Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 22: Panayır


 

 

O günden bir hafta sonra...

Kung Lao derin bir nefes alarak etrafında biriken sis perdesini dağıttı ve kapalı gözlerini açtı. Gözlerinde bir ejderhanın kararlılığı mevcuttu, her gün yaklaşık olarak yedi saat meditasyon yapıyor ve içine doğru akan doğal Qi'nin damlalar halinde büyümesine izin veriyordu. Ardından ise sporunu yapıyor ve içindeki Qi'yi saflaştırıyordu...

Geçen bir haftalık süre boyunca Kung Lao ne zaman eğitim yapsa, yemek yese veyahut uyusa aklında tek bir düşünce oluyordu ''Siyah Tavşanım seni ne yapıp edip kurtaracağım...''

Qi emilimi bittikten sonra Kung Lao vücudunun uyuşmuş eklemlerini gevşetmiş ve ardından ise yumruk çalışması yapmak için bacaklarını kırmış ve yumruk yaparak sıkmış olduğu ellerini avuçları yukarı bakacak şekilde bel hizasına indirmişti.

Her yumruğu ile Qi'sinden ufak bir parça dışarıya salıyor ve her yumruk ile birlikte vücudunda ter damlaları oluşmasına izin veriyordu. Her yumruğu ile yanında bulunan ağaçların yaprakları dalgalanıyor ve çalıştığına şahitlik ediyorlardı.

İki yemek süresi kadar sonra Kung Lao kendisini bitmiş hissetmiş ve ağrıyan diz eklemlerini gevşetmek için yere oturmuştu. Bu sırada ise Mirza Bo'nun kulübesinden almış olduğu bir su kabağının içinden iki yudum su içerek boğazının serinlemesine imkan sağlamıştı.

Günlük olarak Qi emilimini ve sporunu tamamlayan Kung Lao içi sıcak suyla dolu bir fıçının içine atlıyor ve kendisini temizleyerek rahatlıyordu. Kaslarının çalışmadan ötürü seğirmesinin vermiş olduğu rahatlık ile gözlerini kapatıyor ve banyo süresi boyunca iyice istirahat ediyordu.

Yine bir banyo zamanı gelmiş ve Kung Lao üstündekileri çıkarmıştı. Sadece kumaştan kemeri kalmış olan Kung Lao sıcak suyun içine girmiş ve suyun sıcaklığının keyfini sürmeye başlamıştı.

Daha iyi bir duruşta durabilmek için kendisini esneten Kung Lao fıçının içinden yükselen ''Tokk!!'' sesi ile birlikte irkilmişti. Sesin dışarıdan geldiğini düşünen Kung Lao sesin sahibini bulabilmek için ayağa kalkmış ve fıçının çevresini araştırmıştı, ancak dışarıda böyle bir sesi çıkarabilecek bir nesnenin olmadığını gördüğünde ''Sanırım zihnim bana ufak oyunlar oynuyor'' diyerek suyun keyfini sürmeye devam etmişti...

Banyo süresi bitmiş ve Kung Lao rahatlamış bir halde kendisini dışarıya atmıştı. Vücudunun bir tüy kadar hafiflediğini hisseden Kung Lao kıyafetlerini giydiği gibi doğruca Siyah Tavşanın yanına doğru ilerlemişti.

Ancak fıçının içerisinde hemen ayağının altında göremediği bir şey vardı...

Kung lao Siyah Tavşanın yakınına geldiğinde suratında bir gülümseme ve içinde bir burukluk ile hemen yakınında bitiyordu. Komidin üstünde bulunan ıslak bezi alıyor ve Siyah Tavşanın terlemiş alnını temizliyordu. Bu sırada ise birbirinden güzel sözler söylemeyi ihmal etmiyordu.

Kızarmış vücudu ile kimi zaman Siyah Tavşan Kung Lao'nun söylediklerini duyuyor ve kulaklarının kızarmasına engel olamıyordu. Ancak saf Kung Lao bu belirtilerin hiçbirini fark edemiyor ve sürekli uyuduğunu sanarak duymadığını farz ediyordu.

