Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Angoria - Angoria Bölüm 13: Aziz Yordan’ın Taş Bitkisi  


 

 

 

 

Kung Drof her sabah yapmış olduğu rutin sporunu yapmış ve kendisini dinç bir vaziyette hissetmeye başlamıştı. Günün kahvaltısı etrafta bulunan birkaç ot parçası ve kişi başı sadece bir tane düşecek olan erikten başkası değili.

Oldukça lezzetsiz bir kahvaltının sonunda korumaları emri ile harekete geçiren Kung Lao korumaların şahsi eşyaları dahil olmak üzere bütün eşyaları devasa bir çuvalın içine paketleyen Kung Drof taşıması için ise aylak aylak dolaşan adını hatırlayamadığı çocuğa görev vermiş ve canı ne kadar çıkarsa çıksın taşımasını emretmişti.

Çocuk kendisine son derece ürkütücü bakışlar atan Kung Drof’a  karşı nasıl çıkabilirdi ki? Canavar Kung Drof karşısında o bir bok böceğinin ön bacağı bile olabilecek kapasitede değil di. Sadece denileni yapması ve bu emir ile ölecekse bile en azından içi rahat olması gerektiğini çok iyi bilebiliyordu, o yüzden çok zorlamadan sadece sırtındaki devasa çuvalı taşımaya başlamıştı.

Kung Drof eşya taşıyan çocuğa tekrar baktığında sırtına balina midyesi oturmuş bir gergedan kaplumbağasının hareket edişini görüyor gibiydi. Komik bir durumdu açıkçası, ancak Kung Drof biliyordu ki eğer bir saniye bile gülerse zaten gizli kapaklı gülüşmeler içerisinde olan korumalar kendilerini tutamayacak ve hareket etmeyi kesip sadece gülerek akşamı bulduracaklardı…

Kung Drof ağaçların etrafından geçerken her ağacı teker teker kontrol ediyor ve kan izlerini mümkün olan en iyi şekilde bulmaya gayret ediyordu. Ancak bu şekilde bile öyle yavaştılar ki, çoktan güneş tepeye ulaşmış ve beraberinde ise kavurucu sıcakları getirmişti. Sıcaklık her saniye öyle hızlı yükseliyordu ki Kung Drof kendisini bir tavanın içinde pişmekte olan kalamar gibi hissetmiş ve bu tavadan nasıl kurtulacağının yollarını ararken kendisini bulmuştu.

Korumaların daima on adım önünden yürüyen Kung Drof arkasını dönüp, ara ara korumaları kontrol etmiş ve onlarında bir saniye bile değişmeden tıpkı kendisi gibi olduklarını görmüştü. Sıcakların bu denli yüksek olması ister istemez görüşlerini bulanıklaştırıyor, dudaklarını kurutuyor, içlerine çektikleri hava ile birlikte ciğerlerinin yanmasına sebep oluyordu.

 

İçlerinden birisi ‘’Ne olur su!!!’’ diye bağırıp sonrasında baygınlık geçirdikleri anda Kung Drof korumaya bakmış ve ‘’Bir tütsü süresi mola veriyoruz! İhtiyaçlarınızı giderin ve şu bayılan aptalın ayılmasını sağlayın!’’ demiş ve sonrasında ise oturduğu zemin ile birlikte Kung Lao ile ağabeyi hakkında ki muhteşem(!) sahneleri düşünmeye başlamıştı. Ancak öyle muhteşem sahneler hakkında Kung Drof nasıl düşünebilirdi ki? Kafasını sallamış ve o sahnelerin hiç olmamasını temenni ederek yanında bulunan su matarasından bir yudum su içmişti.

 

 

Daha sonrasında ise kendisini dinlenmeye adamış ve etrafındaki korumaların davranışlarına bakmıştı. Hepsi bir kez bile olsun dışarıya çıkmadığı için Bahçe’nin bu yüzünü bile kendi evleri sanacak kadar aptal bir avuç dolusu şempanzeden ibaretti.

Şuan bununda farkındaydı ki kendisi bile sadece on beş döngü yaşında bir kez bu Bahçe’nin iç tarafına gelmiş ve onda bile sadece Tiçeg Gölü’nün başında bulunabilmişti. Daha sonrasında gelen kükreme ve haykırışlar o kadar korkutucuydu ki daha fazla ilerlemeye cesaret edememiş ve doğruca klanının içine geri koşmuştu.

Kung Drof ağabeyi gibi bir cesaret göstererek hedeflemiş olduğu iki döngü boyunca bu dehşet verici ormanlık alanda yaşamayı bu olanlardan sonra bir daha asla denememiş ve bu konuda kimsenin dalga geçmesine izin vermemişti.

Güçlü olduğu için anne ve babasına şükürler ediyordu…

Bir tütsü süresinin sonuna gelindiğinde Kung Drof daha fazla oyalanmanın önemsiz olacağını düşünerek ‘’Kalkın ayağı sizi köpekler!!’’ diye bağırmış ve korumaların tam gaz ilerlemesini zor yolla da olsa sağlamıştı. Hedefleri ise basitti, Kung Lao’yu bulacaklardı…

Bir yemek süresi boyunca yürüyüp etraflarına dikkatli bir şekilde bakınarak ilerleyen Kung Drof önderliğinde ki koruma grubu gölün etrafında dolaşmaya başlamıştı. Korumaların inançları gittikçe aalmaya başlamış ve içlerinden bir kısmı çocuğun öldüğünü bile düşünmeye başlamıştı.

Kung Drof kalbinden inanmak istemese bile zihni biliyordu ki Kung Lao o ufacık kaynak gücü ile ancak buraya kadar dayanabilirdi. Gölün karşısında ki bitim ile başlayan tehlikeli bölge öyle kuvvetliydi ki insalar eğer gireceklerse kıçlarına ne olur ne olmaz diye büyük bir kumaş parçası bağlamalıydı.

Bahçe içerisine giren ilk deli klan yöneticisi ‘’Kung Kaynam ‘’ not tutma erdemini alışkanlık ettiği için ne kadar inanılır olmasa da bir çok el yazması bırakmış ve içerisinde yaşayan canlı türlerinden tutun efsanelere kadar bir çok olay vuku bulmuştu. Hatta klanın içerisinde ki tüm insanlar tarafından red edilen bir efsaneye göre; yerin altında derin bir uykudan bulunan, nefes alışverişi ile rüzgarlar yaratan devasa bir kaplumbağa bulunuyormuş. Öyle büyük ve kudretliymiş ki en güçlü insan bile onun karşısında kendisini bir karınca gibi hissedebilirmiş. Kung Drof aklına bunları getirdiğinde sadece gülümsemiş ve ‘’Bu tür çocuk masallarına kim inanır ki’’ diye kendisine teselli vermişti. Ancak verdiği teselliyi zihnini bir kısmı hiçbir zaman inanmamış ve hep gerçek olduğunu düşünmüştü.

Kung Drof bunları düşünürken ilerlemeye devam etmişti. Aklına getirmiş olduğu delinin el yazması o kadar büyüleyici bir dil ile yazılmıştı ki, klanın en değerli nesneleri arasına girmişti bile…

 

O el yazması içerisinde ki hikayeleri düşünürken ayağı bir nesneye takılan Kung Drof kendisini bir anda yer ile öpüşürken bulmuş ve çimenlerin eşsiz lezzetini ağzında hissetmişti. Ağzında bulunan çimenleri tüküren Kung Drof sonrasında ise neye takıldığına emin olamamıştı.

 

 

‘’Efendim siz iyi misiniz?!’’ diye koşarak yanlarna gelen iki korumanın farkına varan Kung Drof elini sallamış ve sonrasında ise kollarından destek alarak hızlı bir şekilde ayağa kalkmıştı. ‘’Aklım başka bir yere gidiyor sürekli’’ diye mırıldanmış ve sonrasında ise önünde bir şey söyleme arzusu ile yanıp tutuşan iki korumaya bakmıştı ‘’ Söyleyin ne söyleyecekseniz hemen!!’’ diye bağıran Kung Drof’un sinirleri fırlamış ve şakağında bulunan damar belirginleşmişti. Karşısında bulunan iki salağın böyle bir şeyleri başarmış gibi bakınmaları kimi rahatsız etmezdi ki?

‘’Efendim sanırım Kung Lao’ya yani genç efendiye ait bir ip ucu daha bulduk!! ‘’ diye sevinç ile bağırmış ve sonrasında içlerinden birisi yere eğilerek yerden gömleğe benzer bir kıyafeti kaldırmış ve kollarına yerleştirdikten sonra Kung Drof’a sunmuştu.

Kung Drof yapılan bu absürt derecede ki hareket karşısında hoşnutluğa uğramış ve istemsiz olarak srıtmıştı. Sırıtmış olduğu yüzü bir anda öyle bir gerilmişti ki bir iguananın derisi bile ancak bu kadar gerilebilirdi. Küçüklüğünden beri çok az gülümsemiş olan Kung Drof unutmuş olduğu gülümsemenin nasıl bir his olduğunu tekrar hatırlamış ve kendisine daha fazla bu şekilde kalması ile ilgili öğüt vermişti.

Gömleği alıp katlanmış olan kısımlarını açtığı anda ise ortaya çıkan kağıdın yırtılma sesine eşdeğer bir ses ile irkilmiş ve sonrasında ise yüzünde bulunan gülümseme yerini bulakemunu renk değiştirmesinden daha hızlı bir şekilde tedirginliğe ardından ise korkuya bırakmıştı…

Çünkü bu gömleğin tek bir sahibi olabilirdi… Oda Kung Lao’dan başkası değildi… Kung Drof, Gömleğin etrafını incelediğinde bir tarafının tamamen kan ile yıkanmış olduğunu görmüştü. Sıcak havanın da etkisi ile kan kumaşın içine öyle bir nüfus etmişti ki, gömleği görmemiş kişilere yüksek kaliteli kağıt olarak satılabilirdi. Kung Drof gömleğin bu halini gördüğü anda etrafına bakındı, çevresine yaymış olduğu kaynak enerjisi ile bakınmış ve yaşayan bir canlının olup olmadığı ile ilgili bilgi edinmeye çalışmıştı. En yakın kaynak canavarının gölün karşısında bulunduğunu ve oraya sanki kilitlenmiş gibi oturduğunu fark eden Kung Drof’un aklına tek bir şey gelebilirdi. Kung Lao’yu öldüren hayvan bu idi…

Ancak Kung Drof hissetmiş olduğu kaynak canavarına daha fazla odaklandığında gölün karşı tarafında oturan yaratığın Bami Aslanı olduğunu fark etmiş ve dudaklarının titremesine engel olamamıştı. Korumalara doğru dönmüş ve ‘’Araştırmamız burada sona eriyor… Eğer şimdi klana doğru koşmaz isek öleceklerden sorumlar olan kişi ben değilim’’ diye mırıldanmış ve önündeki korumaları adeta yıtarcasına kenara ittirdikten sonra, bacaklarını şimşek gibi hareket ettirmiş ve bir ok gibi öne atılmıştı.

 

Kung Drof’un bu şekilde davrandığını gören korumalar ise bir, iki nefeslik şaşkınlıktan sonra arkalarından gelen bir kükreme sayesinde kendilerine gelmiş ve ritmik adımların eşliğinde ok gibi fırlayarak klana doğru yönelmişti.

 

 

***

Kung Lao gördüğü şey karşısında küçük dilini yutmamayı son anda akıl etmiş ve dilini yerine oturtmuştu. Gördüğü manzara öyle efsanevi bir manzaraydı, bu manzaraya nail olmak Kung Lao’ya büyük bir onur vermişti. Karşısında üst üste devrilmiş bir şekilde duran gri renkli sadece uç tarafında bulunan tek bir yaprağı ile insana el sallayan ‘’Aziz Yordan’ın Taş Bitkisi’’ tek başına ulaşamayacağı güzelliğini yanında bulunan diğer taş bitkileri ile kapatmış ve grinin bir bir türlü rengi olduğunu Kung Lao’ya kabul ettirmişti. Kung Lao içinde bulunduğu durumu nasıl izah edeceğini bilmiyordu, neredeyse çıldırmak üzere olduğunu ve kendisinin o kadar çok şanslı olduğunu düşünüyordu ki kırılmış ve etrafında büyük morluklar oluşturmuş olan kırık kol ve bacağını unutarak karşısında görmüş olduğu hazineye doğru sürünerek ilerlemeye başladı.

Her adımı ile kemik etten bir miktar daha ayrılmış olsa bile sadece dişlerini sıkan ve gerisini önemsemeyen Kung Lao sürünerek ilerlek iken saymış olduğu bir demet taş bitkisine vardığında kendisi ile gurur duymuş ve kırılmış olan tırnaklarını bile fark etmeden tek kolu ile ağaya kalkmaya çalışmıştı.

Ayağa kalkabilmesi ancak otuz nefes sonrasında gerçekleşmiş olan Kung Lao kumaş kemerinde asılı duran bıçağını çıkarmış ve taş bitkisinin köküne kadar yakınlaştırmıştı. Tam taş bitkisini kesecek iken bir anda aklına gelen bir soru ile Kung Lao afallamış ve bıçak ile birlikte dona kalmıştı.

Aklına gelen soru ise ‘’İçinden çıkarmış olduğum sıvıyı nereye dolduracağım? ‘’ olmuştu… Soru ile uğraşmak için sadece üç nefes süresi kadar düşünebilmiş olan Kung Lao daha fazla dayanamamış ve bıçağını taş bitkisinin köküne vurarak taş bitkisinin taştan ayrılmasını sağlamıştı.

Yere düşmeden yakalayan Kung Lao adeta fışkırırcasına içerinden damlayan mavi renkli sıvıyı doğruca ağzına götürmüş ve bitene kadar içmeye devam etmişti…

Ancak bir tanesi ile durmayan Kung Lao maymun iştahı ile birlikte hemen bir diğerine atlamış ve kestiği anda dudaklarına götürerek içmeye devam etmişti…

 

Bu şekilde tam olarak altı tane Aziz Yordan’ın Taş Bİtkisinden tüketen Kung Lao kanının bile sertleştiğini ve sanki damalarında kanı kadar civanın dolaştığını hissetmiş ve ağırlaşan vücudunu hızlıca eğerek, minyatür azizden öğrenmiş olduğu meditasyon tekniğini denemek için oturmuş ve sonrasında ise gözlerini kapatmıştı…


 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17365 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr