"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Angoria - Angoria Bölüm 37: Alışveriş(2)



Baharat kokularının hafif burnu karıştırdığı dükkanların arasında gezinen Kung Lao, yağda pişen yemeklerin cızırtıları kulaklarını mest ederken aynı zamanda burnuna gelen enfes kokular nedeniyle karnının guruldamasını ister istemez önleyememişti.


Boğazından aşağıya doğru giden salyasını yutkunan Kung Lao suratını köpek suratı gibi büzmüş ancak bunun dışında yapabileceği başka bir şeyi kalmamıştı. Dükkanların arasında gezinmeye devam eden Kung Lao, etrafında ilaç satan herhangi bir dükkan bulabilmek için pür dikkat çevreyi araştırdı. Yerde yemekler için kullanılan hayvan yağlarının, yemeklerde kullanılırken sıçraması sonucu parlaklık oluşmuştu. Kung Lao bunun farkında olmadığı için parlak yüzeylerden birisine basmış ve sonrasında ise dengesini kaybettiği için sırt üstü yere düşmüştü.


Düşmesinin ardından insanlar pür dikkat kendisine kilitlenmiş sonrasında ise hep bir ağızdan kahkaha atmaya başlamışlardı. Düşmesi ile birlikte Kung Lao'nun kafası sola doğru çevrilmiş ve farklı bir yöne doğru ilerleyen tezgahları kalabalığın altından izleme şansına sahip olmuştu. Etrafındaki insanların hiç birisi onu önemsemiyordu gözleri adeta panayırdan ötürü perdelenmiş gibiydi.


Kung Lao kalabalığın içinde kendisini zar zor ayağa kaldırmış sonrasında ise az önce görmüş olduğu taraftan ilerlemeye devam etmişti. Bunu yapmasının tek sebebi ise o taraftaki dükkanlardan tek bir tanesinin çeşitli bitkileri asmış olmasıydı. Bu bitkilerin içlerinde Kung Lao'nun ustası sayesinde öğrenmiş olduğu mısır bitkisi, susam otu ve nice bitkiler bulunuyordu. Etrafındakileri önemsemeyen Kung Lao doğruca hedefine ilerlemişti. Tam bu sırada ise dükkanın sahibi olduğunu düşündüğü bir adam dükkan önünde çengeller ile asılı olarak duran mısır bitkisini çengelinden çıkarmış ve yavaş adımlarla yürümeye başlamıştı.


Kung Lao önemsememiş ve tezgahın önüne gelmişti. İçeride en fazla on iki döngülük bir yaşa sahip bayan apar topar dışarıya doğru koşturmuş ve ''Çekil şuradan çocuk!!'' diye bağırarak Kung Lao'yu ittirdiği gibi dükkanından koşarcasına koşmaya başlamıştı. Çok değil sadece üç nefes sonrasında ise ''HIRSIZ VAR!!!'' diye çığlıklarını tüm civardaki tezgahlar duysun diye son gücüne kadar yükseltmişti.


Daha demin gözlerinin önünden geçenin hırsız olduğunu fark eden Kung Lao içinden hızlı bir dengelemede bulunmuş sonrasında ise apar topar hırsızın gitmiş olduğu bölgeden ilerlemeye karar vermişti. (Mete Notu: Helal lan sana koca yürekli küçük çocuk :D Neyse bana da sıra gelecek demi yazar?) Koşan hırsızın normal bir tempoda koştuğunu düşünen Kung Lao bir an önce yetişebilmek için sismik adımları kullanmayı karar kılmış ve tüm gücü ile koşusunu sürdürmüştü.


Uzun zamandır sismik adımları çalıştığı için bu şekilde koşmak onda son derece normal bir koşu gibi hissettiriyordu. Aynı zamanda son zamanlarda sürekli kullanmış olduğu derin nefes tekniği sayesinde ciğerleri daha güçlüydü ve daha rahat bir şekilde koşmasına olanak sağlıyordu. Kung Lao hırsızın suratını görmemişti belki ama giydiği kıyafetlerin kırmızı işlemelerle süslü kahverengi bir kaftana sahip erkek olduğunu çok iyi biliyordu.


