"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Angoria - Angoria Bölüm 41: Turnuva(2)



 
Kung Lao'dan sonra otuz adet daha maç yapılmış ve turnuvaya katılanların yarısı bu sayede elenmişti. Elemelerin ardından esrarengiz hakem tebrik etmiş sonrasında ise yarışmacıları uğurlayarak turnuvanın bu gün sona erdiğini söylemişti.


Kung Lao bu gün yapmış olduğu maçı ve yaşadıklarını sorguluyordu. Kaldığı han odasının eski püskü yatağında düşünmekten kafasına ağrılar gireceğini hisseden Kung Lao ortamda bulunan baskın havayı, gördüğü ancak çıkaramadığı insanı ve en önemlisi ise kıza karşı yaptıklarını sürekli olarak düşünmekten gözlerinin yandığını hissedememişti bile.


Şimdi sakin bir kafa ile düşününce kıza karşı yapmış olduğu şey çok acımasız bir hareketti. O an o kadar çok acımasız bir hale gelmişti ki karşısındaki insanın hayatını elinden aldığını fark edemeyecek kadar kör olmuştu. Eğer kızı pes ettirebilseydim... diye düşünen Kung Lao, ağladığı için dengesini kısa süreliğine yitirmiş ve sonrasında ise kafasını yatağının başlığına çarpmış ve ustasının kafasına şaplak atıp ''Olan oldu biten bitti bok parçası!! Üzülmek senin neyine!!!'' diye bağırışını işitmişti. Bu anı kafasında canlandığında istemsiz gülümsemiş ve sonrasında ise yaşananlardan dolayı yorgun düşen bedenini dinlendirebilmek için gözlerinin kapanmasına izin vermişti.


Kung Lao gözlerini açtığı anda peşinde birisinin olduğunu ve kendisini kovaladığını çok iyi biliyordu. Bacakları ile son sürat koşuyordu ancak bir türlü takip edilme dürtüsünü içinden atamıyordu. Karanlık ormanın içerisinde nereye gittiğin bile gitmeden koşmaya devam etmiş ve arkasındaki takip edenin ne olduğunu bulmak için düşünmeye başlamıştı. Her koşuşu ile birlikte ciğerlerinin gücünün tükendiğini hissediyordu. Hangi tekniği veyahut hangi kaynak gücünü kullandığının önemi olmadan ne kadar hızlanırsa arkasındaki de hızlanıyordu...


Kung Lao ne kadar bu kovalamacanın sürdüğünü bile bilmiyordu ama artık çok sıkılmıştı kaçmak ona bir yük gibi görünüyordu... Bacağı ile bir adım daha atmış ve sonrasında ise bir anda dönerek gücünü ters yöne doğru çevirmiş ve kendisini kovaladığını hissettiği şeyi bulmaya koyulmuştu. On üç nefes kadar koştuktan sonra bir anda durma gereksinimi hissetmiş ve açık ağızlar ile ne olduğunu anlamaya çalışmıştı. Şaşkınlığını anlatabilecek bir şey ne düşünebiliyor nede konuşabiliyordu, Yüzünü aydınlatan turuncuya çalan sarı bir ışığın dans ederek etrafında dönmesini bile anlamlandıramıyordu.


Onu bu kadar şaşırtan şey aslında ağaçların sebepsiz yere alev almaya başlamasıydı. Kung Lao ne yapacağını bilmiyordu ancak daha sebepsiz yere yanan ağaçların ise bir günahı olmadığını düşünüyordu.

Sırf bu yüzden ağaçların dallarına elinden geldiğince yerde bulunan topraktan atmaya başlamıştı. Alev etrafını tamamen sarmak üzereydi çıkış yapabileceği tek yer biraz önce gelmiş olduğu rota olduğunu gören Kung Lao umursamamıştı. ''Sorunlarımdan kaçsam da bir şey değişmiyor zaten!'' diye bağırmış ve ''En azından bu masum ağaçları kurtarmalıyım!'' diye cümlesini bitirmişti. Tam bu sırada ise etrafındaki ateşler bir anda sönmüş ve geldikleri gibi kaybolmuşlardı. Elinin içinde kalan toprak ile birlikte boş boş dikilen Kung Lao ise bunların sebebini anlayabilmek için ileriye doğru koşmaya devam etmişti.


Kung Lao koşmaya ne kadar devam ettiğini bilmiyordu ancak bir anda hava geceden daha karanlık hale gelmişti. Etrafında hiçbir şeyi göremeyen Kung Lao koşmaya devam etmiş ve en sonunda ise bir engele çarpmıştı.


Çarptığı engel ise hiçbir şey görememesi yüzünden belirsizliğini koruyordu. Kung Lao daha sonrasında elini kullanmış ve en sonunda havayı yakalayabilmişti...


Kısa bir süre orada kalmayı düşünen Kung Lao en sonunda derinlerden gelen bir sesin olduğunu görmüş ve oraya gitmek istemişti. Ancak son anda omzuna dokunan bir cisim ile ne olduğunu şaşırmıştı sonrasında ise gözlerini cisme doğru kaydırmış ve dokunan bir insan olduğunu anlamıştı...


Sabah bir anda uyanan Kung Lao derin derin nefes almış ve ciğerlerine temiz havanın girmesine izin vermişti. Alnından aşağıya doğru süzülen boncuk şeklindeki ter damlaları yüzünden üstündeki içliği sırılsıklam olmuş ve yastığında ise göz yaşı izine benzer izler ortaya çıkmıştı. Kung Lao bir miktar sakinleştiğinde kafasını kaşımış ve sonrasında ise ''Neydi bunlar şimdi...'' diye mırıldanmıştı. Havanın aydınlık derecesine bakmış ve sonrasında ise bir miktar daha oluğunu düşünmüştü, dün yapmış olduğu gibi gidip yüzünü yıkamış sonrasında ise üstünü değiştirerek yemek kapabilmek için aşağıya inmişti. Dünkü yaşamış olduğu gün gibi bir günün daha kendisini beklediğini gören Kung Lao ''En azından turnuva var ve turnuvada ilk elemeyi geçtim...'' diye mırıldandı.


Hızlıca kahvaltısını yaptıktan sonra üçgen şeklindeki sokağın birisinden geçen Kung Lao ortada tofuyu andıran adına arena denilen yere ulaşmıştı. Dün yapmış olduğu gibi içeriye gitmiş ve sahneye çıkacakları odada beklemeye koyulmuştu.


İşin garip yanı kimse bu odada değildi 'Acaba ilk ben mi geldim?' diye düşünmüş ardından ise kafasını sallayarak 'İmkansız, handan çıktığımda zaten neredeyse başlamak üzere' diyerek teorisini düşürmüştü.

Tam bu sırada içeriye kafasını uzatan bir görevli Kung Lao'nun sessizce oturduğunu görmüş ve ''Hey! Sen burada ne diye oturuyorsun! Haydi millet başlamak üzere beni takip et!'' diye el işareti ile desteklemişti.
Kung Lao takip etmesini istediği için oturduğu yerden apar topar kalkmıştı. Kapıdan çıkarak görevlinin kapıyı kilitlemesini izlemiş ve onu taştan yapının içerisine doğru götürmesine izin vermişti. Karanlık yerlerden geçmişler ve bu Kung Lao'nun aklına dünkü görmüş olduğu saçma kabusu anımsatmıştı. Her an tetikte olması gerektiğini düşünmüş ve arkasından bir elin uzanıp uzanmadığına kendisini emin hissettirmişti. Önündeki görevlinin durduğunu ve hızlıca bir yere doğru döndüğünü görmüş sonrasında ise onu takip etme kararı almıştı.


Görevlinin dönmüş olduğu yere gelince ise nereye gelmiş olduğunu anlamıştı. Burası müsabakanın yapıldığı dövüş sahasıydı ve hemen gözlerinin önünde ise ufak tefek sandalyeler vardı. Kung Lao girişi gördüğü anda hakemlerin bu kadar hızlı nasıl ortaya çıkıp kaybolduğunu çok ama çok iyi anlamıştı. Apar topar görevlinin olduğu bölmeye gitmiş ve ''Otur burada!'' diye verdiği talimatla arkasındaki boş sandalyelerden birisinin üstüne oturmuştu. Ringin hemen üstünde şuanda dövüşmekte olan iki adet çift vardı ve ilk kez, dün toparlandıkları odada görmüş olduğu çocuğun dövüştüğünü fark etmişti. Rakibinin derin derin nefesler alması ve karşısındaki çocuğun ise sadece alnında ufak bir ter birikintisi ile durması çok ama çok garibine gitmişti.


Rakibi korkak çocuğun üstüne bir anda atlamıştı, ancak nasıl bir durumsa korkak çocuk sadece eğilip kafasını başının üstüne koymuş sonrasında ise kalkarak rakibinin karnına doğru kafa darbesi ile vurmuştu. Sonrasında ise elini kafasının arkasına almış ve yere düşen rakibi için gülerek ''Özür dilerim'' demişti. Kung Lao çocuğu bu hareketlerini gördüğünde gerçekten güçlü olduğunu düşünmüştü hiçbir kaynak gücü kullanmadan rakibini neredeyse mahvetmekle kalmamış ayrıca rakibine gülümseyerek onu hafife aldığını kanıtlamıştı. Söylemiş olduğu kelimeler ise rakibini çok kolay gördüğünü ve bir miktar sert davrandığını kabul etmiş ve bu konu hakkında üzüntüsünü dile getirmişti. Kung Lao bu rakibin çok dikkat edilmesi gerektiğini anlamıştı. Başka türlü kendisi bile çok kolay bir şekilde yenilebilirdi.


''Kazanan!! Meew Tomi!!'' diye bir sesin duyulmasının ardından Kung Lao karşı taraftaki dövüşün bittiğinde haberdar olmuştu. Emin hızlı bir şekilde temizlenmiş ve sıradaki müsabaka için hazır hale getirilmişti. Kung Lao sıradaki karşılaşmanın kime ait olacağını düşünmüş ancak aklına tek bir kişi bile gelmemişti buda Kung Lao'yu heyecanlı yapmak için başlı başına bir neden yapmıştı. Kung Lao sırtında taşıdığı kılıcı ile yerinde sürekli zıplıyor ve kimlerin dövüşeceğini görmek için heyecan yapıyordu. Tam bu sırada ise bir başka delikten içeriye bir anda gelen hakem ''Kung Lao ve Goral Arthef '' diye monoton bir ses tonu ile konuşmuş yarışmacıları ise ringe çıkmaları için eli ile davet etmişti. Kung Lao dövüşmesi gerektiğini düşünerek hızlıca ringe çıkmış ve bir tarafa geçerek heyecanını dizginleyemez hale geldiğinden ötürü yerinde zıplamaya başlamıştı.


İnsanlar bu garip çocuğa bakmış ve sonrasında ise Goral Arthef'in çıktılarını gördüğünde heyecanla tezahürat yapmaya koyulmuşlardı. Kung Lao bu kadar tezahürat yapmanın ne anlamı olduğunu düşünürken seyircilerin içindeki kızlardan birisi kaynak gücünü sese yönlendirerek '' Goral Arthef!! BU yılda ne olur benim için kazan!! Geçen yıl o kıza armağan ettiğinde neredeyse küsüyordum sana!!'' diye seslenmişti. İşte o anda Kung Lao rakibinin dişli bir rakip olduğunu anlamıştı. Yakışıklı bir surata sahipti üzerine giymiş olduğu gösterişli kıyafetler son derece bakımlı olduğunu gösteriyordu. Kung Lao sadece bu kıyafetler ile ya güçlü bir klanın üyesi yada bir soylu olduğunu düşünebilirdi. Ancak son anda kafasına dank etmişti bu çocuk kesinlikle bir kasaba liderinin oğluydu...


Çıkışı ile birlikte kollarını havaya kaldırmış ve gösterişli bir iki adım attıktan sonra insanları selamlayarak ''BU GÜN BU ÖNÜMDEKİ ACİZ RAKİBİ KUTSAMAYA GELDİM!!'' diye bağırmıştı. Kadın erkek ayrımı yapmadan herkes bu sözlerinden sonra deliler gibi bağırmış ve arenada büyük bir yakıya sebep olmuşlardı.


Hakem ortadan kaybolmuş ve dövüşün başladığını resmi olarak göstermişti. Bundan sonrası ise Kung Lao ile Goral Arthef arasındaydı. Goral Arthef sırtından çıkarmış olduğu ufak bir sopayı Kung Lao'ya doğru uzatmış ve ''Büyü ve güçlen Gramdil.'' Demişti. Kung Lao denilen bu kelimelerden sonra sopanın adeta bir bilinci varmış gibi apar topar büyüyüp gelişerek neredeyse üç metre uzunluğuna ve üç santim kalınlığa ulaştığını görmüş ve hayretler içerisinde kalmıştı.


Geçmiş hayatında okuduğu bir katapta bunun ile ilgi bilgileri çok rahat bir şekilde hatırlıyordu. Silahların yüksek kalitedeki büyülü bir metalle dövüldüğünü ve özel karışımlar içerisinde soğumaya bırakıldığını ve daha sonrasında ise dövülmek için demircinin kaynak gücünü silahın içine göndermesi gerektiğini çok ama çok iyi hatırlayan Kung Lao 'Bu silahın tek özelliği büyüyüp küçülmek olamaz sanırım.' Diye düşünmüş ve bir adım geriye atarak kendisini çömeltmişti.


''Ahh Bu büyük bir sorun... Derhal Gramdil'im tarafından kutsanman gerekli çocuk!'' diye kendisini beğenmiş bir tavır izleyen önündeki Goral Arthef ''Söylesene bana o kadar ağır bir cismin ismi nedir? Çok merak ediyorum belki ileride talip olurum ha?'' demiş ve kıkırdamıştı. Kung Lao ise bu sorusu üzerine afallamıştı daha öncesinde silahına hiçbir isim koyma zorunluluğu hissetmemişti basit bir silahtı onunki sadece neden ona isim koymak zorunluluğunda olmalıydı ki?


Bunlar düşünürken bir anda kulağına doğru gelen darbenin etkisiyle yeri öpen Kung Lao daha ne olduğunu anlamamıştı ki havadan aşağıya doğru bir mızrak tutan şövalye izlenimi veriyordu. Kung Lao o darbenin bayağı etkili olacağını düşünmüş ve bir anda sola doğru yuvarlanarak kaçmıştı.


Ayağa doğrulduğunda Kung Lao çenesine doğru sert bir diz darbesi yemiş ve darbenin şiddetinden ötürü dişlerinin takırdamasın zor hale getirmişti. Etraftan kendisine doğru yükselen küfürler ve karşısındaki rakibine karşı yapılan övgüler Kung Lao'yu daha fazla moralden düşürüyor ve kötü durumda hissetmesini sağlıyordu.


Sismik adımları kullanan Kung Lao bir sonraki darbede kurtulmuş ve sonrasında ise omzundan kılıcını çekmişti. Şimdi en azından kendisini koruyabileceğini düşünmüş ve tüm bu zaman boyunca alışmış olduğu kılıcını sağ eline alarak 'en azından kendimi şuan daha iyi savunup saldırı yapabilirim' diye düşünmüştü.


Kendisine doğru hücum eden Goral Arthef sopasına bakmış ve ''Büyü Gramdil'' demişti. Sopa sahibinin istediği şekilde tekrar büyümeye başlamıştı ancak bu sefer boyu değil sadece kalınlığı artışa geçmişti. Şimdi en az yarım metre kalınlığa ulaşan Gramdil demiş olduğu sopa Kung Lao'ya doğru son sürat ilerliyordu.


Kung Lao gelen sopayı karşılamak umuduyla sılıcını o bölgeye doğru savurmuştu. Ancak darbe ile birlikte kılıcını omzuna yapıştırarak destek vermek zorunda kalmış ancak bu bile işe yaramadığı için iki üç adım bacakları kaymıştı. Savuşturduğu saldırıdan sonra ağzından akan salyayı kaftanına silen Kung Lao kılıcı ile öğrendiği iki hareketten biri olan Rüzgar Kesiğini rakibi olan Goral Arthef doğru göndermişti.


Goral Arthef bu saldırıyı hiç ama hiç beklemiyordu gelen saldırı bir anda dudağının birleşim noktasına çarpmış ve istemsiz olarak dudağının bulunduğu bölgede ufak çaplı bir yırtık oluşmasına neden olmuştu. Goral Arthef dudağının köşesinden akan kan ile birlikte elini istemsiz oraya götürmüş ve ''Br soysuz benim gibi asil birisine vurabiliyor ha...'' diye mırıldanmıştı.


Daha sonrasında ise Elindeki sopa ile daha da hızlanmış ve her yönden silahı Gramdil'i Kung Lao'ya doğru savurmaya başlamıştı. Kung Lao ise kılıcı iki eline almış ve güçlü kolları sayesinde her saldırıyı kılıcı ile karşılamaya başlamıştı. Ortalığın bir anda hararetlenmesi seyirciler tarafından şaşkınlık ile karşılanmış ve insanların hayran bir şekilde bakmasına yol açmıştı.


İkisi de aynı saldırılarında aynı hıza ve çevikliğe sahipti. Kung Lao gelen her darbeyi engelliyor sonrasında ise hızlıca kılıcını savuruyordu. İkisinin de ortalama beş yüz kiloluk ağırlığa sahip silahları vardı ve bundan ötürü silahlar her çarpışmalarında havada tok bir sesin oluşmasını sağlıyordu. İkisinin de silahı çarpıştığında saçları dalgalanıyor ve insanların büyülenmesine sebep veriyordu. Gören insanlar bu karşılaşma için beyaz ve siyahın ölüm dansı bile demeye başlamıştı aralarında. Bu denli güçlü saldırılar karşısında bütün arena biliyordu ki kesinlikle birisi ölecekti.


Goral Arthef'in bir sonraki saldırısından sonra Kung Lao rakibinin ufak bir boşluğunu yakalamış ve sismik adımları kullanarak Goral Arthef'in arkasına geçmişti. Kılıcını tüm gücü ile savurmuş ve ''teşekkür ederim'' diye rakibine mırıldanmıştı. Tam bu sırada ise suratını Kung Lao'ya dönen Goral Arthef gelen saldırıyı sopası ile hızlıca durdurmaya çalışmıştı.


Ancak bu kadar ani gelen saldırı karşısında sopasının açıcını doğru ayarlayamamış ve kendisine doğru gelen kılıcın işaret parmağına çarpmasına izin vermişti.


Kung Lao'nun kılıcı küt bir silahtı hiçbir kesin yönü bulunmuyordu ancak ham gücü ile değdiği yerde basınç oluşturuyor ve oluşan basınç sayesinde minik bir patlama hasarına neden oluyordu. Kung Lao bile bunu ancak fark edebilmişti.


Darbenin etkisi ile baş parmağı ufak bir tıkırtı ile birlikte zemine düşen Goral Arthef'in hemen ardından ise yere doğru kanı akmaya başlamıştı. Oldukça hızlı akan kanı yüzünden sinirlenen Goral Arthef ise ''Mumba Salvasu!!'' diye bağırmış ve Kung Lao'ya doğru adeta bir tofu gibi sallanarak gelmekte olan bir darbe ile vurmuştu.


Kung Lao bir yılanı anımsatan darbe karşısında neredeyse küçük dilini yutuyordu. Sert bir cisim nasıl oluyordu da böylesine ihtişamlı bir şekilde kıvrılabiliyordu? Bir anda aklına bir fikir gelen Kung Lao bir savaş hilesinin çok etkili olacağını düşünmüş ve kılıcını omzuna asmıştı. İkisinin de isteğinin öldürme olduğu çok bariz bir şekilde belliydi. Kung Lao bu şekilde bir karşılaşmada nelerin nasıl olacağını hiçbir şekilde ön göremiyordu.


Goral Arthef rakibinin kılıcını yerine koyduğunu gördüğü anda Gramdil ile aynı şekilde saldırılarına devam etti. Her savuruşu ile bir yılan gibi kıvrılan sopası ''VUUU..'' diye güçlü bir ses çıkarıyor ve Kung Lao'nun dikkatini toplaması için engel teşkil ediyordu.


İlk darbede Kung Lao kolu ile karşılamıştı ancak darbenin şiddetini kemiğinde hissetmesine sebep olmuştu. Bu öylesine bir şeydi ki Kung Lao kafasının üstüne bir yıldırım düşmüş gibi hissetmişti. Aynı şekilde almış olduğu iki ve üçüncü hamle ile birlikte Kung Lao her darbenin daha da güçlendiğini fark etmişti.
Kendisini bir su topu gibi oradan oraya sürüklemesine engel olamayan Kung Lao kafasının içinde halen düşünmekteydi kullanmalımıydı? Eğer kullanırsa ve dünkü rahatsızlığın sebebi olan özel misafirler buradaysa başına bir iş gelirmiydi? Ne yapmalıydı?


Sürekli olarak düşünen Kung Lao aynı zamanda darbe almaya devam ediyordu. Karın boşluğuna doğru gelen bir darbe ile birlikte ağzından kan tükürmüş ve bacaklarının titremesine engel olamamıştı. ''GEBER!!'' diye bağıran rakibi Kung Lao'nun her yerine acımasızca vurmaya devam etmişti.
Bir anda hissettiği keskin acı ile birlikte Kung Lao kendisine farklı bir şey olduğunu anladı. Bunu anlamak o kadar da zor değildi. Gelen son darbe kolunun üstüne olmuştu ve o kadar şiddetli bir şekilde gelmişti ki kemiğinin kırılmasına sebebiyet vermişti.


Kung Lao düşüncelerden arınmış ve bir anda karşısında ki rakibine gözlerini odaklamıştı. Omzundaki kılıcı yere fırlatmış ve rahatlayan vücudu ile sismik adımları kullanarak ortadan kaybolmuştu. Kısa bir süre sonra rakibinin sol arka kısmında tekrar görünmüş ve birinci yumruğunu rakibin böbreğinin üstüne doğru vurmuştu.


Bu zayıf bir yumruktu ancak bu şekilde olması gerekliydi. Meteor Yumruğunun ilk adımı direnç düşürmeye yarıyordu ve karşısındaki kişinin daha kırılgan bir hale gelmesini sağlıyordu. Kung Lao rüzgar ile bir bütünmüş de rüzgarın bundan haberi yokmuşçasına tekrar ortadan kaybolmuştu. O kadar hızlıydı ki karşısında bulunan Goral Arthef rakibinin daha öncesinde duyabildiği ayak seslerini artık duyamıyordu bile. Kung Lao gözleri delicesine bakarak ortalıktan kayboluşunun ardından bir anda ortaya çıkmış ve boştaki sol koluna yüklediği kaynak enerjisi ile rakibinin ensesinden tutarak havaya doğru tek bacağının da gücünü alarak fırlatmıştı. Daha sonrasında ise kendisi de bacaklarına gönderdiği kaynak gücü ile havalanmış ve rakibine uygun bir şekilde dengelememişti vücudunu.


Bu tekniği Siyah Tavşanı kaçırmaya geldiklerinde ustasından ödünç alan(!) Kung Lao bu güne kullanmasının çok da iyi bir fikir olmadığını bilse bile kendisini tutamıyor ve kullanmak istiyordu. Damarlarları kabaran Kung Lao Mirza Bo'dan öğrendiği iki kaynak girişinin ikisine de Qi ile güçlendirdiği bacakları ile vurmuş sonrasında ise yere düşmeden hemen önce rakibine tutunup ters çevirerek düşerek önleyeceği hasarı minumuma indirmişti.


Sadece bir bakış ile öğrendiği bu tekniğin kullanımı basit ancak inceliğinin çok olduğunu bilen Kung Lao, ustasının o zamana yapmış oluğu son tekniği ise anlayamamış ve asla kopyalayamamıştı. Drbenin etkisi ile arenadan tok bir ses ile birlikte birkaç mırıldanma duyulabilmişti. Tok sesin ise sahibi düşme esnasında Goral Arthef'ın göğüs kafesinden duyulan kırıkların sesi idi. Kung Lao ise düştükten sonra hiç vakit kaybetmeden Goral Arthef'in üstünde ters dönmüş ve Meteor yumruğunun ikincisi olan esas yumruğu rakibinin böbreğinin hemen üstüne doğru vurmuştu.


Yumruğun gücü o kadar güçlüydü ki arenanın ortasından sonuna kadar bir sarsılma hissedilmiş ve Kung lao'nun eli darbenin şiddeti ile bir parmak içeriye doğru girmişti. Yumruğunu Goral Arthef'in bedenin içerisinden çıkarmış ve sonrasında ise doğrularak beklemişti. Ortalık o kadar sessiz bir haldeydi ki, hatta yan taraflarında bulunan dövüşçüler bile yaşanan şey karşısında o kadar şaşkındı ki tüm alan ölüm sessizliğine bürünmüştü.


Kung Lao hakemi gözleri ile aramış ancak bir türlü gelmemesinden ötürü şaşırmıştı. Hakem sonradan gelmiş ve ''KA-KAZANAN KUNG LAO!'' diye kuru bir duyuru yaptıktan sonra yerde yatan Goral Arthef ile ortalıktan kaybolmuştu.
 

Tüm bu olanların neden olduğunu anlayamayan Kung Lao ise fazla önemsememiş ve kırılan kolunun acısı ile birlikte sağlam kolu ile almış olduğu kılıcını sürükleyerek arenadan aşağıya inmişti. Dikkat etmediği şey ise arenada Goral Arthef'in düşmüş olduğu yerde oluşan dört kareli bir şeklin oluştuğuydu...

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr