"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Angoria - Angoria Bölüm 9: Bana nerede olduğunu göstereceksin!!!


 

 

Kung Lao köşeye sıkışmış olan Bin bir ses Tilkisine hipomotam'ın yavrusunu korumak için rakibine baktığı gibi bakmıştı. Ağzının sulandığı, kör birisi tarafından beş yüz adım uzaklıktan bile görülebilirdi. Tilki Kung Lao'nun bakışlarının hayra alamet olmadığını anladığı anda bir adım gteriye doğru atmıştı. Ancak adımını attığı yerin bir kayalık olduğunu nasıl anlayamamıştı ki?

Tilki adımı sert kayalar tarafından engellendiği anda kafasını arkasına dönmüş ve bakmıştı. Kendisi ki en kurnaz hayvanların kralı olduğunu kabul etmiş Bin bir ses Tilki'den başkası değildi. Ancak karşısında bulunan şu küçücük iki bacaklı garip yaratığa karşı tuzağa düşürülmüştü.

Tilki bu yapılanın kendisine bir hakaret olduğunu zannetmiş ve istemeden de olsa sinirlenmişti. Kontrolünün dışında içgüdüsel olarak ismini bile hatırlamadığı bir canlının sesini aklına getirmiş ve daha sonrasında ise ses telleri aracılığı ile seslenmeye başlamıştı.

''ROOARR!!''

Kung Lao çıkan ses karşısında bir tembel hayvanın etrafında hızla dolanan köpeğe baktığı gibi bakmıştı. O derece anlamsız bir kükremeydi ki Kung Lao biraz daha bekleyerek kükremesini duymaya ve azıcık onunla oynamaya karar vermişti.

Bu sırada ise tilki Kung Lao'nun ifadesizliği karşısında daha çok sinirlenmiş ve içgüdüsel olarak boynunun her tarafında bulunan beyaz tüylerini havaya dikmişti. Dişleri ile hırlamaya başlamış ve ağzından dışarıya salyasını akıtmaya başlamıştı.

Bu tilkinin savaş başlangıcını karşısındaki kişiye belirtiği bir jestti. Bu sırada ise Kung lao bacaklarını gerdirmiş içerisinde bulunan kaynak gücünü her an kullanmaya hazır bir şekilde tuıtmuş, ardından ise kollarını gerdirerek son hareketlerini yapmıştı. İkisininde gözlerinde adeta şimşekler çakıyordu, ancak çıkan şimşeklerin farklı olduğunu kimse bilemezdi.

İşin aslı şuydu ki Kung Lao'nun karnı çok acıkmıştı ve bu aptal tilki istediği muzu almasına engel olarak kendisini Kung Lao'nun gözünde bir yemek haline getirmişti. Tilki için ise; bölgesini işgal eden bir hırsızdan başkası değildi. Etrafında turlar atarak dolaşan ve daha sonrasında ise yiyeceğini yediği ağaca zarar verdiğini fark eden Tilki her erkeğin yapması gererktiği gibi bölgesi için savaşıyordu. Hedefi tek ve yolu düzdü, karşısında bulunan iki bacaklı, uzun, hilkat garibesini bir şekilde yok etmekti.

İki tarafta saldırı duruşunu almış beklemeteydi. Kung Lao saldırı duruşunu yere çömelmiş bir vaziyette durmuştu. Bunun sebebi ise basitti. Rakibi ile göz göze gelmek istiyordu, sonuçta bu minyatür elder ile olan dövüşü sayılmadığında canlı olduğu süre boyunca ilk dövüşü olacaktı. Bunun içine dayak yediklerini eklememişti. O yüzden heyecanlıydı, ancak bazı dövüşlerin sadece kaba kuvvetle son bulamayacağını da çok iyi bir şekilde biliyordu. Dövüşün avantajını kendi lehine çevirdiğinin an itibari ile farkındaydı. Sadece şuan için tek bir hamle yapması gerekiyordu. O hamlesi ise bu dövüşün ekstra bir şekilde kazanmasına olanak sağlıyacak bir tür oyundan başka bir şey değildi.

Kung Lao işaret parmaklarını ağzının iki yanına koymuş ve daha sonrasında ise ağzı yırtılmayacak şekilde ters yöne doğru çekiştirmişti. Ardından ise dilini ayrık dudaklarının arasında çıkarmış ve dil sallamıştı. Bunun ile de yetinmeyen Kung Lao dilini içeriye soktuktan sonra, Karşısındaki Tilki'nin bağırdığı sesi ince bir ton ile taklit etmiş ve kahkahalar ile gülmüştü.

Tilki yapılan bu hareketlerden sonra iyice sinirlenmiş ve burnundan boğanın duman soluması gibi oda minik bir sis bulutu solumuştu. Ardından ise daha fazla sabrı kalmamıştı, gözlerini kan bürümüş ve görebildiği tek şey olan Kung Lao'ya pür dikkat bakıyordu. Ardından ise Tilki ön ayağını ileriye doğru sürümüş ve gerekli olan gücü aldıktan sonra ise hızlı ileriye doğru atılmıştı.

Kung Lao yere çömelik bir şekilde Tilkinin kendisine doğru koşmasını izledi. Bin bir ses Tilkisi normalden bir kaç daha hızlıydı. Kung Lao gözleri ile zor takip edebildiğini fark ettiğinde, Eğer aptalca bir harket yaparsa öleceğinden emindi. Bir kaç nefes sürelik daha bekleyen Kung Lao Tilkinin tekrar bacaklarından güç almasını ve üstüne doğru atlamasını bekledi. Boğazından çıkan ses tıpkı bir aslanın kükremesi gibiydi. Bu sırada ise Kung Lao elini doğruca yere doğru koymuş ve avucunun içinde biriktirdiği toprağı doğruca kendisine atılan Tilkinin suratına doğru fırlatmıştı.

Tilki suratına doğru gelen topraktan ötürü bir anda afallamış ve burnuna dolan topraktan ötürü gözlerinin yaşarmasına engel olamamıştı. Aynı zamanda gözlerinin içine kaçan toprak görüşünü engellemiş ve gözlerinin yanmasına sebep olmuştu. Kung Lao ise bu fırsattan yararlanarak doğruca geriye doğru sıçramış ve kendisini üzerine gelen tilkiden kurtarmıştı. ardından ise hızlıca koşmuş ve Tilkiye yaklaştığında ise kafasına doğru bir tane tekme atmıştı.

Attığı tekmenin şiddeti ile birlikte ağzı açık olan Tilkinin ağzı bir anda kapanmış ve dili dilimleyiciden geçen bir peynir gibi dili dişlerine takılmış ve sonrasında ise tabağa düşer gibi yere düşmüştü.

Tilki dilinin koptuğunu hissettiği anda beynine nöronların ileti yapma hızı normalin üç katı hızlanmış ve hissedeceği acının neredeyse üç katını hissetmesine sebep olmuştu. Damarları belirginleşmişti ve damalarının içinde dolaşan kanın her çırpınışı görünür haldeydi.

Kung Lao bu sebepten ötürü oldukça korkmuş olsa da, bunu aurasına belli etmedi. Tam tersi daha fazla öldürme isteği dışarıya salarak niyetini belli etmişti, ancak gözü dönmüş olan Tilki ne Kung Lao'yu ne de onun aurasını hissedebiliyordu. Görebildiği tek şey sadece bulanıklık ve toprak parçasıydı. Patileri ile ne kadar uğraşırsa uğraşsın o toprağı gözlerinin ve burnunun içerisinden çıkaramıyordu.

Kung Lao bu fırsatı değerlendirmediği taktirde başka bir fırsatının olmayacğını çok iyi biliyordu. Bin bir ses Tilkileri aşırı derece kindar hayvnalar arasında yer alırlardı ve bir kez senden ötürü sinirlenirlerse ömürleri boyunca asla ama asla seni unutmazlardı. Kung Lao son darbeyi vurmanın en iyi yol olacağını fark etmişti ve üzerindeki tek elbise olan kumaş kemerine asılı bıçağını kılıfından çıkararak. tilkiye doğru ilerlemeye başladı.

Tilki hassas kulakları ile bıçağın kılıfından çekildiğinin sesini duymuştu. Ancak göremediği için kendisini savunması neredeyse imkansız hale geliyordu. Bu sırada ise Kung Lao ağır adımlar ile çaprazlamasına bir şekilde yürüyerek zikzaklar çiziyor ve tilkinin ne taraftan geleceğini anlamasına engel olmaya çalışıyordu.

Tilki içinden şansına ve tanrıya küfür etmişti. Toprak gözlerine gelebilirdi ama nasıl olurda en önemli uzuvlarından birisi olan burnuna gelebilirdi. Bu tamamen adaletsizlikti!!

Şuan sesli bir şekilde zihninde düşündüklerini haykırmayı o kadar çok istiyordu ki...

Bu sırada Kung Lao zikzaklar çizere ilerlemeye devam ediyor ve tilkinin yakınına doğru ilerliyordu. Tilki artık Kung Lao'nun hangi yönden geldiğini unutmuştu. Avı tarafından yakalanan tilki zaten ölmesi gerekeceği kadar utanmıştı, onuru ayaklar altına alınmış ve bu iki ayaklı yaratık tarafından aşağılanmıştı.