Chi İcidebzec günün büyük çocuğunluğunu uyuyarak geçirmek zorunda kalıyordu ancak son iki gündür ne zaman Kung Lao gelmiş olsa istemsizce uyanıyor ve söylediklerinin hepsini duyuyordu...

Söylediği güzel sözler karşısında kalbi öyle mutluluk ile doluyordu ki, sevinç çığlığı atmamak için zor duruyordu... Ayrıca söyledikleri kimi zaman ancak hayallerini kurabileceği sözcükler olduğu için sadece kulakları değil tüm vücudunun kızardığını hissediyor ve bu kızarıklık kısa sürelide olsa alt organlarının iki parmak üstünde bulunan ve sürekli acılar çekmesine neden olan Phialamının varlığını unutmasına imkan tanıyordu...

Bu ufak süre içerisinde Chi İcidebzec'in vücudu gevşiyor ve uyumasına sebebiyet veriyordu. Sonrasında ise Kung Lao'nun söyledikleri rüyasına giriyor ve huzur dolu bir şekilde uyumasına sebep oluyordu...

Kung Lao yaklaşık olarak üç yemek süresi boyunca Siyah Tavşanın yanında oturduktan sonra kalkma zamanının geldiğini düşünmüştü ve ağır adımlar ile kapının yolunu tutmuştu. Ne zaman Siyah Tavşanı görmüş olsa içinde bulunan mahcubiyet katlanarak artıyor ve ezilmesine sebebiyet veriyor, ''Ne olursa olsun bu hatamı telafi edeceğim...'' diye mırıldanarak kulübenin dışına doğru yürüyordu.

Kulübenin dışına çıktığında Kung Lao ihtiyar Mirza Bo'nun bir hafta öncesinde kendisine karşı yapmış olduğu ''Sismik Adım'' adlı tekniği talit ederek çalışmaya koyulmuştu. Dikkatli bir şekilde baktığı için Kung Lao zihninde kalan bir kaç adımın figürünü zihninde oluşturmuş ve her gece bunları tekrar etmeye koyulmuştu. Ancak adımları tekrar etmesi bile o denli yüksek bir hıza ulaşmasına yardım edememişti...

Yine bu hareketleri taklit ederken hızını daha fazla arttırması gerektiği düşünmüş ve adımların hepsini yapabildiği en hızlı şekilde yapmaya koyulmuştu. Ancak hareketleri ne kadar hızlı yaparsa yapsın üç nefeste sadece on iki adım atabilmiş ve bu adımlar bile kendisinin ciğerlerine balina oturmasına sebebiyet vermişti...

Soluk soluğa kaldığı her vakit için bir tütsü süresi kadar oturuyordu ve sonrasında ise çalışmasına devam ediyordu. Ne kadar süreceğini bilmiyordu ancak bir şekilde bu teknikte ustalaşacağı günün gelmesini keyif ile bekliyordu...

Bu şekilde yedi yemek süresi kadar çalışmaya devam etmiş ve en sonunda kasları daha fazla yapamayacağını belirten beyaz bayrağı göklere çıkardıklarında ise uyumasının en iyisi olacağına karar vermişti.

Kendisinin sonradan ihtiyar Mirza Bo'ya ait olduğunu öğrendiği yatağa, kendisini fırlatan Kung Lao daha kafası yastık ile temasa geçtiği anca gözlerinin karanlık bulutlar ile bütünleştiğini fark etmiş ve uykuya yenik düşmüştü...

***

Kuşluk vakti gözlerini bir anda açan Mirza Bo panayır günün gelip çattığını fark etmişti. Ayın en eğlenceli iki anlarından birisi olan bu panayırlarda gereğinden fazla tüccar bulunur ve çoğu kalitesiz mal olsa bile her insanın ihtiyaçlarını karşılayacak malzemeler bulundururdu. Panayır içinde sadece tüccarlar bulunmazdı, tüccarlar ile birlikte gezen bir veyahut birden fazla şenlik ekibi bulunurdu.

