Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 7: Sanırım Cennetteyim


Dede torununa seslendiği anda çocuk bir ışık edası ile koşuşturnaya başlamıştı. ''Tengri Furt Ağabey!!, Tengri Furt Ağabey!! '' diye etrafta koşturarak bağırıyordu.

Korumalar çocuğun bu ince sesi ve hoşgörüsüz davranışları yüzünden deliye dönmüş olsa bile seslerini çıkaramıyor ve içlerine atıyorlardı. Evlerine döndüklerinde bu sinir ya eşlerinin altın dolu çuvalından çıkacaktı, yada çocuklarının yaptığı bir hata yüzünden tokattan çıkacaktı. Her iki durumda da aile üyelerinin zarar göreceği kesindi...

Küçük çocuk geniş sarayın avlusunu geçip daha küçük evlerin yakınına gelmişti. Bağırtısı hiç durmaksızın devam ediyor ve bütün ev sakinlerinin haberdar olmasına sebebiyet veriyordu. Kimi insanlar çocuğun terbiyesinden ötürü kim olduğunu görmeden kızıyor kimisi ise; hakaret ettikten hemen sonra dışarıya çıkıp dairelerine yüzleri kırmızı renkte geri dönüyorlardı.

Bunun sebebi ise bu çocuğun çok özel bir yere sahip olmasıydı...

Bütün klan içerisinde ki çocuklar birleşse ve klan lideri Tengri Bo' ya yalvarsa bile önemsemeyen, acımasızlığı ile ünlenmiş ve klanın daima daha fazla yukarısına çıkmasını hedeflemiş olan yaşlı kurt Tengri Bo sadece bu çocuğun tek bir isteği ile birlikte savaşta ise savaşı sonlandırabilir, Barışta ise sırf bu çocuk istedi diye asla kazanamayacağını bilse bile savaş çıkartabilirdi. Bunun tek sebebi ise çok basitti, bu çocuk Tengri Bo'nun ilk kızından bizzat Üç Dalga Krallığının bir prensi ile evliliği sonucu dünyaya gelmişti. Çocuk kraliyet ailesinin adını almıştı ve ismi bizzat kral tarafından Kenshi olarak koyulmuştu Shogun Kenshi... Torunu o denli yüksek rütbedeydi ki, Tengri Bo bile ancak bir maymunun dağa baktığı gibi bakabilirdi.

Sırf bu yüzden Tengri Bo bu çocuk ile iyi geçinir, yanında gezdirir, güzel ninniler ile uyutur ve onunla ne kadar sıkılırsa sıkılsın asla vazgeçmeden oyunlar oynardı...

Tam bu sırada ise Shogun Kenshi avazı çıktığı kadar bağırmaya devam ederek, Küçük evlerin içerisinden çıkmış ve klanın kırsal alanlarına doğru ilerlemeye devam etmişti. Kırsal alan daha çok geniş sazlıklardan meydana geliyordu. Ortasında bir balçık göleti olan bu kırsal alanın, dışa doğru gidildikçe etrafı kurumaya ve sadece çalılara ev sahibi yapmaktaydı. İçi ise yeşil bitkiler ve çok değerli olan mısır ile bezeliydi. Zaten Tengri klanının bu denli genişlemesi ve güçlenmesi de bu mısırlar sayesindeydi. O yüzden bütün klan tarafından gözleri gibi bakılır, klandan olmayan kişiler asla buraya giremezdi.

Shogun Kenshi kırsal alanın içine kadar bağırarak ilerlemişti. en sonunda göletin yanına gelen Shogun Kenshi suratında büyük bir gülümseme oluşmasına engel olamadı. Sonuçta dedesinin yanına çağırmasını istediği kişiyi bulmuştu.

Peki ikinci soru olan ona nasıl ulaşacağını, nasıl çözecekti?

***

Kung Liu yıkandıktan sonra kendisini daha hafiflemiş ve rahatlamış hissetti. Yeşil bir kaftan giyen Kung Liu daha sonrasında ise, gitmesi ve emir vermesi gerektiği kardeşi Kung Drof'un yanına doğru Bahçe kapısının iç girişine yürümeye başladı. Dairesinden çıktığı andan itibaren gözlerin kendisini izlediğini bilen Kung Liu insiyatifini bozmadı ve eski halinde olduğu gibi omuzlarını çökertip hafif kambur bir vaziyette ilerlemeye devam etti.

Bu sırada biliyordu ki dedikodu almış başını gidiyordu. Şuan bile adı gibi emindi ki Tengri klanı bu olaylardan haberdar olacaktı. Sadece amaçsız ve aptalca bir gülümseme ile gülmüş ve sonrasında ise ''Bakalım kader neleri gösterecek hahaha!!! '' diyerek gülmeye başlamıştı.Etraftaki insanlar bu hareketi ile birlikte klan liderlerinin güçlü-çöp ve deli olduğu konusunda hem fikirlerdi.

Daha öldürdüğü insan yeni gömülmüşken başka türlü bir insan nasıl bu kadar mutlu olabilirdi ki?

Kung Liu gülerek ve bazen de oynayarak ortalıkta ilerlemeye devam ediyordu. Kimi zaman çiçekleri kokluyor, kimi zaman ise ansızın yere yatıp yuvarlanmaya başlıyordu. Onu gören kişilerden birisi ise yanından geçerken ''Zavallı sanırım son günlerini yaşıyor...'' demişti ve bu Kung Liu'nun çok huşuna gitmişti. Evet neden olmasın ki diyerek zihninde bir miktar düşünmüş sonrasında ise kafasını sallamasıyla beraber ''Daha yapacağım tonla iş var, bunlar olmadan önce olmaz!! '' diyerek bağırmıştı.

Elbette ki bunu yaptıktan sonra insanlar ona bakmıştı ancak, bu kısa süreli olmuştu. İnsanlar klan liderlerinin bu tarz hareketlerine nede olsa çoktan alışmıştı...

Kung Liu gitmesi gereken yere güle oynaya geldikten sonra bir anda ciddileşmiş ve üzerindeki çalıyı çimeni silkmişti. Son derece ciddi göründüğüne inandıktan sonra Kung Drof'un görüş alanına girmiş ve ağır adımlar ile yanlarına yürümüştü. Daha Kung Liu'nun geldiğini fark etmemiş olsalar bile korumalar sadece Kung Drof'un esas duruşa geçer gibi olan hareketlerinden direkt olarak klan liderinin geldiğini anlamışlar ve daha bir dikkatli olmuşlardı. Zaten Kung Drof klan liderinden başka kimseye karşı bu kadar saygılı olmaz olamazdı.

Kung Liu, Kung Drof'un yanına kadar yaklaşmış ve doğrudan ona bakarak ''Bulabildiğin en iyi adamlar bunlar mı ? '' demişti. Sadece kaynak enerjisini ufacık bir yayma ile durumlarının ne derece berbat olduğunu görebiliyordu. Sanırım klanı o kadar boşlamışım ki böylesi çöpler bile kendilerini iyi olarak görmeye başlamış diye düşünen Kung Liu bir miktar kendisini mahcup etmiş olsa da fazla önemsememiş ve aynı ciddiyetini korumuştu.

Daha sonrasında ise aynı ciddiyetini koruyarak askere doğru dönmüştü. Korumalar klan liderinin onlara doğru döndüğünü fark ettiği anda kimisi saygıdan kimisi ise sadece bir ritüel olduğu için sağ ellerini yumruk yaparak kalplerinin üstüne koymuş ve daha sonrasında ise fazla olmamak kaydı ile bellerini hafifçe bükmüşlerdi. Hepsi bunu aynı anda yaparken Kung Liu ise hayalinde on binlere ulaşmış sayıdaki askerlerin aynı anda bu selamı yaptığını düşünmüştü. Gözleri ışıl ışıl olan Kung Liu askerlerin selam verdikten sonra aynı şekilde durduklarını görmüştü ve ''Rahat!'' diye bir komut vermişti.

Korumalar bu komuttan sonra eski pozisyonlarına dönmüşler ve sessizliklerin korumuşlardı. İçlerinde bulunan kişilerin bir kısmı bu selamdan ötürü neşelenmiş olsa bile büyük bir çoğunluğu sadece küfürler etmişti.

Kung Liu elbette ki küfür ettiklerini çok iyi biliyordu ancak sessizliğin en büyük hazine olduğunu söyleyen kişinin haklı olduğunu bütünüyle kabul edeli en az on döngüden fazla olmuştu değil mi?

Ufak bir tebessüm etti ve ''Görevinizin ne olduğunu az çok biliyorsunuzdur!! '' diye bağırdı. Bu denli anlık olarak çıkmış olan yüksek sesten ötürü kontrollerini kaybeden korumalar istemsiz olarak ''Biliyoruz!! Klanımızın genç efendisi Kung Lao kayıp onu arayacağız!!! '' diye bağırmışlardı.

Bu ani havanın değişmesi bırakın burayı üçgen şeytan dağlarında bile görülmez iken burada görülmesi tam bir şölene sebebiyet vermişti. Kung Liu boğazını temizlemiş ve ''Güzel!! O zaman görevinize başlayın!! '' diye emir vermişti.

Korumalar hep bir ağızdan ''Klan liderinin isteği klanın emridir!! '' diye bağırmış ve Bahçenin iç giriş kapısına doğru eş sırada hareket etmeye başlamışlardı.

Bu sırada ise Kung Drof korumaların bu denli hızlı değişen tutumları yüzünden bir anlığına afallasa da yanında bulunan abisine sadece bir bakış atması ile sonucun ne olduğunu anlamıştı. Kung Liu sadece kaynak gücünü kullanarak onları yönlendirmişti. Böyle bir yeteneğin abisinde olduğu için bir miktarda olsa şükreden Kung Drof düşmanlarına şimdiden acımaya başlamıştı bile...

Tek bir kelime edilmeden Kung Liu, Kung Drof'un neler yaptığını ve neler düşündüğünü anlamış ve bir anda kardeşine gülümseyerek ''Sende onlar ile gitmelisin'' diye nazikçe konuşmuştu.

Bu sırada ise Kung Drof daha fazla durmasının anlamsız olduğunu bildiği için tek bir sıçrayışta bahçe kapısının arkasına geçmiş ve korumaların tanına doğru ilerlemeye koyulmuştu...

***

Kung Lao gözlerinin kararması ile birlikte yerde duran küçük bir dal parçasına basarak dengesini kaybetmiş ve istemeden de olsa göle doğru yuvarlanmaya başlamıştı. Her dönüşü ile birlikte kaburgası şiddetli bir biçimde sancıyor ve çevresine kan saçıyordu. Etrafta her dönüşü ile birlikte kırmızı bir şerit bırakan Kung Lao en sonunda ise gölün deri suları içinde kaybolmak üzere düşmüştü.

Ne kadar süre geçtiğini hatırlamayan Kung Lao gözlerinin suyun altında olmasından ötürü bulanık görmesi ile birlikte hiddet ile ağzını tutmuş ve daha fazla ağzından hava kaçırmanın önüne geçmişti. ( Meteden Not: Bisiklet lastiği sanki aman hava kaçırmasın :D ) Daha sonrasında ise hızlıca yüzeye doğru yüzmeye başlamış ve ciğerlerine temiz havayı çekmek istemişti...

Su üstüne çıktığı anda kapalı olan gözleri ile birlikte ciğerlerine derin bir nefes çekmiş ve salmıştı. Temiz havanın ciğerleri içerisine girmesi ile birlikte rahatlayan ve arındığını hisseden Kung Lao bir müddet daha bu şekilde durması gerektiğini hissetmiş ve suyun üstünde sadece nefes alarak zaman geçirmişti.

Yaklaşık on nefes süresinden sonra Kung Lao saçlarından aşağıya oradan ise gözünün içine daha fazla su girmeyeceğine kanaat getiren Kung Lao gözlerini açmış ve etrafına bakmak istemişti...

Gözlerini yeni açtığı için bir yarasa kadar bile göremeyen Kung Lao gözlerini odaklayabilmek için sürekli çırpsa da hiç bir faydasını görememiş ve kör bir keşiş gibi ortalıkta öylece kalmıştı.

(Metenin Notu: Hımm ortalıkta bir lee sin görüyoruz sanki...) Bu geçici körlüğün hemen gitmeyecek olduğunu fark eden Kung Lao en iyisinin sabit bir yere doğru yüzmek olduğunu, bu şekilde en azından karaya çıkabileceğini düşünmüş ve doğruca önüne doğru yüzmeye başlamıştı.

***

Aziz gözlerini kapatmış ve etrafı rutin bir şekilde incelemeye devam etmekteydi. En son düşünceleri ile kontrol ettiği insandan sonra bir miktar yorgun düşmüş ve kendisini dinlendirmesi gerektiğini düşünmüştü. Tam zihnini Angoria'dan çekip kendisini inzivaya çekerken bir anda birisini fark etmişti.

Gölün içinde yüzmekte olan çocuğun önce kim olduğunu anlamakta zorlanmış ardından ise kim olduğunu hatırlamıştı. Bu daha yeni göndermiş olduğu Shimao Che denen çocuktan başkası değildi.

Onun ile bir miktar oyun oynamak isteyen aziz tek bir düşüncesi ile birlikte Shimao Che'nin gözlerinin görmemesine sebep olmuştu. Ancak kısa süreli olmasına da dikkat etmişti...

Kısa süreden kasıtı ise çocuğun o gölden dışarı adımını atana kadar olması çok hoşuna gitmişti. ''Hadi bakalım çocuk al sana kaynak gücü olan bir beden nasıl gelişeceğini göster bize'' diye mırıldanmış ve izlemesini bırakmıştı.

***

Kung Lao yüzmekten bitap (bithab mı yoksa bitap mı olduğundan emin değilim) düşmüş kollarını ovuştururken gözlerinin ise görüşünün yeni geldiğini fark etmişti. Bu sırada yorgunluğu ile aklına bir anda gelen kaburgasını hızlıca kontrol etmiş ve olaylar karşısında şaşkınlıktan küçük dilini yutacak hale gelmişti. Bu hale gelmesinin ise tek sebebi kırık kaburgasının sanki hiç kırılmamış gibi normale dönmüş olmasıydı.

Hatıralarında bir anı ve bir ip ucu arayan Kung Lao, ne bir anı nede bir ip ucu bulabilmiş ve sadece sorduğu soru ile baş başa kalmıştı. Bu sırada ise etrafına bakan Kung Lao kendisini bir anda en son hatırladığı yerden ap ayrı bir yerde bulmuş ve şaşkınlığına şaşkınlık katmak ile birlikte bir filin hortumunu insanlara nerede diye sormasıyla eş değer şapşallığa ulaşmıştı.

''Sanırım cennetteyim'' diye mırıldanan Kung Lao etrafına bakınmaya devam etmişti. Etrafı sık ağaçlar ile çevrili bu bölüm de eskisine nazaran yinede büyük sayılabilecek bir göl bulunuyordu ve etrafı sazlıklar ile örtülüydü. Kung Lao'nun arkası ise bir karaltı ile bezeli idi.

Bu güneş görmeyen noktaya fazla odaklanmaya Kung Lao diğer taraflara da bakmaya devam etti. Ağaçların üstünde muz diye adlandırılmış bir tanesini satın alabilmek için küçük çaplı ailelerin bir döngülük paralarını dökmesi gerektiği servet niteliğinde meyveler adeta akın etmiş gibi ağaçların tepesinde konuşlanmıştı. Bu muz diye adlandırılan meyveden geçmiş yaşantısında bir kez de olsa yeme şansı bulunan Kung Lao tadının tatlı ve ekşilik ile bir arada olduğunu ve ağızda hemen erimektense bir lapa haline dönüştüğünü çok iyi biliyordu. Ağzı sulanan Kung Lao bunlardan bir tane de olsa alabilmek için ağacın önüne doğru yürümeye koyuldu..

Ağacın tam önüne geldiğinde ise ağacın kendisini savunmak için büyük dikenler ile bezeli olduğunu ve tırmanmanın neredeyse imkansız olduğunu fark eden Kung Lao daha iyi bir yöntem düşünmek zorunda kalmıştı. Üzerinde sadece kumaştan kemerinin ve onun üstünde ise bir bıçağının olduğunu hatırlayan Kung Lao bıçağını kılıfından direk olarak çekmiş ve ağacın önünde dikenlerin en az nerede olduğunu bulabilmek için etrafında dönmeye başlamıştı.

En sonunda ise; güzel ve az dikensiz bir nokta bulan Kung Lao elindeki bıçak ile dikenleri temizlemeye koyuldu. Dairesel bir noktadaki bütün dikenleri temizlediğinden emin olan Kung Lao hiç vakit kaybetmeden bıçağını kılıfına koymuş ve sağ yumruğunu sıkarak tüm kuvveti ile ağaca vurmuştu.

Elbette sadece altı döngüdür hayatta olan Kung Lao'nun gücü bir kaplanın gücüne eş değer değildi. Tek bir yumruk ile nasıl bütün ağacı devirebilirdi ki?

Vurduğu anda elinin acıdığını hisseden Kung Lao acısını bir nebzede olsa hafifletmek adına elini sallamaya başlamıştı. Tam bu sırada ise bir takım garip sesin ona doğru gittikçe yaklaştığını Kung Lao geç de olsa fark etmişti...







Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr