Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Angoria - Angoria Bölüm 6: Bana çağırabilir misin evladım?


 

Yazan: Aydehan

Kung Lao, bir eli ile kaburgasını tutarken bir eli ise ağaçlara tutunarak destek almaya çalışıyordu. Kaburgasının vermiş olduğu acı öyle şiddetliydi ki şuan üstüne bir yel kulak domuzu oturmuş olsa ancak bu şekilde hissedebilirdi.

Ciğerlerine almış oluğu her ava ile birlikte akciğerine batan kemiği büyük bir acı duymasını sağlıyor ve suratının buruşmasına neden oluyordu. Bu sırada ise etrafına bakmayı imal etmiyor ve terlemiş alnının ter damlaları gözüne girmediği müddetçe etrafını kolaçan ediyordu. Sebebi ise çok basitti, büyük devasa bir kaya bulmak.

Devasa kayayı bulması ilk aşamaydı, daha sonrasında ne yapacağını düşünmek istememişti. Sadece biliyordu ki bu bitkiyi bulabilmesi gökyüzünden bir köstebeğin düşmesi kadar az ihtimalliydi.

Ancak bu bitkiyi bulamazsa eğer; kırık kaburgasının ciğerlerini kan doldurarak öldürmesine neden olacağını çok iyi biliyordu. Apar topar evinden kalkıp kaçtığı için ne bir yiyecek nede bir kıyafet yanına alan Kung Lao sadece kaftanının kemerinde bulunan ufak hançerine güvenmek zorundaydı. Kaynak gücü biraz daha güçlü olmuş olsa tek güvendiği bir bıçak olmaz aynı zamanda kendi kaynak gücüne de inancı tam olurdu ancak, Kung Lao her şeyin bir sıra halinde ilerlemesi gerektiğini biliyordu. Her adımı ile birlikte nefes alması daha da zorlaşan Kung Lao daha fazla dayanamayacağını düşünerek göl manzaralı bir ağacın altına oturmuştu.

Kısa nefesler ile kendi vücudu için en faydalı hareketi yaptığını düşünen Kung Lao fazla nefes gerektiren hareketlerden kaçınarak dinlenmeye başlamış ve bu esnada ise eski hayatında minyatür Elder'den öğrendiği tekniği çalışmaya koyulmuştu.

Bacaklarını kenetledikten sonra Kung Lao derin iki nefesten sonra etrafına Qi salınımı yapmış ve doğada bulunan Qi'yi kendisine çekmek istemişti.

Ancak salmış olduğu Qi'nin geri dönüşü hiç olmamıştı...

Aradan en fazla bir yemek zamanı kadar süre geçmiş ve kendisine hiç bir fayda göstermediğini kanaat getirmiş olduğu tekniği çalışmayı bırakıp ''Kesinlikle bu teknikte bir hata yapıyorum. Ancak bu teknikte yaptığım hata nerede? '' diye kendi kendine konuşmuş ve düşüncelere dalmıştı.

***

Kung Drof etrafına toparladığı yaklaşık on beş kadar adamı incelemeye başladı. En güçsüzü Temel Kaynak aleminin ilk seviyesinde olan bu on beş adamın en güçlüsü ise, Temel kaynak aleminin sekizinci seviyesindeydi.

Çimenlerin hışırtısı eşliğindeki havada insan sesine ait tek bir belirti bile yoktu. Karşılarında bulunan Kung Drof'a karşı kimse itaatsizlik etmek istemiyordu. Sebebi saygıdan değildi bu itaatin tam tersi sadece korkudan idi, daha Kung Liu'nun yapmış olduğu şeyleri atlatamamışlardı ki şimdide karşılarında şeytan Kung Drof'un ta kendisi duruyordu.

Kung Drof bu askerlere sadece bir kez bakmış ve yeterliliklerini kontrol etmişti. Yeterli olabileceğini düşündükten sonra ise sık ağaçların olduğu Bahçe'nin iç tarafına bakmaya başlamış ve kafanda neler planlıyorsun Kung Lao? diye zihninde soru sormuştu.

Korumalardan birisi bu kadar uzun süre bekledikten sonra sıkılmıştı ve bir adım ileriye çıkarak ''Efendi Kung Drof acaba bizler ne hata işledik? '' diye sormuştu. Bunu soran oradaki insanların içerisinde en güçsüz ve Temel Kaynak alemine yeni adım atmış Kung Kung'dan başkası değildi. Daha ancak on iki döngülük bir hayattır yaşıyordu ve iki döngü önce koruma olmaya hak kazanmış idi. Hedefi koruma lideri olan bu genç adam; elinden gelebilecek her kurala uyar ve üstlerinden gelebilecek her türlü emri yerine getirmeyi ihmal etmezdi. Korumalık tam da ona göre bir meslekti.

