Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Angoria - Angoria Bölüm 8: Rolleri değiştirmenin vakti geldi ha?


 

 

Kung Liu emrini verdikten sonra tekrar odasına dönmüş ve meditasyon yapıyordu. Etrafında hafif bir sarı sis oluşuyor ve daimi olarak Kung Liu etrafında dönmeye devam ediyordu. Bu kadar tasasız davranmam normal karşılanır mı ki? diye düşünen Kung Liu en sonunda ise sanırım diyebilmişti...

Ancak gerçekte böyle bir şey hiç de normal karşılanmazdı. Bütün klan üyeleri Kung Lao için meraklanmış ve endişelenmiş iken Kung Liu'nun endişelenmemesi konusunda konuşuyorlar ve ''Deli, gamsız, şerefsiz'' gibi bir çok hakaret ediyorlardı. Onları bu yerden sanki yanında konuşuyorlarmış gibi rahat bir şekilde duyan Kung Liu bu tür hakaretler karşısında istifini bozmamış ve biraz dışarıda dolaşması onun için iyi olur, belki bakarsın gelişim gösterir diye düşünmüş ve Meditasyonuna devam etmişti...

Meditasyon yaparken elbette ki Güç ağacının devasa büyüklükteki yaprağının bir kısmını çiğnemiş ve midesine göndermişti. Daha sonrasında midesinde sindirilen bitki Kung Liu'nun Phialamına Qi olarak geri dönüş yapmıştı...

Meditasyondan çıkan Kung Liu ne yapacağını düşünürken bir anda aklına geldi ve yüzüğünü okşadı. Elindeki yüzük siyah renkli başlangıç evren yüzüğü olsada ilevini gayet iyi yerine getirebiliyordu. Sadece 1x1'lik bir alana sahipti. İçinden eline doğru uçan Büyük bir yaprak parçasına bakan Kung Lİu ''Kung Lao'nun payını acaba versemiydim o kaçmadan önce? '' diye mırıldandı ve tekrar evrensel yüzüğünün içine koydu...

Daha sonrasında ise vücudunda bulunan bütün suyun neredeyse kuruduğunu hisseden Kung Liu dolabın kapağını açarak su ile dolu sürahiyi alıp dolabın kapağını geri kapattı. Ardından ise suyunu içmeye koyuldu. Kafasında ise tek bir soru vardı, Kung Lao döndüğünde ne kadar güçlenecekti?

***

Kung Lao arkasında ki sesin ne olduğu hakkında en ufak bir fikrinin olmadığını daha sesi duyduğu anda anlamıştı...

Sesin geldiği yere dönmeden önce zayıf bir kaynak canavarı olması için dua etmiş ve daha sonrasında ise arkasını dönerek sesin geldiği noktaya bakmaya başlamıştı. Sesin geldiği bölüm ışığın ulaşamadığı karanlık noktanın tam merkeziydi.

Ses ne ince nede kalındı, ne böyle daha çıktığı anda yeri göğü inleten türde nede bir mırıltı halinde idi. Kung Lao böylesine değişik bir sesten sonra bir miktar umutlanmış ve bir adım ileriye doğru atmıştı.

İlerlemesi ile birlikte tekrar aynı ses ortaya çıkmış ve bu sefer şiddetini bir miktar arttırmıştı. Kung Lao bu sesin hangi canlıdan çıktığını az çok anlamıştı ve bunu bildiğinden kendisine güven gelmişti. Ardarda bir kaç adım daha atmış ve verilecek tepki için kulaklarını pür dikkat karanlık alana doğru yönlendirmişti. Ses her adımı ile yükselmiş ve küçük çaplı bir kükremeye dönüşmüştü...

Kung Lao bu sesin sahibinin ne olduğunu tam olarak kavramıştı. Bu canlı bin bir ses tilkisinden başkası değildi. Bu tilki o kadar zekiydi ki kendisini göstermez ve karşısındaki rakip kimse ve ne kadar yakınında ise ona göre sesini değiştirir ve onu tehdit ederdi, genelde meyvelerin bulunduğu noktalarda dolaşırlardı. Meyvelerinin başkaları tarafından ele geçirilmesinden nefret ederler ve durdurmak için ellerinden gelen sesi çıkarırlardı.

savaşça konusunda tam bir rezalettiler, çok kolay korkar ve çok hızlı kaçarlardı. Bütün benlikleri sadece korkutma üzerine olurdu ve eğer karşısındaki kişi korkmamışsa hızla kaçarlardı.

Kung Lao bunu bildiği için bir başka adım atmadı ve hızlıca korkmuş numarası yaparak arkasına bile bakmadan koşmaya başladı. Bu sırada ise Bin bir ses Tilkisi Kung Lao'nun kortuğunu düşünmüş ve daha ne kadar korkutabilirim eğlencesi ile peşine takılmıştı. Kung Lao bir süre boyunca sadece koşmuş ve ara sıra arkasına bakmıştı. Bu sırada ise tilki ise yer yer durmuş kendisini gizlemiş ve kükreme seslerine devam etmişti. Açıkçası çok hoşuna gitmişti bu durum...

Ancak Kung Lao bu kadar süre koştuktan sonra en sonunda kendisinin hızlıca dönebileceği ve tilkiyi ters köşe edebileceği bir mekan aramış ve nitekim buna benzer bir mekan da bulmuştu. Mekan hilal şeklinde bir kayalıktan meydana geliyordu, etrafı sık ağaçlar ile çevrelenmişti ve kolayca çarpabilecek şekillerde idi.

Kung Lao hiç tilkiye belli ettirmeden kayalıklara doğru ilerlemiş ve arkasında bulunan tilkiyi de o yöne doğru çekmişti. Tilki oyuna kendisini o kadar kaptırmıştı ki nerede olduğunu anlayamamıştı bile...

Kung Lao bir anda arkasına doğru dönmüş ve şaşırmış olan tilkinin hemen karşısında bir anda dikilivermişti.

''Eh sanırım birazcık rolleri değiştirmenin vakti geldi ha? '' dedi ve kendinden emin bir gülümseme gösterdi.

***

Shogun Kenshi etrafı gölet ile çevrelenmiş ufacık bir toprak parçasının üzerinde oturan ve derin bir meditasyon içerisinde olan Tengri Furt'a ne kadar seslenmiş olsa bile Tengri Furt bunları duymamış ve meditasyonuna devam etmişti. Bu sırada ise Tengri Furt meditasyonu içerisinde kaynak gücünü bir üst seviyeye çıkarmaya bir adım daha yaklaşmış ve kaynak gücünün sınırlarına gelmişti. Sadece bir miktar daha meditasyon yaparsa bir üst kademe atlayacak ve küçük Tengri Yan'ın seviyesinde olabilecekti...

Bu sırada Shogun Kenshi etrafına bakınmaya başlamış ve o küçük toprak parçasına nasıl ulaşabileceğini düşünmeye koyulmuştu. etrafında sadece sazlıkların ve uzun ismini bilmediği ağaçların devasa yapraklarının olduğunu gören Shogun Kenshi derin bir nefes çekti ve bir kez daha ''Tengri Furt Ağabey!!!'' diye bağırmıştı...

Ancak tıpkı bir kedinin aynaya miyavladığı gibi hiç bir etki etmemiş ve sadece Shogun Kenshi' nin sesinin kısılması ile son bulmuştu...

Etrafına bakınmaya devam eden Shogun Kenshi bir anda aklına bir fikir gelmiş vaziyette gülümserken buldu kendisini ve hiç vakit kaybetmeden etrafında bulunan sazlıkları koparmaya ve düz bir zemine doğru fırlatmaya başladı. Kendi boyu uzunlukta sazlık topladığında yeterli olacağını düşündü ve bu seferde ismini bilmediği ağacın devasa yapraklarını koparmaya koyuldu.

Bu ağacın devasa büyüklükte olan yapraklarının kökü öyle kalındı ki Shogun Kenshi'nin koparmaya çalışırken bir kaç sefer yere düşmesine ve poposunun acımasına neden olmuştu. Her yaprakta en az bir kez düşen Shogun Kenshi en sonunda poposunun öyle çok acıdığını anlamıştı ki kendi boyunun yarısı kadar yaprağın yeterli olabileceğiğne kanaat getirmişti ve bildiği tek küfür olan ''aptal'' kelimesini o ince ve kısılmış sesi ile ağaca lütfetmişti.

Bütün toparladığı eşyalara bakan Shogun Kenshi kendisini tatmin olmuşluğun verdiği mutluluk ile şımartmış ve dans etmeye başlamıştı. Kısa bir dans figürlerinden sonra bir anda durmuş ve ''şimdi sırada çalışma var'' demiş ve işe koyulmaya başlamıştı.

Öncesinde toplamış olduğu yaprakları suyun üstüne koymuş ve su üstünde kalıp kalmadıklarını kontrol etmişti. Su üstünde kaldığında ise sevinmiş ve elinin tüm kuvvetini su üstünde bulunan yaprağa yönlendirmişti. Amaçladığı şey su üzerinde ne derecede ağırlık taşıyabileceğini ölçmekti..

Elinin son gücüne kadar kullanmış olsa bile yaprakta bir tane bile değişiklik olmadığını gören Shogun Kenshi bu sefer ise ayağında bulunan bez ayakkabıları ile yaprağa son kuvveti ile bastırmıştı, aldığı sonuç tıpkı bir önceki gibiydi yaprak gücü ile batmıyordu.

Shogun Kenshi bu durumu gördüğünde hemen işinin başına dönmüş ve toplamış olduğu sazlıkları yaprakların uc kısımlarına bağlamaya başlamıştı. İki yemek süresi boyunca yaprakları sazlıklar sayesinde birbirine bağlayan Shogun Kenshi en sonunda kendisine ufak bir tekne yapabildiğini ve içinde rahatça oturabileceği büyüklüğünde olduğunu anladığında ise yapmış olduğu işi bıraktı ve doğruca elindeki minyatür tekneyi suyun üstüne koymuş ve hiç düşünmeden üzerine oturmuştu.

Elleri ile hızlıca suya tokat atan Shogun Kenshi her tokatı ile Tengri Frut'a biraz daha yaklaşıyordu. Bulmuş olduğu pratik fikir ile gurur duyan Shogun Kenshi hazzın doruklarına çıkıyordu...

***

Tengri klanının bir üyesi hızlıca klan liderinin konağına doğru ilerlemekteydi. Nöbetçiler bu hızla koşan kişiyi gördüklerinde istemsiz olarak yolunu kapatmış ve ''Hayrola!, nedir bu telaşen? '' diye sormuş karşılığında ise ''Klan liderine çok büyük bir haberim var çabuk çekilin!! '' diye telaşlı bir cevap almışlardı. Nöbetçiler kafa karışıklığı ile birbirine bakmış ve eee... ne yapalım önemliyse diye aynı anda düşünerek önemsemez bir surat ifadesi sergilemişlerdi.

Daha sonrasında ise bir nöbetçi öne doğru çıkmış ve ''Bak genç efendi, elbette seni içeri almak isteriz bunu bilirsin ancak, Klan liderimiz biraz yorgun sonra gelsen olmaz mı? '' diye konuşmuştu suratında öyle bir gülümseme vardı ki hayırsızlık direkt olarak bu adamın yüzünde doğmuş denilebilirdi.

Haberi taşıyan kişi bu hayırsız gülüşün ardından ne istedi(klerini)ğini çok iyi biliyordu. Tekrar düşünmeden cebindeki en küçük bez çantayı almış ve içinde bulunan yüz mor bakır sikkeyi korumanın eline saymıştı. " Yeterli mi? '' diye sormuştu.

Açıkçası koruma bu kadar fazla para verileceğini bilmiyordu. O kadar fazlaydı ki bu ay başında almış olduğu para ancak bunun yarısı kadar olduğunu bile hesaplayamamıştı. Yanındaki korumada gözlerini fırlayacak şekilde açmış ve yarısını almanın planını kurmuştu. İki nöbetçide aynı anda ''Kafidir'' demişti ve haberin sahibini yolda yalnız bırakmıştı.

Haberci bir miktar sinir bir miktar ise erken gitme telaşı ile topukları kıçına vura vura ilerlemeye başlamış ve en çok bir tütün süresi içinde ise bir kaç korumayı atlatıp en sonunda klan lideri Tengri Bo'nun huzuruna çıkabilmişti...

Huzuruna çıktığı anda secdeye yatan haberci ''Beni huzurunuza kabul ettiğiniz için teşekkür ederim klan lideri Tenri Bo-Han'' dedi.

Tengri Bo bu selamlama faslını geçmek istiyordu. Kafasını sallamış ve " Evet, evet söyle bakalım ne gibi haberlerin var? '' demiş ve konuşmasına müsade etmişti..

Hemen secde'den kalkan haberci ağrıyan dizlerini önemsememiş ve hızla doğrularak ''Kung klanın köyünde olduğumuzu biliyordunuz klan lideri '' demişti Tengri Bo sadece kafasını sallamak ile yetinmişti. '' Normal bir gündü başta... '' diyerek gün içerisinde yaşanan olayları anlatmaya başlamıştı. Ardından ise Kung Liu'nun yapmış olduklarını özenle anlamaya koyulmuştu. Bu süre içerisinde Tengri Bo sadece dinlemiş ve kafasını sallamıştı. Haberci son sözlerini ise ''... Daha sonrasında girişdeki korumalara bir miktar öcret ödemem gerekse de size bu haberi vermek istemiştim.'' demiş ve eğilerek geri adımlar ile salondan dışarıya çıkmıştı.

Daha çıktığı anda kahkaha atmaya başlayan Tengri Bo öyle şiddetli gülüyordu ki karnına ağrılar girmiş, gözlerinden ise yaşlar gelmişti... ''Hahaha... Bu aptal haberci ya kör yada aptal!! Bu kadar güçlü olabilmesinin imkanı yok! Hahaha... Bizzat ben phialamını yok etmişken '' diye gülerek masada bulunan meyve sepetine doğru ilerlemişti...



 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1337

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17754 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24006 Bölüm Sayısı


creator
manga tr