Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Against The God - Bölüm 623


 

Bölüm 623: Dük Ming Ortaya Çıkar



Helian Kuang acı şekilde ağlarken gözyaşları yağmur fırtınası gibi aşağı boşaldı. O anda karnı pişmanlık ile dolarken tamamen yeşilleşti. Diğer aileler ve güçler de, özellikle de Dük Huai tarafından söylenenler, sakin şekilde oturamıyorlardı. Onlar sadece yere çöküp yeminler ederek İmparatoriçeye sadakatlerini sunup yalvarıyorlardı.

 

İmparatoriçenin gücü ve kudreti gerçekten de kıyaslanmayacak kadar dehşet vericiydi ama Dük Huai Sarayının işlediği suçlar bundan çok daha şok ediciydi. Belki de onlar ölmekten korkmuyorlardı ama kim isimlerinin nesiller boyunca suçlu olarak kalmasından ve yüzyıllar boyunca utanç ve küçümseme ile karşılaşmaktan korkmazdı...

 

"İmparatoriçem... Dük Huai Sarayının yaptığı şeyleri biz gerçekten bilmiyorduk... Biraz bile bilmiyorduk..."

 

"Eğer bilseydik.... On bin kat daha cesur olsak bile asla Dük Huai Sarayı ile çalışmazdık... Ve Dük Ming'i ben daha önce hiç görmedim..."

 

"Dük Huai... Sen... Sen... Sen nasıl bu kadar ahlaksız ve kötücül olabilirsin?! Şeytan İmparatora suikast yapmakla kalmayıp ayrıca tüm ülkeye felaket getirdiniz... Bu suçlar karşısında kökünüz tamamen sökülüp yakılsa bile günahlarınız temizlenemez! Eğer bilseydik... Bizim Jiufang Ailemiz bizzat bedeli ne olursa olsun sizi sakat bırakırdı..."

 

"İmparatoriçemiz, her ne kadar biz... Çıkarlarımıza öncelik versekte biz... Biz gerçekten Dük Huai Sarayının yaptıklarından habersizdik. Aksi halde, öldürülecek bile olsak kesinlikle onlara yakınlaşmazdık... Eğer söylediklerimizden birazı bile yanlışsa yıldırımlar tarafından cezalandırılalım... İmparatoriçeme bizi affetmesi için yalvarıyoruz... Bugünden sonra hepimiz İmparatoriçemize sadık olacağız..." Konuşanlar daha önce Yun Qinghong'a saldıran Bai kardeşlerdi. Dğk Huai'nin söylediklerini duyduklarında ruhları neredeyse şok içinde dağılacaktı.

"Bu kulunuz her zaman Şeytan İmparator Klanına ve İmparatoriçeye saygı duymuştur... Dük Huai Sarayına yakınlaşmamın tek nedeni İmparatoriçenin felaket ile karşılaştığını düşünmemdi ve ben sadece kendimi koruyordum... Dük Huai Sarayının işlediği suçlardan bu kulunuz habersizdi... Bu kulunuzun söylediği sözler ve bu kulunuzun sadakati ay ve güneş kadar nettir, yeryüzü ve gökyüzü bile buna şahit olabilir..." Altın bir zırh giyen bir general yere çöktü ve kafasını aşağı gömüp konuştu.

 

Büyük salon ağlayışlar ile dolmuştu ve yere çökenler arasında gururlu ailelerin bir parçası olmayan veya emsalsiz uzman olmayan kimse yoktu. İki saat önce onlar fazlasıyla kibirlilerdi ancak şu an yere çöküp salya sümük yakarıyorlar ve affedilmeleri için yalvarıyorlardı...

 

Dük Huai Sarayının üyelerine gelince onların hepsi yere çökmüştü ve gözleri şok ve dehşet ile dolmuştu. Kimse tek bir ses bile çıkarmıyordu. Onlar bugünden itibaren saraylarının affedilme şansının olmadığını biliyorlardı. Dük Huai Sarayının üyeleri olarak onlar ortaya çıkmış suçların şahitliği tarafından korkmuş ve şok olmuşlardı.

