"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Angoria - Angoria Bölüm 11: Keşke burada yaşayabilseydim...


 
 
 
 
 
Bu bölümü biricik sağ elim, yılların eskitemediği ''stealofvalkyrie'' yani namı diğer Berkay'a ithaf ediyorum :D
Kung Drof sabahın ilk ışıkları ile gözlerini açmıştı. Suratı ter içinde kalmış ve nefes alışverişleri düzensizleşmişti. Rüyasında Kung Lao ölmüştü ve bunu Kung Liu'ya kendisinin açıklaması gerekiyordu. Bırakın kendisini rüyasında bile bir şeytandı abisi.
Derhal doğrulmuş ve etrafta uyuklayan korumalara bakmıştı. Nöbet tutanlar belirli bir yere oturmuş etrafı seyrediyorlardı. Gece boyunca ayakta dikilmek onlar için bile çok zor olmuştu...
Kung Drof uyuyan korumaların arasında dolaşan bir gencin olduğunu fark etmişti. Hiç bir şeyin umurunda olmadığını fark etmiş olan genç ise sadece dolaşıyor ve yer yer seke seke ilerlemeye devam ediyordu. Kung Drof bu umutsuzların bile yanında kahramanlıklar yapacağı umutsuz vakaya karşı sinirlenmiş ve tıpkı Kung Liu'nun kendisine yapmış olduğu gibi kaynak gücünü ona yönlendirmişti.
Tek bir fark vardı Kung Liu ile Kung Drof arasında oda; Kung Liu kaynak gücü ile oratılı olarak zayıf insanları kontrol edebilirken kendisi ise sadece içlerine bir korku salabiliyor veyahut dikkatlerini kendisine çekebiliyordu ve bu yaptıkları ile bile ''Dahi'' sıfatını yalandan da olsa taşıyabiliyordu.
Umutsuz vaka olan koruma Kung Drof'un kaynak gücü karşısında sırtında bir ürperti hissetmiş ve doğruca ürpertinin sebebini aramaya koyulmuştu. Bu sırada ise Kung Drof'un ona doğru baktığını gördüğü anda ister istemez ufak histerik bir çığlık atmış ve sonrasında ise donakalmıştı.
Kung Drof parmağı ile yakınına doğru gelmesini işaret etmiş, sonrasında ise üstünde bulunan yaprak ile toprak parçalarını silkelemişti. Bu süre zarfında ise koruma çoktan Kung Drof'un emrine amade bir şekilde beklemekteydi.
 
Kung Drof ona bakmadı ve üstündeki kaftanın gömleğini çıkardı. Bu sırada ise koruma ecel terleri dökmekte idi. Hatta o kadar terlemişti ki gören birisi tuvaletini arkasından yaptığını şahit olabilirdi...
 

 