Şenlik ekibi içlerinde birbirinden farklı değişik insanın bulunduğu ve tabiri caizse ''Ucubeler'' topluluğuydu. Kimisi yüzünü boyar ve giymiş olduğu ilginç kıyafet ile insanları güldürürken, kimisi ise uzun pantolonunun altına gizlemiş olduğu uzun tahtalar ile yürüyerek izleyenlerin büyülenmesine sebebiyet verirdi. Kimisi ise... Derisine iğneler sokar, ateş püskürtür ve yılan dans ettirirdi...

Mirza Bo Panayırın sabahın ilk saatlerinde tıklım tıklım olacağını çok iyi biliyordu. O yüzden hızlıca üstünü değiştirmiş ve yanına gerekli olabileceğini düşündüğü üç beyaz kaynak altını almıştı ve sonrasında ise Kung Lao'nun yakınına doğru ilerlemeye devam etmişti.

Kung Lao iki hızlı dürtme ile uyanmıştı. Uyandıran kişi Mirza Bo'dan başkası değildi, Gözleri ölü bir balığın bakışlarından bile beter bir şekilde olan Kung Lao ise yakınlarında bulunan kovadan yüzüne su çarpmış ve Mirza Bo'ya doğru bakmıştı.

Mirza Bo Kung Lao'nun kendisine baktığını fark ettiğinde ''Bu gün erkenden yola çıkmamız gerekecek, panayır günü çok güzel ilaçlar bulabileceğime inanıyorum. Ancak bunları taşımak için birisine ihtiyacım var, ki buda sen oluyorsun genç! Göster bakalım bana ne kadar güçlendin!''

Kung Lao bu sözler karşısında kanının kaynamasına engel olamamıştı. Son zamanlarda kendisi fark etmemiş olsa bile kemikleri kasları ve derisi oldukça gelişmişti. Tek elini yumruk yaparak sıkmıştı ve almış olduğu gaz ile birlikte ''Hadi gidelim!!'' diyerek hazır olduğunu belirtti.

Hazır olduğunu belirse bile kendisine çeki düzen vermesi ve eşyalarını toparlaması bir tütsü süresi kadar sürmüştü ve yola çıktıklarında çoktan güneşin ışıkları kendilerine ok gibi saplanmaya başlamıştı.

Kasaba ne o kadar uzaktı nede o kadar yakındı. Kasabaya varmaları sabahın ilerleyen saatlerini bulmuştu ve buda ihtiyarın hırçınlaşmasına neden olmuştu. ''Neden bir yılan kaplumbağası bile seni geçebilecek bir hızda olabilir ki?!'' diyerek ise tepkisini göstermişti.

Kung Lao ilk kez bir panayırda yer alıyordu ve gözlerinin büyülenmekten ötürü yıldız gibi parlamasına engel olamıyordu. Ağzı bir karışa yakın bir mesafe açılmış ve ''Whoaaa'' diye bir sesin duyulmasına neden olmuştu.

Kasaba içerisinde yürüdükçe Kung Lao çeşitli bitkiler, kılıçlar, kaftanlar ve yiyecekler satan birden fazla satıcı ile karşılaşmıştı. İçlerinde ise ''GEL GÜZEL KARDEŞİM!!'' diye bağıranda mevcuttu sadece ''Ürünlerim en iyisidir efendim.'' diyenlerde mevcuttu. Kung Lao her dükkana teker teker bakmış ve her silahı, kaftanı, yiyecekleri ve bitkileri büyüleyici bulmuştu. Çünkü bunları daha öncesinde hiç görmemişti...

Bir çoğunu kitaplardan tanıyordu. Mesela silah satan tezgahtarın, tezgahının tam ortasında göz alıcı bir şekilde parıldayan yarı-ağır çift kılıçlar gibisini ilk kez görüyordu.

Kılıçlara bakar iken dalmış olan Kung Lao hayalinde bu gibi bir yarı ağır kılıç ile rakibini doğruyor ve çıkan kanın vücuduna doğru fışkırdığını ve kılıcından damlalar halinde süzüldüğünü düşlüyordu. Ağzının suyu akarken bir anda ensesine yemiş olduğu tokat ile kendisine gelen Kung Lao daha neler olduğunu anlamadan ihtiyar Mirza Bo tarafından yakasından tutularak çekiştirilmişti.

''Daha çok işimiz var ve sen gelmiş burada dikiliyorsun! Şuan bile bana vakit kaybettiriyorsun çocuk!! ''

Kung Lao mahcup bir duruma düşmüştü ve ister istemez boynunu aşağıya doğru eğmişti. Meydan kalabalıklaşmış ve konuşmalar zar zor duyulur hale gelmişti. Tam bu sırada ise Kung Lao ''Özür dilerim, bir daha böyle bir şey olmayacak'' diyerek üzüntüsünü dile getirmişti.

Homurtular eşliğinde kafasını bir tarafa çeviren ihtiyar Mirza Bo iki nefes boyunca o şekilde durmuş ve sonrasında ise elinde bulunan yüzüğü tokatlayarak çıkarmış olduğu bir beyaz kaynak altınını Kung Lao'ya uzatmıştı.

Kung Lao kendisine verilen bir beyaz kaynak altını karşısında gözlerinin yerinden fırlamasına son anda mani olmuş ve ağzının açılarak ''Ka-kaynak altını!!'' diye şaşkınlıkla dolu bir bağırtı kopartmıştı.

''Hişştt!! Sessiz ol kimin nasıl ve ne şekilde duyacağının bir garantisi yoktur. Hem bunu sana kendi istediklerim için veriyorum yani ayrıca dikkatli olacaksın!''

Kung Lao hızlıca kafasını sallamış ve ''Merak etmeyin! Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım!'' diye temenni vermişti. İhtiyar, kendisine verilen bu teminat karşısında gülümsemiş ve ''Senden öncelikle bir mekansal yüzük almanı istiyorum, kalan parayla ise bir kılıç sapı alacaksın para artarsa eğer dilediğin bir şeyi daha alabilirsin. Şimdi koş bakalım!!'' demişti.

Kung Lao söylenenler karşısında yıldırım çarpmış bir karganın havaya dikilmiş olan bacakları gibi dimdik bir vaziyette durmuş ve ''Peki!!'' diyerek koşmaya başlamıştı. Koşması fazla uzun süreli olmamıştı çünkü paranın ne kadar değerli olduğunu biliyordu. Öncelikle gözüne kestirmiş olduğu zengin bir tüccarın yakına gitmişti.

''Pardon efendim bakarmısınız?''

''Söyle bakalım çocuk!'' diye sakalı ovuşturan tüccar konuşmuş ve karşısındaki çocuğu incelemeye koyulmuştu. Daha ilk görüşte gelişim sanatı çalıştığı belliydi, dış görünüşü ve saçları normalden çok anormaldi ve insanın bir kez daha bakmasına neden oluyordu. Beyaz renk yüzüne ve vücuduna çok iyi uyum sağlıyordu, şimdiden ileride çok yakışıklı olacağının garantisini verebiliyordu.

''Efendim ben bu kasabanın dışında Nekid Dağlarının yamacında yaşayan şifacı Mirza Bo'nun çırağıyım, ustam benden bir kaç parça eşya almamı istedi ancak vermiş olduğu para çok büyük...'' diye iç geçirmişti.

Tüccar gelen para sözü ile birlikte gözlerini açmıştı ''Ne kadar büyük ?'' Ancak Kung Lao bu hareketi bildiği için hiç sesini çıkarmamış ve elinde bulunan beyaz kaynak altınını tüccara göstermişti.



 
 
 



Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21064 Bölüm Sayısı


creator
manga tr