Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Against the Wuxia - Bölüm 35 : Ejderha-Anka Çift Yetişimi, Kararlılık!


 

“Mavi Ejder, bir damla kan esansı verebilecek durumda mısın?” Yun Che, Chu Yuechan ile ilgilenmeden evvel, Yang enerjisini olabilecek en yükseğe çekmek için bunu düşündü ve sordu. Aslında o, Phoneix’ten de alabilirdi, fakat şu anda kendinde bakir ejder tohumları vardı ve Mavi Ejderhadan bir damla kan alarak tedavi esnasında Chu Yuechan’ın vücudunu yıkayabilir ve onun direkt olarak Purple Blood alemine geçmesini sağlayabilirdi.

Ancak bu tek seferde olan bir çift yetişimle imkansızdı. Bunu, defalarca kez yapmaları gerekiyordu ve Yun Che’nin planı da buydu.

Onun iradesi git gide zayıflamış ve daha şehvet düşkünü bir hal almıştı. Belki de eski yaşam tarzından artık sıkıldığı için kendini tutmak istemiyordu, bu nedenle olabilecek en yüksek faydayı almak istiyordu. Eğer işlem başarılı olursa, Chu Yuechan, onun çocuğunu taşıyacaktı ve bu Yun Che’nin, onu bundan sonra karısı olarak kabul etmesine neden olacaktı.

Çocukları düşününce aklına ister istemez Cang Yue geldi. Şimdi bile hamileliğin daha ilk aylarındaydı ve karnındaki yeni hayat, çok güçlü bir şekilde oluşuyordu.

“Genç efendi, şu an bir değil iki kan damlasını bile verebilirim, herhangi bir mahsuru yok benim için. Geçtiğimiz günlerde, iliğimin yardımıyla normalden fazla kan esansı üretebildim” dedi Mavi Ejder.

“Çok iyi, o zaman iki damla kan esansı olsun!” dedi Yun Che ve ardından bir ışık huzmesi eşliğinde iki damla antik ejderha tanrısı kan esansı elinde belirdi.

Mavi Ejder, Yun Che’nin Aspect Totemi olduğundan ve ruhu da Yun Che’nin Heavenly God tekniğine bağlandığından, istediği gibi materyal alıp verebiliyorlardı. Kan damlasını alan Yun Che, elini direkt olarak karnına batırdı ve kan esansını rafine etmeye başladı.

Her ne kadar Kaynak yetişimi ve True Essence’sinde bir değişiklik olmasa da, Yun Che, vücudunda gerçekleşen değişimleri sezebiliyordu. Bu noktadan sonra, daha önce sadece kanını güçlendiren Ejder Tanrısı kemik iliği, Ejderha Tanrısına ait Kan Esansının Yun Che’nin vücuduna girmesiyle yavaş yavaş uyanmaya ve her ne kadar az da olsa Yun Che’nin kanını değiştirmeye, kemiklerini de güçlendirmeye başlamıştı.

Yun Che ise 1 günlük rafine işleminin ardından sonunda Mavi Rüzgar İmparatorluk Sarayından Myriad Miles Mountains and Rivers’in içine girmiş ve Donmuş Bulut Asgard’ın olduğu alana yönelmişti.

Donmuş Bulut Asgard’ın taşınmasından bu yana neredeyse bir yıl zaman geçmişti, hatta bir yıldan biraz daha uzun denebilirdi. Bu süre zarfında Asgard öğrencileri ve üst düzeyleri, tamamen True Essence yetişimine odaklanmışlardı. Geçtiğimiz aylarda 8 kişi, Xia Qingyue de dahil 9 kişi Purple Blood alemine giriş yaptılar, fakat bu geçtiğimiz günlerde de öğrencilerden bazıları, bu aleme yarım adım atmışlardı.