''Ne diye dikiliyorsun burada git diğerlerini uyandır! '' diyen Kung Drof kısa bir sessizliğin hüküm sürdüğünü fark etmiş ve gözlerini kapatarak olanları hissetmeye çalışmıştı. Tam koruma ilerlemeye ve arkadaşlarını uyandırmaya giderken '' Şimdi aklıma geldi de... Onları uyandırdıktan sonra onların bütün eşyalarını da sen taşı.'' diye sakince belirtmiş bu sırada ise çıplak göğüsü ile toprağa yakın olacak şekilde kollarından destek alarak yüz üstü yatmış ve şınav çekmeye başlamış idi...
''Günün en önemli sporu sabahın ilk ışıkları ile yapılan spordur!!'' diye mırıldanan Kung Drof günlerce hatta aylarca ağabeyinden bu sözleri duymuş ve en sonunda benliğine işlemesine izin vermişti...
Bu sırada korumalar kendisini gelene kadar şınav çekmiş olan Kung Drof kaslarının açılmasını ve hafif ağrılar vererek onu selamlaması ile hoşnut olmuş ve gününün bu şekilde devam edemeyeceğini bilse bile, bu anlık bir mutluluk bile hoşuna gitmişti...
Kung Drof İnsanların pür dikkat ona baktığını fark ettiğinde ise şınav çekmeyi kesmiş ve uyuşuk olan bacaklarını gerdirmişti. Ardından ise ''Çabuk toparlanın çöp parçaları!! '' diye bağırmış ve korumaların toparlanmaları ile hayaller alemine tekrar dalmıştı...
***
Ne kadar koştuklarının bir önemi olmadığını bile anlayamayan Bulhan ikizleri koşmaya devam ediyor ve ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı. Muazzam büyüklükte ki salonun tavanı bile görünmez iken bu iki kardeş sadece koşmaları ve bu elderin yakınına gitmelerini gerektiğini hissediyorlardı.
''Korkma ağabey ben bunun ile ilgili bir hikaye duymuştum. Bu elder para ve hırsın günahı, ancak bir günah olduğu için öyle paragöz ve cimri ki bu cimriliğin yakınında Shimao Che'yi bırak onun nefesi bile geçemez...''
''O derece cimri haaa? ''
Hızlı bir şekilde kafasını sallayan Bulhan Su kardeşinin elini daha sıkı tutarak koşmaya devam etmişti. Bu sırada ise aziz kendisine doğru gelen minik ayak seslerini işittiğine yeni bir eğlencenin daha başlayacağını çok iyi biliyordu.
Bu süre zarfında ise Aziz bir saniye bile hareket etmemiş ve geldikleri andan itibaren elini alnına koymuş bir vaziyette beklemeye başlamıştı. ''Bakalım dayanabilecekler mi? '' diye sadece bir kaç döngü önce var etmiş olduğu minyatür Azize sorduğun da ise minyatür elder, kaftanın kolundan çıkarak azize bakmış ve bilmediğini temsil eden bir surat ifadesine bürünmüştü...
'' Doğru ya sen nereden bileceksin ki? '' diye mırıldanmış ve tekrar kaftanına dönmesi için minyatür azize talimatta bulunmuştu.
Bulhan Su ve Bulhan Che ne kadar koşarsa koşsun gökkuşağının yedi rengine sahip tahtın üzerinde bulunan azize bir adım bile yaklaştıklarını fark edemiyor ve sonsuzluğa doğru koştuklarını düşünüyorlardı. Sanki elder onlar koştukça aynı hızda oda geri geri hareket etmeye devam ediyordu.
Böyle koşarak ve kimi zaman ise konuşarak iki döngüyü geride bırakmışlardı. Bu esnada yer yer omuzunda taşıması gerekmiş olan Bulhan Che, kızkardeşinin hissetmiş olduğu yorgunluğun en az iki katını hissetmiş ancak bir an bile duraksamadan ilerlemeye devam etmişti. Aslında ne için ilerlediğini bile bilmiyordu ikisi de sadece elderin yanına giderlerse kendilerini daha iyi hissedeceklerine inanıyorlardı. Elder onlara Angoriayı aydınlatan güneşin ışığı gibi sıcaklık ve huzur yayıyordu...
Bulhan Su erkek kardeşinin sırtından bir panterin çevikliği ile atlayıp havada bir tur takla atarak yere inmişti. Daha yere iner inmez koşmaya başlayan Bulhan Su arkasına bakıp kardeşi Bulhan Che'ye ''Koşmazsan hiç böyle olur işte şuna bak hamlamışsın hemen seni yağ tulumu!!'' diye bağırmış ardından ise işaret parmağı ile alt göz kapağını çekiştirerek onun ile alay etmişti. Bulhan Che söylenen bu sözlerden sonra alnında bulunan bir damarın attığını hissetmiş ve bacaklarına kuvvetinin bir kısmını daha arttırarak bir rüzgar gibi atağa geçmişti.
''Beni geride bırakmana müsaade eder miyim sandın!!'' diye bağırmıştı. Hırslandığı esnada her zaman yaptığı gibi dişlerini sıkmış ve ağzından salyalar akıtarak koşmaya devam etmişti. Bu hali ile anüsünden ok saplanmış bir bufaloya öyle çok benziyordu ki elder bile istemsiz olarak içerisinden gülmüştü haliyle gezegen içerisinde kontrol ettiği beden de gülmeye başlamıştı...
Hızlıca kendisini kontrol altına alan Aziz duruşunda değişikliğin olmamasına büyük bir özen göstermiş ve zihnini kontrol ettiği bedenden ayırarak önlerinde bir sinek kadar bile büyüklüğe sahip olamayan iki kardeşe çevirmişti. Öyle acınası bir yarışları vardı ki gören kişiler bir pirenin yarışı sanabilirdi: Gücün ilk harfi bile edemeyen bacakları ile sadece yürüyorlardı işte...
Boşa enerji kaybından başkası değildi... Önüne gelen çocuk bunların yanına bile bir çöp iken onca döngülük yolu yürümüş ve sonrasında ise sadece ona özel olan testi geçmişti... Ancak bu iki salak kardeşte olmayıp da onda olan bir şey vardı ki; oda ''Ruhun Arzusundan'' başka bir şey değildi...
 
Bunlar adına iddiaya girebilirdi ki yolun sadece yarısında yere düşecekler ve bir daha kalkamayacaklardı...
 

 

 
Bu sırada ise iki kardeş haberleri bile olmadan dört döngüdür yarışın içerisinde koşuşturmaya devam ediyorlardı. Hatta öyle çok eğleniyorlardı ki bu yarışma daha çok şakalaşmaya dönmüş birisi karşısındakinin saçını çekiştiriyor diğeri ise kulağından çekiştiriyordu eğlendikleri öyle belirgindi ki kör ve sağır bir keşiş bile havada oluşan neşenin Qi sini hissedebilirdi...
 

 

Ancak şöyle bir şey vardı ki ne kadar eğlenmiş olsalar da yorulmaya başlamışlar ve şakalaşmalar bile canlarını sıkmaya başlamıştı. Yaklaşık olarak ikinci dörtlük döngülerine girdiklerine ise akıllarında soru işaretleri oluşuyordu. Sanki bir büyünün sonu geliyor ve gerçekliğe dönüyor gibiydiler. İkisi de anlamsızca koşuyor ve kafalarında oluşan sorulara bir çözüm arıyorlardı, iki kardeşinde kafasında oluşan ilk soru '' Burası Neresi '', ikincisi ise '' Buraya nasıl geldim'' idi.
Tabi ki bunu kendilerine soran ilk kişiler değillerdi. Kendilerinden önce milyonlarca kişi bu soruları sormuş ve kendilerinden sonra yine milyonlarca kişi aynı soruları sormaya devam edecekti. Ancak kimse bu soruyu asla tam anlamı ile bilemeyecekti...
Bulhan su bir anda nasıl olmuştu da buraya düşüklerini hatırlamıştı. Gökyüzünden bir şimşeğin kendilerine değmesi... ancak daha sonrasında zihninde bir anda ortalığın karardığını ve sonrasını hatırlayamadığını fark etmişti.
Bulhan Che kız kardeşinden daha beterdi. Öyle ki neler olduğunun n harfini bile hatırlamıyor ve en son hatırladığının Shimao Che ile karşılaştığından ibaret olduğunu düşünüyordu. O yüzden de Shimao Che'ye karşı büyük bir öfkesi vardı. Ancak şuan onu nasıl bulacağı hakkında en ufak bir fikri bile yoktu...
Bulhan Su ise olayların bir kısmını hatırlayabildiği için tüm bu yaşananların tek bir suçlusu olduğunu çok iyi biliyordu. Suçlu ise erkek kardeşinden başkası değildi...
Shimao Che'yi o kadar çok aramıştı ki en sonunda bütün zamanları tükenmiş ve Shimao Che ile kaderleri bir kelebeğin kozası gibi bağlanmıştı. Ancak Bulhan Su biliyordu ki bu kelebeğin kozası gibi olan kaderleri hiç iyi bir son ile bitmeyecekti...
İkizler bunlar hakkında düşünürken farkında olmadan iki döngü kadar daha koşmuşlardı ve Bulhan Su sınırına dayandığını hissetmişti. Öyle çok yorulmuştu ki bacaklarının bir adım bile atamayacağına ömrü konusunda iddiaya girebilirdi. Daha bunları düşündüğü anda bacakları sanki bunları düşünmesini bekliyormuş gibi pat diye kırılmış ve dizlerinin üstüne çökmesine neden olmuştu...
Bulhan Che kız kardeşinin yere düştüğünü fark ettiği anda hemen arkasını dönmüş ve ''Neyin var bir yerine bir şey olmadı ya kardeşim ?'' diye endişe dolu sözler sarf etmişti. Bulhan Su ise sadece kafasını sallamış ve '' Daha fazla koşabileceğimi sanmıyorum hem ne anlamı var ki elderin önüne koşmanın bizden sürekli uzaklaşıyor gibi görmüyor musun. Kafamın bacaklarımdan daha fazla yorulduğuna yemin edebilirim.'' demişti.
Sözlerin hiçbirini dinlemeyen Bulhan Che ise önemsememiş ve kız kardeşini kucakladığı gibi koşmaya devam etmişti. Daha sonrasında ise kucağında bulunan kız kardeşine bakmış ve içten bir gülümseme ile '' O ihtiyarın yanına kesinlikle varacağız '' demişti. Bu sırada ise Bulhan Su erkek kardeşinin ne dediğini önemsememiş ve karşılarında oturan Azizin kim olduğunu çözmeye çalışmıştı, ancak ne kadar denerse denesin bir türlü kim olduğunu aklına getiremiyordu. Sadece şundan emindi ki bu elder ne paranın günahıydı nede aşırı derecede para göz bir insandı...
Sonsuzlukmuş gibi gelen salonun tek bir yeri bile aykırılıktan uzak değildi. Öyle bir durumdaydı ki sanki birisi, çıkarılmış olsa bu muazzamlık bir anda bozulacak ve yerini bir çöpe bırakacak gibiydi. Bu öyle bir durumdu ki bunun içine şuan kız kardeşini taşıyan Bulhan Che' de dahildi. Sanki o olmamış olsa bu salon o muazzamlıktan çöpe dönüşecekti...
Bu sırada ise kucağında taşıdığı kıza rağmen hızını hiç düşürmemesi karşısında pek etkilenememiş ama bunu neyden ötürü yaptığını anlamıştı... Sadece bu anladığı şeyi yürürlüğe koyabilmesi için ufacık bir zamana ihtiyacı olacağını çok iyi biliyordu...
Hatta bu anlamsız koşuşturmalarından sıkılan Aziz sadece yola bakmış ve Bulhan kardeşlerin bir anda önünde belirmelerini sağlamıştı. Önemli olan onların testi geçmiş olması değil testi yapacaklarını izlerken alacağı hazdan başka bir şey değildi...
***
Kung Lao suyun çok güzel olduğunu düşünmüş ve suyun içinde adeta bir balık edasıyla dibe dalıp çıkarak kendisini temizlemeye başlamıştı. Bu süreç içerisinde ise asla bıçağını yanından ayırmıyor, üzerine gelebilecek her tehlike karşısında tetikte duruyordu. Bu sırada ise öyle çok eğleniyordu ki nefesini tutarak ne kadar yüzebileceğini denemek için sürekli olarak suyun içine dalıyor ve suyun altında yatan güzelliklerin seyrine bakıyordu...
Kafasını suyun içinden çıkardığı anda uzun siyah saçlarını kafasının gerisine doğru savurmuş ve daha sonrasında ise ciğerlerinin yokluğunu çekerek özlem duyduğu oksijeni ciğerlerinin içerisine doğru göndermiş olan Kung Lao iki nefes kadar kafasını dışarıda tutarak nefesini düzenlemiş olan Kung Lao daha sonrasında ise kafasını hızlıca suyun içine gömmüş ve güzelliklerin keyfini sürmeye devam etmişti...
 