Kung Drof bakışlarını bir kez sadece iki nefes sürelik bir zaman için Kung Kung'un suratına bakmış ve ''Koruma endişelenme, bir hata işlemediniz. Hata şleyen tek kişi benim...'' demiş ve ciğerlerine derin bir nefes çekmişti. Kendisini korkutabilecek tek kişiyi, abisini sinir etmenin korkusu ile birazcık daha konuşursa eli ayağına karışacaktı. Ayakta yapmış olduğu nefes egzersizi ancak bir nebze etkili olabiliyordu. Bir an önce görevine başlaması gerekliydi.

Bir tütsü süresi daha beklediler, bu süre içerisinde korumalar neden ötürü beklediklerini bilmiyor olsa bile, burada beklemelerinin asıl sebebi Kung Liu'dan gelecek olan ''Gidebilirsiniz'' emrinden başkası değildi.

***

Kung Liu kendisine özel olan hamamında elinde bulunan kabı taş mermere vurmuş ve param parça olmasını sağlamıştı. ''Çok erken belli ettim. Çok erken!!! '' demek ile meşguldü. Derin düşüncelere dalmış olan Kung Liu, Kung Lao'nun kaybolduğu gerçeğine bu kadar fazla sinirlenmemesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Ancak bu kadar nazik huylu Kung Lao' nun ne için böyle bir şey yaptığına ise akıl sır erdiremiyordu. Ne olmuştu da Kung Lao buradan kaçmak ve İç Bahçe'ye gitmek istemişti ki?

Üstelik daha tam iyileşememişken...

Kafasını güneşe doğru kaldıran Kung Liu daha fazla hamamda kalmaması gerektiğini düşünmüş ve sıcak suyun içinden çıkmaya koyulmuştu.

***

Kung Lao bir miktar ağaç altında dinlendikten sonra tekrar ayağa kalmış ve ilerlemeye başlamıştı. Gölün çevresi o kadar genişti ki tüm hızı ile ilerlemiş olmasına karşı ancak yüzde birine eş değer bölgesini geçebilmişti. Gölün büyüklüğü esasen sadece göle bakarak bile anlaşılabilirdi. Gölün diğer tarafı sanki sular altında kalmış gibi görünemiyordu...

Kung Lao dişlerini sıkmış ve kendisine küfür etmişti. Yanlış bir zamanda harekete geçtiğine inanıyordu. O kadar yanlış bir zamandı ki, burada ölmüş olsa bile kimsenin ruhu duymayacaktı. Üstelik her nefesi ile birlikte adım atması bile o kadar zorlaşıyordu ki üç yüz adım sonunda öleceğine kesin emindi.

Yürüdükçe üzerindeki kaftan ağır gelmeye başlamış olan Kung Lao daha fazla dayanamamış ve üstündeki kaftanın gömleğini üzerinden çıkarmak zorunda kalmıştı. Kaburgasının kırıklığı yüzünden kan içinde kalmış olan gömlek Kung Lao'nun yere düşürmesi ile birlikte çimenleri hafif kırmızı bir hale sokmuştu. Bu sırada ise hafiflediğini hisseden Kung Lao hareket hızını bir miktar arttırmış ve etrafını daha hızlı bir şekilde taramaya devam etmişti.

Her nefesi ile bir adım ancak adım atabilen Kung Lao kendisini Dağ Kaplumbağası gibi hissetmişti... Adımların genişliği bile azalırken Kung Lao ölüme hızlıca yaklaştığını ve her adımının Ganj Yoluna ve sonrasında ise o nehire geldiğini hissediyordu.

Göğsünden kırık kemiği yüzünden çıkan kan hem akciğerine hemde dışarıya dökülmeye devam ediyordu. kan en sonunda pantolonuna ulaşmış olan Kung Lao kan kaybının fazlalığından ötürü görüşünün bulanıklaştığını ve Ganj Yolunun ona doğru gel işareti yaptığını çok iyi biliyordu.

Daha fazla dayanamayacağını anlayan Kung Lao, ölmek istemiyordu. İşte bu sebepten ötürü de yürümeye devam edip bitkiyi bulması gerekiyordu. '' Bir daha o sonsuzluk gibi gelen yolu yürüyemem hayır yürümeyeceğim!!'' diyip kendisine bir tokat vurduktan sonra kendisini toparlayabildiği kadar toparlayıp yola devam etti.