Gözleri ile etrafı sürekli tarayan Kung Lao aynı zamanda koşusunu sürdürüyor ve sürekli olarak pozisyonunu değiştiriyordu. En sonunda Kung Lao'nun zihni daha öncesinde dikkat etmediği ancak sonradan hatırlamış olduğu kaftanın yan tarafında bulunan iki parmak kalınlığındaki deliği hatırlamıştı.
Çok değil iki tütsü süresi boyunca koşan ve tüm dikkati ile etrafı incelemeye devam eden Kung Lao hırsızla benzer kıyafetler giyen birisini gözüne kestirmiş ve takip etmeye başlamıştı. Takip boyunca menzilini korumuş olan Kung Lao girip çıktığı her dükkandan ve her köşeden haberdar oluyordu. En sonunda hırsız olduğunu tahmin ettiği şahıs bir anda koşmaya başlamış ve arkasına bakarak Kung Lao'ya doğru bir cisim fırlatmıştı.


Fırlattığı cisim o kadar hızlı bir şekilde Kung Lao'ya gelmişti ki son anda refleksleri sayesinde kurtulmayı başarmıştı. Arkasına dönüp baktığında ise bir iğne olduğunu görmüştü. Son hareketten sonra ister istemez bir miktar korkan Kung Lao daha tedbirli olmaya karar vermiş ve hırsızın koşmaya başladığı yolun hemen yakınında bulunan yoldan koşmaya başlamıştı. Kung Lao bir çok defa antrenman yaptığı için bu yol ile hırsızın gitmiş olduğu yolun aynı noktaya çıktığını yok ama çok iyi biliyordu. Şuan kendisine gereken tek şey bir miktar zaman ve hızdan başka bir şey değildi.


İki ay öncesinde girmiş olduğu Temel Kaynak Aleminin gücü Başlangıç alemine göre o kadar farklıydı ki Kung Lao kaynak enerjisini koşusuna yönelttiği anda bacakları bir kaplan gibi ileriye atılmış ve son sürat koşmasına yardımcı olmuştu. Sadece on nefes sonrasında Kung Lao kesişim noktasına gelmiş ve hırsızı gördüğü gibi de peşinden koşmaya devam etmişti.


Ancak bilmediği şey hırsızın normal bir koşuda onun ile aynı düzeyde koşabildiğiydi. Kovalamacaları tüm panayır çevresi boyunca devam ediyordu. Girmedikleri ara sokaklar veyahut görmedikleri dükkan kalmamıştı. Kung Lao azim ile kovalamaya, hırsız ise aynı azim ile kaçmaya devam ediyordu. Bu şekilde süren kovalama yaklaşık üç tütsü süresi kadar daha devam etmiş hırsız ise en sonunda kasabanın çıkışına doğru ilerlemişti. Kung Lao'da aynı şekilde kasabanın çıkışına doğru gitmiş ve en sonunda nefes nefese kalmış ve bu yüzden yorulmuş olan hırsızın yakasından zıplayarak yakalamıştı.


Zıplayarak yakaladığı için ayakları yerden kesilmiş olan Kung Lao, vermiş olduğu kütle ile birlikte zaten yorulmuş olan hırsız dengesini kaybetmiş ve ikisi birlikte yuvarlanmaya başlamıştı. Kung Lao belki farkında değildi ancak omzuna sarılı olan beş yüz elli kiloluk ağır kılıcı sırtının bir taşa gelmesini engellemiş ve yere rahat bir düşüş yaşamasını mümkün kılmıştı. Ancak aynı şey hırsız için söylenemezdi. Ağzından çıkan tükürcükler kısmen kan ile dolu oluyordu. ''Hay senin gibi çocuğun ben!! Ölmek mi istiyorsun lan velet!!'' diye acı ile bağıran hırsız Kung Lao'ya alev alev yanan gözlerle bakmıştı. Suratında sol gözünden aşağıya inmekte olan bir iz bulunan hırsız on iç veyahut on dört döngülük bir yaşa sahipti. Dudakları mora çalıyordu. ''Ulan hayır!! Soy sömür de bu salak dükkanları... Benim alışveriş yapacağım dükkanda ne bok yapıyorsun anasını satayım!!'' diye bağıran Kung Lao toparlandığı gibi hırsızın üstüne atlamış ve ''Çıkar çabuk şu mısır bitkisini!!'' diye ince sesi ile emir vermeye başlamıştı.


Uzun süre debelenen ikili en sonunda yaştan ötürü oluşan deneyim farkıyla hırsızın Kung Lao'yu üstünden atmasıyla sona ermiş ve daha sonrasında ise hırsızın bir tane attığı yumru ile tamamen son bulmuştu. Kung Lao burnuna doğru gelen yumruk ile birlikte gözlerinin yandığını hissetmişti. Derin nefes tekniği sayesinde kısa sürede bu yanma ve göz yaşlarının akması kesilmiş olsa da gözlerini açtığında hırsızın tamamen ortalıktan kaybolduğunu görmüştü.


Hırsızı en gördüğü yerde ise kitap olarak bile sayılamayacak incelikte bir kitap(!) bulunuyordu... Kafasını kaşıyan Kung Lao kitabın yanına doğru ilerlemiş sonrasında ise kitabı yerden alarak içini açmaya çalışmıştı.
Ne kadar denediğinin bir önemi bulunmayan bu kitap Kung Lao ne yaparsa yapsın bir türlü ayrılmamış veyahut tek bir sayfası bile açılmamıştı. Sırf bu kitabı açabilmek için saatlerini harcayan Kung Lao en sonunda aklına düşen alışveriş ile birlikte paniklemeye başlamıştı. Apar topar ilerleyen Kung Lao kitabı yeni almış olduğu yeşil mekânsal yüzüğün içine depolamış ve sonra açacağını aklını bir köşesine not almıştı.
Geldiği gibi bir hız ile kasabanın içine geri dönen Kung Lao iki tütsü süresi boyunca aradığı ilaç satan dükkanı sonunda bulmuş ve telaşından ötürü derin nefes tekniğini kullanmadığı için nefes nefese kalarak dükkanın önüne gelmişti. ''Pardon güzel ablam bakabilir misin?'' diye nefes nefese seslenen Kung Lao ''Demin hırsızın peşinde yakalamak için koştum ama özür dilerim yakalayamadım'' diye yapmış olduğu eylemi söylemişti. Bu sayede düşüncesine göre daha iyi karşılanacaktı, ancak ataların dediği gibi 'evdeki hesap çarşıya uymaz'dı.


Kafasına fark etmediği bir tokatın gelmesi ile kafası öne doğru giden Kung Lao ne olduğunu anlayamadan ikinci bir tokat daha yemiş ve ''Madem koşturuyon peşinden!! Ne diye yakalamadan geliyorsun lan geri zekalı!'' diye bir bağırtı ile kendisine gelmişti. Güzel ve çekici bir vücuttan gelen sesi duyduğu anda Kung Lao'nun suratında bir korku oluşmuştu ve ''Kesin cin girdi içine'' diye mırıldanmıştı.


Üçüncü bir tokat daha yanağına çarpmış ve kafasının bir tarafa daha dönmesini sağlamıştı. Mermer gibi bir tene sahip olduğu için Kung Lao yediği iki tokat ile birlikte şuan elmaya benzeyen şişmiş iki adet yanağa sahipti. ''Birde cin girmişmiş!! Sana saygı öğretmediler mi lan embesil!! Büyüklerinle nasıl konuşman gerektiğini madem öğrenmedin ne diye yaşıyorsun ki lan!! Öl daha iyi!!''


Kung Lao konuşmalar karşısında sadece ağzı açık bir şekilde bakakalmıştı... İnsanın bu kadını dinlerken şaşkınlıkta küçük dilini yutmaması nasıl mümkün olabilirdi ki... En sonunda kendisine geldiğinde ağzından akan salyayı apar topar silen Kung Lao ''Efendim ben özür dilerim size o şekilde konuşmamak istememiştim. Hırsızın peşinden gittiğimde amacım yakalamaktı ancak çok hızlı bacaklara sahip olduğu için kasaba dışında gözlerimin önünde kayboldu ben tekrar özürlerimi sunarım!'' diye konuşmuş sonrasında ise saygı ile eğilerek selamını sunmuştu.


Gördüğü saygıdan sonra tatmin olmuş bir tutum sergilen güzel kadın ''Söyle bakalım ne arıyorsun?'' diye inceltmiş olduğu sesle konuşmuş ve Kung Lao'ya nazik bir bakış ile bakmıştı. Kung Lao gelen bu ani tepki değişiminden ötürü kısa bir süreliğine donmuş sonrasında ise ''Ustam bana yirmi tane kan donduran sıvı, elli adet Qi dengeleyici ve beş kutuda yaralar için merhem almamı söylemişti abla! Acaba sende, senin gibi güzel ve eşsiz bu ilaçlar bulunuyor mu? '' diye sormuştu.


Kadının almış olduğu ani iltifattan ötürü yanakları ufak bir kızarıklık göstermiş ve ''Evet bu ablanda öyle ilaçlar bulunuyor...'' diye mırıldanarak cevap vermişti. Kung Lao sırf kadının tepkisini ölçmek için böyle bir sözcük türü kullanmıştı ve karşılaşmış olduğu sonuçtan o kadar memnun kalmıştı ki bu şekilde devam etmesi gerektiğini düşünmüştü. ''Peki güzellik abidesi ablacığım ne kadar acaba tüm hepsinin fiyatı?'' diye soran Kung Lao aynı zamanda cebinde bulunan paraları hızlıca yüzüğüne depolamıştı. Cebinde sadece bir beyaz kaynak altını bırakan Kung Lao cebindeki paradan ötürü ister istemez tebessümde bulunmuştu.


''Toplam hepsi iki beyaz kaynak altını ve yetmiş yeşil kaynak gümüşü tutuyor çocuk!'' diye konuşan kadından sonra Kung Lao ister istemez tebessümünü şakakları terlerken sürdürmek zorunda kalmıştı. Elimde keşke bir miktar daha para bıraksaydım diye düşünen Kung Lao ''tüh be!! Diye lanet okumuş sonrasında ise bende bu dünyalar güzeli ablama daha fazla nasıl kazandırabilirim diye istenilen malzemelerden fazlasını almaya çalışıyordum!!'' demiş ve üzgün bir surat ifadesi göstererek ''Kusura bakma abla güzelliğinden ötürü bilmiyorum sana içim çok ısındı ve almam gerekenden daha fazlasını almak istemiştim. Bu sayede sende daha fazla kazabilecektin...'' diye mırıldanmıştı.


Bu sözlerden sonra kadının hafif kızarık yanakları al al olmuş ve gözleri hafiften buğulanmıştı. Bu yaşta bu kadar nasıl düşünceli olabilir diye düşünen kadın az önce soyulduğundan ötürü bu çocuğun böyle bir şey yaptığını düşünmüş ve vücudu istemsiz olarak Kung Lao'ya sarılmıştı. Dudaklarından dökülen hem hüzünlü hem mutlu ''Teşekkür ederim...'' sözcüğü ise Kung Lao'yu tatmin etmeye yetmişti.


Aynı zamanda çenesinde hissetmiş olduğu iki yumuşak dolgunun farkına varan Kung Lao daha fazla nasıl tatmin olabileceğini düşünmeden edemez hale gelmişti. ''Özür dilerim abla acaba söylediklerimin üç de ikisini geri bırakabilirmisin? Bende sadece bir beyaz kaynak altını var ve onların hepsini maalesef alamam...'' diye mırıldanmış ve sonrasında ise kafasını aşağıya doğru indirmişti.


Kadın, Kung Lao'nun oyunculuğu karşısında o kadar çok büyülenmişti ki, bir an bile düşünmeden ''Al dediklerinin hepsi senin olsun'' demiş ve ''Bir daha cebinde ne kadar para olduğunu iyice hesapla olur mu? '' diye mırıldandıktan sonra içtenlikle gülümsemişti.


Kung Lao bu sözleri duyduktan sonra ''Gerçekten mi?'' diye sormuş ve şaşkınlık içerisinde kalmıştı. Kadın kafasını salladığında ise sevinç ile zıplamış ve koşarak tezgahın arkasına geçtikten sonra bir saniye bile geciktirmeden kadına sarılmıştı. Yanağına doğru bir öpücük konduran Kung Lao daha sonrasında ise tezgahın önüne konulmuş olan ilaçları yüzüğüne depolayarak ''Çok teşekkür ederim ablacığım! Bu iyiliğini asla unutmayacağım!'' demiş ve el sallayarak apar topar kaybolmuştu.


Arkasından ise kadın ''Çoktan ödedin bile eşşek sıpası...'' diye mırıldanmış sonrasında ise tezgahının üstüne bulunan bir kaynak altınını görünce ''Sen kesinlikle büyüdüğünde çok can yakacaksın...'' diye söylenmişti.
Kung Lao havanın kararmaya başladığını görerek adımlarını hızlandırmış ve ilk gitmiş olduğu dükkan olan kaftanların bulunduğu tezgahın önüne tekrar gelmişti. Hızlıca içeriye dalmış ve ''Teyze ben geldim!!'' diye mutluluk içerisinde şakımıştı. Dükkanına birisinin geldiğini fark eden kadın ise ''Hoş geldin küçüğüm!'' diye aynı şekilde karşılık vermişti.


Kung Lao etrafındaki güzeller güzeli kaftanlara bakarken aynı zamanda ''Teyzem acaba hazır mı seçtiğim kıyafetler? '' diye sormuş ve karşılığında ise güzel ve tatlı bir gülümseme ile ''hazır tabi ki çocuğum hazır!'' diye cevap almıştı.


''Harika!!'' diye haykıran Kung Lao ''Hemen deneyebilir miyim teyze? İzin verir misin giymeme?'' diye mutluluk içinde sorusunu yöneltmişti. Yaşlı kadın ise gülümsemişti suratında buruk bir ifade mevcuttu. ''Elbetteki giyebilirsin.'' Dedikten sonra içeriye giderek Kung Lao'nun beğenmiş olduğu kıyafetleri teker teker getirmişti. Kung Lao'nun gözü istemsiz olarak siyah kaftana takılmıştı. Sürekli beni giy der gibi ışıl ışıl parıldayan kaftan Kung Lao'yu cazibesi ile her saniye daha fazla çekiyordu.


''Al bakalım ufaklık...'' diye konuşan kadın Kung Lao'nun eline vermiş olduğu kaftandan sonra eli ile köşe bir yeri göstermiş ve ''Şurada üstünü değiştirebilirsin...'' diye cümlesini ona erdirmişti. Kung Lao'da bu fırsattan ötürü hızlıca gitmiş ve üstünü değiştirmişti. Kumaşının çok rahat ve hafif olduğunu fark eden Kung Lao silahınıda omzuna taktığında bir biri ile uyumlu olduklarını görmüş ve mutlu olmuştu. Hızlıca dükkanın ortasına doğru ilerlemiş ve ''teşekkür ederim'' diyerek kafasını nazik bir biçimde eğmişti. Kadın bir miktar utanarak ''Tamam tamam hiç sıkıntı değildi çocuğum, hem direkt olarak senin için üretilmiş gibi duruyor. Böylesine sevimli bir çocuk için diktiğimi görmek benim için çok güzel...'' demiş ve sonrasında ise sesi bir anda kesilmişti. Üç nefes sonrasında tekrar konuştuğunda ise ''Biliyor musun davranışların eşimi ilk gördüğüm zamankine benziyor...'' demiş ve gözünden bir çift göz yaşının akmasına neden olmuştu...


Kung Lao ağlayan bu yaşlı kadın karşısında istemsiz olarak hüzünlenmiş ve ''Bu kıyafeti bana sattığınız için teşekkür ederim... Ona gözüm gibi bakacağımdan emin olabilirsiniz.'' Diyerek yüzüğünden altı beyaz kaynak altını çıkarmıştı. Kadının ellerine paraları hızlı bir şekilde koyan Kung Lao ''Belki sizin acınızı telafi edemeyecek ama... Lütfen bunu benim için bir teşekkür olarak görün.'' Diye fısıldayarak konuşmuştu.
Dükkan içerisinde bir yemek süresi boyunca oturan ve dertleşip, sohbet eden ikili en sonunda ayrılmışlardı. Dükkandan çıkarken kadın Kung Lao'yu bizzat uğurlamış ve ''yaşadığım yere kesinlikle bekliyorum seni!! '' diyerek arkasından el sallamıştı.


Kung Lao mutlu bir şekilde ayrıldığı için kendisiyle gurur duyuyordu. Kasabanın çıkışına doğru ilerlemiş ve sonrasında ise ustasının dün gece söylemiş olduğu yerde beklemeye başlamıştı. Çok değil sadece iki dakika beklemişti ki bir at sesi ile birlikte ustasının eli omzuna değmişti. Mirza Bo'nun suratında hafif bir burukluk vardı, her an ağlayacak gibi duran surat ifadesi ile birlikte ''Yolculuk vakti geldi bok parçası...'' diye mırıldanmıştı.


Kung Lao ise şaşkındı. ''Nasıl yani usta siz benimle birlikte gelmeyecek misiniz?'' diye sormuş ancak sadece kafa sallama ile karşılık bulmuştu...


Mirza Bo bir dizinin üstüne eğilerek Kung Lao'nun omuzlarından sıkıca tutmuş ve ''Bana bak çocuk! Sürekli meditasyon ile nasıl yaptığını bilmesem de Qi çekme! Sporunu sürekli yap ve bildiklerini kesinlikle unutma! Yoksa çok döverim seni ha!! Ayrıca iyi beslendiğinden emin ol, gereksiz yere olaylara karışma, gece vakti sıcak olan bir yer bulup uyumaya çalış hasta olma...'' diye konuşmuş sonrasında ise yaşadıkları göz önüne geldiği için sesi çatallaşmıştı. ''hadi şimdi doğruca şu arabaya bin! Seni direkt olarak turnuvanın yapılacağı Demir Su şehrine götürecek! Turnuvada iyi şanslar çocuk!!'' demiş ve bir anda gözden kaybolmuştu...
 

Kung Lao ise gözleri yaşlanmış bir vaziyette ''Her şey için çok teşekkür ederim, Ustam! İkinci Babam!'' diye konuştuktan sonra gözleri yaşlı bir şekilde at arabasından içeriye girmişti...

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr