"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Amadeos' un Varisi - 5-Varis Olmak


"Selam olsun sana Varlığın ve Hiçliğin Hükümdarı, Her şeye ve Hiçbir şeye sahip olanın varisi!

Gelecekte Cehennemi , Cenneti ve Dünyayı ayaklarının altında çiğne , yaşayan herşeye hükmet ve hiçliği hisset!"

Bu sözler sanki okyanustan gelen bir tsunamiymişcesine vurdu Tian'ın yüzüne. Önce karşısındaki adamın ne dediğini anlamaya çalıştı ama bir mana bulamadı, tabi kendisinden bahsetmiyorsa.

Sonra üstüne alınması veya alınmaması konusunda tereddüt etti. Karşısındaki adam veya her neyse tahmin dahi edemiyeceği kadar güçlüydü ve bu stres altında doğru düşünemiyordu. 

O anda karşısındaki adamın soğuk bakışlarını üzerinde hissetti. Sanki kalbi donmuş ve ruhu yeniliyormuş gibiydi.

"Seninle konuşuyorum küçüğüm, seninle"

O anda kalbi büyük bir rahatlama içine girdi Tian'ın, sanki bir orman yargınına yağan yağmur gibiydi karşısındakinin ağzından çıkan sözler.

Tian ne sorması gerektiğini düşündü bir anda. Karşısındaki kişiye saygısızlık yapmaması gerektiğinden emindi. Eğer isterse sadece düşünmesiyle bile 7 atasını öldürebilirdi bu adam. Ona kim olduğunu sormak istiyordu ama bu ona hiçbir şey kazandırmayacaktı. Gerçi nerede olduğunu veya neden bu durumda olduğunu sorması da ona kazanç sağlamayacaktı. Karşısındaki adam onun gitmesini isterse Tian gidecekti , eğer kalmasını isterse hiçbir şekilde karşı çıkamayacaktı. Bu sebepler ona sadece içinden geleni sorma kararı aldırttı.

"Kimsin sen ?"

"Kim? Ben kimmiyim? Evlat Tian, sana her şeyi açıklamamı istermisin?"

"Lütfunuza mahkumum"

"Öncelikle ben kimim? Basit bir şekilde anlatacağım. Ben en son nesildeki Yin ile Yang'ın varisiyim , Hiçliğin Lordu , Varlığın Kralıyım , tek Gerçek Hükümdarım. Bir göğü dolduracak kadar çok sıfatım var istersen hepsini sayarak kalan ömrünü tüketmiyeyim. 

İkinci olarak neredeyiz? Tian, varlık katmanlarından haberdarmısın?"

"Hayır efendim"

Her ne kadar sakin kalmaya çalışsa da karşısındaki kişinin adını bilmesi onu meraklandırmıştı.

"Pekala, var olan her şey farklı katmanlar üzerine kuruludur. Senin yaşadığın kıtada İlahi Alemlere ulaştığında ruhları görmeye başlıyor değil mi? Aslında İlahi Aleme ulaştığında Ruh Katmanını görme yeteneği kazanırsın. Tüm katmanlar üstüste geçirilmiş deri parçaları gibidir. Şimdilik onların hepsini öğrenemezsin çünkü çok fazlalar. Şuan bulunduğun yer ise en alt katman Hiçlik Katmanı.

Her katman bu katmanın üzerine gerilen deri parçası gibidir. Anladın mı?"

Bu kadar bilgiyi bir anda almak her ne kadar zor olsada o anın verdiği hissiyat Tian'ın birdaha unutmamak üzere karşısındaki adamın ağzından çıkan kelimeleri ezberlemesini sağlamıştı.

"Anladım efendim"

"Güzel. Şimdi son soruya gelelim neden buradasın?  Tian, uzun açıklamalar ve bilgiler hem seni hem beni yorar. 

Yaratıcı Tanrıyı sevmiyorsun değil mi?  Ondan nefret ediyorsun değil mi? Sana gerçekleri anlatacağım.

Size anlatılan efsanede O her şeyi yaratmıştı, cennet cehennem ve dünya onun tarafından yaratılmıştı. İnsanlığa sözde kendi gücünü Dönüşüm yeteneğini bahşetti değil mi? İşte tüm bunlar bir avuç yalandan ibaretler. Detaylarını bilmesem de kesinlikle emin olduğum bir şey varki o da  yaratılan onca şeyi yaratanın Yaratıcı Tanrı olmadığıydı. Cennet , Cehennem ve Dünyayı yaratan o değildi veya Şeytanları , Melekleri ve İnsanları yaratan da o değildi. Sayısız Tanrı veya Yaratıcı Tanrı, hiçbiri hiçlikten oluşmadı veya  hiçliğin iradesi parçalanmadı. Sizin o tanrı diye saygı duyduklarınız benim gözlerimde bir avuç osurukdan farksızlar. Onlar da aynı sizin gibi Şeytan, Melek veya İnsandı.

Tüm bildiğin şeyleri aslında hiçliğin iradesi yaratmıştı. Nedenini bilmesek de aslında tüm varlığı yaratan hiçliğin iradesiydi. Daha sonra tüm tanrıların katli gerçekleşti ama bunu yapan da Yaratıcı Tanrı değildi ve kim olduğu hala bir sır.

Senin burada olman ise tanrılar ve onların miraslarıyla alakalı. Tanrılar katledilmeden önce Cennet , Cehennem ve Dünyaya miraslarını bıraktılar. Şuan var olan tüm teknikler ve kanunlar aslında tanrıların mirasları veya onların bir şekilde türemiş halleri. 

Şuan bulunduğumuz yer Hiçlik Katmanından farklı bir yer aslında. Burası diğer Hiçlik katmanından farklı bir hiçlik katmanı, farklı bir boyut. Burası "Yin ile Yang'ın Varlığı ve Yokluğu" isimli bir diyar, bir boyut. 

Buranın var olma sebebi ise her şeyi aşacak bir sebep."

Bu söylenenler karşısında Tian hem mutlu olmuştu hem de üzülmüştü. Mutlu olmasının sebebi o kadar övülen ve sevilen tanrının aslında onunlan aynı kana ve kemiklere sahip olduğu ve aynı yerden başladığıydı.

Üzülmesinin sebebiyse babası ve babası gibi körü körüne bu tanrılara bağlı olan kişilerdi. Bu kişilerin sayıları her ne kadar Tian'ın köyünde sadece babası olsa da dünyada böyle değildi. Tanrı sempatizanları okadar fazlaydı ki tüm kıtayı yönetiyorlardı. "Tanrı Işığı Klanı" kendilerini bu isimle tanıtıyorlardı ve tüm kıtada sert bir diktatörlükle yönetimdeydiler. İşte bu inanç içindeki insanlara üzülüyordu Tian. Tüm o inandıkları tanrılar bir avuç yalancıdan ibaretlerdi.

"Efendim her şeyi anladım, peki neden ben buradayım?"

"Tian, benden sonraki "Yin ile Yang'ın varisi" olurmusun?  Tüm dünyada hüküm sürmüş benden sonra gelen kişi olabilirmisin? Bu yükü sırtlayabilirmisin yoksa en son seferki gibi tüm yüklerini koruduğun kişilerin üstüne fırlatıp kaçmak senin sınırın mı?"

Tian o anda şok olmuş bir şekilde dondu. Bu bir benzetme değildi gerçekten ruhu donmuştu o anda Tian'ın. Yin ile Yangın Varisi mi? Karşısındaki o adamın efsanesinden sonra gelen kişi mi? Böyle ağır sıfatları duyması bile kalbini sıkıştırmıştı Tian'ın. 

"Cevabı bulana kadar bekleyeceğim Tian. Sende karşımda otur ve cevabını enine boyuna düşün. Sana tüm varlığa ve yokluğa hükmedecek gücü verebilirim. Ama bilmen gereken şey büyük gücün büyük sorumluluklar, büyük acılar getireceğini unutma. Eğer teklifimi kabul edeceksen bunun sebeplerini de bul ve o sebeplere hayatınla sarıl."

Bu sözleri duyan Tian karşısındaki kişinin ne demek istediğini anlamıştı. Neden güç istiyordu? işte bu soru en önemli soruydu. Tian göz açılıp kapanmadan bu sorunun cevabını biliyordu bile.

"Efendim, acaba adınızı lütfedebilirmisiniz?"

"Adım? Bu ismi kullanmayalı okadar uzun süre olmuştu ki en son ne zaman kullandığını bile hatırlamıyordum. Sana bu ismi bahşedeceğim evlat. 

Benim adım Amadeos"

Son kelime ağzından çıkarken sanki içinde bulunduğu düzlem korkudan titriyordu ve bu isim karşısında kafası patlayana kadar secde eden bir insan gibi gurursuzca bu isime itaat ediyordu.

Aynı şeyleri Tian da hissetti. O da bu isme secde etmek ve kızıl kar yağana kadar bu adama itaat etmek zorunda gibi hissediyordu. Ama bunu yapmasını engelleyebilecek bir iradeye sahipti. Belki de en güçlü tarafı bu iradesiydi.

"Yüce Amadeos senin varisin olmayı, Yin ile Yangı sırtlanmayı ve her şeye ve hiçliğe hükmetmeyi kabul ediyorum!"

Bu sözleri söylemek için belki de tüm iradesini tüketmişti Tian. Sadece 'Amadeos' ismini telaffuz etmesi bile karşısındaki kişinin sonsuz gücünü hissetmişti. 

"Doğru kararı verdin çocuk! Şimdi sana Yin ile Yangı sırtlanman için ve benim varisim olman için gerekli şeyleri vereceğim" 

Bu sözleri söyledikten sonra Amadeos elini kaldırdı ve uzaklardan bir şey çağırıyormuş gibi bir hareket yaptı. Bir anda yukarıdan, en azından onların durduğu yerin üstünde olan bir yerden gelen bir ses duydu. Bu ses kükreme ve hırıltı karışımı bir ses içeriyordu ve Tian'ın yukarıya doğru bakmasına sebebiyet verdi. O anda Tian daha fazla şaşıramayacağı için karşısında gördüğü manzara onu sadece biraz etkilemişti.

Yukarıda uzaklardan hafif bir karaltıylan birlikte bir figür onlara doğru yaklaşıyordu. Biraz daha yaklaşınca siyah gölgenin ne olduğunu gördü Tian. Siyah gölge kapkara pullara ve bembeyaz gözlere sahip bir ejderhaydı. Ejderha bir tanrılardan bile üstün bir aura yayıyordu ama bu Amadeos'un aurasıyla karşılaştırıldığında kum denizindenki bir kum tanesi gibiydi. Tian bu sebepten ötürü neredeyse hiç şaşırmamıştı. Ejderha daha önce anlayamayacağı bir hızda uçarak yanlarına gelmişti ama sanki bir kiraz yaprağı yere düşermiş gibi huşu içinde yere indi. Tam Amadeos'un yanına inmiş olan ejderha güzel beyaz gözlerini Tian'a kaydırdı ve kısa bir bakış attı. Sonrasında Amadeos'a döndü ve ayaklarının ucundaki bir kutuyu Amadeos'a doğru fırlattı. Amadeos kutuyu havada yakaladı ve sakince önüne koydu, konuşmaya başladı.

"Tian, sen Yin ve Yang'ı omuzlamaya karar verdin ama hala yeterince güçlü değilsin. Bu kutudakileri ve Ranga'yı yanına alıp yeterince güçlenene kadar kıtana geri dön. Bütün kıtaya hükmettiğin gün geri dönüceksin. Lakin bu hükümdarlık normal bir kral veya imparator gidi olmamalı. Kendi kıtanın tanrısı olduğun gün geri gel ve aynı uçurumdan atla. İşte o gün seni tüm her şeye hükmetmen için gerçek bir varis yapacağım" 

Amadeos yavaşça kutuyu açtı. Kutudan yayılan antik ve hükümsüz bir aura etrafa yayıldı. Elini içeriye sokup bir parşomen çıkardı. 

"Bu parşomen Yin ile Yang kanununu içeriyor. Dönüşümün en önemli kuralı bir şeyi başka bir şeye dönüştürmektir. Hiçlikten bir şey var etmekse farklı bir olaydır. İnsanlar kendi ruh enerjilerini hammadde olarak kullanır ve dönüşüm yapar ve bildikleri teknikleri kullanır. Kanunlarınsa Tekniklerden farkları vardır. Bu farklardan en önemlisi ise Tekniklerin ezber ve sabit bir hareket olmasıdır. Tekniğiniz bir alev yumruğuysa o bir alev yumruğudur,alev tekmesi olamaz. Ama eğer kişi alev kanununu öğrenmiş ise alevi sanki kolları ve bacakları gibi kullanabilir ve kendine teknikler yaratabilir."

Tian Amadeos'un anlattığı şeylerin ne olduğunu zaten biliyor olsa da bu sözleri Amadeos'dan duymak çok daha etkili olmuş ve Tian'ın ruhuna kazınmıştı. Amadeos'un parşomeni Tian a doğru uzattığını gördüğünde Tian saygılı bir şekilde ayağa kalkıp yavaş adımlar ile yürüdü ve parşomeni aldı. Yanında yanındaki ejderhanın yanı Ranga'nın nefesini hissedebiliyordu Tian ama bu onu nedense korkutmuyordu. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17756 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24027 Bölüm Sayısı


creator
manga tr