Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Against The God - Bölüm 723


Bölüm 723: Neden



Xue'er'in göz yaşlarını kullanarak dilediği 'affın' karşısında Tianwei'nin hareketleri aşırı utanmaz ve alçakçaydı. Özellikle de altıncı seviye aşırı güçlü bir Hükümdar ve aynı zamanda Anka Tarikatı Büyük Lideri olduğundan durum buydu. Tüm haysiyeti ve gururunu kaybetmişti. Ancak buna şahit olan kişiler arasında Xue'er hariç kimse şok olmamıştı ve kimse de bunun akıl almaz bir şey olduğunu düşünmemişti.

 

Buna tabii ki Yun Che de dahildi.

 

İlahi Anka Tarikatını kaosa sürükledikten sonra borçlu olduğu kan borcu, kıyaslanamayacak kadar korkutucu gücü, acımasız ve zehirli kişiliği, Xue'er için açıkça gözüken sıra dışı hisleri... Her biri İlahi Anka Tarikatının ne pahasına olursa olsun onu öldürmesini gerektiriyordu!

 

Ve bu da Yun Che'yi öldürmek için en iyi fırsattı!

 

Tüm dünya onları utanmaz ve alçak olarak görse bile bu etki alanını geri çeken Yun Che'nin canlı olarak gitmesine izin vermemeliydiler. Tianwei'nin kendisi bile harekete geçse bu olmamalıydı.

 

Tianwei'den gelen kaynak ışığı seri ve öfkeliydi. Parçalanan alanın sesi bile İlahi Anka Şehrinin her köşesine ulaşıyordu. Ancak onlar daha parçalanma seslerini duymayı başaramadan önce öldürücü kaynak ışığı çoktan Yun Che'ye ulaşmıştı ve hayati bölgelerine saplanmıştı.

 

Yun Che'ye gelince o hala tüm gücünü etki alanını geri çekmek için kullandığı için en ufak tepki veremiyordu veya belki de şu anki durumunda Yun Che artık bu hızlı saldırıya karşı tepki veremeyecek durumdaydı.

 

"Yun Che... Geber!!" Ximing yoğun şekilde bakarken gözlerinde heyecanlı bir bakış oluştu.

 

Booom!!

 

Kulak delici patlama sesi gökyüzünde yankılandı ama bu Yun Che'ye isabet eden kaynak ışığının sesi değildi.

 

Tianwei'in yanan kaynak ışığı Yun Che'nin on beş metre uzağındayken başka bir göz alıcı yanan ışık aniden ortaya çıktı ve yaklaşan Tianwei'nin saldırısına çarptı... Anında, yanan kaynak ışığının uçuşu büyük ölçüde değişti. Normalde Yun Che'yi hedefleyen ışık onun arkasındaki bölgeye isabet etti ve gökyüzünde kayboldu.

 

Yun Che en ufak şekilde yaralanmamıştı. Sadece kıyafetinin sırt bölümü şiddetli hava dalgalanması nedeniyle yırtılmıştı.

 

Tianwei'nin yüzü aniden karardı. Ximing'in heyecanlı ifadesi de anında bozuldu.

 

Yun Che'nin yanındaki Xue'er onun önüne gelmişti ve sırtı sıkıca Yun Che'nin göğsüne yapışmıştı. Karlı elleri uzanmıştı ve avuçlarında koyu kırmızı alevler yanıyordu... Bundan önce Xue'er'in yaktığı alevler her zaman nazik ve sıcaktı ama şu an orta boyuttaki bu alevler sarsıcı şekilde vahşi bir haldeydi.

 

Xue'er'in göz yaşları hala kurumamıştı. Acı, inançsızlık ve kederle dolu bir ifadesi vardı...

 

Kötülük, utanmazlık, alçaklık... Tüm hayatında bu sözleri sadece Kaynak Arkındayken Ye Xinghan ve Feng Feiyan için kullanmıştı. O iki kişi hayatında 'nefret' duygusunu hissettiren ilk iki kişiydi.

 

Ancak bu sefer... Bu duygu sevdiği kişiler nedeniyle oluşmuştu.

 

"Neden..." Mırıldandı, sevdiklerini mi yoksa tüm dünyayı mı sorguluyordu anlaşılamıyordu: "Büyükbaba... Bunu neden yaptın!!

 

"" Tianwei sessiz kalırken kalbinde büyük bir şok vardı.

 

Kaynak ışığı saldırısı ani bir eylem olsa da aceleci bir hamle değildi. Uzun süre gücünü biriktirmişti, bu nedenle tüm gücü ile saldırmıştı. Saldırı yorgun olan Yun Che'ye isabet ettiğinde Yun Che tüm gücünde olsa bile karşılayamayacağı bu saldırının onu öldüreceğini düşünüyordu.

 

Xue'er saf olduğundan Yun Che'nin aniden saldırıya uğrayacağını da beklemeyecekti. Bu nedenle saldırıyı gördüğünde tepki verse bile Yun Che'yi korumaya zamanı olmayacaktı...

 

Ve bu zamanı bulsaydı bile bu kadar aceleci bir şekilde gücünün yalnız yüzde otuzunu kullanabilirdi ve bu onun limitiydi. Ancak yine de tüm güçte gönderdiği saldırıyı engellemişti!!

 

"Xue'er, sen hala gençsin, kesinlikle anlayamazsın..." Hengkong acı içinde cevapladı: "Ancak, bunu gerçekten klanımız için yapıyoruz! Büyüdüğün ve dünyanın kanunlarını anladığın zaman bunu da anlayacaksın."

 

"Ben gerçekten anlamıyorum ve asla da anlamayacağım!" Xue'er'in kar beyazı yüzü üzüntü ile doluydu. Elindeki Anka alevi sönmemişken  diğer eli Yun Che'nin kolunu sıkıca tutuyordu. Tüm bedeni ve alevi ile onu koruyordu: "Benim tek bildiğim sizin sayısız Mavi Rüzgar vatandaşını öldürmeniz... Tek görebildiğim Büyük Kardeş Yun'un affetmeyi seçmesi, ancak sizin onu yine de alçak bir şekilde öldürmek istemeniz!"

 

"Büyük baba... Asil baba... Siz böyle insanlar değildiniz!"

 

Son cümlesini söyledikten sonra zorlayarak tuttuğu göz yaşları bir kez daha aktı. Bu Hengkong ve diğer Anka üyelerinin kalplerini sızlattı.

 

"Daha fazla konuşmaya gerek yok." Tianwei soğukça konuştu: "Xue'er anında büyüyemeyecek ve Yun Che ne olursa olsun bugün ölmeli. Biz zaten bu şekilde çoktan hareket ettik... Onun acımasız kişiliği ile eğer giderse kesinlikle gelecekte intikam alacaktır..."

 

Tianwei'nin sözleri herkesin açıkça bildiği şeylerdi. Tamamen avantajdayken etki alanını çekmesi Anka Tarikatını yıkımın eşiğinden kurtarmıştı. Ancak onlar affedildikten sonra bu şekilde davranmıştı. Bir kişi ne kadar yüce gönüllü olursa olsun bu nefrete dayanamazdı... Bu durumda Yun Che'den bahsetmeye bile gerek yoktu!!

 

Eğer ölmezse gelecekteki intikamı... Herkesin sadece düşünerek bile titrediği bir şeydi.

 

Hengkong dişlerini sıkarken kalbindeki hafif tereddüdü ezdi. Xue'er'e bakmadan soğukça emretti: "Tüm büyükler, Yun Che'nin kaçış yollarını kapayın. Onu ne olursa olsun öldürün!!"

 

"Emredersiniz!!"

 

Feng Xue’er: “…”

 

Hengkong'un emrini alan büyükler havaya yükseldi ve Yun Che'nin merkezinde olduğu bir çember oluşturdu... Ancak Xue'er Yun Che'nin önündeydi ve bedenleri yapışıktı. TÜm büyükler baksa da kimse aceleci davranmaya cüret edemiyordu.

 

"Xue'er, asil babanın yanına gel." Hengkong yavaşça havaya yükseldi ve elini Xue'er'e doğru uzattı: "Beni suçlasan ve nefret etsen bile sorun değil... Kesinlikle bugün Yun Che'yi öldüreceğiz. Büyüdüğünde asil babanın planlarını anlayacaksın."

 

Xue'er kafasını sallamadı ama Yun Che'den de uzaklaşmadı. Göz yaşları bile akmayı durdurdu. Çevresinde ona sıcaklık ve nezaket veren, aşina olduğu bu yüzler şimdi korkutucu hale gelmişti. Normalde nazik ve ilgili yüzler şu an tiksindirici hale gelmişti...

 

Sonunda Yun Che'nin üç sene önce Tüneyen Anka Ovasında ona söylediği sözleri anlamaya başlamıştı...

 

"Büyük Kardeş Yun, ben hemen büyümek istiyorum. Yirmi yaşına geldiğimde İlahi Anka Ülkesinden çıkıp istediğim yere gidebileceğim!"

 

"Xue'er, ben de senin hiç büyümemeni istiyorum."

 

"Ah? Neden?"

 

"Çünkü sen büyüdükçe daha fazla şeyi anlamaya başlayacaksın. Ancak daha fazla anladıkça daha fazla kaybedeceksin ve kaybettiğin şeyler asla geri gelmeyecek... Her ne kadar ufkunu genişletmiş olsan da gördüğün şeyler bu dünyanın güzellikleri değil karanlığı ve çirkinliği olacak... Özellikle de sen İlahi Anka Prensesi olduğundan dolayı İlahi Anka Tarikatının geleceğini omuzlamak zorunda kalacaksın."

 

"Hmm?"

 

(Ç.N: Yazık lan şu masum kıza. İnsafsızlık. Gözlerim dolmadı kum kaçtı kum...)

 

………………

 

"Asil baba, Xue'er'e bir neden verir misin?” Xue'er'in sesi biraz belirsizdi.

 

"Xue'er, o asil kardeşlerini ve birçok klan üyeni öldürdü! Bu yeterli değil mi!" Hengkong kızgınca bağırdı.

 

Xue'er kafasını salladı ve usulca cevapladı: "Anlamadığım birçok şey var ama bu meseleyi tamamen anlıyorum... Onları öldüren Büyük Kardeş Yun değil… Sendin asil baba!"

 

(Ç.N: Helal olsun kız. Yardır gitsin.)

 

"Asil babam Mavi Rüzgar Ülkesini istila etme kararı vererek Mavi Rüzgar vatandaşlarının huzurunu bozdu, onları kan nehirleri ile ıslattı ve Büyük Kardeş Yun'un asil babasının ölmesine neden oldu... Bu da Büyük Kardeş Yun'un intikam almaya ve savaşı durdurmaya gelmesini sağladı! Onların ölme nedeni sensin asil baba... Sen gerçekten bunların nedeninin sen olduğunu anlayamıyor musun?! Bu senin yaptığın hataların bedeli... Onlar Büyük Kardeş Yun yüzünden değil senin yüzünden öldü asil baba."

 

"…" Hengkong'un bedeni titrerken yüzü tamamen soldu. Benzer sesler kalbine çok daha fazla saldırdı. Bu onun kaçamayacağı bir kabusa dönüşmüş gibiydi. Xue'er'in bu sözleri söylemesi bir kabustan çok daha kalp kırıcıydı. Homurdandı: "Xue'er... Sen anlamıyorsun... Gerçekten anlamıyorsun! Asil babanın bunu yapma nedeni klanımızın geleceği idi... Bu klanımızın hayatı ile ilgiliydi!!"

 

"Kendi hayatımız için diğer ülkeleri ve insanlar ezmek mi istiyorsunuz!!” Xue'er bağırdı.

 

"Xue'er itaatkar olamaz mısın?” Ximing yalvaran bir bakış ile konuştu: "Güçlü zayıfı yer. Bu dünyanın en temel kanunudur. Kaynak Gökyüzü Kıtasındaki ilerleyişte imparatorlukların gelişimi her zaman savaşları getirmiştir..."

 

"Ama biz ne için savaştık?!” Xue'er kızgınca Ximing'in sözlerini kesti, bakışları ve sesi titredi: "Savaşların ön şartı masum vatandaşların güvenliğinin sağlanmasıdır. Bunu bir bebek bile bilir! Bir imparatorluğun en temel ve basit kanunu insanların kalbindeki istikrarı sağlamak ve onların sevgisini kazanmaktır. Ancak İlahi Anka Tarikatının Mavi Rüzgara yaptığı şey... Masumların canını almak, şehirleri yıkmak, toprakları yok etmek... Bu sadece katliam... Ve bu insanlıktan yoksun bir şey!!"

 

Hengkong sessizleşirken dudakları titredi.

 

Xue'er elini kalbine koydu. Hissettiği acı oldukça kalp parçalayıcıydı: "Ben, Feng Xue'er, İlahi Anka Şehrinde doğdum ve doğduğumdan beri Lord Anka Tanrısının lütfunu kazandım. Büyükbabam, asil babam ve tüm klan benimle ilgileniyordu. Ben İlahi Anka Ülkesinde kendilerinden daha zayıfları ezen kimseyi görmedim... Tüm bu yıllar boyunca asil babamın kızı ve İlahi Anka Ülkesinin bir vatandaşı olduğum için gurur duydum ve şanslı hissettim. Ben asil babama güvendim ve her bir klan üyeme saygı duyup asil babamın dünyadaki en asil kişi olduğuma inandım ve ayrıca doğduğum İlahi Anka Tarikatının da en asil tarikat ve aile olduğunu düşündüm. Her gün  tüm yeteneğimi Lord Anka Tanrısının arzusunu miras almak ve İlahi Anka Tarikatının geleceğini sırtlayabilmek için kullanmayı kendime hatırlattım..."

 

"… Xue'er..." Hengkong gözlerini yavaşça kapattı.

 

"Ancak bunlar... Sadece bir yanılsama mıydı? Bizim hayatta kalmamız ve refahımız için şeytanlar gibi masum insanlar mı öldürüyoruz... Milyonlarca yaşam yok oldu ve biz bir ülkeyi yaşayan cehennem haline getirdik… İlahi Anka kendini sayısız masum kişinin kanı ile yıkayıp sayısız günah taşıyarak dünyanın en güçlüsü olsa bile... Bu bana sadece korku ve tiksinti verir. Lord Anka Tanrısı bile bunu kabul etmez ve bunu affetmez."

 

"" Hengkong'un göğsü sıkışırken ağır bir metal tabaka tarafından eziliyor gibi hissetti. Karmakarışık duygular bilincinin bile dönmesine neden oluyordu.

 

O anda aşırı şiddetli bir kaynak enerji akışı aniden bu ağır ve baskıcı alanda patladı. Tüm bu zaman boyunca sessiz kalan Tianwei aniden harekete geçti. Koyu kırmızı alevler ile yanan eli bir şeytanın kanlı pençesi gibi Yun Che'nin kalbine ilerledi.

 

Hengkong ve Ximing dahil herkes hazırlıksız yakalanmıştı.

 

Tianwei bu hareketi yaptığında Yun  Che'den yüz metre kadar uzaktaydı Bu mesafeden böyle bir hareketi bırakın Yun Che'yi kendi seviyesindeki kişiler bile savunma şansı bulmadan ağır yaralanırlardı.

 

Tianwei için Yun Che bugün ne olursa olsun ölmeliydi... Öldüğünde gelecekteki sorunlar çözülecekti ve Xue'er'in duyguları da yok olacaktı. Diğer şeyler de gelecekte yavaşça düzelirdi. Sonuçta Xue'er'in bedeninde Anka kanı akıyordu. Sonuçta o İlahi Anka İmparatorluk Ailesinin bir kızıydı.

 

Bu kadar kısa mesafede altıncı seviye bir Hükümdarın tüm gücünü kullanması herkesi gafil avlamıştı. Tianwei tamamen kendine güveniyordu, bir an sonra Yun Che'yi parçalara ayıracağına ve cesedini yakarak onu hiçlik haline getireceğine emindi.

 

Ancak eli Yun Che'ye otuz metre yaklaştığında bedenindeki kanı bile donduracak ağır bir baskı aniden ortaya çıkarak gökyüzünden indi. Hareketleri aniden durdu ve ardından görüş alanını tamamen kaplayan koyu kırmızı bir ışık ortaya çıktı....




-----------ÇEVİRMEN NOTU----------

 

Bölümün kaldığı yeri...

 

Işığın kaynağı ne? Tianwei amacına ulaşacak mı? Xue'er gelecekte dedikleri gibi mi olacak? Yun Che ne yapacak? Jasmine mi geldi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1280

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1092

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 830

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 714

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 675

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 557

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 396

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16027 Üye Sayısı
  • 427 Seri Sayısı
  • 20982 Bölüm Sayısı


creator
manga tr