Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Angoria - Angoria Bölüm 30: Dokay Shu


 

 

Kung Lao sabah yapmış olduğu antrenman ile birlikte vücudunu ter içinde kalmıştı. Toplu halde bulunan saçlarının arasında bir damla ter alnına düşmüş ve rahatsız etmişti. Kolunun bir hareketi ile düşen ter damlasını silen Kung Lao derin bir iç çekmiş ve ''Bu günkü antrenmanın ilk aşaması bitti...'' diye düşünmüştü.

Her gün güneşin doğduğu anda kalkıp sabaha kadar on tur kasaba çevresinde koşuyor sonrasında ise kaynak gücünü geliştirebilmek için meditasyon yapıyordu. Meditasyonunu ise en az üç saat aralıksız sürdürüyor ve beşinci seviyedeki kaynak gücünü dönüm noktası olan altıncı seviyeye geçirmek için uğraşıyordu. Sabah horozların ve çekirgelerin ötüşleri ile birlikte antrenmanına ara verip fıçının içinde kendisini yıkıyor ve sonrasında ise kahvaltı ederek vücudunun besin ihtiyacını gideriyordu.

Koşarken karşılaştığı ve yakalamış olduğu tavşanın kanını akıtma işlemi bittiğinde Kung Lao'nun yüzünde büyük bir gülümseme meydana gelmişti. Birazdan ziyafet çekeceğine adım gibi emindi, Tavşanın derisini yüzüp her zaman kuruttuğu yere koymuş ve üstüne tuz sepeleyerek kurumaya bırakmıştı.

Ardından ise tavşanı parçalara ayırmış ve kemiklerini bir kenara ayırmıştı. Kemikleri bir tencerenin içine koyan Kung Lao yakmış olduğu ateşin içinde kaynatmaya koyulmuş ve çıkan jelatinimsi yağ dokusu suya iyice karışıncaya adar u işleme devam etmişti.

Hemen sonrasında tencereden çıkarmış olduğu kemiklerin yerine sebzeleri doğramaya başlamış ve kaynamalarını etin suyunu iyice almalarını sağlamıştı ve en son malzeme olan tavşan etini de bu karışıma ekleyerek pişmesini beklemeye koyulmuştu.

Ustası ayrıldığından beridir iki ay geçmişti. Kendisi gitmeden önce Kung Lao'ya bir çok teknik öğretmiş ve Siyah Tavşan için ise bir çok ilaç bırakmıştı. Kung Lao çok iyi biliyordu ki bunları tam zamanında vermeliydi yoksa ilaçların bir etkisi kalmayacaktı.

İlaçların hepsi bronz işlemeli tahta bir sandıkta tutuluyordu. Bu eşsiz tahta ilacın etkilerinin dağılmasını önlüyor ve ilk günkü gibi taze kalmasını sağlıyordu. Ustası ile eğitime başladığından bu yana beş ayın su gibi akıp gittiğini gören Kung Lao'nun yüzünde buruk bir gülümseme ortaya çıkmıştı. ''Şimdiden beş ay geçti ha... Önümde sadece 6 ay kaldı...'' demiş ve ateşi kontrol ettikten sonra ustasının kendisine özel olarak yaptırmış olduğu kılıcı alarak talim yapmaya koyulmuştu.

''Whosshh!!''

Ağır kılıcını ilk başta kaldırması mümkün olmamıştı ancak kasları her gün gelişmiş ve kılıcı tutabilecek hale gelmesini sağlamıştı. Elbette kaynak gücünü kullanması gerekiyordu ancak bu halini eski haline kıyasladığında biliyordu ki şuan çok ama çok daha güçlüydü.

Kılıcını savurması ile birlikte Kung Lao'nun kılıcı tuttuğu tarafta ufak bir rüzgar akın etmiş ve ustasının kendisine bırakmış olduğu ufak çınar fidesine doğru yönelmişti. Ufak çınar fidesi gelen rüzgar ile birlikte ufak bir sallantı yaşamış ve sabahın etkisi ile oluşmuş damlacıkların aşağıya dökülmesine yol açmıştı.

''Hehehe...'' diye sırıtan Kung Lao apar topar gidip yemeğin durumuna bakmış ve yemeğin piştiğini gördüğünde ise çok mutlu olmuştu. Ustası gittiği zamandan sonra bir çok şeyde iyi bir hale gelmişti yemek yapıyordu; bulaşıkları yıkıyordu, Siyah Tavşana bakıyordu ve en önemlisi kendisini eğitiyordu. Tek bir kötü tarafı vardı oda; Phialam'ını başlangıç aleminin altıncı seviyesine çıkaramıyordu...