Kung Lao daha fazla beklemenin anlamsız olduğunu düşündü ve tüm gücü ile zıpladı. Ardından ise kaynak gücü ile kolundaki kasları destekleyip eklemlerini de daha kuvvetli hale getirdi. Normalden sadece yarım kat daha fazla güçlü yapabilmiş olsada bu onun için avantajdı. Ardından ise tilkinin kafasının üstüne doğru yere indi.

''KRAACK"

Tilki kafasının içine giren ve tam olarak çenesinin altından çıkan bıçakla birlikte oracıkta ölmüştü. Bıçağın çıktığı yerden yere kan akmaya başlamış ve daha Kung Lao bıçağını dışarıya çekemeden ortalıkta ufak çaplı bir kan havuzu oluşmasına sebep olmuştu. Kung Lao suratında büyük bir gülümseme ile ilk savaşını kazanmanın sevincini birleştirince. elindeki kanlı bıçağı fırlatmış ve olduğu yerde zıplamaya başlamıştı. Kazanma sevinci bittiğinde ise ''Eh... Ne derler bilirsin ava giderken dikkatli ol yoksa avlanacak olan kişi sen olursun.'' demiş ve ağzının yanından akan salyayı eli ile silmişti. Şimdi bir yiyeceği, elbise yapabileceği bir kürkü ve silah yapabileceği tonlarca kemiğe sahipti. Gülümsemesi bir kahkaha bürünmüş ve uzun soluklu olarak devam etmişti...

***

Kung Drof yanındaki korumalar ile Kung Lao'yu aramaya koyulmuş ve kendisini sık ağaçların arasında mekik dokurken bulmuştu. Bütün korumalar belli bir rotada ilerlemeye devam etmiş ve etrafta gördükleri ve ilginç hissettikleri olayları Kung Drof'a rapor etmişti. Bunlar genellikle; efendim ağacaın tanı ıslak bence buradan geçti, efendim burada bir dışkı buldum bence buradan gitti... gibi bir takım önemsiz şeylerdi.

Kung Drof yanındaki korumalara maalesef kızamıyordu. Kaç döngülük yaşlara gelmiş olsalar bile bir kez bile olsun bahçenin bu tarafına gelmemişlerdi. Yani kendileri klanı bir bilinmezlikten koruyorlardı(!). Kung Drof yeğeni ve genç efendi Kung Lao'yu bulduğu anda bu işe yaramaz çöp parçası korumalara sıkı mı sıkı eğitim yaptırması gerektiğini zihninin bir köşesine kazımıştı.

Korumalardan birisi Kong Drof'un dalgın halini fark etmeden yanına gitmiş ve ''Efendim!! Sanırım Kung Lao'ya ait bir parça bulduk... Efendim!! '' diye seslenmişti. Kung Drof kendisine geldiği anda askeri yakalarından yakalamıştı. Öyle sinirlenmişti ki ağzı bir banunun ağzı gibi açılmış dişlerini dışarıya çıkarmıştı. Avını dişleyecekken bir anda elinde bulunanın kim olduğunu fark etmiş ve ellerini serbest bırakmıştı. Koruma Kung Drof'un yapmış olduğu hareketlerden sonra neredeyse alt organlarının dışarıya doğru fılayacağını sanmıştı. Dudakları istemsiz olarak titremiş ve ''Ef..efendim!! Sanırım genç efendi hakkında bir ip ucu bul.. bulduk.'' demişti.

Kung Drof yanındaki korumayı kendine çekerekj ''Ne dedin sen!! Daha geniş aç ağzını!! '' diye bağırmıştı. Koruma bir anda kekelemeye başlamıştı arından ise sadece Kung Drof'un öldürme arzusuna daha fazla karşı koyamış ve oracıkta bayılmıştı.

Korumalardan birisi arkadaşının bayıldığını gördüğü anda Kung drof'un yakınına gelmiş ve ''Efendim çok, çok özürlerimizi sunarız biz lütfen affedin. Arkadaşımın söylemek istediği şey Kung Lao- yani demek istediğim genç efendiye ait bir kumaş parçası ve bir kaç kan lekesine şahit olduk. Sanırım bu taraftan geçmiş '' demişti.

Kung Drof söylenen sözlerden sonra daha fazla sinirlenmiş ve korumaya doğru tüm nefretini göstererek ''Bana nerede olduğunu göstereceksin!!!'' demişti.



 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr