Korku dağları bekler. #Atasözü

Against The God - Bölüm 672


Bölüm 672: Gökleri Kaplayan Bir Kudret



Bir kaynak uygulayıcının kaynak gücünün seviyesini doğru tahmin etmek için birisinin kaynak gücünün diğerinden daha yüksek olması gerekiyordu! Ancak Yun Che  yüksek seviyeli bir Hükümdar olan Ye Guying de dahil bu dört Hükümdarın gücünü doğru tahmin etmişti!

 

Yun Che sadece İmparator Kaynak Alemindeydi yani bunu kesinlikle yapamazdı! Ek olasılık... Kaynak gücü aşırı yüksek ve hatta Ye Huying'in gücünü bile bastıracak kadar güçlü birinin oluşuydu!

 

Daha önce bu hafif bir şüphe idi ama Yun Che'nin söylediklerinden sonra bu kuruntunun olasılığı aniden katlarca yükselerek... Yun Che'nin arkasında gerçekten de onu koruyan büyük bir gücün olduğunu temelde onaylayacakları noktaya ulaşmıştı. Ve bu güç onların önceki beklentilerini tamamen aşıyordu... Çünkü diğer taraf onların gücünü bilse de onlar o kişini varlığını tespit edememişti! Kaynak gücünü onlardan bu kadar gizleyebilen bir kişinin kaynak gücü onları fazlasıyla aşmış olmalıydı!

 

Yüksek seviyeli bir Hükümdar gerçekten onun arkasında olabilir mi?

 

Bu mümkün değil... Dört Kutsal Bölge hariç diğer yerlerin bu dünya da yüksek seviyeli bir Hükümdar'a sahip olması imkansız!

 

O anda Yun Che'nin yüzünün sakin ve korkusuz olduğunu gördüler ve hatta yüzünde kışkırtıcı, soğuk bir gülümseme vardı. Hızlıca bunun sadece 'sahte gösteriş' olduğu düşüncesinden kurtuldular.

 

Ye Guying hızlıca yüzünde ortaya çıkan panik bakışını bastırdı ve espri anlayışı olmayan bir gülüş atarken cevapladı: "Öncelikle bugün seni öldürüp öldürmeyeceğimizi konuşmak yerine başka bir şey hakkında konuşalım... Tepkine bakılırsa bizim geleceğimizi çoktan biliyor gibi gözüküyorsun."

 

"Hahaha." Yun Che aşırı küçümseyici ve soğuk bir gülüş atarken gözlerinde aşağılama parladı ve Güneş Ay İlahi Salonunun Dokuzuncu Büyüğüne bir tür aptala bakıyor gibi baktı: "Birinin zekasına hakaret edecek kadar aptalca olan sözlerin Güneş Ay İlahi Salonunun bir büyüğünün ağzından çıktığını düşünmek! Ye Ziyi'yi öldürdüğümde onun ölüm damgasını kullanarak tüm her şeyi genç efendiniz Ye Xinghan'a ilettim. Benim amacım onun hemen buraya gelip adamları ile beni öldürmeye çalışmasıydı... Siz de nasıl geleceğinizi bildiğimden mi şüpheleniyorsunuz? Hahahaha! Güneş Ay İlahi Salonundan bir büyük bu seviyede bir zekaya mı sahip.... Bu gerçekten çok komik!"

 

YUn Che'nin sözleri Ye Guying'in gözlerini kızgınlık içinde titretti ama ifadesi değişmedi. Öfkelenmek yerine sadece cansız bir gülüş atp konuştu: "Ye Ziyi'yi öldürdüğünde bedeninkindeki ölüm damgasını bildiğini ve senin öldürdüğünü bilmemiz için bilerek mi onun ölüm damgasını kullandığını söylüyorsun?"

 

"Başka ne olacaktı?” Yun Che'nin ağzının kenarları yukarı doğru kıvrılırken alaycı şekilde cevapladı: "Hiçbiriniz Ye Ziyi ve Ye Qingsheng ölse de... Ye Qingsheng'in ölüm damgasını neden alamadığınızı düşünmedi mi?"

 

Güneş Ay İlahi Salonundaki tüm üyelerin ifadeleri aynı anda değişti... Daha önce arkın içindeyken Ye Guying ağır bir ses ile Ye Ziyi'nin ölüm damgasının onları buraya getirmek için bırakıldığı olasılığından şüphelenmişti. Çünkü eğer karşı taraf Ye Qingshen'in ölüm damgasını silebiliyorsa Ye Ziyi'nin bedenindeki damganın varlığını tespit edememesi imkansızdı. Ama buna kendilerine inandıramamışlardı ve bunu Ye Qingshen'in ölüm damgasının kendi başına zamanla silindiği sonucuna varmıştı çünkü kimse Güneş Ay İlahi Salonunun bir üyesine 'tuzak' kurup onları provoke edecek kadar cesarete sahip değildi... Tabii ki bu kişi ölmek istemiyorsa!!

 

Ancak Yun Che'nin şu an söylediği bu sözler hepsinin istemsizce panik olmasına neden olurken kalplerinde normalde olmaması gereken bir huzursuzluk hissi oluştu. Ama o anda Ye Juanyun ileri çıktı ve küçümseyici bir şekilde güldü: "Ve eğer böyle yaptıysan ne olmuş? Yun Che, bizim gözümüzde sen sadece kuyunun içindeki zavallı kurbağasın, yani gökyüzü ne kadar yüksek veya yeryüzü ne kadar derin nereden bileceksin? Gerçekten arkandaki ustana güvenerek bizim Güneş Ay İlahi Salonumuza meydan okuyabileceğini mi düşünüyorsun? Haahaha..." Ye Junyuan vahşice güldü: "Bu inanılmaz safça! Bizim Güneş Ay İlahi Salonumuzun gücü asla hayal edemeyeceğin ve bilmeye niteliğin olmayacak bir şey! Mutlak olarak düşünüp güvendiğin o ustan bizim Güneş Ay İlahi Salonumuzun gözlerinde sadece büyük bir şaka!"

 

"Oh?" Yun Che'nin kaşları hafifçe düşerken cevapladı: "Benim ustamın kim olduğunu biliyor musunuz?"

 

"Tsk tsk, Güneş Ay İlahi Salonumuzun karşısında bu kadar pişkin davranmaya cüret edenler her zaman korkunç şekilde öldüler ve yaşamayı başarsalar bile kaderleri ölümden daha kötü oldu..." Ye Shi soğuk bir gülüş ile devam ederken elini çenesine koydu: "Yun Veledi, ustan hakkında konuşma bile. O ustandan yüzlercesi olsa bile bugün senin canını koruyamayacak!"

 

"Haha, ne?” Yun Che gülerken ses tonundaki kibir derinleşmeye başladı: "Ustam normalde kendi küçük dünyasındadır bu nedenle onun gelişimini bölmeye cüret etmem ve ustamın gücünü kullanmayı daha da az isterim." Yun Chenin gözleri anında kararıp soğurken devam etti: "Ama Asgard'ın sizinle bir düşmanlığı yokken onlara karşı böyle davrandınız. Onları böyle çaresiz bir duruma sokmakla kalmayıp önceki iki tarikat liderlerini öldürdünüz... Bu nefret ikimiz arasında uzlaşılmaz bir uçurum oluşturdu! Ve eğer bu yanlışın intikamını almazsam o zaman Asgard'ın yeni lideri olmaya da uygun değilimdir!"

 

"Yani bugün, ustamın gücünü ödünç alacağım ve Ye Xinhan'ın... Hayır, hepinizin kanını önceki iki tarikat liderinin ruhlarına adayacağız!" Yun Che sol elini kaldırdı: "Yakında kuyudaki kurbağanın kim olduğunu öğreneceksiniz! Ustam önünüzde ortaya çıktığında buna hazır olsanız ve... Altınızı ıslatıp bu karlı diyarı kirletecek kadar korkmasanız iyi edersiniz!!"

 

Yun Che'nin tonu sertti ve sözleri düşmanlık ile doluydu. Sözleri solarken Ye Xinghan’ın yüzü karardı ve konuşacakken Yun Che'nin bedeninden hafif bir parıltı gördü. Bu parıltının ardından... Tüm bedeni durduğu yerden kayboldu! Ne figürü ne de varlığı... Her şeyi yok olmuştu!!

 

Ye Guying ve diğerleri şiddetle şok olmuşlardı... Kesinlikle Egemen Kaynak Aleminin altındaki birinin onlar fark etmeden kaybolacağına inanamıyorlardı. Ama Hükümdar olarak devasa güçlerine rağmen tüm alana ruhsal algılarını yaymalarına rağmen Yun Che'nin varlığını tespit edemiyorlardı. Sanki gözleri önünde oracıkta kaybolmuştu!

 

"Ne... Neler oluyor?" Ye Shi derin bir ses ile konuşurken gözleri çevreyi süpürdü. Onların bilgi ve deneyimine göre bu mümkün olmayan bir şeydi! Yun Che'nin bir Taht olduğu görmezden gelinse ve bir Hükümdar olsaydı bile gözleri önünde tamamen kaybolması imkansız olurdu!

 

Ye Guying kaşlarını indirdi ve aniden Yun Che'nin söylediği sözleri hatırladı..."Ustam normalde kendi küçük dünyasındadır bu nedenle onun gelişimini bölmeye cüret etmem ve ustamın gücünü kullanmayı daha da az isterim." Kalbi aniden sarsıldı... Kendi küçük dünyası mı? Ustası efsanelerdeki kendi küçük dünyasını alabilen biri mi? Ve Yun Che ustasının 'küçük dünyası'na girdiği için mi tamamen kayboldu?

Şokları ortasında bir ışık yeniden önlerinde parladı ve Yun Che bir kez daha ortaya çıktı. Ama ortaya çıkan Yun Che onlara dönük değildi; aksine, kafasını eğmiş ve aurasını çekmişti. Duruşu biraz önceki vahşi kibrinden tamamen yoksundu. Aksine açıkça saygılı bir tavrı vardı.

 

"Yun Che, ustan nerede?!" Ye Shi kükredi: "Sözde ustanın 'Güneş Ay İlahi Salonu' sözlerini duyduğunda korkup kaçtığını söylemeni beklemiyordum, hahaha..."

 

Ye Shi'nin gülüşü aniden kesilirken ifadesi büyük bir değişiklik geçirdi.

 

Yaşlı bir ses uzun ve bitkin bir iç çekti. Bu iç çekiş tarifsiz bir ağırlık taşıyordu ve sanki antik çağdan gelmiş gibiydi. Bu iç çekişe emsalsiz ve tarifsiz bir görkemli varoluş ve kudret eşlik ediyordu. Sanki bu kudret yeryüzünün sonlarından geliyordu ve o anda tüm dünyayı doldurmuş gibiydi.

 

Anında, sanki gök kubbe tamamen çökmüştü! Bununla birlikte tüm dünya da ölümcül bir sessizliğe bürünmüştü.

 

Güneş Ay İlahi Salonunun Dört Hükümdarı, Ye Shi, Ye Shuran, Ye Juanyun ve kudretli Ye Guying bu kudret üzerlerine düştüğünde göğüslerinin nefessiz kesildiğini hissetti. Sanki bir dağ bölgesi göğüslerine bastırıyordu. Nefes almak şöyle dursun kalpleri bile neredeyse tamamen durup bedenlerindeki tüm hücreler şiddetle ve kontrolsüzce titriyordu... Ve ne yaparlarsa yapsınlar bunu durduramıyorlardı.

 

Kafalarını zorlukla kaldırdılar ve göz bebekleri daralırken aniden havada ortaya çıkan ve fazlasıyla geniş siyah cübbesi uğuldayan soğuk rüzgar içinde titreşen figüre doğru baktılar. Siyah Cübbesi yüzünün yarısını kapattığından onun görünüşünü göremiyorlardı... Bu kıyaslanamayacak kadar korkunç baskının altında, oldukları kadar kudretli olsalar da bu adamın bakışları ile karşılaşmaya cüret edemiyorlardı. Bedenindeki siyah cübbe biye bir dağ kadar ağır gibi gözüküyordu.

 

Bu dünya da en zor sahtesinin yapılacağı şey birinin aurasıydı. Ve bu siyahlı adamın aurası onların tarif edemeyeceği ve hatta hayal edemeyeceği kadar güçlüydü. Onlar dünyanın zirvesindeki Hükümdarlardı yani bu dünyada onları titretecek bir aura hissetmemeleri gerekiyordu... Üstelik bu aura altında mavi denizin önündeki kum taneleri kadar küçük hissediyorlardı. Bu auranın başka bir insana ait olduğuna bile zorlukla inanabiliyorlardı… Bu sanki gökleri kaplayan efsanelerdeki ilkel tanrılardan birinin kudreti idi!

 

Çok daha korkunç olan şey ise aurası bu kadar görkemli ve engin iken ne şiddetli ne de yırtıcı olmasıydı. O tamamen sakindi... Sanki bu siyahlı adamın normalde sergilediği varlığı gibiydi. Kişinin tüm enerjisini kullandığında ortaya çıkardığı güç gösterişi gibi değildi.

 

"Usta!" Yun Che yere çöktü ve başını fazlasıyla eğdi. Güneş Ay İlahi Salonunun önünde kibirli davranan Yun Che şu an derin bir saygı ile konuşuyordu... Ve sesinde kaygı belirtisi bile vardı.

 

Ye Xinghan'ın ifadesi inanılmaz çirkinleşti ve bu durumda dört büyüğün hiçbiri gülemiyordu. Birbirlerine bakıyor ve diğerlerinin gözlerindeki derin şok ve huzursuzluğu görüyorlardı... Hükümdarları korkudan titreten bir aura... Sadece bu bile karşılarındaki kişinin gücünün kesinlikle kendi Güneş Ay İlahi Salonlarının Cennetsel Hükümdarından yüksek olduğunu onlara söylüyordu.

 

Bu... Yun Che'nin gizemli ustası mıydı?

 

Nasıl olur da bir tanrı veya bir iblis benzeri dehşet verici bir varlık bu dünyada olabilirdi?!




------ÇEVİRMEN NOTU--------

 

Ortaya çıkan 'adam' Jasmine mi? 'Adam' ne yapacak? Yun Che neler planlıyor? Neler yaşanacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????







Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1180

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 591

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 171

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 90

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14033 Üye Sayısı
  • 417 Seri Sayısı
  • 18765 Bölüm Sayısı


creator
manga tr