"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

And Of Time - Cilt 1 - Bölüm 15


Kensa ışınlanma büyüsü ile Almanya bölgesine gelmişti. İlk hedefi Cristopher Glucie idi. Almanya bölgesine geldiğinde, urasını yayarak Cristopher’ın evini buldu ve hızlıca o tarafa yöneldi. Evin önünde beliren Kensa kapıyı tıklattı.

“TIK! TIK! TIK!.”

İçeriden birkaç eşyanın yere düşme sesi geldi. Ardından kapının açılması ile karşısında 30’lu yaşlarında, kır saçlı, hafif kaslı bir erkek belirmişti.

“Buyur genç ne için gelmiştin.”

Adamın ses tonu biraz kabaydı. Gözleri hafif aralıktı, belli yeni uyanmıştı.

“Cristopher Glucie seni şirketimde çalışman için rahatsız etmiştim. Eğer...”

“Ben hiçbir şirkete bağlı kalmam. Siz ve sizin gibiler sadece insanları ezen küçük yavşaklarsınız. Şimdi benim tepemin tasını attırmadan siktir git buradan!”

bu öfke dolu cümlesini bağırarak söylemişti ve ardından kapıyı sertçe Kensa’nın suratına kapattı.

“Hayret bir şey ya şuna bak utanmadan karşıma çıkıp şirketimde çalışmak için rahatsız ettim diyor, adi köpekler sürüsü sizi!”

Sözlerini bitirdikten sonra oturma odasına geçerken, oturma odasında elinde ki porselen fincandan çay içen Kensa’yı gördü. Yüzü şaşkınlıkla binbir türlü hale girdi. Kekeleyerek konuşmaya başladı.

“Sen nasıl... az önce kapıdaydın ama şimdi... burada ne oluyor lan?! siktir git evimden adi köpek seni!”

Kensa yüzüne hafif bir tebessüm yerleştirip elini karşısındaki tekli koltuğu işaret edip oturmasını söyledi.

“Cristpoher, gel otur bakalım seninle projen ve departmanın hakkında konuşalım.”

Bu sözleri duyan Cristopher'ın gözleri kızardı. Öfkeden kudurmuş köpek gibi hırlamaya benzeyen sesler çıkmaya başladı ve bağırarak şu sözleri söyledi:

“Ulan yavşak ordusunun taşşak yalayanı seni sen kim oluyorsun da benim evime izinsiz girip, bana sanki kendi evinmiş gibi otur diyorsun, lanet olası küçük piç!”

Bir anda hızlıca Kensa’ya saldırmak amacıyla hareket etmeye başladı. Bu durum karşısında soğuk bir gülümseme ile elini Cristopher’a uzatıp birkaç büyülü sözler sarf etti hemen ardından ise Cristopher sanki donmuş gibiydi. Gözleri kocaman açılmıştı. Hareket edemiyordu ne kadar çabalasa da vücudunun hiçbir kasını kullanamıyordu. Yapabildiği tek şey, gözleri ile karşısındaki daha 18 yaşında gözüken genci izlemekti. Çayından bir yudum daha alan Kensa, elini tekli koltuğa çevirerek tekrardan konuştu.

“Otur... Lütfen”

Aradan on saniye geçmişti. Hâla hareket yoktu. Kafasına şaplak atan Kensa;

“Ahhh... Benim hatam, üzerindeki kısıtlamayı kaldırmayı unuttum.”

Birkaç büyülü söz söyleyen Kensa, tekrardan koltuğu işaret ederek oturmasını söyledi. Neler olduğuna anlam veremeyen Cristopher, bilinmeyen bir korku ve tedirgin duygular eşliğinde Kensa’nın karşısına oturdu. Cristopher’ın oturduğunu gören Kensa, yüzündeki gülümseme daha da büyürken konuşmaya başladı.

“Cristopher, anladığım kadarıyla sen şirketlerle çalışmayan birsin. Bunu anlıyorum ama eminim aklımda ki fikirleri duyunca sen kendin geleceksin. İlk önce sana maaşından bahsedeyim. 15 milyon kredi, kendine ait bir villa, özel bir jet ve hizmetçilerin olacak. İkinci olarak, aklımda oyun dünyasını sarsacak bir oyunun AR-GE Ekibinin ekip lideri olmanı istiyorum. Al, bu dosya oyunum hakkında bilgileri içeriyor. Okuduktan sonra bana geri dünüş yap. Bu arada, hayırı cevap olarak kabul etmiyorum.”

Son cümleyi söylerken aurasının küçük bir kısmını etrafa yaymıştı. Bu aurayı hisseden Cristopher, bir anda ürperti ile titremişti. Sanki Azrail arkasındaydı da onu dürtüyormuş gibi.

([YN] Azrail değil de Kensa Dürtmesin Aslannnn)

Cristopher’ın halini gören Kensa, gülümseme ile ortadan kaybolmuştu. Bu durumu gören Cristopher daha da şok olmuş bir şekilde sadece Kensa’nın ortadan kaybolduğu yere bakıyordu.

Işınlanma büyüsü ile Paraguay bölgesinde Karl Haunter’in evinin önünde belirmişti.

Ağır adımlarla kapıya ilerleyip, kapıyı tıklattı.

“TIK! TIK! TIK!”

Beş saniyelik beklemenin ardından, kapıyı 40’lı yaşlarda bir bayan açtı.

“Buyur genç delikanlı, kime bakmıştınız?”

Dedi, narin ama olgun bir tonda kadın.

“Merhabalar efendim. Benim adım Kensa Icarus, Karl Haunter ile görüşecektim. Burası onun evi mi acaba?” 

Diye sordu Kensa, yüzünde parlak bir gülümsemeyle. Karşısındaki gence bakan kadın, yüzünde durumu anlayamaz bir ifadeyle konuşacaktı.

“Evet burası onun evi, bende Karl’ın eşi Maria Haunter. Konu neydi acaba?”

“Efendim Bay Karl’a iş teklif etmek için buradayım acaba kendisi ile konuşmam mümkün müdür?”

Durumu anlayan Maria, içeriye doğru başını çevirip eşine seslendi. Ardından kapıya doğru bir siluet yaklaşmaya başladı. Gelen Karl idi.

Karl 1.87 boylarında, vücudu yaşına rağmen oldukça dinç ve yapılıydı. Kapıya vardığında karşısındaki genci süzdü biraz. Ardından konuşmaya başladı.

“Genç adam, belli ki uzun yoldan gelmişsin hem seni dinlemek isterim hem de gel biraz soluklan.”

“Teşekkürler Bay Karl.”

Ardından içeriye Kensa girdi, ev sade döşenmişti, zarif bir yapısı vardı, sade bir oturma takımı krem renginde duvarları vardı. İnsana huzur veren bir evdi. Oturma odasına girdikten sonra Kensa, Bay Karl’ın işaret ettiği koltuğa oturarak konuşmaya başladı.

“Bay Karl öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Kensa Icarus. AOX adlı yeni kurulmuş bir şirketin sahibiyim. Size iş teklifi için geldim.”

“Reddediyorum.”

Hemen hayır cevabını veren Karl, sinirli bir şekilde Kensa’ya bakıyordu. O sırada Kensa içinden geçirmeden edemedi. ‘Ulan biri de dinlesin beni! hay anasını ya, en sonunda birinin kafasını kopartacağım ibreti aleme ders olsun diye sallandıracağım!’ Derin bir nefes alan Kensa, direkt olarak konuşmaya tekrar başlayacaktı.

“Bay Karl, anladığım kadarıyla yaşadığınız olaylardan dolayı şirketlere karşı hoşgörülü değilsiniz. Bunu anlıyorum. Açık konuşmak gerekirse projemiz çok büyük yani hiçbir konuda maddi-manevi kesintiler olmayacak. Çalışanlarımızın haklarını hatta daha fazlasını veriyoruz. En düşük kademedeki çalışanımız bile 500.000 kredi alıyor. Çalışma prensibimiz bellidir. Kimsenin hakkını suistimal etmeden çalışmaktır. Lütfen ne beni ne de şirketimi başka şirketlere benzetmeyiniz.”

Küçümseyici bir ses tonu ile konuşmaya başladı.

“Bay Kensa, bunlar duymaya alıştığım sözler. Eğer bu dediklerinizin bir kanıtı yoksa benim zamanımı boşa harcamayın.”

Elindeki dosyayı Bay Karl’a uzatarak konuştu:

“Bay Karl, bu şu anda bize katılan çalışan listemiz. Aldığı maaşları ve sözleşmemizdeki maddeleri istediğiniz kadar inceleyebilirsiniz.”

Dosyayı inceleyen Karl biraz şaşırmıştı. Dediği gibi, yüksek maaş ve sözleşmelerde de hiçbir alçaklık yoktu. Evi olmayana ev alınmış, aracı olmayana araç tahsil edilmişti. Ayrıca 3 ayda bir maaşının 2 katı ikramiye verilecekti. Bunlar daha şirket faaliyete geçmeden yapılmıştı. Karl’ın surat ifadesini gören Kensa konuşmaya, başladı.

([YN] : Burada faaliyete geçmeden kastettiğim iş başı yapılmadan şirket kuruldu lakin daha çalışanlar iş başı yapmadı ondan bahsediyorum.)

“Sizin için düşündüğüm bölüm, yazılım ekibinin ekip lideri pozisyonu. Maaşınız ise 35 milyon kredi. Ayrıca isterseniz size özel bir jet, özel bir ev veyahut daire, Ne isterseniz. Ayrıca hizmetçiler, özel korumalar, aileniz için ise isterseniz onları da yanınızda getirebilirsiniz. Yanlış bilmiyorsam bir oğlunuz vardı. İsterseniz dünyanın en iyi okuluna kaydını aldırabiliriz. Siz bize sadece evet derseniz bunların hepsi gerçekleşecektir.”

Bunları duyan Karl Haunter şok içindeydi. Bunlar bir şirketin yapabileceği türden yatırımlar değildi bu paranın suyu nereden geliyordu, bilmiyordu. Pekte umursamıyordu aslında. Ne demişlerdi: "üzümü ye bağını sorma" bu prensibe uyan Karl Haunter, kabul etmek istiyordu. Sonuçta kendisini yazılıma adamış biriydi fakat BBQ Şirketinin iç yüzünü görünce aniden emekli olmaya karar vermişti. Bu ani kararı kendisini hem maddi hem manevi olarak sıkıntılı bir duruma girmesine neden olmuştu ama bu iş teklifi ile bütün borçlarını kapatabilir, oğlu için en iyi üniversiteye gitmesini sağlayabilirdi.

Karl’ın düşünceli surat ifadesini gören Kensa;

“Bay Karl, bu konu için sizden haber bekliyor olacağım. buyurun, bu benim adresim. Karar verirseniz buraya gelmeniz yeterlidir. Artık ben müsaadenizle kalkayım.”

Dedi ve kapıya yöneldi. Karl Haunter düşünceli bir şekilde oturuyordu. Hâla Kensa’yı duymamıştı bile. Bu durumu fark eden Maria, gülümseyerek konuştu.

“Ben sizi yolcu edeyim Bay Kensa.”

Diyerek Kensa’ya kapıya kadar eşlik etti. Evden ayrılan Kensa, tekrar ışınlanmayı kullanarak bir sonraki hedefine varmıştı.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1483

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17284 Üye Sayısı
    • 773 Seri Sayısı
    • 35906 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr