Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Against The God - Bölüm 787


 

Bölüm 787: Zorla Udumbara Çiçeğini Almak



"Öldü... mü?" Yun Che zorlukla sordu.

 

"Öldü! İblis ruhu kayboldu ve kısa süre sonra Altın Karga Alevleri de tamamen bedenini küle çevirecek." Jasmine konuşurken iç çekti. "Ama bu senin kafanı karıştırmasın, şu an tüm enerjini kendini iyileştirmeye harcamalısın! Yaraların çok ciddi ve oyalanırsan sen bile hayatını kaybedebilirsin."

 

Yun Che daha fazla konuşmak yerine odaklandı ve hızlıca Budanın Büyük Yolunu harekete geçirdi... Jasmine'nin sözlerinin abartı olmadığını biliyordu. Kaynak Arkındayken bile asla bu kadar ağır şekilde yaralanmamıştı.

 

Bu sefer iç ve dış yaraları o kadar ciddiydi ki muhtemelen tüm kıtada bu yaralara dayanıp hayatta kalmayı başarabilecek tek kişi Yun Che idi. Buna kaynak enerji tüketimi de eklendiğinde tamamen iyileşmesi oldukça uzun sürecekti.

 

Ağır yaraları nedeniyle Yun Che'nin konsantre olma yeteneği de büyük ölçüde etkilenmişti. Yedi dakika sonra kafasının üzerinde donuk altın renkli bir pagoda yavaşça ortaya çıkmıştı. Ardından yeryüzünün ve gökyüzünün enerjisi, giderek daha yoğun bir şekilde bedenine girmeye başlamıştı.

 

Yuvanın sonundaki İblis Egemeninin bedeni de sonunda Altın Karga Alevleri tarafından yok edilmişti. İblis bedeni yanarak kül olmaktan kurtulamamıştı... Ancak karanlık kül bulutları garip siyah bir ışık barındırıyorlardı.

 

Bedenin arkasında, yuvanın en sonundaki duvar bulunuyordu. Yun Che'nin kılcıının etkisinin çoğu İblis Egemenine gelmişti ve bu zifiri karanlık duvar tarafından emilmişti. Ancak bu saldırı İblis Egemenini yok etmeye yetse de bu duvarı yok edememişti.  Sadece yüzeyinde uzun ve dar birkaç çatlak oluşturmayı başarabilmişti.

 

Bu çatlaklardan sessizce sızan anormal bir siyah enerji bulunuyordu. Onun içinde ne olduğu bu mutlak karanlıkta görülemiyordu.

 

(Ç.N: Orada kesin bir şey var. Kalan İblisler acaba orada mı?)

 

Heeheeheehee… Kekekehahahaha… Huhuhuhu… Wahahahaha…

 

Toz sonunda sakinleşmişti ve birisi yuvanın içindeki kötücül kahkahaları duyabilirdi. Udumbara Çiçeği rüzgarda nazikçe sallanıyordu ama sadece dört taç yaprağı kalmıştı ve ışığı ile sesi öncekinden daha zayıftı.

 

——————————————

 

Mavi Rüzgar Ülkesi. Aşırı Buzun Kar Bölgesi.

 

Dongfang Xiu bu süre boyuna kuzeye gitti ve gece gündüz yaptığı yolculuğu sırasında nefesini bile düzenleyemedi. Gelişimi ile Mavi Rüzgar başkentinden bu yere gelmesi yirmi saat sürüyordu.

 

Asgard'a ulaşıp mesajı iletmek için Dongfang Xiu tüm enerjisini harcamıştı. Kara düştü ve sadece yarım gün geçtikten sonra zar zor doğrulabildi.

 

"Saray Şefi Dongfang, endişelenmeyin. Asgard Efendisi Donmuş Bulut Göksel Ruhuna sahip, mesafe yüz elli bin kilometre olsa bile bizim ses iletişiminizi alacaktır."

 

Xiao Yun'un kayboluş haberi Asgard öğrencilerini şok etmişti. Yun Che bizzat onun kendi yeminli kardeşi olduğunu söylemişti ve birkaç ay önce Xiao Yun onu Güneş Ay İlahi Salonunu korkuturken desteklemişti.

 

Murong Qianxue ve diğerlerinin Dongfang Xiu'ya dinlenecek yer ayarlayacak zamanları yoktu. Altısı güçlerini birleştirip hızlıca Asgard'a özgü bir ses ileitşim kaynak formasyonu oluşturdu. Bu formasyonun gücünü kullanarak kesinlikle Donmuş Bulut Göksel Ruhuna sahip olan Yun Che'ye kıtada olduğ sürece ses iletişimi gönderebileceklerdi.

 

Formasyonu oluşturduktan sonra Murong Qianxue merkezine girdi ve odaklanarak ses iletimi gerçekleştirdi. Hemen ardından gözlerini açtı ve yüzünde panik ve şok oluştu.

 

"Kıdemli Kardeş, ne oldu?" Mu Lanyi endişeli bir sesle sordu.

 

"Anlayamıyorum, ses iletimi yapamıyoruz." Murong Qianxue cevaplarken kafa karışıklığı içinde kaşlarını çattı.

 

"Bu nasıl olabilir?" Feng Hanyue endişeli şekilde sordu: "Asgard Efendisi Donmuş Bulut Göksel Ruhuna sahip, yani ses ileitimini almaması nasıl mümkün olablir. Böyle bir şey daha önce olmamıştı. Eğer... Eğer Asgard Efendisi Donmuş Bulut Göksel Ruhunu bedeninden ayırmadıysa bu mümkün değil."

 

"Ah!" Feng Hanxue şok içinde haykırırken güzel gözleri duygu ile anında nemlendi: "Yoksa... Yoksa Asgard Efendisi artık bizi istemiyor mu?"

 

"Saçmalamayı bırak." Jun Lianqie hemen konuştu: "Asgard Efendisi bu dünyada ilişkilere en değer veren adam! Onun bizi aniden bırakması imkansız! Eğer Asgard Göksel Ruhunu bedeninden atsaydı altımız bunu hissedebilirdik. Tahminime göre Yüce Okyanus Sarayı kıtanın en güneyindeki kısmının yüz elli kilometre güneyindeki okyanusta yer aldığı için kıtanın sınırlarının dışında yer alıyor. Bu nedenle Asgard Efendisi sesimizi alamadı. Başka bir olasılık daha var... O yer bir kutsal Bölge olduğundan güçlü bir koruyucu bariyer ile çevrili olmalı ve bu bariyer de ses iletimini engelleyecek kadar güçlü olmalı."

 

"Başka bir olasılık daha var. Bence Asgard Efendisi şu anda daha önce bahsettiği 'Ay Katleden İblis Yuvası'nda bulunuyor." Chu Yueli, Jun Lianqie'den sonra konuştu: "Asgard Efendisi daha önce iki kez bize oraya gitme nedeninin bu yuvaya gidip bir şey aramak olduğunu söylemişti. Üstelik yuva tüm Yüce Okyanus Sarayındaki en büyük yasak bölge. Bu nedenle kesinlikle aşırı güçlü bir bariyer tarafından çevrelenmiştir. Böyle güçlü bir bariyere ses iletimi gönderemememiz aşırı normal bir şey."

 

"Kısacası, vahşi düşünceler ile birbirimize yüklenmeyelim." Murong Qiaxue konuşurken formasyondan çıktı. Dongfang Xiu'ya dönüp devam etti: " Saray Şefi Dongfang, lütfen bir süre burada dinlenin, İmparatoriçe Cang Yue'ye durumu aktarabilirsiniz. Asgard Efendisine ses iletimi gönderemememizin bir nedeni olmalı, bu nedenle çok fazla endişelenmeye gerek yok. Bunun ardından her iki saatte bir kere ses iletimi göndermeyi deneyeceğiz ve inanıyorum ki çok geçmeden Asgard Efendisi cevap verecektir."

 

"Madem öyle... Bu konuda siz perilere sorun çıkaracağım." Dongfang Xiu aşırı yorgun bir ses ile konuştu.

 

Murong Qianxue ve diğerleri söylediklerini yaptı. Onlar formasyonu oluşturup her iki saatte bir ses iletimi göndermeyi denedi. Ne zaman bunu yapsalar kullandıkları kaynak gücü miktarını da giderek arttırıyorlardı.

 

Ama günler geçse de Yun Che'den bir haber yoktu.

 

Bu nedenle periler de paniklenmeye başlamıştı.

 

Hiçbiri sesli söylemese de her biri kötü hislere sahipti... Görünüşe göre sıkıntıdaki tek kişi Xiao Yun değildi. Yun Che'ye de bir şey olmuş gibiydi.

 

——————————————————

 

Karanlık ve sessiz dünyanın içindeki Yun Che aniden gözlerini açtı ve doğrudan sordu: "Ne kadardır transtayım?!"

 

"Kırk saatten fazladır." Jasmine sakince cevapladı.

 

"Ne?!" Yun Che şok içinde bağırırken ayağa sıçradı. Bu ani tepkisi bedenindeki tüm yaraları aniden açarak yüzünün acı içinde bükülmesine neden oldu.

 

Yun Che iki günde normal yaralarını tamamen iyileştirebiliyor ve normal bir kişi için ağır yaralar olarak düşünülen yaralar bile sıkıntı olmuyordu, ama bu sefer farklıydı. Sadece içsel ve dışsa yaralamakla kalmayıp temeli de zarar görmüştü. Bu nedenle kırk saatten uzun süre geçse de yaralarının sadece yarısı iyileşmiş ve gücünün de sadece yarısı yenilenmişti.

 

"Ne oldu? İblis Kılıç Konferansına zamanında yetişememekten mi korkuyorsun?" Jasmine konuşurken soğukça burnundan soludu: "Hmph! Hala tam olarak iyileşmedin, ancak şimdiden bu yerden çıkmayı düşünüyorsun! İblis Kılıç Konferansına katılmak aklındaki son şey olmalı."

 

Hayır. Öyle değil." Yun Che konuşurken hızlıca döndü.



Üç yüz metre uzakta hala kasvetli mor ışık yayan dört nokta yavaşça sallanıyordu. Onlara bakarken Yun Che kötücül, ruh delici bir ses duyabiliyordu.

 

Eksilen taç yapraklar hariç Udumbara Çiçeği aynı şekildeydi. Dört taç yaprak kalsa da hala mor ışık yaymaya devam ediyordu.

 

Üç yüz metre uzakta olsa bile Yun Che ona baktığı anda onun ruhuna dokunduğunu açıkça hissedebilmişti.

 

"Bu harika." Yun Che konuşurken uzun bir rahatlama nefesi verdi: "Ustam bana Udumabara Çiçeğinin en fazla üç gün çiçek açmış halde olacağını ve üç gün sonra ise anında solacağını söylemişti."

 

"Açalı iki gün geçti ve beş yaprağını kaybetti, bu nedenle gücü de zayıflamıştır. Benim tıbbi bitki bilgilerime göre onun üç günden daha az süre açmış halde kalacağını düşünüyorum! Bu nedenle hala mükemmel durumda olması harika!"

 

Yun Che sabırsız hissetmeden edemedi. Yaralarını iyileştirmek adına konsantre olduğundan hislerini mühürlemişti. Transa gireceği an zaman kavramını kaybedeceğini biliyordu bu nedenle uzun süre transta durmamak adına arzusunun bir parçasını kullanmıştı. Ancak yaraları çok ağır olduğundan bu süreç de uzamıştı...  

 

Neyse ki hala dört taç yarağına sahipti.

 

Ama aynı zamanda bu açıkça bir şeyi mükemmel bir şekilde anlıyordu... Eğer sağlam Udumbara Çiçeği olsaydı hala bir günü daha olacaktı.

 

Ama önündeki çiçeğin sadece dört yaprağı kalmıştı ve açılı kalma süresi de kısalacaktı, kesinlikle üç gün olmayacaktı! Eğer iki gün tamamen geçtiyse... O zaman her an solma ihtimali aşırı fazlasıydı!

 

"Udumbara Çiçeğini zorla toplamayı mı düşünüyorsun?” Jasmine konuşurken kaşlarını aşağı doğru eğdi. Ardından hemen azarladı: "Sen delirdin mi?! Onun ne kadar dehşet verici olduğunu bu kadar hızlı mı unuttun?! Üstelik şu anda yaralısın ve kaynak gücün de zayıf. Onun yüz metre yakınına gitmek bile göğe tırmanmaktan zorken nasıl toplayacaksın?! Ona yakınlaşmak senin ruhunu çalarak yaşayan bir ölü haline gelmene yol açacak!"

 

Yun Che uzun bir nefes aldıktan sonra aşırı kararlı şekilde konuştu: "Ben onun ne kadar dehşet verici olduğunun farkındayım! Ama bu yerde neden kaldığımı unutma! Bu yerde kalmam neredeyse İblis Egemeni tarafından buraya gömülmeme neden oluyordu!"

 

"Ne İblis Egemeni, ne antik iblis, ne evrensel felaket... Bunların hiçbirini umursamıyorum! Bu yerde olmamın tek nedeni Udumbara Çiçeğini almak! Üstelik bu kadar güç kullanıp kendimi tehlikeye atmam Udumbara Çiçeğinin bu yapraklarını korumamı sağladı! Eğer onu elde edemezsem nasıl olur da memnun olmamı beklersin?!"

 

Yun Che dişlerini sıktı. Buraya girdiğinden beri beklentisini fazlasıyla aşan şeyler olmuştu. Kişiliği nedeniyle iş bu noktaya ulaştığından, ne kadar riskli olursa olsun kesinlikle eli boş dönemezdi.  

 

Jasmine aşırı ağır bir sesle cevapladı: "Hmph, hayatını kumar malzemesi yapmanın en sevdiğin şey olduğunu biliyorum. Ama yine de en azından biraz öz farkındalığa sahip olmalısın! İki gün önce bizzat onun dehşetini deneyimledin ve ondan bu kadar uzakken bunu yaşadın! Şu anda yaraların iyileşmedi, ama yine de acının ne demek olduğunu çoktan unutmuş gibisin!"

 

"Jasmine, bana tek bir şey söyle." Yun Che çok sakin bir tonda konuştu: "Bir Udumbara Çiçeği sadece dört yapraklı olsa bile senin için yeni bir beden oluşturabilir mi?"

 

"… Hayır! Tabii ki hayır!" Kısa süre sonra Jasmine konuştu: "Eksik bir Udumbara Çiçeği ile tam Udumbara Çiçeği arasında aşırı büyük fark var! Eğer bedenimin ve ruhumun tamamen yeni ürettiğim bedenle mükemmel bir şekilde birleşmesini istiyorsam mükemmel bir Udumbara Çiçeğine ihtiyacım var! Bir taç yaprağı eksik olsa bile işe yaramaz! Eğer hayatını riske atmak istiyorsan ve bunun sonunda gerçekten onu elde etsen de bu işe yaramayacak!"

 

"Ayrıca onu elde etmeyi denerken yaşayabileceğini bile söyleyemezsin!"

 

Jasmine'nin sözleri Yun Che'yi en ufak etkilemedi. Aksine onlar Yun Che'nin Udumbara Çiçeğine daha da odaklanmasına neden oldu: "Bana yalan söylüyorsun!"

 

"… Sana yalan mı söylüyorum?" Jasmine'nin sesi soğudu: "Yani şimdi de sözlerime mi inanmıyorsun?"

 

"Hayır." Yun Che kafasını hafifçe salladı: "Jasmine, bu dünyada en güvendiğim kişi sensin. Sen söylediğin sürece ne kadar akıl almaz ve mantıksız olursa olsun ben ondan biraz bile şüphelenmem. Ancak… Bu biraz n önceki sözlerin için geçerli değil."

 

Jasmine: "Sen..."

 

"Jasmine..." Yun Che'nin sesi aşırı yumuşak ve nazikti: "Tanıştığımız yıl on altı yaşındaydım ve sen de on üçtün. Benim kaynak damarlarımı oluşturdun, beni öğrencin olarak aldın ve sana secde etmem için kafama ayağın ile bastın... Ardından her gün birlikte olduk ve her anı birlikte geçirdik. Birbirimizin varlığını aldığımız nefesle birlikte hissedebilir hale geldik. Ve çoktan yedi seneden uzun süre geçti."



(FN: Vay be, 7 sene geçmiş, duygulandım.)

 

"Sen... Ne demeye çalışıyorsun?" Yun Che'nin sözleri Jasmine'nin sesinin saçmalamasına yol açtı.

 

"Söylemek istediğim yedi senedir birlikteyiz. Bu süre ebeveynlerinle geçirdiğinden bile fazla ve hatta değerli ağabeyin ile geçirdiğin zamandan bile fazla. Benimle bu dünyada tanıdığın tüm kişilerden fazla zaman geçirdin. Bu nedenle nasıl sen beni herkesten iyi tanıyorsan, ben de seni herkesten iyi tanıyorum."

 

Jasmine ""

 

"Bu nedenle şu an yalan söyleyip söylemediğini biliyorum. Üstelik sen yalan söylemeyi sevmediğin için buna alışkın değilsin. Normalde benden bir şey saklamak istersen dudaklarını mühürleyip bu konuda devam etmemi istemediğimi belirtecek bir şey yaparsın. 'Kendi kaynak gücünü mühürlemek' dışında bana yalan söylemeyi bile denemedin."

 

"Bu nedenle o zamanki sözlerin beni uzun süre kandırmıştı. O, bana ilk yalan söyleyişindi. Ve bu da ikinci kez bana yalan söylemeyi deneyişin! Ama beş sene önceki kişi değilim, bu nedenle bu numaraya yeniden kanmam. Ne olursa olsun..."

 

"Ne olursa olsun o dört yaprağı zorla almak istiyorsun değil mi?” Jasmine'nin sesi hafif bir değişim geçirdi ve sanki içinde karmaşık duygular vardı: "Pekala... Sana gerçekten yalan söyledim! Ama bu tamamen yalan değildi! Udumbara Çiçeği dört yaprağı kalmış olsa da ruhumu ve bedenimi birleştirebilir, ancak mükemmel bir şekilde birleştiremez! En sonunda etkisi yirmi ya da otuz sene sonra bitecektir!"

 

"… Peki o süre geçtikten sonra ne olacak?" Yun Che sersemlemiş sesi ile sordu.

 

"Muhtemelen bedenim ve ruhum birbirlerini reddedecek ve şu anki formuma dönmekten başka şansım kalmayacak! Hmph! Fen Juechen'inki gibi bir acıyı deneyimleyecek kadar aptal değilim."

 

"Demek durum bu." Yun Che ağırca onaylarken konuştu: "Yani bunun anlamı çiçeğin sana en azından yirmi senelik mutlak özgürlük verecek olması. Ardından en kötü senaryoda şu anki durumuna döneceksin."

 

"Yani kesinlikle bu Udumbara Çiçeğini elde etmemiz gerek!!"

"Sen!!!" Jasmine sinirlendi. Dİşlerini sıkarken kızgınca konuştu: "Sen gerçekten bir ayağın mezara girene kadar ağıt yakmayan birisin! Madem durum bu git ve dene! Gidip Udumbara Çiçeğini topla! Bu kendine güvenin nereden geliyor bir bakalım!"




--------------ÇEVİRMEN NOTU-----------

 

Yun Che neler yapacak? Jasmine kurtulacak mı? Yuvada neler yaşanacak? Dışarıda neler oldu? Merak mı ediyorsunuz* O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1288

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1095

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 833

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 718

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 652

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 558

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 398

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 105

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16088 Üye Sayısı
  • 430 Seri Sayısı
  • 21103 Bölüm Sayısı


creator
manga tr