“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Angoria - Angoria Bölüm 44: Turnuva(5)



Kung Lao, elinde bulunan Azure Qi Düzenleyicisini mekânsal yüzüğündeki boş bir yere koyduktan sonra hızlıca koltuğuna doğru ilerlemiş ve sözü edilen zamanın gelmesi için bekleyişe geçmişti. Bu sırada ise geçen sefer yanında bulunup ona yalakalık yapan Guor Kon Tofu'nun orada olmadığını fark eden Kung Lao kendisini keyifli hissetmiş ve kafasını eli arasına alarak ''İlk görev tamamlandı şimdi ise ikincisi kaldı...'' diye mırıldanarak bekleyişini sürdürmüştü.


Bu sırada ise sahnede bulunan kanlar ve Kung Lao'nun ortadan ikiye kesmiş olduğu Mulang Hui'nin tezeği aar topar temizleniyor insanların bu kötü kokuyu daha fazla çekmemesi için, bir birinden güzel kokular yayan tütsüler yakılıyordu. Tütsülerin aroması o kadar güzeldi ki Kung Lao hayallere dalmış ve elinden tutmuş olduğu Siyah Tavşan ile kasabanın etrafında gülerek turlamaya başlamıştı...


Ne kadar süredir hayallere daldığını bir tek Tanrıların bileceği Kung Lao hakemin sahneye çıkarak ''EVET SAYIN MİSAFİRLERİMİZ!! BEKLEDİĞİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!! TEMİZLİĞİN BU KADAR SÜRECEĞİNİ BİLEMEMİŞTİK... SIRADA YARI FİNALLER VAR!! BİRAZ ÖNCE GÖRMÜŞ OLDUĞUNUZ DÖRT YETENEKLİ YARIŞMACI EN SONUNDA BİR BİRLERİ İLE TEKE TEK BİR MÜSABAKADA DÖVÜŞECEK VE HEMEN SONRASINDA İSE FİNALLER SİZLER İLE BİRLİKTE OLACAK!!'' demiş ve insanları coşkulandırarak sevinç ile haykırmalarını sağlamıştı. Kung Lao hayallerinden uyandığında, insanların kana olan açlığının bu kadar fazla olmasını doğası gereği kabul etmiş ve sıradaki rakibinin kim olduğunu görmek için sabırsızlanmıştı.


Ellerini birbirine kenetleyen Kung Lao hafifçe kambur bir vaziyette oturmuştu. Bu hareketi gören seyircilerde bir kısmı karşılarında en az on beş döngüdür yaşayan birisini gördüklerini sanmış ve küçüğün sanki döngülere meydan okuyan bir aziz olduğunu zannetmişlerdi.


Hakem tekrar ortaya çıktığında Kung Lao daha fazla heyecanını gizleyememiş ve en sonunda ayağa kalkmak zorunda kalmıştı. Elleri ve ayakları heyecandan ötürü titremekteydi. İlk kez bir turnuvada yarı finale çıkmanın vermiş olduğu sevinç kendisini adeta uçuruyordu.


Hakem Kung Lao'nun yapmış olduğu davranışı fark etmiş ve sırıtarak ''SIRADAKİ MÜSABAKAMIZ KUNG LAO VE JUN YEUNG ARASINDA OLACAK KARŞILARŞMA İÇİN YARIŞMACILARIMIZIN SAHAYA GELMESİ ÖNEMLE RİCA OLUNUR...'' diye söylemiş ve sonrasında ise Kung Lao ve Jun Yeung'un gelmesi için sahnede beklemişti.


Yapılan hazırlıklar arasında aynı zamanda üç metrelik kayanın kaldırılması da yer almıştı. Arena tam anlamıyla kullanılabilir hale geldiği içinde Kung Lao ve Jun Yeung iki taraftan yavaşça sahaya doğru ilerlemeye başlamıştı.


Bu sırada seyircilerin büyük bir kısmı Kung Lao'ya hakaret eder olmuş kimisi ise bu tanımadıkları çocuk için ağzına gelen küfürleri söyler olmuştu. İçlerinden kimisi Kung Lao'ya tezahürat ediyordu fakat büyük çoğunluk Kung Lao'dan nefret ettiği için kısa süreli oluyor ve yerini suskunluk alıyordu.


Jun Yeung, Arena içerisine girdiği anda kendisini etkileyen bir aura ile karşı karşıya kalmıştı. Kendisi bile ne olduğunu anlayamamış ve bacaklarının titremesini engellemeye çalışmıştı. Kısa süre sonra kaybolan aura yerini bir miktar sakinliğe bırakmıştı. Kalabalığın kendi tarafında olması çok güzel bir görüntü sergilese de Jun Yeung karşısındaki canavarı yenmesi için yeterli olmayacağını çok iyi biliyordu. Bu canavarı yenmek istiyorsa en saklı tekniklerini kullanmak zorundaydı.


Nitekim Kung Lao'da bu durum tamamen farklıydı kendisini gayet rahatlamış hissediyordu. Daha kısacık zaman öncesinde heyecandan yerinde duramayan Kung Lao arenaya geldiği anda kendisini evinde gibi hissetmiş ve rahatlamıştı. Gelen küfürler ona şarkı etkisi yaratıyordu, sanki bu atmosfere sonsuza kadar dayanabilirmiş gibiydi.


Kendisine olan güveni bir karıncanın kendi ağırlığının on katını taşıyabileceğinin güveni gibiydi, eşsiz ve sert. Kung Lao sırf bundan ötürü rakibine gülümsemiş ve sırf eğlenceli olacağını bildiği için ''Güzel bir dövüş olsun kardeşim.'' Dedikten sonra saygı ile hafif eğilerek selam vermişti. Nitekim karşısında ki rakibi bunu görmezden gelmiş ve hakemin gitmesi için gözlerinin içine bakmıştı..


Jun Yeung kılıcını kınından çekmiş ve sağ elinde olan kılıç ile birlikte kolunu yarıl kol kadar geriye çekmişti. Diğer eli ise derin nefesler eşliğinde iki parmağı havada olacak şekilde göğüs hizasında ileriye doğru ilerlemişti. Bacaklarında olan bir adım açıklık her an atılacağını ve Kung Lao'ya doğru süratle ilerleyeceğinin göstergesiydi. Kung Lao kendisini hedefleyen rakibi karşısında şaşırmış ve ''Ustam söylemişti... Savaş duruşu aldığın için daha güçlü bir bedene sahip olacaksın değil mi?'' demiş ve sonrasında ise elini kılıcına atarak aheste bir şekilde çekmişti.


Çekilen beş yüz elli kiloluk kılıç Kung Lao'nun boyu kadar olduğu için zemine çarpmış ve çarpmış olduğu alanda tok bir ses çıkardıktan sonra ufak çaplı bir çatlağın oluşmasına sebep olmuştu. Gülümseyen Kung Lao'nun gözleri yanlarında bulunan hakemin ortalıktan kaybolup müsabakanın başlamasıydı...
Hakem bu gergin havayı sezdiği anda gitmesi gerektiğini hissetmiş ve ''O ZAMAN MÜSABAKA BAŞLASIN!!'' diye bağırdıktan sonra arenadan en iyi yaptığı şeyi yaparak, kaybolmuştu. Hakemin onay vermesiyle birlikte yarı finale yükselen canavarların savaşı da başlamış bulunuyordu.


Jun Yeung kendisini hazırladığı için daha müsabaka başlasın lafını duyduğu anda hakekete geçmiş ve bir ok gibi fırlayarak elinde bulunan ince kılıcı göğsüne doğru çekip bir delme hareketinde bulunmuştu. Seyirciler ise bu konuda hemen konuşmaya başlamış ve ''Ooo... Jun Klanının kılıç tekniklerinden ilki ''Çivi Kılıcı'' değil miydi o?'' diye fısıldamışlardı. Onlar bunu düşünürken Kung Lao kendisine doğru gelen saldırıyı kılıcını önüne bir duvar gibi koyarak atlatmış sonrasında ise basit bir savurma ile rakibini geri püskürtmüştü.
Kung Lao'nun yapmış olduğu şey analizden başka bir şey değildi. Rakibinin hamlelerini çözmeye ve saldırılarında boşluk aramaya çalışıyordu, biliyordu ki en sonunda saldırı sırası ona geçecekti. Bu fırsat eline geçtiğinde ise asla affetmeyecek ve bitirici vuruşu vuracaktı...


Jun Yeung, Kung Lao'nun basit bir savuşturma ile karşı saldırıya geçtiğini fark ettiğinde sinirlenmiş ve saldırı düzenini değiştirerek kılıcını aşağıya doğru bir kurdele gibi sallandırmıştı. Hemen ardından ise tekrar bir ok gibi fırlayarak rakibine doğru atılmıştı. Kung Lao karşısındaki Jun Yeung'un saldırı tarzını değiştirdiğini anladığı anda kılıcını toparlamaya çalışmıştı ancak çok geç kalmıştı...


Jun Yeung, Kung Lao'nun sismik adımlar tekniği kadar hızlı olmasa da bir okun yaydan çıkma hızına neredeyse eşit bir biçimde Kung Lao'ya doğru ilerlemiş ve tam kılıcını kaldıracağı sırada zıplayarak arkasına geçip sırtına doğru bir kesik atmıştı. Oluşan kesik ile birlikte Kung Lao'nun kaftanı sırt kısmından kesilmiş hemen sonrasında ise ince bir çizgiden ufak çaplı bir kanama dışarıya doğru akmaya başlamıştı.
Sırtında açılan yaradan ötürü Kung Lao sırtının yandığını ve hemen ardından ise binlerce iğnenin sırtından içeriye nüfus ettiğini hissetmiş hemen sonrasında ise oluşan acıdan ötürü dişlerini sıkmak zorunda kalmıştı. Dişlerini sıkarken dilinin ufacık bir kısmı dışarıda kaldığı için dilinden bir parçanın da kopmasını engelleyememiş ve ağzının bakırımsı tat ile dolmasını sağlamıştı. Ancak bu yaşamış olduğu acıdan ötürü savunmasının tamamen düşmesine izin vermemiş ve arkasını döndüğü anda rakibine doğru kılıcını tüm gücüyle savurmuştu.


Savurmuş olduğu devasa kılıcı rakibi Jun Yeung'un kılıcı ile çarpışmış ve Jun Yeung'un kılıcında ufak çaplı bir çatlağın oluşmasını sağlamıştı. Bu sırada ise son derece hoyrat kullandığı için kendi kılıcında da ufak bir çentiğin açılmasını sağlayan Kung Lao karşısındaki rakibe ne kadar üstün olduğunu göstermek için önce yere kan tükürmüş sonrasında ise gülümsemişti.


Hemen ardından Kung Lao kılıcını yerden havaya doğru savurarak Rüzgar Kesiği tekniğini Jun Yeung'un üstünde uygulamaya koymuştu. Kılıcını her savurduğunda Kung Lao'nun ağır kılıcının ucunda baskılanan hava bir kesik gibi ilerliyor ve Jun Yeung'un kılıcı ile buluşuyordu.


Ancak yapmış olduğu saldırı Jun Yeung'un kılıcı ile karşılaşmaktan öteye maalesef gidemiyordu... Kung Lao aklına gelen bir diğer çözüm ile yakınına gitmek olduğunu düşünmüş ve Sismik Adımlar tekniği ile birlikte Jun Yeug'un yanına doğru kendisini fırlatmıştı.


Fırlatma ile birlikte savurmuş olduğu kılıcı, küçüklüğünden beri ailesi tarafından kılıç dersleri almaya zorlanan ve sırf bu yüzden gelişmiş reflekslere sahip olan Jun Yeung tarafından son anda fark edilmiş ve engellenmişti. Ancak bu saldırı bile Jun Yeung'un içine bir korku yüklemiş ve daha dikkatli olmasını sağlamıştı...


Kung Lao ağır kılıç ile ufak bir kılıcın çarpışmasından kimin önde geleceğini çok iyi biliyordu ve küt kenarlı kılıcını ilerletmeye devam ediyordu. Bu sırada ise Jun Yeung kendisini geriye doğru çekiyor ve Kung Lao'nun ağır kılıcının suratına doğru geldiğini görüyordu.


Jun Yeung hemen ardında kedisini basit bir dönüş tekniği ile sola doğru kaydırmış ve ardından ise Kung Lao'nun kolunun üst kısmına küçük bir kesik daha açmıştı... Kung Lao açılan bu kesik ile birlikte tekrar o bölgenin yandığını ve dikenlerin saplandığını hissetmişti. İkinci defa yaralanan Kung Lao dişlerini sıkmış ve ufak bir iniltinin çıkmasına izin vermişti. Tam bu sırada ise seyircilerin olduğu bölümden birisi ayağa kalkmış ve arenanın dışına doğru ilerlemeye başlamıştı.


Kung Lao kendisine açılan bu ikinci çizikten koluna doğru akan kanı önemsemeye başlamış ve kendisini bir adım geriye doğru çekmişti. Jun Yeung ise karşısındaki rakibinin geri çekildiğini fark ettiği anda kılıcını parlak bir görünüme kavurturmuş ve tekrar bir ok gibi ileriye atılmıştı. Kung Lao ileriye doğru parlak bir kılıçla atılan Jun Yeung'u gördüğü anda bir şey fark etmişti. Fark ettiği şey ise kılıçlara Qi'nin aktarılabilmesiydi...


Bunun ile birlikte Kung Lao'nun kafasında bir başka düşünce ortaya çıkmıştı. Kılıca aktarılan Qi ile birlikte teknikleri güçlü olurmuydu? Bunu düşünürken aynı zamanda Jun Yeung, Kung Lao'ya doğru gelmiş ve bir nefeslik durgunluk sonrasında kılıcı ile Kung Lao'ya üç tane bir birinden hızlı savuruş tekniği uygulamıştı.
Hemen ardından kılıcını kılıfına geri sokan Jun Yeung üç adım geriye sekmiş ve Kung Lao'nun menzilinden çıktığını emin olduktan sonra yürüyerek Kung Lao'nun çevresinde daire çizmeye başlamıştı.


Kung Lao'da aynı şekilde daire çizmeye başlamış ve bu şekilde birbirlerini inceleme fırsatları olmuştu. Kung Lao karşısında rakibi olan Jun Yeung'un hızlı hızlı nefes aldığın ve yorgun düşmüş olduğunu fark etmişti. Şuan tam sırası olduğunu düşünmüş ve yürürken aynı zamanda Kung Lao içinde bulunan Kaynak Gücünü kılıcına yönetmeye çalışmıştı.


İçindeki kaynak gücü damarlarından akarak kılıcına girdiğini hayal eden Kung Lao girişin neredeyse kapalı olacak kadar küçük olduğunu hissetmiş ve tıpkı meditasyon yaptığı gibi kılıcının içine de damlalar halinde aktığını fark etmişti. Bunun ne olduğunu bilmeyen Kung Lao ise bu duruma çok sinirlenmiş ve tüm kaynak gücünü bu kılıcın içine doğru yönlendirmişti.


Bu sırada ise bütün turnuva boyunca Kung Lao'yu izleyen iki adet gölgeden birisi bir el işareti yapmış ve yanına çağırdığı ufak çocuğa bir not verdikten sonra eline tutturduğu bir yeşil kaynak gümüşü ile birlikte geri göndermişti.


Kung Lao en sonunda girişin yavaş yavaş açıldığını ve Kılıcın içerisinde doğru akan Kaynak Gücünün damla sayısının arttığını fark etmişti. Sevinmiş ve rakibinden gözlerini ayırıp bir saniyeliğine kılıcına bakmıştı.
Ancak bu yapmış olduğu şey o kadar amatörce bir davranıştı ki rakibi jun Yeung bu hatayı fark etmiş ve o anda üzerine bir ok gibi fırlamıştı. Kung Lao gözlerini tekrar rakibine kilitlediğinde rakibinin yerinde olmadığını ve kendisine doğru geldiğini görmüş ve apar topar savunmak için kendisini hazırlamıştı. Jun Yeung savurmuş olduğu kılıcı ile Kung Lao'ya vurmaya çalışmıştı ancak önüne çıkan uzun ve geniş ağır kılıç engel olmuş ve kılıcının darbesini etkisiz hale getirmişti.


Delice gülümseyen Kung Lao daha sonrasında ise rakibine bakmış ve ''Söylesene yakın dövüş olmuş olsa kim yenerdi?'' diye soru sormuştu. Jun Yeung bu soru karşısında cevaplama dürtüsü hissetmiş ve ''Elbette ki ben yenerdim.'' Diye kendisinden emin bir görünüm sergilemişti.


Kung Lao şaşırmış gibi bir duruş sergilemiş ve ''O zaman neden göstermiyorsun gücünü? Yoksa kılıç ile olmadan yapamıyormusun? Gücün hiç mi yok senin!'' demiş ve kendi ağır kılıcını yere doğru fırlatmıştı. Ağır kılıç ani fırlatmanın etkisi ile tok bir ses çıkarmış ve yerde tekrar ufak bir çatlağın oluşmasını sağlamıştı.
Ağırlığından nihayet kurtulan Kung Lao gülümsemiş ve ''Evet seni bekliyorum. Lütfen bana yumrukların ile iyi davran olur mu?'' diye rakibini kışkırtmaya devam etmişti. Jun Yeung karşısındaki rakibinin kılıcını atması ile birlikte bu konuda ciddi olduğunu anlamış ve ailesinden öğrenmiş olduğu adet ile birlikte kendi kılıcını kınına sokarak rakibi ile yumruk yumruğa dövüşmeye karar vermişti.


Karşılaşma iki erkek evladının da yumrukları ile devam ediyordu. Seyirciler Jun Yeung'un yapmış olduğu her harekette neredeyse kendinden geçecek kadar bağırıyordu. Yaklaşık olarak bir tütsü süresidir devam eden bu karşılaşma onları o kadar memnun ediyordu ki hiçbir zaman bitmelerini istemiyor daha fazla kanın dökülmesini arzu ediyorlardı...


Sahada ki iki kişide silahlarını bıraktıklarında kısa süreli bir sessizlik ortalığa hakim olmuştu. Bu karşılaşmada iradesi kimin yüksek ise kazananın o olacağı gün yüzüne çıkmıştı...


Kung Lao ve Jun Yeung aynı anda koşmaya başlamış ve ikiside sağ ellerini yukarıya kaldırarak yuruk atmışlardı. İkisinin de yüzüne gelen yumruklar ile birlikte Kung Lao'nun suratı gülerken Jun Yeung'un suratı ise tam tersi kan ağlar bir vaziyetteydi. Sonuna kadar dayanan ikili sonrasında yumruklarını indirmiş ve tekrar birbirine yumruk atmak için hazırlanmıştı.


Kung Lao rakibinin kılıç ustalığı dışında başka bir özelliği olmadığını daha almış olduğu ilk yumruk darbesinde anlamıştı yumruk atmak için değildi rakibinin bilekleri kılıç sallamak içindi sadece...
Oysa kendisi sırf ustasın vahşi eğitiminde her gün bir kayayı un ufak etmek zorundaydı yumrukları ile... Yoksa Mirza Bo memnun olmuyor ve Kung Lao'yu akşam vakti bir güzel pataklıyordu...


Rakibi ikinci yumruğunu da aynı bölgeye vurmak için hazırlamıştı. Hedefi ise Kung Lao'nun hafif kızarmış olan yanağıydı, ancak Kung Lao rakibinin aynı yere vurmak istediğini daha hazırlanma aşamasından anlamış ve yumruk geldiği anda altından kaçarak rakibinin sağ tarafına doğru kendisini geçirmişti. Gönderdiği yumruk boşta kalınca Jun Yeung ne olduğunu anlamamış ve bir anda sağ tarafından biten rakibinin kendisini hazırladığını görmüş ve kendisini savunmak için artık çok geç olduğunu anlamıştı.
Gelen yumruk kulağına doğruydu, Kung Lao o kadar iyi bir şekilde rakibinin kulağına hedef almıştı ki Jun Yeung yediği darbe ile birlikte kısa süre sağ tarafından hiçbir şey duyamaz hale gelmiş ve çalkalanan kulak sıvısından ötürü kısa süreliğine dengesini kaybetmişti.


Ayakta durmakta bile zorluk çeken Jun Yeung'un durumu gören Kung Lao ise hiçbir şekilde fırsat kaçırmaması gerektiğini düşünerek hızlıca Jung Yeung'un üstüne atılmış ve yere düşürmüştü hemen ardından ise bir pire gibi zıplayarak Jun Yeung'un kafasını bacak arasına almış ve sağ kolunu diz kapağı ile mühürlemişti. Ardından ise ağır tempoda Jung Yaung'un burnuna doğru yumruk atmaya koyulmuştu.


''Bam''


''Bam''


''Bam''


Ardarda attığı üç yumruktan sonra burnundan ufak bir çıtırtı duyulan Jun Yeung daha ikinci yumrukta bayılmış ve üçüncü yumrukta ise tekrar ayılarak çığlık atmıştı. Gelen dördüncü yumruk tekrar burnuna olmuş ve kırık olan burnunun daha fazla kırılmasına neden olmuştu. Kung Lao gülerek bacak arasında bulunan rakibine bakmış ve ''Söylesene yumruk yumruğa kim güçlüymüş? A pardon sen güçlüydün değil mi? E peki o zaman senin benim bacaklarımın arasında ne işin var? Yoksa yumruklarımın tadı seni büyüledi de daha mı fazlasını ister oldun?'' demiş ve kolunu bir kez daha havaya kaldırıp Jun Yeung'un burnuna doğru indirmişti. Beşinci vuruşundan sonra burunda bariz bir çatırtı oluşmuş Jung Yeung ise haykırmaya başlamıştı ''UWAAAA PES EDİYORUM!!! UWAAA!!!!!'' diye devam eden çığlıklar sonrasında Kung Lao istediğini elde etmiş ve gülümseyerek ''Güzel bir maçtı. Gerçekten çok güzeldi, seninle karşılaşmama izin veren tanrılara çok şükürler olsun...'' demiş ve rakibinin üstünden kalkarak hakemin gelmesini beklemişti.
Hakem ise yanında sedye taşıyan iki kişi ile gelmiş ve ardından ise Kung Lao'nun elini havaya kaldırarak ''KAZANAN KUNG LAO!!'' demişti.
 

Kung Lao ise kazanan olduğunu duyduğu anda kılıcını omzuna asmış ve ağır adımlar ile sahneden inerek oturacağı yere doğru ilerlemişti. Tam sandalyesine oturduğu anda ise en fazla iki döngülük bir çocuk elinde bir kağıt parçası ile Kung Lao'nun yanına gelmiş ve ''Bunu size vermem söylendi büyük kardeş!'' diyerek elindeki kağıt parçasını uzattıktan sonra nefes nefese koşarak uzaklaşmıştı. Bu sırada ise Kung Lao kağıtta ne yazdığını bilmediği için merak etmiş ve kağıdı açmıştı. Ancak görmüş olduğu yazılardan sonra yüzü öyle bir hal almıştı ki...

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21063 Bölüm Sayısı


creator
manga tr