Gölün altı o kadar güzeldi ki Kung Lao kendisini sadece elmastan olan bir gezegen içerisinde bulmuş olsa ancak bu kadar sevebilirdi. Masmavi suyun altında bulunan yeşil,sarı ve kırmızı renkler öyle bir ahenk içerisindeydi ki zihninde Kung Lao ''Keşke burada yaşayabilseydim'' demişti.
 

 

Ardından ise gözünü bu derece renklerin arasında bulunan mavi renkli bir bitki kör etmişti ve istemeden de olsa o tarafa doğru ilerlemişti. Daha öncesinde ne duymuş nede görmüş olan Kung Lao bu çiçeğin ne olduğunu öyle çok merak ediyordu ki...
Görünüş bakımından bir gülü andırıyordu ancak gül değildi, tamamen mavi renkliydi ve gülün olması gereken yerden yukarıya doğru sivrilen iki adet yaprak bulunuyordu. Kung Lao yüzerek iyice yakınına yaklaştığında istemsizce dokunma dürtüsünde bulunmuştu ve eli daha kendisi fark edemeden, böylesi garip bir çiçeğin yapraklarına gitmişti... Dokunduğu anda elektrik şoku yemiş gibi olan Kung Lao daha öncesinde böylesi yumuşaklığa sahip bir başka yaprağa dokunmadığına kanaat getirmişti...

 

Ancak o hissetmemiş olsa da yaprağın hemen altında bir çift göz yuvarlarında dönmüş ve daha sonrasında ise sonuna kadar açılmıştı...

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21063 Bölüm Sayısı


creator
manga tr