Yürüdüğü yol boyunca kan pantolonuna doğru sızmış ve pantolonunun yarısını kana bulamıştı. Ağırlığının arttığını hisseden Kung Lao bir küfür daha savurduktan sonra patolonunu da çıkarmış ve yürüyüşüne devam etmişti. Üzerinde kanlansa bile çıkarmadığı bir tek kumaş kemeri vardı. Bunu da çıkarmayı çok istiyordu ancak; çıkarırsa küçük bıçağını nasıl tutabilirdi ki?

Gölün ancak yüzde beşlik bir kısmını yürüyebilmiş olan Kung Lao önünde daha ne kadar yol olduğunu bilmiyordu. Zaten görüşü zayıfladığı içinde önünü zar zor görebiliyordu. Tam bu esnada ise ayağı ufak bir dal parçasına çarpmış ve zor tuttuğu dengesini kaybetmişti.

***

-Tengri Klanı İlk Saray-

Koşarak nöbetçilerin önüne gelen en fazla üç döngüdür yaşayan ufak bir çocuk incecik sesi ile ''Çekilin!'' diye bağırmıştı. Nöbetçiler çocuğun ses tonundan ve söylediği kelimeden haz etmese bile sevmediklerini belli etmemiş ve kaya kadar sert suratlarını korumuşlardı. Ellerindeki uzun kılıçları ve vücutlarını kenara doğru çeken nöbetçileri gören çocuk hızla hoplaya zıplaya içeriye doğru koşmaya başlamıştı.

Nöbetçiler ise içeriye doğru giden çocuğun şımarıklığına ve onun büyüğüne lanet okumuş, sonrasında ise görevlerine devam etmişlerdi.

''Dede!!... Dedeciğim!! '' diye hızla koşan çocuk dedesinin odasına geldiği anda kapıyı hızlıca açmış ve dosdoğru koşmaya başlamıştı. ''Dede!!... Dedeciğim!! '' diye sevgi nidaları ile bağırarak dedesinin boynuna doğru atlamıştı.

Dede ise çocuğu gördüğü anda gözleri tüm o katılığından arınmış berrak bir su birikintisine dönüşmüştü. Sanki yüz yıldır beklediği yegane ilacı sonunda gelebilmişti. Kendisine doğru hızla atılan torununu tutmuş ve havaya doğru kaldırmıştı. ''İşte benim aslan torunum!! '' diye havada sevgi gösterisi sunmaya başlamıştı.

Havada bir tur attıran dede sonrasında ise torununu yere koymuştu. ''Döndünüz demek?'' diyerek torununa sormuştu. Torun hızlıca kafasını sallamış ve ince sesi ile ''Evet döndük dedeciğim, orada bir sürü arkadaş edindim biliyor musun? '' diyerek dedesine kendisini övmüştü.

Dede torununa bakarak gülümsemeye başlamış ve ''Ne kadar arkadaşın oldu bakalım ? '' demiş ve sonrasında ise kollarını sonuna kadar açarak ''Bu kadar arkadaşın oldu mu? '' diye sormuştu.

Torun ise heyecan ile kafasını sallamış ve ufacık kollarını sonuna kadar açarak ''Evet dedeciğim bak bak... Bu kadar arkadaşım oldu!! '' diye bağırmıştı. Dede ise bunun sonucunda istemsiz kahkaha atmış ve torununun başını okşamıştı. Daha sonrasında kucağına alan dede odasının içinde bulunan L şeklindeki koltuğa doğru ilerledi ve torunu ile yan yana oturdu.

''Hepiniz döndünüz değil mi? '' diye sormuş olan dede, torunun sağa ve sola kafa sallaması ile birlikte ''Kimler döndü peki ? '' diyebilmişti.

Torun sorulan soru ile birlikte bir miktar düşündü. Ufak yaşından ötürü isimleri tam olarak hafızasında tutamıyordu. Tam beş nefeslik bir zaman geçtikten sonra ''Ben, Tengri Furt, Tengri Eraf ve annem döndük '' demişti.

Bunun üzerine dede'nin suratı bir miktar kırışmış ve torununa dönmüştü. ''Bana Tengri Furt'u çağırabilir misin evladım? '' demişti.




 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17770 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24173 Bölüm Sayısı


creator
manga tr