Sıcak sıcak yemeğini yiyen Kung Lao içeriye giderek ayırmış olduğu yemeği de Siyah tavşana yedirmiş, ilaçlarını içirmiş ve sonrasında ise yukarıya çıkarak talim yapmaya koyulmuştu. Hiç vakit kaybetmeden kendisini her zaman oturmuş olduğu sert kayanın üstüne çıkmış ve meditasyon duruşuna geçerek kelimelerin kifayetsiz kalmasına sadece o an ki hislerin var olmasına imkan tanımıştı.

Meditasyonu sürekli yapması sayesinde içine doğru akan Qi o kadar hızlanmıştı ki öncesinde her damlanın bir nehrin taşması sonucu çıkan damlalar olduğunu düşünen Kung Lao şimdi ise nehrin içinde azılı suların köşesinde orta hallice akan suya benzetiyordu.

Nefesini sürekli kontrollü tutan Kung Lao kimi zaman ustasından öğrendiği ''Tufanın Nefesi'' tekniği kullanıyor ve vücudunun içine alevlerin girmesine olanak sağlıyordu. Bunu yaptığında nefes alma hızı değişiyor ve vücudunun yanan bir volkan gibi hissetmesine ve saldırganlaşmasına sebep oluyordu. Kimi zaman ise bu tekniğin fazla olduğunu düşünüp kendi tekniğini uygulayarak vücudunu rahatlatıyordu.

Aslında saldırganlaşmasını sağlamak bir insan için en kötü görülen tekniklerdendi. İnsanın gözünü kan bürümesine yol açması ile bilinirdi, yeterince usta olunmaz ise teknik aciz insanları ele geçirir ve yok edene kadar ise peşini bırakmazdı.

Tam olarak nasıl olduğunu bilmiyor olsa da Kung Lao ne zaman kendi tekniğini kullanmaya başlasa etkileri anında ortadan kalkıyor ve muazzam bir ferahlık hissi bedenine ulaşıyordu. Ustasından öğrendiği nefes tekniği Tufanın Nefesi'ni öğrenmesinin bir diğer sebebi de kendisini yaralayarak altıncı seviye geçişini sağlayabilmekti.

Ancak bunu bu beş içerisinde ne kadar yapmış olsa da bir türlü başaramamış ve kendisini hep bir eksik hissetmişti. Acaba ustasının dediği gibi ''Çırak bu dünyada sen tıpkı bir kelebek gibisin... Her seferinde bir kozaya bürünecek ve kanatlarının dışarıya çıkmak için debelenişi ile birlikte yeni renkler yakalayacaksın...'' Kung Lao çok iyi biliyordu ki kendisi daha ancak bir tırtıldı ve daha ilk kozasına girebilmek için çok uzun bir yolu mevcuttu...

Qi antrenmanı altı yemek süresi kadar sürmüştü. Bu uzun süre içerisinde bir kez bile olsun bir değişim hissetmemiş veyahut hissetse bile etkisini görmemişti... Daha fazla meditasyon yapmasına bir ihtiyacı olmadığını düşünen Kung Lao morali bozuk olduğu için kendisini koşmaya vermiş ve dağdan aşağıya bir fırtına gibi ilerleyerek kolayca gözden kaybolmuştu.

***

Yukarıdan aşağıya doğru bir rüzgar deryasının indirğini fark eden iki çift göz birbirine bakmıştı. İçlerinden birisi yaşlı bir diğeri ise genç olan bu çift gözlerin içi gülüyordu. Yaşlı olan ''Evlat sonunda o aptal çırakta aşağıya indi. Şimdi bizim sıramız demiş ve etraftaki çalılıkların içinden dışarıya fırlayarak kulübenin olduğu bölgeye doğru ilerleyişini sürdürdüler...

''Efendim, Chid İcidebzec'in burada olduğundan emin miyiz? '' Genç olanın sesi soru sorar haldeydi. Karşısında ki yaşlı adam bile strest altında idi. ''Tüm kasabayı araştırdık bir tek bu ev kaldı. Sence de burada olması normal değil mi? '' diyerek kafasına bir adet tokat vurmuştu. Yaşlının suratı stresten ötürü ter içinde kalmıştı ve daha fazla beklemeye tahammülü bulunmuyordu.

''Gidelim.'' Diye vermiş olduğu bir komutla birlikte her ikiside eş zamanlı hareketler ile gizlenmiş oldukları çalıdan dışarıya çıkmıştı. Çalıdan çıktıkları andan itibaren koşmaya başlamışlardı. Yokuş ykarıya koştujları için vücutları daha fazla yorulmuştu ve vücutları dayanma noktasına çoktan varmıştı.

Bir yemek süresi kadar aralıksız koşmuşlar ve sonrasında ise dinlenme ihtiyacı hissetmişlerdi. Geniş bir ağacın altında oturan ikili etrafı kolaçan ediyor ve soluklarının düzelmesini bekliyorlardı. Aniden genç olanın gözlerine bir şeyler takılmıştı. Yanında ki yaşlıyı dürterek '' Efendim şuradaki kayalıklara bakarmısınız? '' diye soru sormuştu.

Yaşlı olan gözlerini gencn gösterdiği noktaya doğru götürmüş ve kayaları incelemeye koyulmuştu. Kayaların üstü yer yer eski kurumuş kan lekeleri ve irili ufaklı göçükler ile doluydu. Yaşlı olanın aklına gelen ilk şey burada bulunan insanların sanki kayaları yontmak için ellerini kullanıyor olduğuydu. Genç olan ''Nasıl olmuş olabilir acaba? '' diye düşünmüş ve kafasını kaşımıştı. İkisi de tahminlerini sıra sıra kullanmaya başlamış ve karşılarında ki manzaraya bir anlam vermeye çalışmışlardı.

En sonunda buradaki şifacının işi olabileceği akıllarına gelmiş ve ikiside bu konuda hem fikir sahibi olmuştu. Başka türlü nasıl olurda güçlü kayalar bu hale gelirdi ki? ''Bu kadar dinlenmek yeter işimize dönelim. Bir an önce bulmamız gerekli yoksa kızabilirler.'' Diyerek toparlanmış ve yokuş yukarıya yürümeye başlamıştı.

Yanında ki genç hiç zamanını kaybetmemiş ve derhal ihtiyar olanın arkasından koşarak yanına yetişmişti.

***

Kung Lao koşuya başlamadan önce dün kendisine verilmiş olan içi su dolu su kabağını sahibine geri vermek için kapılarını çalmıştı. Kapıyı açan kişi ilk kez karşılaşmış olduğu kendisinden kat be kat büyük gözüken bir erkekti. Soru sorar bir ifade ile karşısında ki çocuğa bakan bu erkek neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Kung Lao utanmanın bir şey ifade etmeyeceğini çok iyi biliyordu. Ellerinden birisini yumruk yapıp diğer eli ile desteklemiş ve yukarıya kaldırmış ardından ise kafasını çok hafif eğerek selam vermişti. ''Büyük kardeş merhaba... Dün bana yardım eden Nou Mutter hanımın su kabağını getirmiş bulunmaktayım. İlgisi için çok teşekkür eder ve sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim'' demiş ve su kabağını karşısında ki sonradan fark etmiş olduğu kendisi ile aynı kaynak seviyesinde olan kişiye vermişti. Daha sonrasında ise ufak ve kuru bir teşekkür sözcüklerini işitmiş ve kendisini oradan uzaklaştırmıştı.

''On iki döngülük ömrü boyunca dövüş sanatları çalışıp sadece Beşinci Seviye Başlangıç Kaynak alemine yükselmek... '' diye düşünen Kung Lao daha fazla karşılaşmış olduğu kişiyi önemsemeden antrenmanına devam etti.

Her zaman olduğu gibi koşusunu sürdüren Kung Lao kendisini ve bacaklarındaki kaslarnı öyle çok güçlendirmişti ki. Sıkılaşan kasları sayesinde ilk gün on sekiz yemek süresinde bitirmiş olduğu koşuyu sadece iki yemek süresinde bitirmiş ve yorgun vücudu ile evine geri dönme yoluna doğru koyulmuştu. Etraftaki kızların hepsinin kendisine baktığını çok iyi bilen Kung Lao bağlı olan saçlarını açmış ve sağa doğru savurmuştu. Kafasını sola doğru döndüren Kung Lao bakmış olduğu kızların hepsinin suratlarının kızardığını çok iyi fark etmişti.

İçlerinde birisi öyle çok utanmıştı ki kalbi buna dayanamamış ve kendisini uyuyormuşçasına yanındaki kızın omuzlarına bırakmıştı. İlk gün sadece birisinin hoşnutluğunu ve kalbini kazanan Kung Lao ilerleyen günlerde ise tüm hepsinin kalbini kazanmış ancak bundan fazlasına gitmemişti.

Alnında ki teri silen Kung Lao banyo vaktinin tekrar geldiğini çok iyi biliyordu. Ardından tekrar yemek yiyecek ve Ki antrenmanını yapıp sonrasında ise ustasının onun için bırakmış olduğu kitaplardan birisini seçip okuyacaktı. Sonrasında ise uyuyarak günü sonlandıracaktı. Tıpkı geçmiş olan beş ay gibi...

Yokuştan yukarıya doğru yürüyen ve bunca zaman sonunda istemsiz olarak sismik adımların ayak tekniklerini kullanan Kung Lao'nun yürüyüşü o kadar hılıydı ki onun yaşında ki kim olursa olsun hepsini geçip arkasında bir toz bulutu bırakabilirdi.

Her adımı ile kulübeye ve Siyah Tavşanına bir miktar daha yaklaşan Kung Lao etrafında terinden ötürü uşuşan sinekleri umursamamış ve hızını bir saniye bile azaltmadan ilerlemeye devam etmşti. Tepenin sonuna varmasına en fazla üçyüz sismik adım kalmıştı ki; Kung Lao etrafta farklı ayak izlerinin olduğunu görmüş ve bu ayak izlerinin doğruca kendi evine doğru ilerlediğini fark etmişti. İçinde oluşan merak duygusu ile hızlanan Kung Lao karşılaşacağı şeyin ne olduğundan bir habersiz en sonunda kulübeye varmış ve kulübenin kapısının açık olduğunu fark etmişti.

Kulübenin içine hızla giren Kung Lao'nun gözüne ilk çarpan şey gizli bölmenin açık olduğuydu. Kendisinin asla ama asla bu bölmeyi açık unutmayacağını bekleyen Kung Lao hızla dışarıya çıkmış ve kulübenin duvarına dayalı olan kılıcını alarak kapının hemen karşısında beklemeye koyulmuştu.

İçeriden gelen gürültüleri hiç ses çıkarmadan dinleyen Kung Lao ''Bunlar çok değerli nesneler alalım mı? '' dibi bir soru duymuş sonrasında ise ''Bırak onları kitapları al sadece!!'' diye hafif hışırtılı bir sesten gelen emiri duymuştu.

Konuşan kişiler sayesinde Kung Lao sadece iki kişi olduklarını anlamış ve bekleyişini sürdürmüştü. Çok değil sadece bir tütsü süresi kadar daha beklemişti. Kendilerini işine aşırı derecede kaptırmış olan birisi genç ve birisi yaşlı iki kişi omuzladıkları halı ile birlikte dışarıya çıkmış ve birbirleri ile konuşarak eğlencelerini sürdürmüştü. Tam bu sırada Kung Lao'nun fark etmiş olduğu kitapları alan bu iki hırsız bir file yardımı ile kitapları depolamış ve Kung Lao'nun önünden geçerek ilerleyişlerini sürdürmüştü.

Sinirlenen Kung Lao yerden bir taş alıp iki hırsıza doğru fırlatmış ve ''Hey!! Kimden neyi çaldığınızı zannediyorsunuz sizi solucan parçaları!!'' diye haykırmıştı. Sesi duyan iki hırsızda aynı anda sesin bir çocuktan geldiğini görmüş ve arkalarını dönerek bakmıştı içlerinden genç olanı ise ''Ben ki Dokay Shu müstakbel karımı alarak gidiyorum! Sen kim oluyorsun da beni durdurmaya çalışıyorsun çocuk!! Ölmek mi istiyorsun ha?! ''Diyerek tepkisini göstermiş ve elinde bulunan halıyı ve onun içinde ki çok bariz bir şekilde belirgin olan Siyah tavşanı yere bırakarak Kung Lao'nun önüne doğru ilerlemişti.

(YN: Hep bunu yazmak istemişimdir :D )

Kung Lao kendisine doğru gelen ve söylentilerden duyduğu kasaba liderinin olu olan Dokay Shu'nun üzerine doğru üç adım atmış ve dikilmiş olduğu kılıcını kaldırarak ''Buradan kaçabileceğini mi sanıyorsun boktan çöp parçası.'' Diyerek kılıcını Dokay Shu'ya doğru savurmuştu.




 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr