Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Against The God - Bölüm 721


Bölüm 721: Sonunda Bir Araya Geliş



Yun Che dönmedi.

 

İlahi Anka İmparatorluğuna geldiğinden beri görmekten en çok korktuğu kişi Xue'er idi.

 

Bunu yapmak istememesinden değildi, bunu yapamadığından ve buna cüret edemediğindendi.

 

Üstelik ne zaman Anka Şehrine girse ve Anka Tarikatından birini öldürse daha fazla Xue'er’in karşısına çıkamayacak hale geliyordu.

 

O Anka Tarikatının bir üyesi olmanın yanı sıra Hengkong'un kızıydı. Üstelik tüm İlahi Anka İmparatorluğunun göz bebeğiydi... Aynı zamanda kalbindeki en yumuşak noktada yer alıyordu. Şu anki İlahi Anka İmparatorluğu yolculuğu sırasında kalbindeki en büyük 'engel' oydu.

 

"Xue'er..." Yun Che usulca mırıldandı. Kalbi İlahi Anka Tarikatı karşısında korku veya titreme hissetmese de şu an karmaşa içindeydi.

 

Xue'er'in giydiği kar elbisesi kavurucu sıcaklığın oluşturduğu dalgalar nedeniyle titriyordu ve karlı elleri ağzını yoğun şekilde kaplıyordu. Cennetteki perilerin bile kıyaslandığında soluklaştığı mutlak güzelliği şu an akan göz yaşlarına boğulmuştu.

 

Yun Che'nin esen rüzgar kadar yumuşak sesi duygularını daha fazla bastıramadı. Ancak bu Xue'er'in içindeki tüm duyguların aynı anda patlamasına neden olurken yüksek sesle ağlamasını ve göz yaşları gece göğündeki parlayan yıldızlar gibi akmaya devam ederken Yun Che'ye doğru atılmasını sağlamıştı.

 

O anda, gökyüzündeki araf alevleri, Anka Şehrindeki anormallikler ve tüm şehri gölgesi altına alan büyük tehdit onun tarafından unutulmuş gibiydi. Yaşlar ile dolan gözleri içinde Yun Che hariç her şey kaybolmuştu.

 

"Prenses Kar..."

 

"Xuer'er, ona yaklaşma!!"

 

Xue'er'in gelişi herkesi şaşırtmıştı. Ancak onun akıl almaz hareketleri herkesin dehşet içinde solgunlaşmasına neden olmuştu.

 

Aşağıda birkaç bin tane şok olmuş haykırış aynı anda yayıldı ama Xue'er'in hareketlerini durduracak bir şey yapamıyorlardı. Kar kıyafetleri dalgalanırken Yun Che'ye ateş böceği gibi ilerledi ve arkasından ona sıkıca sarılırken ağlayan yüzü Yun Che'nin omuzlarına gömüldü. Gözlerini kaparken sadece Yun Che'nin sahip olduğu korku ve aurayı içine çekti: "Büyük Kardeş Yun... Gerçekten... Rüya görmüyor muyum... Büyük Kardeş Yun..."

 

"" Yun Che'nin tüm bedeni sıkılaştı. Tüm İlahi Anka Şehrine baskı yapan şeytani aura kaybolurken bir haykırış yankılandı. Bu bir kabarcık gibi kontrolsüzce patladı. Kızgınlığı kini, nefreti ve intikam isteği bile bu sıcaklık ve yumuşaklık hissi tarafından sarıldı.

 

"Prenses... Prenses kar..."

 

"N.. Nnenenenene..."

 

"Neler... Neler oluyor? Tam olarak neler oluyor?"

 

……

 

İlahi Anka Tarikatındaki herkes şok olmuştu. Sersemlemişken kafalarını kaldırıp boş boş Yun Che ve Xue'er'in birbirine sarılmasını izliyorlardı. Ağızları tamamen açıktı ve gözleri neredeyse yerlerinden fırlayacak kadar genişlemişti.

 

Xue'er... İlahi Anka Tarikatının göz bebeği ve İlahi Anka İmparatorluğuna bahşedilmiş kutsal bir hazine olan tek prensesi… Üstelik İlahi Anka Ruhunun tek gerçek varisi ve gelecekteki Anka Tanrısı idi!

 

Yeteneği, statüsü, zarifliği, soyu ve güzelliği göğün altında eşsizdi. Prenses Kar gibi bir karakter İlahi Anka İmparatorluğu içinde tüm tarikatın en yüksek korumasını ve ilgisini alan peri masalı gibi bir varlıktı. On üç yaşına girmeden önce Atasal Anka Tanrısının kendisi onu korumuştu. Hengkong'un bile onunla karşılaşması zordu. On üç yaşına girdiğinde değerli prensler ve büyükler bile ona yaklaşamıyorlardı.

 

Ancak şu an.... Onlar için dünya haline gelmiş olan Prenses Kar tarikatın dışındaki bir erkek tarafından sıkıca kucaklanıyordu. Üstelik o inisiyatif kullanarak ona sarılmıştı ve onun için göz yaşları dökmüştü.

 

"Xue'er, ondan hemen uzaklaş!!” Ximing'in gözleri kan çanağına dönüşürken göğsü neredeyse patlayacak dercede şişmişti. Xue'er'in ani dönüşü onu çok fazla şaşırtmamıştı. Sonuçta bu kadar büyük bir karmaşanın Tüneyen Anka Ovasına ulaşası zor bir şey değildi. Ancak döndüğü an yapacağı ilk şeyin Yun Che'ye sarılmak olduğu aklına bile gelmezdi.

 

Ximing bedenindeki her bir bölgenin patlamak üzere olduğunu hissetti. İnanılmaz bir öfke hissi ve aynı zamanda da bir kıskançlık beynini işgal etti. Yun Che'nin daha önce onu soktuğu boktan durumda bile Yun Che'den bu kadar nefret etmemişti...

 

Çünkü İlahi Anka Veliaht Prensi ve Xue'er'in en büyük kardeşi olarak onun serçe parmağına bile dokunmayı başaramamıştı.

 

(Ç.N: Pis sapık seni. Git öl bok kafalı kaka seni!!)



(DN: Çükün düşsün soyunu s… karaktersiz o… ç… Rahat sövemiyorum burada, bir ara tenha bir yerde topluca bu babadan oğula nesil o… ç… sövelim. Orkun senin edeceğin küfründe amk kardeş.)



Ximing aşırı öfkesi ile birlikte gırtlaktan gelen vahşi bir homurtu attı ve ardından havaya yükselip kükrerken ilerledi.

 

Tianwei'nin bakışları batarken aniden kolunu aşağı doğru salladı ve güçlü bir kaynak enerjisi Ximing'in ağır şekilde yere düşmesine neden oldu: “Gerçekten bu kadar ölmek mi istiyorsun!!"

 

"Ming'er kendine gel!" Hırıldayan Hengkong çirkinleşen yüzü ile yerden kalkan Ximing'e baktı. Ancak yumrukları sıkılmıştı ve yüzü Ximing'inki ile kıyaslandığında soluk alamayacak kadar çirkin hale gelmişti.

 

Xue'er uyandığında Yun Che için göz yaşı dökmesi Hengkong'un duygularının karmaşaya girmesini sağlamıştı. Bu nedenle Yun Che'nin ölmediğini öğrendiğinde öldürme niyeti fazlasıyla yükselmişti.

 

Bugün en çok endişe ettiği ve korktuğu şey sonunda gerçekleşmişti... Üstelik bu beklediğinden çok daha kötü ve şok ediciydi.

 

"Tam olarak... Neler oluyor?!" Tianwei'nin yüzü korkutucu derecede karanlıktı. Yüzlerce yıldır yaşayan ve bir zamanlar bir ülkenin imparatoru ve bir tarikatın lideri olan biri nasıl olur da Xue'er'in şu anki hareketlerinin... Basit bir 'iyiliği geri ödemek' kavramından çok daha fazlası olduğunu anlamazdı!

 

Bir erkek için göz yaşı döküp ona sarıldığına inanamıyordu.

 

O Xue'er idi... İlahi Anka Tarikatının gelecekteki 'tanrısı' idi!!

 

"" Hengkong'un titreyen parmakları sıkılaştı ve acı dolu bir şekilde cevapladı: "Yun Che'yi öldürmek istememin nedeni... Tam olarak bu..."

 

"Xue'er onun tarafından büyülenmiş olmalı... Öldür onu... Büyükbaba, Yun Che piçini öldürmen gerek. Öldür onu!!” Ximing uzandı ve Tianwei'nin kıyafetlerinin kenarından yakaladı. Sesi ve ifadesi binlerce kez bıçaklanmış gibiydi.

 

"…" Tianwei'nin kaşları şiddetle seğirirken derince nefes aldı. Gökyüzüne bakarken kaşları hafifçe battı ve mırıldandı: "Xue'er'in aurası... Neden bu kadar büyük bir değişiklik oldu..."

 

Bu dünyada Xue'er'in göz yaşı dökmesini izlemeye dayanabilecek tek bir kişi bile yoktu. Ağlarken göz yaşları Yun Che'nin omuzunu ıslatıyordu ve sanki onlar kıyafetlerini geçip derisine girerek kalbinin en derinliklerine dokunuyormuş gibi oluyordu.

 

Uzun süre donmuş kaldıktan sonra Yun Che sonunda dönmeye karar verdi. Elini uzattı, Xue'er'in ağlayan yüzünü kaldırdı ve nazikçe göz yaşlarını sildi... Şu an yakınındaki Xue'er üç sene önceki ile tamamen aynıydı. Görünüşü biraz bile değişmemişti ve önceki gibi rüya bezeri bir kar güzelliğine sahipti.

 

"Xue'er... Sen ve Chan'er üç senedir iyi miydiniz?"

 

Xuer'erin gözlerinde göz yaşları dolarken boş boş Yun Che'ye baktı. Yürekten gülmek istiyordu ama aynı zamanda sıkıca ona sarılıp ağlamak da istiyordu: "Büyük Kardeş Yun'u görebildiğim sürece.... Ben sonsuza kadar... Ben... Ben düşündüm ki... Bir daha asla... Asla..."

 

"Ben hala Xue'er'e verdiğim sözü tutamadım, neden beni göremeyeceğini düşündün ki? Bu üç sene boyunca ben sadece büyük İlkel Ark tarafından göz alıcı bir yolculuğa çıkarılmıştım." Yun Che nazikçe gülümsedi.

 

"Mn..." Xue'er gülümsedi, gözünde hala göz yaşları vardı. Gülümsemesi sanki dünyanın içindeki şeylerin parlaklığını kaybetmesine neden olmuştu.  

 

Anka Şehrinin üzerindeki alev arafı hala oradayken İlahi Anka Tarikatının üyelerinin kalpleri de sıkışmayı sürdürüyordu. Ancak Yun Che ve Xue'er'in sergilediği melankolik hisler bu sıcaklığı tamamen gölgede bırakmıştı. Tüm büyükler ve öğrenciler afallamışlardı. Ximing'e gelince o da dişlerini kanatacak kadar sıkmıştı ve kendini tutmak için elinden geleni yapıyordu. Ancak yine de canavar gibi kükremeden edememişti: "Yun Che.... ASİL KIZ KARDEŞİMİ HEMEN BIRAK!!"

 

"Xue'er, ondan uzaklaş, hemen ondan uzaklaş! Seni öldürecek!" Ximing tamamen düşünme yeteneğini kaybetmiş gibi gözüküyordu.

 

Ximing'in kükremeleri afallamış Anka üyelerini kendine getirmiş gibiydi ve o anda Tianwei de bağırdı: "Xue'er hemen ondan uzaklaş. Büyükbabanın yanına gel! O çok tehlikeli!!"

 

Xue'er'in karlı elleri nazikçe yüzündeki göz yaşı izlerini silerken kalbinin derinliklerinden gelen bir gülümseme sergilerken konuştu: "Büyükbaba, asil kardeşim, endişelenmeyin. Büyük Kardeş Yun Xue'er'e asla zarar vermez."

 

"Hayır! Xue'er, anlamıyorsun!" Hengkong kollarını kaldırdı ve titreyen bir ses ile bağırdı: "O üç sene önceki Yun Che değil! O çıldırmış korkutucu bir şeytan! Son günlerde dört kardeşinin hayatını aldı... Onlar Yun Che tarafından öldürüldü!"

 

"Ve o kadar trajik şekilde öldürler ki cesetleri bile kalmadı!"

 

"Ayrıca Ulu Büyük ve İkinci Büyük ve hatta iki Ulu Büyüğümüz Tianqi ve Tianyu bile onun tarafından öldürüldü." Ximing tüm gücünü kullanarak Hengkong'un ardından konuştu: "Asil babam bile onun tarafından ağır yaralandı! O Anka Şehrimizi yok etmek istiyor... Gökyüzündeki alev etki alanını kullanarak şehrimizi yok etmek istiyor! Çabuk ondan uzaklaş! O gerçek bir şeytan ve tarikatımızın can düşmanı!!"

 

Xue'er daha önce Hengkong ve Ximing'in böyle haykırdığını görmemişti. Emsalsiz zekası ile nasıl olur da burada olanları fark etmemiş olabilirdi? Ancak bunların hepsi Yun Che'nin ortaya çıkışı ile birlikte zihninden dışarı itilmişti. Şu an asil babasının ve asil kardeşinin haykırışlarını duyarken gözleri bulutlanırken kafasını salladı: "Bu... Bu olamaz. Büyük kardeş Yun böyle şeyler yapmaz."

 

(DN: Aynen biz de çok şaşırdık.)



Yun Che: "…"



---------------ÇEVİRMEN NOTU-------------

 

Yun Che ne yapacak? Xue'er duydukları sonrasında ne karar verecek? Xue'er vs Yun Che olacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1279

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1092

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 830

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 712

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 675

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 611

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 555

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 394

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 206

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 103

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 15999 Üye Sayısı
  • 426 Seri Sayısı
  • 20934 Bölüm Sayısı


creator
manga tr