Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Angoria - Angoria Prolog Bölüm 2


 

Yazan: Aydehan

 

 


Olaydan Beş bin yıl sonra...


Muazzam büyüklükteki Angoria kıtasında insanlar hakimiyetlerini kurmuşlar ve büyük imparatorluklar, Minik Krallıklar, dış halkada ufak köyler inşa etmişlerdi. Her biri tek tek yıkılmış ve yeniden kurulmuştu.

Uzun bir sürenin içerisinde ise İnsanlığın yeniden doğuşu adı verdikleri olayın derinliklerinde ilk klanlara ait bir krallık bulunuyordu. Bu antik krallık ne büyük bir imparatorluk olma yolunda ilerliyor nede yok olmanın eşiğine geliyordu. Krallığın ismi ise Yeşim Ejderi idi.

 

 

İnsanların refah seviyesi oldukça yüksekti. Bütün dertleri adeta havada uçan bir kuş tüyünden ibaretti. Krallık içerisinde oldukça katı kurallar mevcuttu fakat insanlar öylesine alışmıştı ki bu kurallar onlar için önemsizdi.

Krallık ilk kurulduğu andan itibaren kralını güce dayalı olarak seçmişti ve gücün varisleri bile kral olabilmek için Elderlerin efsanevi sınavlarından geçmek zorunda idi.

 

 

İnsanlığın doğuşundan sonra yok olan teknoloji yüzünden insanlar silah yapımından bir nebzede olsa vaz geçmişlerdi. Eskisine nazaran ateşli silahlar yok olmuş ve onun yerini kılıçlar, baltalar, yaylar,mızraklar ve bu tür yakın dövüş silahları ele almıştı.

 

 

Fakat bu tür silahları kullanmak önemli bir meseleyi oluşturmuyordu. Sadece krallık içinde değil tüm kıtada etkili olan bir sistem vardı. Yakın dövüş...

 

 

İnsanlığın tekrar doğuşu sırasında kullanılmış olan serum etkisini gösterdiği andan itibaren insanların vücutlarında bir nevi boncuk misali bir küre meydana gelmişti. Ele almış oldukları bilgiler doğrultusunda bunun kutsal hayvanlarda bulunan çekirdek olduğu konusunda herkes hem fikirdi.

 

 

İsmi Phialam konulan bu bilye insanların ne derecede güçlü olduğunu dile getiriyordu. Bilyeniz ne kadar büyükse ve enerji doluysa o derece güçlüydünüz...

 

 

İşte hiyerarşi bu şekilde baş göstermişti.

 

 

Sırf Phialamı geliştirebilmek için ilkler dövüş okulları adı altında okullar açılmıştı ve İnsanlar çocuklarını bu okula on yaşından itibaren göndermeye başlamıştı.

 

 

Aradan geçen uzun sürelerin sonunda çocuklarını dövüş okullarına göndermek bir çeşit adet haline gelmişti. On yaşına gelen her erkek çocuğu veyahut kız çocuğu dövüş okuluna gidiyordu.

 

 

Dövüş okulları bu aşırı derecede artan isteğe daha fazla boyun eğemedi ve bir çeşit hiyerarşi sistemi oluşturdu. Tüm ülkelerce ortak olarak kabul edilen bu kuralda üç sınıf ortaya çıkmıştı.

 

 

Asil kadro..

 

 

Okul kadrosu...

 

 

Ve de Dış okul kadrosu...

 

 

Hikaye işte tam bu sırada boy görtermeye başlamış idi.

 

 

Yıl 5210

 

 

On beş yaşına gelmiş olan Shimao Che elinde tutmuş olduğu kürek ile toprağı kazıyordu. Derinlemesine kazmış olmasına rağmen hala yetersiz olduğu kabul görülen çukur sadece bir adet fidanı dikebilmek içindi.

Shimao Che alnını sildi ve ''Huh.. sonunda bitti sanırım.'' Dedi.

 

 

Gerçekten de toprak içersine doğru en az 1 metre kadar kazmıştı. Dikeceği fidan son derece önemli bir güç fidanı idi.

 

 

Güç fidanları her yıl iki defa yaprak verirlerdi. Yaprakları fidan üstünde sadece bir gün durur ve sonrasında bir anda yok olurdu.

 

 

''Daha dikmem gereken on beş fidan var gibi görünüyor'' dedi.

 

 

Biliyordu ki bütün günü alacaktı bu iş yorgunluğunu alabilmesi ve bir nebzede olsa dinlenmek için yere oturdu.

Cebinden çıkarmış olduğu ve yılda sadece beş adet alabildiği düşük seviye güç yapraklarından bir tanesini çıkardı.

Beş yıldır her zaman bunu yapar ve denerdi. Üstüne üstlük bütün meditasyon tekniklerini denemişti fakat bir türlü kendisini başlangıç seviye ikinci aşamaya yükseltememişti. Shimao Che elinde tutmuş olduğu yaprağı ağzına attı ve çiğnedi.

 

 

Ağzında biriken ve midesine ordanda Phialamına doğru akın eden gücü hissedebiliyordu. Phialamına ulaşan güç kısa süreliğine de olsa kalıyordu ve vücutta rahatlama etkisi bırakıyordu. Ardından ise adeta hiçbir şey olmamış gibi bir anda yok oluyordu.

 

 

Shimao Che kısa süreliğine de olsa gücün vermiş olduğu etki ile rahatlamasını sürdürdü. Orta seviye bir klana mensup olan Shimao kendisini on yaşında iken bir anda Beyaz Kaplan dövüş okulunda buluştu. Yapılan testler sonucu ise Phialamında mevcut durumda oluşmuş olan enerjinin sadece başlangıç seviye bir de olduğu gözlenmişti.

Klan lideri Shimao Feng çocuğunun iyi bir öğrenim görmesini ve mezun olurken ailesini temsil edebilecek ve varisi olabilecek nitelikte olabilmesi için elinden geleni ardına koymamıştı.

 

 

İlk etapta klanın hekimlerine sonrasında ise etrafta tanıdığı veyahut para ile tanışabildiği tüm hekimleri Shimao Che'yi tedavi etmesi için kiralamıştı.

 

 

Çıkan sonuç ise muammaydı. Hekimler bir türlü çare bulamamış ve ne yapacakları konusunda aşırı derecede şaşırmışlardı.

 

 

Tüm Beyaz Kaplan Krallığı içerisine göstermediği tek bir hekim kalmıştı. Oda Üç yüzüncü yaş günü içerisinde iken vefat etmişti.

 

 

Hekimlerin tedavi edememesinin sebebi ise Shimao Che'nin vücudunda Phialam'ın bulunması fakat onu çevreleyen ve bütün vücuda yayılmasını sağlayan damarların olmaması idi. Doktorların tek öenerebileceği yöntem ise özümseye bileceği en güçlü bitkileri özümsemesiydi. Lakin unutulan br nokta mevcuttu. Shimao Che'nin Phialam seviyesi sadece başlangıç seviyesinin en alt kısmında idi ve gelişim gösteremiyordu.

 

 

Tek oğlunun bu durumundan ötürü gururu kırılan Shimao Feng ise kendisini inzivaya çekmiş bu beş yıl içerisinde bir kez bile olsun odasından dışarıya çıkmamıştı. Tek oğlundan başka birde kızı vardı. Fakat aile gelenekleri yüzünden kızına klanını devredemezdi.

 

 

Phialam'ında özümsemiş olduğu enerji bir anda yok olan Shimao Che yumruğunu olağan gücü ile sıktı. ''Eğer damalarım yerine gelirse herkese kimin patron olduğunu göstereceğim!!'' dedi.

 

 

Kendisi dışında Dış Okul Kadrosu içerisinde bulunan on öğrenci daha vardı. Kaderleri neredeyse belirli idi. Hayatları boyunca sürünecekler ve bir köle gibi çalışmaya zorlanacaklardı.

 

 

''Ne olurdu da Kız kardeşim Shimao Mei gibi Phialam damalarım olsaydı. Hem onda varda ne işe yarıyor... alt tarafı kendisi daha başlangıç seviye beşinci seviyeye yeni yükseldi.'' Dedi.

 

 

Daha fazla oturmaması gerektiğini hatırlayan Shimao Che kolları yardımı ile doğrulmayı başardı. Kısa bir süreliğine de olsa vücuduna girmiş olan Enerji ile en azından kendisini yorgun hissetmiyordu.

 

 

***

 

 

Akşam üstü...

 

 

Son fidanında ekimini tamamlayan Shimao Che Dış Okul kadrosunun kalmış olduğu ufak kulübelerden kendisininkine doğru yola koyuldu. Bütün gün kazma ile toprağı delmekten ve kürek ile toğrağı kazmaktan ötürü elleri su toplamıştı. ''Nasırlaşacaklar kesin..'' diye kendi kendine söylendi.

 

 

Tek dileği eksik olan Phialam damarlarının yerine gelmesiydi. Bir gün kız kardeşi Shimao Mei'nin sormuş olduğu soru olan ''damarların yerinde olmuş olsa ne hedefin ne olurdu?'' sorusu Shimao Che'nin aklına düştü.

O zaman üzüntüden ve etkisini atamamış olduğu şokun etkisinden ötürü sessizdi fakat şimdi cevabı hazırdı. ''Tüm krallıkları tek bir çatı altında toplayarak Angoria'da altın çağı yaşatmak'' idi.

 

 

Kulübelere giden yol oldukça çakıllı ve engebeliydi.

 

 

Okulun arazisinin neredeyse sonunda bulunan evi insanı epey bir yoruyordu. İlk etapta yol bile yoktu fakat insanlar sürekli bu şeritte yürüyerek yerdeki çimenleri yok etmiş onun yerine çakıllı ve engebeli toprak bir yol bırakmıştı.

''Eğer bir gün damarların olacak olursa...'' diye kendi kendisine söylenmeye devam eden Shimao Che'nin burnuna bir damla gökyüzünden su damlacığı indi. ''Hay senin...'' diye bir küfür ağzından dışarıya fırladı.

 

 

Sanki küfür ile daha da sinirlenmiş olan gökyüzünü yeryüzüne göndermiş olduğu yağmurların şiddetini olan gücü ile arttırmıştı.

 

 

Shimao Che yağmurdan bir miktarda olsa az ıslanmak için koşmaya başladı kulübesi ile arasında kalmış olan yarım saatlik yol Shiao Che'nin yapmış olduğu hesap ile en fazla yirmi dakika sürmeliydi.

 

 

Lakin evdeki hesap maalesef çarşıya uymamıştı...

 

 

Phialam içerisinde ki başlangıç seviye güç daha koşmaya başlamasından on dakika sonrasında tamamen tükenmişti.

 

 

Bacaklarında güç ve derman kalmadığını ve ıslandığı ve üşüdüğü için tir tir titreyen Shimao Che bir süre sonrasında koşmayı bıraktı ve gözlerinin önüne gelen ıslanmış saçlarını bir kenara iterek, gözleri ile etrafı kolaçan etmeye koyuldu.

 

 

''Daha öncesinde hiç bu kadar yağmur yağmamıştı. Acaba Gök Tanrısını benim gibi aciz insanlar çok mu sinirlendirdi ki?'' diye söylemde bulundu.

 

 

Etrafı iyice kolaçan eden Shimao Che gözüne kestirmiş olduğu yaşlı bir çınar ağacının dalları arasında ıslanmama umudu ile yürümeye koyuldu. Giymiş olduğu mor yakalı siyah Dış Okul Kadrosu öğrenci cübbesi ve altında bulunan altın sarısı süslü geniş kaftan ile beline geçirmiş olduğu pamuklu siyah kemeri neredeyse sırılsıklam olmuştu.

Çınar ağacının altına geçtiğinde ''Şans benden yana sanırım...'' diye düşündü. Çınar ağacının dalları o kadar geniş ve kalındı ki değil yağmuru bir damla su bile içeriye girmiyordu. Okul cübbesini çıkaran Shimao Che dudaklarına iliştirmiş olduğu bir ıslık ile ağacın geniş gövdesine yaslandı ve şarkılar söylemeye koyuldu.

 

 

Bir yandan ıslık ile şarkı söylüyr bir yandan ise zihninde damarlarının oluştuğunu ve gelişimini hayal ediyordu. Islık çalmayı kesti ve ''İnsanların sölediklerine göre gökyüzü seviyesine girş yaptığın andan itibaren belirli formülleri ezberleyerek insanlar uçabiliyormuş vay be... '' dedi. Sonrasında aklına daha küçük ve bir o kadar da muhtaç olduğu dedikodu düştü. ''İnsanların dediğine göre Ruhsal seviyenin sonunda Gerçek seviyenin başlarında o kadar hızlı olabiliyormuşsun ki yağmur bile sana dokunamıyormuş. Ahh.. ah... Kim istemez ki böyle şeyleri.'' Dedi ve şimdilik hayal kurmanın veyahut dedikoduları aklından tekrar geçirmenin anlamı olmadığına karar getirdi.

 

 

Göz kapakları ağırlaşan Shimao Che ''Şimdilik biraz da olsa uyusam iyi olur en azından yağmur dinm...'' olur diyerek uykuya daldı.

 

 

Rüyasında kendisini gök kuşağının yedi rengine sahip bir tahtın dibinde bulmuştu....

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17755 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24014 Bölüm Sayısı


creator
manga tr