao Xiulan'ı taş zemine yatırmış ve ayağa kalkmıştı. Ayağa kalktığı sırada ise her adımında ayaklarının izi çıkıyordu ve kayanın orta bölümüne geldiğinde ise bacaklarındaki birkaç noktadan kan tıpkı bir kayanın arasında sızarmışçasına fışkırmaya başlamıştı. Kung Lao dişlerini sıkmış ve Kaynak Gücünü boğazına yönlendirerek ''BU GÜN BURADA SİZE GÜZEL BİR DÖVÜŞ YAŞATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM! HEPİNİZ İYİCE EĞLENMİŞ VE BENİM GİBİ BİRİSİNİN TURNUVAYI KAZANDIĞINI DÜŞÜNMÜŞSÜNÜZDÜR... ANCAK BUNU YAPMIYOR VE BEN PES EDİYORUM!!! KAZANAN KİŞİ ŞUAN YERDE YATAN VE BÜTÜN GÜCÜ İLE SAVAŞIP BENİ BU HALE GETİREN XİAO XİULAN'DAN BAŞKASI DEĞİLDİR!!'' demiş ve sonrasında ise ağır adımlar ile kılıcını alıp sahnenin merdivenlerinden aşağıya inmişti...

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr