"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Against The God - Bölüm 834


Bölüm 834: İblislerin Gücü





Jasmine gitmeden önce, bilerek Yun Che'ye büyük tehdit oluşturacak kişiler ile ilgilenmemişti... Özellikle de ona karşı aşırı büyük bir düşmanlığa sahip olan Wentian ve Ye Meixie'yi. Onları canlı bırakmasının arkasındaki en büyük neden, Yun Che'nin her ne kadar onların karşısında duracak kapasitesi olmasa da onların ellerine düşmeyeceğine inanmasıydı.

Yun Che'nin kişiliğini iyi biliyordu ve elindeki kozları da bildiğinden bu konuda inançlıydı.

Yun Che'nin sadece kaynak arkının gücünü ödünç alarak, Hayali Şeytan Ülkesine gitmesi ve dört Kutsal Bölgeden uzaklaşması gerekiyordu. Onun doğuştan gelen yeteneği ile dört kutsal bölgeyi aşması sadece zaman meselesiydi. Üstelik eğer on yıl kadar kısa süre bekleyemese bile, Xue'er ile çift gelişim yaparsa onun Amka hayati yin'i sayesinde gücü kısa sürede artacaktı ve Jasmine bile bu yükselişin nerede son bulacağını tahmin edemiyordu.

Aynı zamanda Xue'er de Ejderha Tanrısı soyunun faydalarını elde ederek Anka Ruhunun uyanmasını sağlayacaktı. Aynı anda ikisine Küçük Şeytan İmparatoriçe de eklendiğinde, kıtada onları tehdit edebilecek kimse kalmayacaktı.

Bu nedenle Yun Che'nin şu an karşılarında bir şansı olmadığı dört büyük kutsal bölgeyi bağışlamıştı. Üstelik onun durumu hakkında en ufak endişesi yoktu.

Ancak durum onun beklentisinden tamamen farklı bir noktaya gelmişti.

Üstelik bunu yapan kişi Kaynak Gökyüzü Kıtasından biri değildi, o kişi Ay çiçeği idi!

Bu nedenle de o ayrıldıktan sonra, Yun Che iki hayatındaki en tehlikeli durum ile karşı karşıya kalmıştı.  

Wentian'ın aurası kendisine kilitlendikten sonra panik ve korku içindeki Xue'er, buz gibi bir abise girmiş gibi hissetti. Kanla ıslanmış Yun Che'yi sıkıca tuttu. Bedenindeki tüm anka alevleri daha şiddetli yanmaya başlarken, tüm gücünü toplayıp en hızlı şekilde uzaklaştı.

Doğuştan gelen yeteneği eşsizdi ve gücü uyanmadan önce bile kıtadaki en yüksek seviyelere ulaşmıştı. Ama onu takip eden kişi Wentian idi! Tüm gücünü kullansa dahi, dehşet verici auranın giderek yaklaştığını hissediyordu. Bedenine kilitlenen güç de giderek soğuyup ağırlaşıyordu.

Döndükten sonra bulanık siyah bir noktanın uzaktan giderek büyüdüğünü fark etti.  

Kollarındaki Yun Che'ye bakarken gözlerindeki korku kalp kırıcı bir üzüntü ve nazikliğe dönüştü... Yıllar önce kaynak arkındayken Yun Che çaresizce onu kollarında taşırken kaçmıştı. O bu mesele ile tamamen ilgisizdi ama yine de hayatını ortaya koyarak ye Xinghan'a karşı gelmişti. Üstelik bunu yapmasının da ona bir faydası yoktu. Ama yine de onu sıkıca sarmış ve korumuştu... Ye Xinghan yakına geldiğinde bile ondan vazgeçmemişti.

O an onun ismi ve figürü ruhunun derinliklerine derinlemesine işlemişti.

Xue'er'in hızı Wentian her türlü ona yetişeceği için yavaşladı.

"Büyük Kardeş Yun, Xue'er'in seni koruyacak gücü yok ama... Büyük kardeş Yun endişelenme, nereye gidersen git... sana sonsuza kadar eşlik edeceğim..."

Bu sözleri söyledikten sonra Xue'er'in kalbindeki korku anımda kaybolurken o da yavaşladı... Wentian'a saldırmaya hazırlanırken önünde hayalet gibi bir figür aniden ortaya çıktı. Bu kişinin aurası aşırı kötücül ve soğuktu.

Xue'er' hafif bir nefes alırken tamamen durdu ve afallamış şekilde aniden ortaya çıkan kişiye baktı: "Sen..."

Bu kişi siyahlar içindeydi ve yarı açılı gözleri siyah bir ışık yayarken, gözünün beyaz kısmı zorlukla görülebiliyordu. Çevresinde zifiri karanlık bir sis tabakası vardı ve Cennetsel Günah İlahi Kılıcı da sırtında asılıydı.

Bu kişi şaşırtıcı şekilde Juechen idi!!

Bedenindeki iblis kanı uyanmıştı ve gücü de son haftalarda patlayıcı bir şekilde yükselmişti. Bugün İlahi Anka Şehrine gelip yükselmiş gücü ile birini öldürmek istemişti... Ve bu kişi de doğal olarak Wentian idi!

Çünkü Ebedi Gece Kraliyet Ailesinin yok edilme sebebinin arkasındaki kişi oydu!

Juechen, Wentian'ın Yun Che ve Xue'er'in ayarladığı şölene katılacağına emindi.

Wentian'ın gücünün limitlerini bilmiyordu ama artan gücü ona güven veriyordu. Üstelik hemen bu derin nefreti ve içerlemenin karşılığını verme arzusunu bastıramıyordu. Ama İlahi Anka Şehrine geldiğinde ilk karşılaştığı kişi Yun Che olmuştu. Her ne kadar iksi birbiri ile anlaşmamış olsa da ve Yun Che'nin sözleri onu öfkelendirse de bu sözler onun kızgın kafasına su serpmiş ve sakince düşünmesini sağlamıştı.

Ülkenin kahramanları bu şölene katılmış ve Juechen de dışarıda beklemişti. Uzun süre sonra kendini kontrol edip ayrılmayı seçmişti. Yun Che'nin sözleri gerçekten de ona uyanmıştı, iblis kanı yeni uyanmıştı ve hala gelişme imkanı vardı. Eğer bir dürtü için kaybederse katlandığı her şey boşa gitmiş olacaktı.

Bu nedenle İlahi Anka Şehrinden gitmişti.

Ama asla bu yerde Wentian'dan kaçan Yun Che ve Xue'er ile karşılaşacağını tahmin etmemişti!

"Öldü mü?!" Juechen soğukça konuşurken hayat belirtisi bile kalmamış kanla ıslanmış Yun Che'ye baktı.

"Saçmalama!" Şu an 'ölü' sözcüğü Xue'er'in zayıf zihinsel durumuna taarruz ediyordu. Şiddetle kafasını sallarken konuştu. "Büyük Kardeş Yun ölmedi... o bu kadar kolay ölmez!"

"…" Juechen'in gözlerindeki ışık titrerken Lingxi'nin daha önce Yun Che'nin olmadığı durum hakkında söylediği sözleri aklında yankılandı...

“Ssss…”

Juechen'in ağzı hafifçe seğirirken bedenindeki siyah enerji de hareketlendi ve sanki güçlü bir rüzgar tarafından uçurulan bir sis gibiydi.

"Ölmediğine göre... neden onu buradan uzaklaştırmıyorsun?!" Ani bir kükreme ile Juechen gözlerini açtı ve Xue'er'in arkasında hızlıca yaklaşan gölgeye doğru baktı. Dİşlerini sıktı ve kemiklere işleyecek soğuklukta seslendi: "Xuan...yuan...Wen...tian!!"

BOOOOOM!!

Şiddetli patlamaların ortasında Juechen siyah bir yıldırım gibi ileri atıldı. Xue'er'i hızlıca geçerek göğü sarsan bir öldürme niyeti aurası ile Wentian'a ilerledi. İlerlerken kükredi ve içerlemesi ile nefreti her yerden hissedildi: "Wentian, hayatını teslim et!!"

Xue'er bir anlığına tamamen afalladı.

Juechen ile aniden karşılaştığında kalbinin battığını hissetmişti. Wentian'a kıyasla Juechen bu dünya da Yun Che'yi en çok öldürmek isteyen kişiydi ve bu mükemmel bir fırsattı.

Ancak o bu durumda ona karşı bir hareket yapmamış ve bunun yerine... onları takip eden Wentian'a doğru yönelmişti.

Juechen'in Yun Che'ye karşı olan yoğun nefretini ve öldürme niyetini o bizzat hissetmişti. Şu an böyle bir şey yapması tamamen akıl almazdı.

Arkasını dönmedi ve bir kez daha hızını limitlerine kadar zorlayarak uzaklaştı. Göz açıp kapayıncaya kadar ona kilitlenen aura kayboldu ve Wentian'ın aurasının da uzaklaştığını fark etti.

BOOOOOOOOOOOM!!

Siyah ışık perdesi aniden gökyüzünde yayıldı, tüm çevredeki ışığın katlarca sönükleşmesine neden oldu. Aynı anda cennetten inmiş gibi gözüken görünmez bir kılıç ışını, bu siyah ışık perdesini ikiye böldü.

BOOOM BOOOM BOOOM...

Göğü kaplayan siyah bulutlar gürlerken fırtınalar oluştu. Siyah ışık perdesinin altında Juechen ve Wentian bakıştı. Wentian ilk başta bunu önemsememiş olsa da, Juechen'i gördüğü an gözleri daralıp ağzı gülümseme oluşturmuştu.

"Kıtada bu seviyede güç ortaya çıkarabilen on kişiden fazlası yok. İlk başta o on kişiden birinin gelip planlarımı bozmaya çalışacağını düşünmüştüm ama senin olacağın kimin aklına gelirdi... Tsk, tsk." Wentian ellerini göğsünün önünde çaprazladı ve Juechen'i süzdü. Bakışları özellikle onun arkasındaki kılıca geldiğinde gülümsemesi çok daha garipleşti.

Sakin görünüşü açıkça giderek uzaklaşan Xue'er'i takip etmek için acele etmediğini gösteriyordu.

"Wentian!! Bugün... öleceğin gün oalcak!" Juechen can düşmanına karşı gelen yalnız bir kurt gibiydi. Eini uzattı ve sırtındaki kılıca uzandı. Bir anda on tane siyah yıldırım onu çevreledi. Siyah ışık kılıcın gövdesini kaplayıp etrafa son derece korkutucu ve kötücül olan soğuk bir aura yaydı.

Neyse ki burası uzak ve yerleşim olmayan bir bölgeydi. Aksi halde bu karanlık kudret tüm şehri sarabilirid.

"Oh?" Wentian gülümserken savaş duruşuna geçmedi: "Bu kılıç efendisini neden öldürmek istediğini açıklamayacak mısın?"

"Cehenneme gittiğinde, Kral Yama'ya kendin sorarsın!!"

Juechen'in gözlerindeki siyah ışık parlarken kılçtan çıkan siyah ışık ışını Wentian'a doğru patladı.

Kılıç darbesi rüzgar oluşturmamıştı ve enerji de taşımıyordu ama Juechen2in sonsuz nefret ve öldürme arzusunu barındırıyordu. Üstelik sıradan bir darbe gibi gözükse de yapıldğı an çevresindeki hava anında düzensizleşirken devasa bir karanlık enerji de çılgınca her yöne dağılmıştı. Bir anda kılıcın ucu büyük bir karanlık enerji girdabı oluşyurmuştu.

Wentian'ın rahat ifadesi bir anda donarken aniden bedeninin kasıldığını hissetti. Bunun ardından dayanılmaz his giderek ağırlaşırken sayısız kötü ruhun ve hayaletin kulaklarında fısıldadığını duymaya başladı. Hafifçe afallarkken ceset dağları ve parçalanmış cesetlerin auraları önünde ortaya çıktı... Ölümcül bir kan kokusu bile hissetmeye başlamıştı.

İki bin yıllık gelişimi olan Wentian anında karşı tarafın karanlık aurasının kendi kalbi ve ruhuna etki ettiğini fark etmişti!

Daha açık olmak gerekirse ruhunda bir tür bastırma etkisi oluşturmuştu!

Juechen ile son karşılaşmasında gelişim seviyesinden şok olmuştu. Ama onu şu an çok daha şok eden şey önceden sergilediği gücün Juechen'in tüm gücü olmadığını fark etmesiydi... Ama bu darbesi yine de ruhunu doğrudan bastırmayı başarıştı.

Bu da Juechen'in şu anki gücünün çoktan onun seviyesine yaklaşmaya başladığı anlamına geliyordu!!

Şaşkınlığının ortasındaki Wentian anında önceki sakinliğini ve rahatlığını bırakarak düşmanını küçümsemeyi bir kenara bıraktı. Enerjisi yükselirken sayısız kılıç enerjisi devasa bir kılıç oluşumuna dönüştü.

Zzt zzt zzzt zzt zzzt zzt....

Boşluk acımasızca yarılırken Cennetin Kudreti kılıç enerjisi de karanlık girdaba atıldı. Yarılma sesleri kulak delici olmak yerine hayaletlerin ve şeytanların kötücül sesleri gibi yankılandı.

Juechen'in gözleri daha da genişlerken gözlerindeki beyaz tamamen kayboldu ve bedenindeki karanlık enerji gelgit dalgası gibi yükselmeye başladı. Korkutucu enerji Wentian'a akmaya başladı.

Büyük Cennetin Kudretli Kılıç Formasyonu donmuş gibiyken bir anda hareketini durdurdu. Wentian'ın ifadesi de beklenmedik bir şekilde irkildi.... Bu sıradan bir formasyon değilid ve onun tarafından oluşturulmuştu! Kıtada buna karşı koyabilecek tek kişi Huangji Wuyu, Qu Fengyi ve Ye Meixie idi. Juechen de buna karşı koyup üzerine onu bastırılmış hissetmesine neden olacağını asla düşünmemişti.

Ancak en ufak panik yapmadı. Şoktan kendine geldikten sonra gözlerinin derinliklerindeki şaşkınlık kavurucu bir heyecan ile birlikte yandı.

"Cennetin Kudretli Mutlak Kılıcı... Gök Kıran!!"

Ding!!!

Kilometrelerce uzunluğa sahip olan kılıç ışını karanlık ve kapalı göğü geçti ve sanki gök kubbeyi delip geçmiş gibiydi. Bu gök sarsıcı kılıç ışınının kudreti altında, Wentian'ın kılıç formasyonu ve Juechen'in karanlık girdabı aynı anda parçalanırken saldırıların kaynak enerjisi her yana yayıldı.

Bu devasa ve eşsiz kılıç niyeti Juechen'in göğsüne bir dağ gibi çarparak onun geriye doğru sendelemesine neden oldu. Ama hemen dururken zifiri karanlık gözleri ile Wentian'a baktı.

“Hahahaha… hahahahaha…”

Öte taraftaki Wentian beklentisinin üzerinde güce sahip olan düşmanın karşısında telaşlanmak yerine kahkaha atmıştı: "Bu harika! Bu gerçekten harika! Karşıma çıkma nedeninin cahilliğin olduğunu ve duygularnın kontrolünü sağlayamadığını düşünmüştüm. Ama kim benim karşıma çıkacak güvene sahip olduğunu düşünürdü."

"Tsk... tsk, tsk! On dokuz gün!" Wentian gülümserken iç çekti: "On dokuz günlük kısa sürede gücün bu kadar artmış... hahahaha! Bu gerçekten harika! İblis Lord bana gerçekten de yalan söylememiş... Ah, hayır! Bu İblis Lordun söylediğinden bile daha iyi! Son milenyumdaki çabalarım heba olmamış."

Fen Juechen, “???”

"Bu gerçekten... İblislerin ve tanrıların seviyesindeki güç olarak adlandırılmaya layık," Wentian konuşurken kahkahasını durdurdu. Juechen'e bakarken gözleri genişledi ve en yoğun aç gözlülük delilik ve neşe ile parladı: "Bu gerçekten... bin sene sonra bir araya gelen iblis kanı ve iblis ruhunun gücü!"

Juechen'in zifiri karanlık gözleri şok içinde genişlerken kükredi: "Ne dedin... sen?!"

------------ÇEVİRMEN NOTU------------

Juechen ne yapacak? Savaş olacak mı? Kim kazanacak? Xue'er nereye kaçacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1244

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1068

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 628

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 185

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15195 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20123 Bölüm Sayısı


creator
manga tr