 

Birisi güzel bir ölüm ile ölebilirdi.

 

Ama hayat boyu kazandıkları prestijleri tek gecede değiştiğinde yaşasalar da ölseler de bugünden sonra sayısız kişi tarafından lanetleneceklerdi. Onlardan sonra gelen kişiler ve onlar ile akraba olan kişiler bile herkesin küçümsemesi ve alayı ile karşılaşacaklardı... Ataları bunun için sonsuza kadar utanacaktı. Bu normal bir ölümden binlerce kat daha aşağılayıcı ve dehşet vericiydi.

 

Ve şu an onlar bu cehennemin sınırındaydı. Dük Huai Sarayının işlediği suçlar ülkenin asla şahit olmadığı şeylerdi ve bu şeyler kimsenin affedemeyeceği kadar büyüktü. Onlar gerçekten Şeytan İmparator Klanından vazgeçip Dük Huai Sarayına sadakatlerini sunmuşlardı. İmpartoriçe onların suçları ile ilgilendiğinde onların tüm onuru ve şanı en pis çöpler haline gelecekti.

 

Dük Huai Sarayı tarafından işlenen suçları gerçekten bilmeseler ve... Uzun süredir kayıp olan Dük Ming'i görmeseler bile bu böyle olacaktı.

 

İmparatoriçe yavaşça gözlerini kaldırdı  ve soğukça bildirdi: "Bu İmparatoriçe hepinizin Dük Huai Sarayı tarafından işlenen suçları bilmediğinize inanmak istiyor."

 

İmparatoriçenin sözleri herkesin anında neşe hissetmesine neden oldu ancak ardından söyledikleri onların kafalarını buzdan bir su havuzuna sokarak soğukluğu kemiklerine kadar işledi: "Ama Dük Huai açıkça ve korkusuzca bu İmparatoriçeye defalarca kez karşı koydu. O ahlaksızca bu İmparatoriçeye sadık olan güçleri bastırdı. Ve onun hırsı uzun süredir biliniyordu! Hepiniz kör olsanız bile bu konuda bilgili olmalısınız! Ama siz yine de bu İmparatoriçeden vazgeçip Dük Huai Sarayına yönelmeyi seçtiniz! Yani yaptıklarınız uzun süredir açık bir isyan başlatmaktan farksız... Ve buna rağmen utanmadan bu İmparatoriçeden af mı diliyorsunuz?!!"

 

İmparatoriçenin sözleri hiç şüphesiz herkesin zayıf noktasına şiddetle isabet etmişti. Onlar hareketlerinin ne anlama geldiğini biliyorlardı ve kalplerinde ne hissettiklerinin de farkındalardı. Yedi Aile, çeşitli Dük Sarayları ve Dük Huai Sarayına yanaşan tüm o kişilerin her biri kontrolsüzce titredi. Tek yapabilecekleri affedilmek için gözü dönmüş gibi yalvarmak, sadakatlerini sunmak ve her türlü yemini etmekti.

 

İmparatoriçe yavaşça elini uzattı, hareketi herkesin nefesini tutmasına neden oldu... Bu narin ve hassas eller onların gözünde hiç şüphesiz ölüm tanrısının hayatları anında çalan elleri gibiydi.

 

Clang!

 

İmparatoriçenin elini sallamasının ardından soğuk bir ışık yayan kısa bir bıçak Bai Guiming'den çıktı ve Dük Huai'nin önüne düşerek bıçağın yarısı yere girdi. İmparatoriçenin alçak sesi bunun ardından duyuldu: "Madem sadakatinizi göstermek istiyorsunuz... Çok iyi... Aranızdan hangisi Dük Huai'yi öldürürse bu İmparatoriçe onun suçlarını affedecek!"

 

Ölüm sessizliği tüm salonu anında sardı ama bunun ardından enerji dalgaları yükselişi dışarı doğru patladı ve sanki salon deprem tarafından sallanıyormuş gibi oldu. Yerdeki tüm herkes gözü dönmüş şekilde Dük Huai'ye ilerledi, hızları ve panik içinde yükselen kaynak enerjileri hayatlarındaki limitlerini neredeyse aşmıştı.

 

En yakındaki kişi Helian Kuang idi ve oun tepki hızı da en hızlısıydı. Yere gömülü olan bıçağı aldı ve koyu kırmızı gözleri ile nefret saçarak Dük Huai'ye ilerledi: "Dük Huai... Geber!!"

 

Onun nefreti hiç şüphesiz gerçekti. O doğal olarak içinde olduğu durum için kendini suçlamak yerine tüm suçu tamamen Dük Huai'ye yüklemişti... Tüm gücü elindeki kısa bıçakta yoğunlaştı ve doğrudan Dük Huai'nin hayati bölgelerine doğru saldırdı. Helian Kuang doğrudan onun bedenini ikiye ayırmayacak kadar nefret doluydu.

 

O anda bir patlama yukardan duyuldu ve salonun çatısı büyük ölçüde çöktü. Koyu kırmızı-siyah renkli büyük bir yangın gökyüzünü ve yeryüzünü kaplayarak kavurucu ve zalimane kötücül enerjisi ile birlikte aşağı doğru patladı... Alevler daha gelmeden kıyaslanamayacak kadar çılgın enerji çoktan Dük Huai'ye yaklaşan kişileri yere yapıştırdı ve salonun zemini de herkesin gözü önünde hızlıca çöktü.

 

"Bu Dük Ming... Dikkatli olun!" Yun Che alçak sesle bağırırken kılıcını kavradı ve ebeveynlerinin önüne koştu.

 

İmparatoriçe kolunu salladı. Altın Karga alevleri gökyüzüne doğru yükseldi ve göz açıp kapayıncaya kadar göğü kaplayan şeytani alevler darbe tarafından dağıtıldı. Alevlerin dağıtılmasının ardından gümüş bir cübbe giyen bir figür de gökyüzünde oraya çıktı.

 

"Dük... Ming!!!" Daha önce Dük Ming'i gören kişiler haykırdı. Dük Ming yüz yıldan uzun süredir kayıp olsa bile görünüşü tamamen aynı kalmıştı. Tek değişiklik her zaman sergilediği 'gülümseyen görünüş'ün tamamen kaybolmasıydı. O anda yüzünde sadece şeytani bir gülümseme vardı.

 

İmparatoriçe havaya yükseldi ve Dük Ming’in karşısına geldi, gözleri kemik delici soğuk bir öldürme arzusu yayıyordu: "Dük Ming, bu İmparatoriçe gözükecek cesaretin olmadığını düşünmeye başlamıştı."

 

"Uuhhh." Dük Ming aşağıdaki Dük Ming Sarayının durumuna baktı ve kısa bir iç çekti: "Kazananlar dünyaya hükmederken, kaybedenler eşkıya oluyor. Bu Dük galibiyet gününü düşünürken doğal olarak başarısızlığın sonuçlarını da düşünmüştü... Ancak bu Dük insanlığa değil Altın Karga İlahi Ruhuna kaybetti... İnsanlığın gücü sonuçta tanrıların gücü ile kıyaslanamz. Aksi halde ülke çoktan bu Dükün klanı haline gelecekti."

 

"Dük Ming... Gerçekten sensin!!" Mu Feiyan parmağı ile Dük Ming'i gösterdi ve tüm bedeni titreyecek kadar öfkelendi: "Önceki Şeytan İmparator sana büyük bir güven duydu ve yıllar önce şehirden ayrılmak istediğinde önceki İmparator ve ben senin fikrini değiştirmek için elimizden geleni yaptık... O zamanlarda Şeytan Kral sana karşı dikkatli olmamı söylemişti ama ben başından sonuna kadar onun söylediğini dinlemedim... Senin böyle aşağılık, utanmaz ve tiksindirici bir yavşak olacağını kim düşünürdü!!"

 

"Hehe..." Dük Ming hissisz bir gülüş attı: "Bir adamın hayat süresi eğer kısaysa birkaç on yıl sürer ve eğer uzunsa bir milenyum sürer. Ama en sonunda toz haline gelir ve parçalanıp yeryüzüne ve gökyüzüne dağılır; her şey geçicidir. Bu kısa sürede birisi hırslı ise neden başkasının altında olmak istesin veya neden başka birinin hizmetçisi olsun. Eğer Şeytan İmparator Klanı kendilerini tüm ülkenin İmparatorları olarak ilan edebiliyorsa neden bu Dükün klanı da yapamasın?! Bu Dük sadece birçok kişinin yapmayı isteyip yapamadığı şeyleri gerçekleştirdi. Halk tabakasının asla hayal kurmaya bile ücret edemeyeceği şeyleri yaptım! Yani bu Dükün yaptığı şeylerin nesi yanlış?! Her ne kadar bugün yenilgiyi tatsam da sadece memnuniyetsiz hissediyorum! En ufak bir pişmanlığım yok!"

 

"Dük Ming'in sözleri kesinlikle yanlış." Yun Che donuk bir gülüş attı ve bunalmış şekilde cevapladı.

 

"Oh?" Dük Ming gözlerini kıstı ve Yun Che'ye baktı: "Neden bu dükün nerede hatalı olduğunu söylemiyorsun."

 

"Söylediklerinin hiçbiri bariz değil. Tüm temel dayanağın başından beri yanlış." Yun Che kafasını sallarken hafif ama küçümseyici bir şekilde gülümsedi: "İnsan nedir? İnsanlar yenilmez olmamayı göze alabilir, şanlı başarılar elde etmemeyi göze alabilir ve tamamen vasat bir hayat yaşamayı da göze alabilir. İnsanları insan yapan şekilleri veya özgür iradeleri değildir. İnsanlığı tanımlayan en önemli ve en temel özellikler bizim insan doğamızdır. Doğruyu ve yanlışı ayırt etmemizi sağlayan doğuştan özümüzde olan onur duygusudur. Dük Ming, bu özelliklerin hangisine sahipsin? Oh... Görünüşe göre sen onlardan neredeyse tamamen yoksunsun. Eğer durum buysa, o zaman kendine nasıl olur da adam diyebiliyorsun? En sonunda sen sadece vahşi bir canavarsın."

 

"Kendini insan olarak görmen bile yanlışken diğer söylediklerin bir avuç saçmalıktan başka bir şey değil."

 

"Üstelik, kendini Şeytan İmparator Klanı ile kıyaslaman duyduğum en komik şaka. Şeytan İmparator Klanı neden on bin yıldır üstün yöneticiydi? Bunun onların Altın Karga soyunu miras almaları ile ilgisi yoktu! Yıllar önce Birinci Şeytan İmparator ülkedeki kaosu dindirdi, şeytanlar ve insanlar arasındaki savaşı bitirdi ve tüm ülkeyi birleştirerek on bin yıllık barış ve refahı getirdi! Yani Şeytan İmparatorun Klanı göğün altındaki herkese hükmetmek için niteliklere sahip ve bu nedenle tüm ülkenin saygısını kazandılar. Ama sen Dük Ming... Senin ne niteliğin var?!"

 

"Hayali Şeytan Kraliyet Ailesinin bir üyesi olarak Şeytan İmparatorun lütfunu kazandın. Doğduğundan beri asil statüsüne sahiptin ve ülkenin sunabileceği en iyi imkanlara sahiptin. Ama minnettar ve sadık olmak yerine kalbinde böyle kötü niyetler barındırdın! Ülkenin kalbine kurtları davet ettin ve tüm ülkeyi büyük bir krize maruz bıraktın. Şehrin kaos içine girmesine neden oldun ve önceki Şeytan İmparator ile Küçük Şeytan İmparatorun ölümüne sebep oldun. İmparatoriçe de senin yüzünden neredeyse ovada ölüyordu... Ülkeye hizmet etmek yerine kriz üzerine krize sebep oldun! Şeytan İmparator Klanının ülkeyi birleştirmek gibi büyük bir erdemi varken sen, Dük Ming, sadece iğrenç ve art niyetli hareketlerde bulundun! Yani ne hakla kendini Şeytan İmparator klanı ile kıyaslıyorsun? Sen kıyaslama yapacak utanmazlığa nasıl sahip olabilirsin?!"

 

"Şeytan İmparator klanı on bin yıl boyunca göğün altındaki her şeye barış içinde hükmetti. Ama sen, bu iğrenç komplon başarılı olsaydı bile gerçekler bir gün açığa çıkacaktı ve o gün geldiğinde ülkedeki kişilerin nefretinin altında yok edilecektin ve sen yok edilen sonuncu kişi de olmayacaktın!"

 

"Üstelik, senin asil baban, büyükbaban ve klanının tüm o ataları, senin o sözde 'hırsına' karşı nasıl bakarlardı? Onların gurur duyacağını mı sanıyorsun? Hayır!! Onlar sadece acı, üzüntü, tiksinme ve kızgınlık duyacaklar! Evet, kızgınlık! Cennetten inerek seni öldüremedikleri için kendilerine kızacaklar! Çünkü sen onların görkemlerini utanca dönüştürerek klanınızın tarihinin kara bir leke haline gelmesine sebep oldun..."

 

"Sessizlik!!"

 

Yenilgisine rağmen yüzünde sakin bir ifade taşıyan Dük Ming o anda kızgınlık ve nefret dolu boğuk bir haykırış atmadan edemedi. Yüzü bozuldu ve önceden sakin olan gözleri yoğun duygular ile dalgalandı. Bu dünyadaki en keskin bıçaklar, kalbi delen kelimelerdi! Yun Che'nin söylediği her bir söz en keskin iğneler gibi şiddetle onun en hassas noktalarına saplanmıştı. Bu onun hiçbir şeyi umursamamasını sağlayan boyun eğmez ve kararlı tutumunu tamamen delik deşik etmişti.

 

O sonunda Yun Che'nin sözlerinin keskinliğini bizzat tatmıştı... Ve sonunda neden oğlu Dük Huai'nin bu kişi tarafından dikkatinin dağıtılmasına öfkelenmesinin yanı sıra kalbinde de bu kişinin gölgesinin kaybolmadığını anlamıştı.

 

"Oh! Utancın öfkelenmene mi sebep oluyor?" Dük Ming'in öfkeliyken yaydığı aura kıyaslanamayacak kadar şok ediciydi, ama nasıl olur da Yun Che bundan korkardı? Sinsice gülümsedi ve devam etti: "Kazananlar kral olurken kaybedenler haydut mu olur? Hayır, hayır, hayır. Bu hırslı ve merhametsiz kişiler için söylenen bir şey, bu sana tamamen uymuyor. Çünkü şu anki sen evrensel bir küçümseme ve tacize maruz kalmak üzere olan sahipsiz bir köpeksin!"

 

Dük Ming'in bedeni titremeye başladı: "Bu Dük... Seni öldürecek!!"



-------------------ÇEVİRME NOTU----------

 

Dil güzel silah. Çat çut yerine sokuyor tüm her şeyi.

 

Ming neler yapacak? Yun Che'ye neler olacak? KŞİ duruma el atacak mı? Neler yaşanacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 679

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 620

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 174

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14081 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18838 Bölüm Sayısı


creator
manga tr