Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Against The God - Bölüm 364: Evlilik Tarihi


 

 

Çevirmen: Useless | Düzenleyen:TuRaN

 

"Baba, neden... Neden bir anda bundan bahsediyorsun?" Cang Wanhe'nin sözleri bir an için Cang Yue'nin şaşkınlık geçirmesin neden oldu. Cang Wanhe'nin kıyafetlerini çekiştirirken ifadesinin yarısı endişe ile doluydu... Ancak gözleri ile hızlı bir şekilde Yun Che'ye bakıp ne kadar uğraşsa da saklayamadığı beklentisini ortaya çıkardı. 

 

(Ç.N: Bekleme lütfen bekleme seni sevmiyorum ben git öl geber işe yaramaz karakter.) 

 

Birisi aptal olmadığı sürece Cang Wanhe'nin sözlerindeki anlamı açıkça anlayabilirdi. O bunları söylediğinde Cang Yue hemen yanındaydı. Burada olduğu için de Yun Che kaçamak cevaplar veremeyecekti. Dudakları hareketlendi, bakışları hafifçe Cang Yue'nin gözleri ile buluştu ve ardından ciddi bir ifade ile konuştu. "Majesteleri, kıdemli kız kardeş ve ben birbirimizi seviyoruz ve bir keresinde ölümle yaşam deneyimi yaşayıp birbirimize hayat boyu tutacağımız bir söz verdik. Ancak o zamanlar Kıdemli Kız Kardeş Xueruo'nun aslında Prenses Cang Yue olduğunu bilmiyordum. Ben, Yun Che sadece sıradan bir aileye mensup biriyim. Kıdemli Kız kardeş bunu istedikten ve majesteleri önemsemedikten sonra bu hayatımda her şeyimi kullanarak kıdemli kız kardeşi koruyacak ve ona asla ihanet etmeyeceğim." 

 

(Ç.N: Yapma Che. Biliyorum dayanamıyorsun ama yapma.) 

 

"Küçük Kardeş Yun..." Cang Yue'nin dudakları titredi, güzel gözleri anında nemlendi. 

 

"Güzel! Hahahahah!" Cang Wanhe güçlü bir şekilde başıyla onayladı ve ardından kafasını kaldırırken yüksek sesle güldü. "Yun Che, senin söylediğin bu sözler gerçekten hayatımın en büyük endişesini yok etti. Kendi akrabaların için hiç tereddüt etmeden tüm Yanan Cennet Klanı’nı yok etmiştin. Bu nedenle de senin bağlara çok önem veren biri olduğunu biliyorum. Yue'er'i sana gönül rahatlığı ile verebilirim. Hahahahah..." 

 

Cang Wanhe kalpten bir şekilde yüksek sesle güldü. Yun Che'nin şu anki gücü her yönden Mavi Rüzgâr’ın zirvesine ulaşmıştı. Kılıç Azizi'ni yenmesi tüm tarikatları titretmiş ve kudretli Xiao Tarikatı’nın bile tereddüt etmeden uzak mesafeden gelmesini sağlamıştı. Eğer Cang Yue onunla evlenebilirse, Yun Che'nin yetenekleri, caydırıcı gücü ve sevdiklerine olan bağlılığı ile birlikte on bin kişiyi bile devirebilirdi. Ve tüm İmparatorluk Ailesi de sırf bu nedenle kıyaslanamayacak kadar güçlü hale gelebilirdi! 

 

Cang Wanhe'nin arkasındaki Dongfang Xiu da benzer bir şekilde gülümseyerek başıyla onaylıyordu. 

 

Cang Wanhe'nin kahkahaları sonunda durdu. Ardından, ifadesi değişti ve ciddi bir tonda konuştu. "Madem siz birbirinizi seviyorsunuz o zaman ortada bir problem yok. İki ay sonra bu senenin en elverişli günü olacak. O günde imparatorluk sarayında sizin düğününüzü yapacağız. Herhangi bir itirazınız var mı?" 

 

(Ç.N: Adam bozuk malı kakalayan satıcı gibi lan. Verip kurtulmaya çalışıyor resmen.) 

 

"Ah!" Cang Yue hassas bir haykırış attı. Babasının böyle bir konuyu gündeme getireceğini kesinlikle beklemiyordu. 

 

"Ah... Bu... Bu..." Yun Che'nin bir önsezisi olsa da iki ay sonraya tarih ayarlaması bir anlığına şaşırmasına neden olmuştu. "Bu biraz... Biraz... acele değil mi?..” 

 

"Acele mi? Nasıl acele olabilir?" Cang Wanhe bakış attı, sesi anında yükseldi. "Yue'er bu sen yirmi bir yaşında ve bu zamana kadar evlenmeliydi. Sen de bu sene on dokuzuna girdin ve şimdiye evlenmeliydin. Sarayda çalışan birçok kişi var iki aylık sürede bir düğün şöyle dursun on büyük evlilik bile ayarlanabilir. Bunun nesi acele?!" 

 

"Baba..." Cang Yue babasının elbisesinin kenarını çekiştirdi, başını alçalttı. Utangaç bir şekilde konuştu. "Bu mesele... Bu meselede... Babam biraz aceleci değil mi... Ayrıca Yun Che'nin üç sene önce evlendiği bir eşi var. Eğer bir kez daha evlenirse öncelikle..." 

 

"Doğal olarak bunu biliyorum!" Cang Wanhe elini salladı. "Bu günlerde o yaştaki hangi adamın üç dört karısı yok? Bu basitçe bir problem değil! Yun Che, bir erkek olarak on dokuz yaşında sadece tek bir karın olduğu için biz bile seni aşağı görüyoruz. Bu konuda ilerleme kaydetmesen bile büyükbabanı da..." 

 

(Ç.N: Yok artık. Adam kayserilerden bile beter çıktı.) 

 

"Büyükbabanı da" sözünü söylediğinde Cang Wanhe kendi kafasına vurdu. "Biz neredeyse böyle önemli bir şeyi unutuyorduk... Kardeş Xiao, ah, hayır, Kıdemli Xiao. Siz Yun Che'nin büyüğüsünüz, doğal olarak da bu düğün için önce sizin onayınız gerekiyor. Bu konuda... Ne düşünüyorsunuz?" 

 

Cang Wanhe onu "Kıdemli Xiao" olarak çağırmaya oldukça istekliydi. O, Cang Yue'nin babasıydı, Xiao Lie ise Yun Che'nin büyükbabasıydı. Eğer ikisi evlenirse; kıdemlilik açısından Xiao Lie gerçekten ondan büyük olacaktı. 

 

Bu mesele hakkında Xiao Lie'nin doğal olarak hiç şikâyeti yoktu. Torununun Mavi Rüzgâr İmparatorluk Sarayı’nın tek prensesi ile evlenmesi gibi bir olay, onun hayal bile etmeye cüret etmeyeceği bir şeydi. Ve ikisi açıkça birbirlerini çok seviyorlardı, yani nasıl olurda en ufak bir tereddüttü olabilirdi? Kıkırdadı. "Eş olarak ülkenin prensesini almak Yun Che'nin en büyük şansıdır. Doğal olarak hiçbir itirazım yok. Bu meseleye karar verecek olanlar siz, majesteleri ve bu iki küçüktür." Yun Che'ye döndü ve sakin bir tonda konuştu. "Che'er, madem sen ve Prenses Cang Yue zaten birbirinize söz verdiniz, o zaman erkenden evlenmekte sorun ne? Eğer zaman uygun değilse sadece söyle, majesteleri başka bir tarih ayarlayacaktır." 

 

Cennetsel Kılıç Villası’nın Kılıç Yönetim Terası’ndan ayrıldıktan sonra Yun Che, İmparatorluk Şehrine gitmiş, oradan Kar Bölgesi’ne geçmiş, oradan Yeni Ay Şehri ve Yüzen Bulut Şehri’ne gittikten sonra Mavi Ateş Bölgesi’ne gitmişti... Tüm bu süreç boyunca tek bir gün bile dinlenmemişti ve aynı zamanda "evlilik" kelimesini düşünecek zamanı yoktu. Cang Wanhe aniden bu meseleyi gündeme getirdiğinde içgüdüsel olarak düşüncelerde kaybolmuştu. Ancak kendini sakinleştirdikten sonra bunun mükemmel olacağını hissetmişti. 

 

Cang Yue'yi seviyordu ve bunun nedeni onun prenses olması değil kalbine habersizce yerleşen Kıdemli Kız Kardeş Xuerou olmasıydı. 

 

Ling'er'e layık olmadığını hissediyordu... 

 

Chu Yuechan'ı kaybetmişti... 

 

Şu an Cang Yue onun yanındayken onu sıkıca tutmak ve sonsuza kadar kendisine ait olmasını sağlamaya çalışmak kötü mü olurdu? 

 

O, Cang Yue'ye baktı ve Cang Yue de ona baktı. Gözlerinde huzursuzluk görebiliyordu... Ama bundan daha çok beklenti ve neşe vardı. Bilinçsizce gülümsedi ve yüzündeki düşük miktardaki dalgalanma tamamen kayboldu. Cang Wanhe'ye doğru eğildi ve kararlı bir şekilde konuştu. "Kıdemli Kız Kardeşi karım olarak almak aynı zamanda benim hayatımın isteği. Majestelerine bunu gerçekleştirdiği için teşekkür ederim. Her şey majestelerinin kararları doğrultusunda olacaktır." 

 

(Ç.N: HAYIRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR) 

 

"Güzel! Güzel! Güzel!" Cang üç kere güzel dedikten sonra kafasını kaldırdı ve kalbinden gelerek gülmeye başlarken gözlerinin kenarlarında göz yaşları ortaya çıkmaya başladı. 

 

O anda Yun Che dışarıdan düzensiz bir kaynak enerjisi yükselişi hissetti. Hemen ardından bu aura aniden havaya yükseldi ve inanılmaz bir hızla kuzeye doğru uçtu. 

 

Bu... Qingyue'nin aurası mı? 

 

Tüm bu zamandır dışarıda mıydı? O zaman tüm konuşmayı duydu... 

 

(Ç.N: Al işte gırdın gırdın. Pislik utanmaz arlanmaz Qingyue'mi yedirmem len sana! ) 

 

Dur bir dakika, onun gittiği yön ve artan hızı... Açıkça İmparatorluk Sarayı’ndan ayrılıyor! 

 

"Acele edin ve tüm dünyaya Prenses Cang Yue'nin iki ay içinde Yun Che ile evleneceğini bildirin! Hızlı bir şekilde davetiyeleri hazırlayıp tüm dünyayı davet edin..." 

 

Cang Wanhe'nin kükremesi sarayda yankılandı ve patlayan bir kazan gibi sessiz saray bir anda sesli hale geldi. Ancak Xia Qingyue hiçbir şey demeden gitmişti... 

 

—————————————— 

 

Habersizce iki ay geçti. 

 

Mavi Rüzgâr İmparatorluğu bu iki ay içinde sakin değildi ve bunun tek bir nedeni vardı... Prenses Cang Yue ile Yun Che'nin düğünü. 

 

Normalde bir prensesin evliliği ülkenin yarısının kutladığı bir etkinlik olsa da bu sadece halk arasında sınırlıydı ve tarikatlarla ilgisinin olmadığı söylenebilirdi. Ancak evleneceği işinin Yun Che oluşu işleri tamamen değiştiriyordu. 

 

Sadece on dokuz yaşında Yanan Cennet Klanı’nı yok etmiş ve Ling Tianni'yi ağır yaralamış biri olarak geleceği öngörülemezdi. Hiç şüphesiz ona hayranlık duyup ilahlaştıran sayısız insan olduğu gibi ondan korkan ve titreyen sayısız insan da vardı. Bu da onun evlilik günü olduğundan kendilerini göstermek için onlara bir fırsat oluşturmuştu. Sadece orada olup en ufak bir izlenim bile oluşturabilirlerse bu yine de kıyaslanamayacak kadar büyük bir fayda sağlayacaktı. Diğer taraftan, başka tarikatlar gider ve kendileri gitmezse bu hiç şüphesiz bir saygısızlık olacaktı. Yun Che yapacağını söylediği gibi Yanan Cennet Klanı’nı yok etmiş birisiyken ona saygısız yapıldığında kendi tarikatlarını da yok etmek onun için çocuk oyuncağı olurdu. 

 

Bu nedenle de küçük ve büyük olmalarını önemsemeyen tüm tarikatlar davetiye alıp almadıklarına bakmaksızın hazırlıklara başlamış ve Yun Che'yi memnun edecek hediyeler bulmak için beyinlerini çalıştırmaya başlamışlardı. En iyisi onun dikkat edeceği bir tebrik hediyesi olacaktı ve bunun için de her mevsim çeşitli büyük şehirlerin açık arttırmaları kullanılmaya başlanmıştı. Ve Siyah Ay Tüccar Loncası’nda bazı değeri oldukça yüksek hazineler ortaya çıktığında çeşitli büyük tarikatlar bunu fark ettikleri an oraya gitmişlerdi... Bu nedenle de küçük ve büyük tarikatlar arasında birçok savaş olmuştu. 

 

Zarif Rüzgâr Şehri Mavi Rüzgâr’ın batısında yer alıyordu ve Mavi Rüzgâr İmparatorluğu’nda ki birkaç büyük ana şehirden biriydi. 

 

Şu anda Zarif Rüzgâr Şehri’nin içindeki bir handa birkaç kişi kendi masalarında sohbet ediyordu. 

 

"Üç gün sonra Prenses Cang Yue ve Yun Che'nin büyük düğün günü. Bu sefer tarikatımız birçok şey yapmasına rağmen sadece üç bin yıllık Kan Ginseng'i bulabildi ama şimdi orada olup olmamamız gerektiğini bilmiyoruz." Orta yaşlı bir uygulayıcı şarabını içerken konuştu. Her ne kadar sesi mesafeli olsa da yüzünde açıkça bir memnuniyetlik bakışı parlamıştı. Kan Ginseng'i zaten değerliyken üç bin yıllık bir Kan Ginseng'i doğal olarak çok daha paha biçilemez bir hazineydi. 

 

"Tarikat Lideri Hua çok mütevazı, bizim tarikatımız sadece üç parça Ejderha Damgalı Mor Yeşim bulabildi. Zamanı geldiğinde onları çıkarmaya utanacağımdan korkuyorum. "Başka bir orta yaşlı adam 'utanmış' bir yüzle konuştu. 

 

Aynı masadaki başka bir kişi konuştu. "Bu sefer, bu Li göze çarpan bir tebrik hediyesi bulamadı. İki Tarikat Lideri ile kıyaslandığında bu gerçekten bahsetmeye değmez. Ancak bu Li, yanında kızını getirdi. Heheh, hehehehe..." 

 

Kahkahasını attığı zaman nasıl olur da diğer iki kişi onun niyetini anlamayabilirdi? Onlar bir anda birbiri ardına burnundan soludu. "Bir bal tuzağı mı kullanmayı deneyeceksin? Unut bunu! Yun Che'nin ilk karısı, geçmiş yıllardaki Chu Yuechan'dan daha kötü olmayan cennetsel bir peri olacak kadar güzel Xia Qingyue. Şu an o Mavi Rüzgâr İmparatorluğu’nda ki en güzel kişi olarak kabul ediliyor ve hamile bıraktığı Chu Yuechan'dan bahsetmeye gerek bile yok. Prenses Cang Yue’nin de zarif bir güzelliği var ve buna ek olarak kimliği ile birlikte kıyaslanamayacak kadar soylu biri. Gerçekten kızına bakacağını düşünüyor musun? Seni sarsmak istemiyorum ama korkarım ki tek bir bakış bile atmayacak... heheh." 

 

Ancak Li soyadına sahip uygulayıcı biraz bile kızmadı ve daralttığı gözleri ile konuştu. "Görünüşe göre siz çok bilgilenmemişsiniz. İki ay önce Xiao Tarikatı’nın Ana Büyüğü Xiao Boyun'un on altı yaşında, bir çiçek kadar güzel olan üç kızı tebrik hediyesi olarak Yun Che'ye bizzat verdiğini duydum... Heheh, ve Yun Che onların hepsini kabul etmiş. O şu anda yirmi yaşında bile değil ve bu zaman dilimi erkeklerin en aceleci olduğu zamandır. Bu yaştaki insanlar hiç yanlarında çok kadının olmasından hoşnutsuz olur mu? Kızımın güzelliği Xia Qingyue ile kıyaslanamayacak olsa da yine de her on binde bir çıkan bir güzelliğe sahip. Eğer Yun Che'nin ilgisini çekerse onun hizmetçisi veya cariyesi olması önemli olmaz, her türlü kazanç sağlar ve bu olduğunda bizim Yeşim Parçalayan Tarikatımıza kimin bir şey diyebileceğini gerçekten merak ediyorum." 

 

Bu sözler dinleyen iki kişinin ifadelerinin değişmesine neden olup onları cansızlaştırdı. Dudakları titredi ve güzel kızlar doğurtamadıkları için kendilerinden nefret ettiler. 

 

(Ç.N: Yok artık aoısfhaıufhasfas) 

 

O anda dört kişilik bir grup hana girdi. Onların adımları yavaştı, bakışları kibirliydi ve her biri sanki tüm yaşayan canlılara tepeden bakıyor gibiydi. 

 

Handa İmparatorluk Şehri’ne gitmek için yola çıkmış birçok tarikat lideri sınıfı insan vardı. Onların bakışları ve davranışları bu kişilerin hoşnutsuz olmasına neden olmuştu. Dört kişi tek boş masaya doğru ilerledi ve oturmadan önce altın yaldızlı bir davetiye kartı bir 'pa' sesiyle birlikte masaya vurdu. Dört kişinin ifadeleri daha da kibirli hale geldi. 

 

Davetiye kartını gören tüm han sessizleşti. Sadece birkaç kişi ona doğrudan bakıyordu ve nefeslerini o an için tutmuşlardı. 

 

"Bu bir davetiye kartı!" 

 

"Bunu gördüm... Sessiz konuş, güç olarak en üstte olan yüz tarikat davetiye kartına sahip, onlar bizim gücendireceğimiz kişiler değil." 

 

"Haah, büyük tarikatlar gerçekten iyi şeylere sahip. Büyük ihtimalle davetiyesi olmayan bizler yan salona bile giremeyecek." 

 

"Onları tanıyorum! Onlar Demir Avuç Tarikatı! Yeşil elbise giyen kişi Demir Avuç Tarikatı’nın lideri! Söylentilere göre onun kaynak gücü Beşinci Seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde. Onlar kuzeyi yöneten üç tarikattan biri. Geçmiş Sıralama Turnuvasında yirmi yedinci olmuşlardı!" 

 

(Ç.N: Kardeş gbt falan da sorgulasaydın. Veya sen dedektif olsana ya. Adamdaki bilgiye bak. Yirmi yedinci olmuşlardı dedi lan. 2 sene geçti amk.) 

 

Demir Avuç Tarikatı davetiyesini ortaya çıkardığında tüm han yoğun bir şekilde sessizleşti. Daha önceki neşeli konuşmalar anında yumuşak fısıldamalara dönüştü. Dört kişi sessizce oturdu, üst düzey bakışlarını kullanarak çevrelerindeki insanların yüzlerine kibirlice baktılar. 

 

"Gülünç. O seviyedeki bir güç ile Sıralama Turnuvasında yirmi yedinci mi olmuşlar? Haha... Bir şaka duymuş olamam, değil mi?" 

 

Hanın köşesinde demode bir masada üç kişi oturuyordu. Ortadaki genç adam yirmili yaşlarda gözüküyordu, bir qilin cübbesi giyiyordu, gözleri keskindi ve olağanüstü hatlara sahip olan bu gencin bağlanmış saçı bir koyu kırmızılık taşıyordu. Ellerindeki şarap kadehi ile oynarken yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Konuşan kişi de oydu. Sesi kesinlikle yumuşak değildi ancak hanın içindeki kişilerden tek bir tanesi bile onu duyamamıştı. Sanki onun sesi gizli bir bariyer tarafından izole edilmiş gibiydi. 

 

Onunla aynı masayı paylaşan iki büyük elli, altmış yaşlarında gözüküyordu. Birisi siyah cübbe giyerken diğeri kırmızı bir cübbe giyiyordu. Bakışları görülemeyen bir gururluluk taşıyordu. Siyah cübbeli büyük hafifçe konuştu. "Ekselansları, şok olmanıza gerek yok. Mavi Rüzgar İmparatorluğu’nda, Ruhsal Kaynak Uygulayıcıları uzman olarak görülüyor, Yeryüzü Kaynak Uygulayıcıları eğitmen olarak görev yapıyor, Gökyüzü Kaynak Uygulayıcıları binlerce kişinin saygı duyduğu ustalar oluyor ve Gökyüzü Kaynak Alemi’nin üst seviyelerindeki insanlar neredeyse dokunulmaz olarak görülüyor. Tahtlar bir anka tüyü kadar nadir ve Dört Büyük Tarikat haricinde bir Taht'a sahip kimse yok. Bu tarikatın lideri Beşinci Seviye Gökyüzü Kaynak Alemi’nde; Mavi Rüzgar İmparatorluğu’nda onlar birinci sınıf tarikat olarak kabul ediliyor. 

----------ÇEVİRMEN NOTU------------- 

Normalde 2 bölüm atacaktık ama 2. bölümü çeviren arkadaşın acil işi çıkmış o yüzden sizden özür diliyor. Yarın atacakmışız 2 bölümü. Ama size bir sır vereyim. 2 bölüm atınca diğer bölümün sonu çok seksi olacaktı benim için. Tam böyle bitirmelik ibnece falan. Şimdi orada kalmayacak sizin açınızdan güzel olacak bu. Şans bu sefer sizin yanınızda :D 

Konuşan kişiler kim? Handa neler yaşanacak? Düğünde neler olacak? Yun Che hangi hediyeler ile ilgilenecek? Yun Che kızları neden kabul etti? Xia Qingyue neler yapacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin.  

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1252

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 698

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 651

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 634

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 367

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15293 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 20408 Bölüm Sayısı


creator
manga tr