Yun Che, turnuvadan sonra Cennetsel Havza Aleminde, Evil God’a ait su tohumunu ele geçirmişti, fakat kendisi ile birleşmeyip, Asgard’ın içinde bir salona bu tohumu koymuştu. Bunu yapmasındaki esas amaç, su tohumunu yüksek oranda ve saf su yasaları içermesiydi. Bu ise Asgard öğrencilerine bu zaman zarfında epey yardımcı olmuştu.

Yun Che’nin kendisi ise bu su tohumunu, Chu Yuechan’ın tedavisinden sonra vücuduna birleştirmeyi düşünüyordu.

Ice Phoneix Sacret Scripture, çok karmaşık, derin ve kapsamlı bir yetişim tekniğiydi. Bütün Asgard’ın öğrencilerinin yalnızca yüzde 10’u bu yetişim metodunu tam manasıyla kavramışlardı. Diğerleri ise daha düşük kalitede tekniklerle yetişim yapıyordu. Bu yetişim tekniğinin en önemli özelliklerinden birisi ise çift yetişimi için mükemmel bir adaydı.

Dragon-Phoneix çift yetişimi, çok bilinen bir teknikti. Bu nedenle Ejderha kanına ve Yang bedenine sahip birisi ile bu tekniği yetiştiren birisi çift yetişimi yaparsa, yetişim hızı normalin çok üzerine çıkıyordu. Bu nedenle Yun Che, Chu Yuechan’a her ne kadar felçli olsa da bu zaman diliminde bu teknik üzerinde iyi çalışmasını söylemişti.

Chu Yuechan ise öte yandan, bu süre zarfında çevresindekilerin yetişiminin arttığını gördüğünde her ne kadar onlar adına sevinse de içten içe bir miktar onların bu durumuna özlem duyuyordu. Yun Che’nin teklifini düşündüğünde ve geçtiğimiz haftalarda onun Ejder mirasını aldığını gördüğünde artık zamanın geldiğini düşünüyordu ve ister istemez olacakları düşünüp kızarıyordu.

Yun Che, ona Dragon-Phoneix çift yetişiminden bahsetmişti ve o da sürekli olarak Ice Phoneix Sacret Scripture’yi çalışıyordu. Onun söylediklerine bakılırsa, onlar birlikte epey çift yetişimi yapacaklardı.

Yun Che, Asgard’a vardığında çevrede yetişim yapan öğrencilere biraz yol gösterdikten sonra yolunu Asgard’ın yönetim salonuna çevirdi. Asgard hanımı ve eski hanımı, diğer perilerle birliktelerdi ve sanki genç kızlar partisi veriyorlarmış gibi konuşuyorlardı. Eski Asgard hanımı, Purple Blood Alemine giriş yaptıktan sonra birden 400 yıl kadar gençleşmiş ve diğer periler gibi görünüyordu. Belki de vücudundaki bu değişim, onda sönmekte olan gençlik ateşini tekrar canlandırmış olacak ki, sürekli olarak perilerle birlikte vakit geçirmeye başlamıştı.

Yun Che’yi ise her gördüklerinde ona istemsizce baştan çıkarıcı bakışlar atıyorlardı. Bunu ister istemez yapıyorlardı, çünkü bu teknik, kadınlara nefes kesen güzellikler bahşediyordu. Yun Che’den gelen yüksek oranda Yang enerjisi ise onları mest ediyordu. Eğer yıllardır donduran kalp tekniklerini kullanmasalardı, belki de Yun Che’ye saldırabilirlerdi.

Özellikle son aldığı mirastan sonra salgılanan Yang enerjisi kalitesi ve Ejderha nefesi aurası, şu an onlar için ölümcüldü.

“Asgard hanımları, periler, peri Yuechan için tedavi hazırlıklarını tamamladım. Bundan sonra önümüzdeki on gün tedavi için birlikte aynı odada olacağız. Bu nedenle bilginiz olsun” dedi ve perilerin kızaran ifadelerini dikkate almadan konuya direkt olarak giriş yaptı.

“Öhöm, Yun Che, eğer Chu Yuechan iyileşecek olursa, bu Asgard’ımız için büyük fayda sağlayacaktır. Dikkatli olun, kendinize zarar vermeyin…” dedi Asgard hanımı Gong Yuxian, fakat sözler ağzından çıktığında bir şeyi fark etti ve diğer perilerle birlikte o da utançtan kızarmaya başladı. Sözlerinde yer alan ‘dikkatli olun, kendinize zarar vermeyin’ ifadesindeki eylem ister istemez bir anda gözünün önüne geldi.

“Öyleyse ben kaçar..” dedikten sonra Chu Yuechan’ın bulunduğu ve etrafında pek kimsenin olmadığı alana geldi. Chu Yuechan, kendini adeta tecrit etmiş gibi bir durumdaydı. Bu nedenle kimsenin pek fazla uğramadığı, yalnız olan alanda tek başına durmayı tercih ediyordu.

Kapıyı açıp içeri girdiğinde, sade bir oda ve bir büyük çift kişilik yatak gördü Yun Che. Bu odaya defalarca gelmişti bu geçtiğimiz zaman diliminde, fakat hiç bugünkü kadar etrafı incelememişti. Etrafta basit birkaç ilaç ve ruh dinlendirici ot dışında pek bir şey yoktu. Chu Yuechan ise Asgard’ın tek parça olan ince ve beyaz renkli geceliğini giymiş, şu anda yatakta uzanıyordu. Onun bu görüntüsü, uyuyan güzeli andırıyordu. Saçları, kendisi her ne kadar felç olsa da gayet toplu ve düzenli duruyordu. Vücudu ise yatakla bütünleşmiş, yatak vücudunun her kıvrımı almıştı. Yatağın hemen yanında görüntü içeren kaynak kristalleri vardı. Bu kristaller çeşitli manzaralar içeriyordu. Bu dünyada televizyon gibi şeyler olmadığından insanlar genellikle bu tarz manzara resimlerini inceliyorlardı.

Yun Che’nin içeri geldiğini hisseden Chu Yuechan’ın  ise ister istemez yüzü kızarmaya başlamıştı. Yun Che, onun yanına kadar geldi ve “Peri Yuechan, size bahsettiğim tedavi yöntemi için gerekli her şey hazır. Bundan sonra istediğiniz zaman başlayabiliriz” dedi.

Chu Yuechan ise konuşmadan sonra ürkek bir sesle “Peki” dedi. Sesi son derece kısıktı, ancak Yun Che’nin hislerindeki birisi için gayet anlaşılırdı.

“Sizi uyarmak istediğim bir konu daha var. Her ne kadar bu işlem sizi tam olarak iyileştirse de, sonucunda benim çocuğumu taşıyacaksın. Bu nedenle, bundan sonraki hayatında senden sorumlu olacağım..” dedi Yun Che. O, esasında böyle sorumluluğu ilk defa alıyordu. Daha doğrusu ikinci kere. İlki Cang Yue içindi, ikincisi ise Chu Yuechan içindi. Xia Qingyue konusunda bu kadar yüksek derecede sorumluluğu daha almamıştı.

“Um..” Chu Yuechan.

Onun cevabını aldıktan sonra Yun Che, ayağa kalkarak bir kaynak izolasyon bariyeri kurdu. Bariyeri kurarken ise o kadar uğraşmadı. Belirli yetişime sahip olanlar, bariyeri, perspektifleriyle delip içeri göz atabilirlerdi. Bu ise Yun Che’nin olmasını istediğiydi belki de kim bilir?

Bariyerden sonra Chu Yuechan’ın yatağına kadar geldi ve onun yanına oturdu, ardından süreçte yetişim tekniğini nasıl kullanacağından bahsetti.

Ardından hareket edemeyen Chu Yuechan’ı eliyle kaldırıp, onun vücudunu saran elbiseyi nazikçe çıkardı. Karşılaştığı güzellik karşısında gıpta etmekten duramadı ve ister istemez yutkundu. Onun yutkunma sesini duyan Chu Yuechan’ın ise kalbi giderek hızlandı ve Yun Che’ye bu kadar yakın olmasından dolayı, onun vücudundan gelen kokuyla mest oldu. Ardından Yun Che, üzerindeki kendi diktiği siyah tişörtü çıkardı ve vücudunun üst kısmı tamamen çıplak oldu. Elleriyle Chu Yuechan’ın çenesini kaldırarak, onun belki de ilk öpücüğünü aldı ve tenleri tenlerine değdi. Çok geçmeden kalan son barikat yıkıldı ve içeriden inlemeler gelmeyi başladı.

9 gün sonra Chu Yuechan’ın odasının dışı.

Yun Che içeri girmesiyle ve tedavi sürecinin başlamasıyla birlikte aradan 9 gün geçmiş, bu süre zarfında periler sürekli olarak bu ikisini konuşmuşlardı. Hayatlarında hiçbir erkekle yan yana gelmemiş periler, konuşurken konu ister istemez Chu Yuechan ve Yun Che’nin ne yaptıklarına geliyordu.

Chu Yueli, kardeşinin geleceği söz konusu olduğundan pek fazla bu konuda konuşmamıştı, Murong Qingxue’de kişiliği nedeniyle çok fazla fikir beyan etmemişlerdi. Fakat Feng Hanyue ve Hanxue ikizi, sürekli olarak ortalığı bu konuda konuşuyordu ve bu da ister istemez onların kulak kabartmasına sebep oluyordu.

Hatta bu ikiz kızkardeş biraz daha ileri giderek Xia Qingyue’yi bulmuş ve ona, o iş esnasında neler hissettiğini sormuşlardı. Yaşça büyük olan Asgard hanımları her ne kadar bu duruma kızsalar da onlarda meraklanmış ve gizlice ruhani perspektifleriyle uzaktan dinlemişlerdi. Sonuçta onlardan birisi 200 yıl, öteki ise 400 yıl boyunca erkeklere dokunmamışlardı bile. İlki bir kenara, ikincisi, eğer Purple Blood alemine giriş yapmasaydı, ömrü sonuna gelecek ve birkaç yıl sonunda ölecekti. Şimdi ise gençliğinin en ateşli baharına tekrar gelmiş, belki de farklı deneyimler elde etmek istiyordu?

Xia Qingyue’nin açıklamasından sonra daha da meraklanan ikili, sürekli olarak Chu Yuechan ve Yun Che’nin bulunduğu odanın yakınına geliyorlar, ama bariyer olduğunu fark edip uzaklaşıyorlardı. Fakat çok geçmeden kendi perspektifleriyle bariyeri aşıp, içeriyi dinleyebildiklerini fark ettiler.

Aslında bunu fark eden yalnızca bu iki haylaz kızkardeş değildi. Diğerleri de, Xia Qingyue dahil, orada olup bitene kulak kabartıyordu. Fakat Yun Che’nin bariyeri sadece sesi dışarı sızdırıyordu. Bu nedenle onlar, içerden gelen sesleri gizlice dinliyorlardı. Dinledikçe kendilerinden geçen periler ve Asgard hanımları, 9 gündür kesilmeyen sesleri duyup, bu ikisinin nasıl bu kadar uzun süre devam edebildiklerine hayran kalmışlardı.

Dışarıdakiler bir yana Yun Che ile Chu Yuechan, odanın içinde çırılçıplak birbirlerine sarılıp öpüşüyorlar ve lotus çiçek açma pozisyonunda oturuyorlardı. Bu geçen süre zarfında ikili, çift yetişimi yaparak işlemin son aşamasında sürekli olarak bu pozisyonda kalıyorlardı. Bunun nedeni ise Dragon-Phoneix çift yetişiminin, birlikte cinsel ilişkiye girdikleri ilk anda bir aydınlanma geçirerek idrak etmeleriydi.

Bu sayede erkek vücudunda biriken Yang enerjisi, kadın vücuduna geçerek kadın vücudunu yıkayıp, ondan çok yüksek oranda Yin enerjisi alarak tekrardan kadına ve erkeğe bölüştürülüyordu. Bu işlem esnasında vücut aşırı derecede hassaslaşıyor, iki beden bir oluyor ve yine aynı şekilde iki ruh ta birleşiyordu. Hem ruhsal açıdan hem de fiziksel açıdan iki kişi adeta tek beden olup çift yetişimlerini mükemmelleştiriyorlardı.

İşlem sonunda ise ikili, zayıf düşmek yerine daha da enerjik oluyor, hatta yetişim hızları katlanarak artıyordu. Öyle ki, Chu Yuechan’ın bedeni daha ilk saatte iyileşmeye başlamış, ardından ise ikili bu hissiyatı yakaladığından devam etmişlerdi. Önce Kaynak yetişiminde İmparator Kaynak alemine adım attı, ardından True Essence yetişimi..

Chu Yuechan, bu 9 günlük süre zarfında, hızlı bir şekilde Mortal Blood Aleminin her aşamasını deneyimledi, ardından sonunda bugün ise Purple Blood Alemi sınırına ulaştı. Şu an ise bir darboğazdaydı ve bu ikili yetişimi, darboğazı aşmak için daha hiddetlenerek yapıyorlardı.

Bu pozisyonda uzun süre kalmışlar, ne kadar süre geçtiğinin farkındalığından çıkmışlardı. Onların seslerinin kesildiğini duyan, daha doğrusu duyamayan ‘gözlemciler’ meraklanmış, ne olduğunu düşünüyorlardı.

Herkes ne olduğunu beklerken birden,

FOŞŞ!

Havada, çok yüksek oranda True Yuan, bir girdap halinde Yun Che ve Chu Yuechan’ın odasına doğru akmaya başladı. Asgard’ın öğrencileri yaşanan bu fenomene artık alıştıklarından neler olduğunu anlamışlardı. Fakat, Chu Yuechan’ın durumunu gerçekten bilenlerin sayısı sınırlıydı ve bunlar perilerle Asgard hanımlarıydı.

Hiç True Essence yetişimi yapmamış birisi, sıfırdan sadece 9 günde Purple Blood Alemine girmişti!!!

Bu onların hayata bakış açılarını kökten değiştirmişti. Kendileri, bir yıldan uzun süre anca Purple Blood Alemine gelebilmişlerdi ve bunun sebebi ise atmosferdeki biriken True Yuan’ın çok konsantre hal almasıydı. Fakat Chu Yuechan, sakat bir haldeyken bu aleme girmişti, üstelik 9 günde!!

Bunu gören ve ikilinin arasında yaşanan olaylara en soğuk bakan Feng Qianhui ve Gong Yuxian’ın bile gözlerinin içinde bir ışık yanıp sönmüştü!

Tam da herkesin derin düşüncelere daldığı anda,

*FOŞ*

Yun Che ve Chu Yuechan’ın bulunduğu odanın semalarında bir turkuaz ejder ile bir buz anka’sı silüeti havada birlikte dans etmeye başladılar ve çevreye coşkulu şekilde kükreyip adeta kendi varlıklarını anons ettiler.

Uzun süreli bu konsantre True Yuan’ın varlığı, zamanla yavaşça eski seviyesine gerilemeye başladı ve tam da o esnada Asgard hanımları, perilerle birlikte Yun Che ve Chu Yuechan’ın bulunduğu odaya doğru uçarak gelmeye başladılar.

“…” fakat tam o esnada bu grup, havada bir dalgalanma hissetti ve kafalarını kaldırıp baktıklarında Yun Che ve Chu Yuechan, yan yana havada süzülerek onların yanına gelmişti.

“Abla.. Sen iyileştin mi?” Chu Yueli, ilk olarak kendisine gelen ve hemen soruyu soran kişi olmuştu. Diğerleri ise halen şoktaydılar. Çünkü Chu Yuechan’ın aurası oldukça stabildi. Kendilerinden bile daha stabil bir seviye atlamış, hatta neredeyse orta düzey için temeller atmıştı!!

“Evet, Yun Che sayesinde tamamen iyileştim” dedi Chu Yuechan. İfadesinde ise bir miktar yüz kızarıklığı ve bir miktar gurur vardı. İlki bir kenara, ikincisinin sebebi, tek seferde bu seviyeye gelmiş olması ve gücünün şiddetli bir artış geçirmesiydi.

Sadece faydalar bunlarla sınırlı da değildi. Kendisi, vücudundaki True Yuan yıkamasının ardından daha da güzelleşmiş, o bembeyaz ve erkeklerin nefesini kesecek ten rengi, ışıltı yayacak şekilde değişmiş ve gençleşmişti. Her ne kadar kendisi yaşlı olmasa da ve halen 25 yaşında bir genç kız gibi görünse de, Purple Blood Alemine giriş yaptıktan sonra görüntüsü sanki 18’ine yeni basmış gibi değişmişti. Saçları ise daha siyah ve parlaktı.

Bütün bunlar eklendiği vakit, ona bakanların nefesini kesen bir değişim geçirmişti. Bu nedenle Feng Qianhui ve diğerlerinin gözlerinin içi parlamıştı. Hangi kadın güzel görünmek istemezdi ki?

“Neyse ki Yuechan’ın tedavisi sorunsuz tamamlandı. Ayrıca True Essence yetişimi de çok hızlı bir şekilde ilerledi ve artık sizle arasında herhangi bir fark kalmadı” dedi Yun Che. Fakat bu açıklamada her zaman olduğu gibi ‘Peri Chu, Peri Yuechan’ gibi ifadelerden ziyade ‘Yuechan’ diye hitap etti ve bu da diğerlerinin manalı bakışlar atmasına neden oldu.

“Öyleyse bu çok iyi, bundan sonra Chu Yuechan sayesinde Asgard, hiç olmadığı kadar güçte ve zinde olacak” dedi Feng Qianhui.

“Siz kızlar kendi aranızda konuşun, benim yetişimimi sağlamlaştırmam gerekli, bay” dedikten sonra Yun Che hızla Donmuş Bulut Asgard’ın bulunduğu alandan ayrılıp Şeytan Kral’ın olduğu bölgeye geldi. Şeytan Kral ile bu geçen zaman diliminde konuşmamıştı ve eğer onun için oluşturduğu düzenekte biriken kümülatif kaynak enerjisi ona zarar vermeye başladıysa, bundan haberdar olamazdı.

Yun Che onların yanından çok hızlı bir şekilde ayrılmış, kalan kızlar kendi aralarında bakışmışlardı. Ardından yaşça küçük olan Feng Hanyue ve Feng Hanxue ikilisi hızlıca Chu Yuechan’ın yanına gelip soru bombardımanına tutmuş, çok geçmeden onu utançtan yerin dibine sokacak hale getirmişlerdi.

Yun Che, Şeytan Kralın oraya geldiğinde uzaktan udumbara çiçeğine baktı ve çiçekte gözle görülür bir değişme olmadığını gördükten sonra düzeneğin içinde oturup yetişim yapan Şeytan Krala baktı. Bu zaman diliminde Şeytan Kralın kendisi de gücünü Egemen Kaynak Aleminin 7’inci seviyesine kadar toparlayabilmişti. Şimdi ise Yun Che’nin geldiğini görüp gözlerini açtı ve ona merhaba dedi.

Birkaç konuşmadan sonra Yun Che” Öyleyse burada durmanda herhangi bir sakınca yok, ilerde bir gün, belki bu yıl belki de gelecek yıl, seni alıp Küçük İmparator ile buluşturacağım. İstersen bu zaman zarfında gücünü zirveye çekmeye çalış” dedi ve bir uzaysal yüzük çıkarıp Şeytan Krala attı.

Uzaysal yüzüğü yakalayan Şeytan Kral, ruhsal perspektifi ile yüzüğün içini inceledikten sonra yüzü oldukça mutlu bir hal aldı ve “ Endişelenme kardeş Yun, sen işlerine devam et, ben burada derin bir inzivaya girmeye hazırlanıyorum. Ayrıca malzemeler için teşekkürler..” dedi.

Bu uzaysal yüzüğü, oldukça kaliteli malzemeden üretilmiş ve bir Egemen Kaynak Yetişimcisinin uzaysal perspektifi esas alınarak dövülmüştü. İçinin büyüklüğü bir kilometreküp ten fazla idi. Yun Che ise bu yüzüğün içine envai çeşit yiyecek, içki ve tütün koymuş, bir miktar da yetişim kaynakları koymuştu.

Normal bir insan, İmparator Kaynak Alemine geldiği andan itibaren yemek yeme alışkanlığını git gide kaybederdi. Bunun nedeni, vücut değişim geçirdiğinden ve atmosferdeki kaynak enerjisiyle beslendiğinden, yemek yemenin artık gereksiz olmaya başlamasıydı. Ancak tamamen gereksiz değildi. Fakat ilerleyen alemlerde, mesela Derebeyi aleminde bile kişiler, bazı durumlarda yemek yeme zorunda kalabiliyorlardı.

Egemen Kaynak Alemi, ölümlü kaynak aleminin son sınırı olduğundan olsa gerek, bu aleme atılım yapmış kişiler artık atmosferden her ihtiyaçlarını görmeye başlayabilirdi. Bırakın yemek yemeyi, su içmeseydi bile yüzyıllarca yaşayabilirdiler. Bu alemde yaşam süresi üst sınırı ise 2000 ile 3000 arasındaydı. Bu kişinin kendisine ne kadar iyi baktığıyla değişirdi.

Purple Blood Alemine daha ilk adımı atmış birisinin bile yaşam süresi en azından bin yıl kadardı. Eğer bu alemin zirvesindeysen yaşam süren on bin yıl kadar olabilirdi. Aynı Hükümdar Aleminde olduğu gibi Purple Blood Aleminde de kişi bütün vücuduyla atmosferden enerji emip sürekli olarak kendini geliştirirdi. True Yuan, her ne kadar atmosferde çok çok az da olsa, vücut bunu toplayabilirdi.

Neyse ki Myriad Miles Mountains and Rivers’in içinde bir True Yuan kaynağı vardı ve atmosferdeki çok az olan enerjiye tenezzül etmiyorlardı.

Yun Che’nin bu çift yetişimde halihazırda zirvede olan yetişimi, kendi sınırını aşmış ve yeni bir zirveyi görmüştü. Bu durum oldukça garipti. Normalde Rubik Kübün anılarında böyle durumlar mevcuttu, fakat genellikle diğer ırklara ait bireylerde görünürdü. Ancak insanların Purple Blood alemi  en üst sınırı belliydi.

Sadece True Essence de olan yetişim artışının yanı sıra, İmparator Aleminde de 7’inci seviyeye gelmiş, art arda iki seviye atlamıştı. Ayrıca vücudu daha sağlamlaşmış ve kan çizgisi daha güçlenmişti.

Tek eksik, yasalara ait niyetleri öğrenmekti ve Yun Che, artık kararını vermiş, Mu Bingyun’u beklemektense kendi çabalarıyla üst diyarlara gitmeye karar kılmıştı. Gözlerinin içinde şiddetle yanan bir güç arzusu vardı!!

“Artık bu gezegendeki işlerimi bitirmenin zamanı geldi!” diyerek Sky Poison Pearl’ın içinden Evil God’a ait su tohumunu çıkardı ve True Yuan mührünü kaldırmaya başladı!

Tüm bunlar olurken Asgard’ın içinde, periler Chu Yuechan ile konuşmuş ve her birinin yüzünde şeytani bir gülümseme oluşmuştu.

Bölüm Sonu.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1357

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 948

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 874

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 763

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 716

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 623

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 485

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 151

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 126

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 110

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18317 Üye Sayısı
  • 528 Seri Sayısı
  • 25120 Bölüm Sayısı


creator
manga tr